Bu hayatta tanıdığım en güzel insanlardan birini kaybettik. Sırrı abi birçok konuda bizim vicdanımızdı. Beraber çalıştığımız zaman diliminde ondan sevgiyi, paylaşmayı, mizahı ve en önemlisi unutulmaya yüz tutmuş vicdanlı insan olmayı öğrendik. İyi ki seni tanıdım...Güle güle abi
#DEPREM BÖLGESİNDE İNŞAATİŞÇİLERİ NEDEN ÖLÜYOR?
@isigmeclisi raporunda yeralan ‘deprem bölgesindeki inşaatlarda enaz 169işçinin ölümünü’ inşaat sendikaları vebölgedeki inşaatişçilerine sordum
Neler oluyor?Devlet eliyle yapılan inşaatlarda bunca insan nasıl ve neden ölüyor?
FLOOD
#BOLU#KARTALKAYA YANGININI ÖNLEMENİN BİR YOLU DAHA VARDI
Her güne yeni bir gündem ya da faciayla uyandığımız bu ülkede, söyleyeceğiniz her sözün ömrü saatlerle ölçülür; biliyorum ama tarihe not düşmek adına önemli bir noktayı anlatmak istiyorum.
#kartalkayayangın
(FLOOD)
“ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne
ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu”
demiş Hasan Hüseyin…
Böyle bitmeyiz yani!
Gezi direnişi iktidarın yargısı açısından kullanışlı bir sopaya dönüştü. Ayşe Barım ve önemli menajerler, yapımcılar hakkında başlayan soruşturmayla ve işin magazinleştirilmesiyle ilgili herkes fikrini açıktan ve yüksek sesle söyleyince, konuşmaya korkmalarını sağlayacak ve hatta Ayşe Barım’ın en yakınındakileri dahi tepki göstermek konusunda defalarca düşünmeye zorlayacak bir “sebep” bulundu. “Gezi Direnişi’ni organize etmek, oyuncuları katılmaya teşvik etmek, M.A Alabora, Ç. Mater, O. Kavala ile 12 yıl önce konuşmuş olmak vb.”
Gezi’yi kimsenin organize etmediğini, edemeyeceğini iktidar da biliyor elbette, Hiç kimsenin, bir direnişe sırf menajeri istediği için katılmayacağını da… Tekelleşme meselesini açtıklarında iktidarın kalemşörlerinin hedefinin şeffaflık ve hakkaniyet olmadığını hepimiz biliyorduk. Bu bir para ve güç savaşı. İktidar domine ettiği alanı doyurucu bulmuyor. Trt’de, Atv’de, Tabii’de tekel olmak iktidara ve avanelerine yetmiyor.
İstiyorlar ki herkes
(Ayşe Barım’ın oyuncusu olan bir kaç kişiyle kendileri de çalışabilmelerine rağmen)
sorgusuz sualsiz kendileriyle çalışsın, para sadece kendilerine aksın, yurtdışı satışı garanti oyuncular ellerinin altında olsun. Gezi Direnişi’ni sopa olarak kullanarak buna tepki gösterme ihtimali olan herkesin önünü kesmek amaçlanacak. O yüzden asıl şimdi güçlü bir ses çıkarmak lazım. Asıl şimdi tehditlerinize boyun eğmeyeceğiz demek lazım. Her şeye yetkili ama hiçbir şeyde sorumluluk almayan iktidarın gözümüzü korkutma çabaları vız gelir tırıs gider.
Gezi milyonlarca insanın katıldığı onurlu bir halk hareketidir. İktidar da Gezi Direnişi’nin halkın kendilerine karşı gösterdiğini en büyük tepki olduğu gerçeğiyle yaşayacak. Hoşuna gitmeyenler ağlayarak günlüğüne yazabilir.
Hepimiz Gezi’deydik. Hayatımızın sonuna kadar da gururla söyleyeceğiz.
Soma davasında madencileri savunan Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay'ın cezaevinde olduğunu ve maden sahiplerinin serbestçe dolaştıklarını, 76 can için sorumlular cezalandırılacak diyen AKP lilere hatırlatmak istedim..
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya:
"Oteli denetleme sorumluluğunun Bolu Belediyesi’ne mi Kültür ve Turizm Bakanlığına mı ait olduğu 10 gün içinde ortaya çıkacak."
https://t.co/cATEeFMKlk
şimdi…
haberi okuyup ülkenin geldiği noktaya vahlanmakla kalmayalım.
etik olanı ve şu an ne yapılması gerektiğini hatırlayalım:
1- denetleyici kurumların bürokratları (ve dahi hiçbir bürokrat) şirketlerden/iş dünyasından bir çöp bile hediye alamaz. çaylarını bile içmez, içemez!
2-devlet halkındır, onu çiğneyemez!
3-BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın görevden alınmalıdır. Konu ayrıca yargıya taşınmalıdır.
4-titri nedeniyle kendisini tanıyan iş dünyasından aldığı tüm hediyeleri iade etmesi sağlanmalıdır.
5-düğüne katılan BDDK başkanı ve milletvekilleri, davetlilerden haberdar olup olmadıkları ve düğünü neden terk etmedikleri konusunda hesap vermelidir.
6-Aydın’ın ve BDDK yönetiminin tamamının iş dünyası ile ilişkileri soruşturmalıdır.