“Tengo que tomar una importante decisión, o llego a un acuerdo o aniquilaré a Irán rápidamente, los hundiré en el infierno sin posibilidad de supervivencia ni esperanza para generaciones venideras, terminará tan rápido que le darán vueltas la cabeza".
El genocida Trump amenazó a Irán con "aniquilarla rápidamente sin posibilidad de supervivencia" delante de todas las Naciones Unidas, ni Hitler se atrevió a tanto.
Si esto lo dijese un presidente de Rusia o China contra alguno de los países europeos, estarían los medios de comunicación occidentales chillando despavoridos y llamando a la población a construir búnkeres... pero como es EEUU y Trump, no pasa nada.
İsveçli bir adam, 1800'lü yıllardan kalma bir aile İncil'inden Filistin ve Yahudiler hakkındaki bölümü okuyor :
“Burada Filistin diye bir yer var ama İsrail yok.
Metinde Yahudilerin düzenlerini bozdukları ve Baal'a taptıkları için Tanrı'nın öfkelendiği yazıyor."
Dünya lideri böyle olur. Hem ABD yi savaşta perişan edeceksin,hemde ABD deki BMM toplantısına katılıp büyük şeytana yuvasında meydan okuyacaksın !
Birileride şiirle romantik aşk yaşayacak !
لأول مرة على لسان زعيم عربي في الأمم المتحدة.. ملك الأردن يكسر الصمت تجاه إسرائيل!
الملك عبد الله الثاني:
"لا ينبغي لأحد في هذه الجمعية أن يظن أن أطماع ستتوقف عند فلسطين. إن شهية هذه الحكومة الإسرائيلية للتوسع أصبحت الآن تهديدًا إقليميًا. وسوريا اليوم هي التحذير الذي يختار المجتمع الدولي ألّا يراه.
توغلات متكررة، وتوسع إقليمي تدريجي، وفرض وقائع جديدة على الأرض، بما في ذلك حول مصادر المياه الحيوية. خطوة محسوبة تلو الأخرى، تختبر إسرائيل إلى أي مدى يمكنها أن تذهب. وفي كل مرة يغضّ فيها المجتمع الدولي الطرف، تتعلم إسرائيل أنها تستطيع الذهاب أبعد، متجاوزة الحدود والقيود القانونية."
Diyarbakır'da İngiliz Konsolos Yard. olan Ermeni
T.Mıgırdiçyan, Amerikan Başkanına hazırlamış olduğu
raporda;
hangi Ermeni cemaatinin hangi Kürt aşiretinin
adını aldığını, hangi köylerde oturduklarını yazmıştı.
PKK mensupları da bu köylerden çıkıyor."
Yusuf Halaçoğlu
Gerek tarihsel süreçte gerek günümüzde Müslüman toplumlarda yaşanan temel sorun, özellikle kamu gücü kullanılarak icra edilen kötülüğün “meşrulaştırılması”, yani dini bir temele dayandırılmasıdır. Bu bağlamda diğer bir sorun, kötülükle yüzleşmekten imtina edilmesidir.
Kötülüğe “dil ile karşı çıkamamak” söz konusu olamaz. İnsan, kötülük karşısında sessiz kalamaz. Zorunluluk, sürekli değil, arızi bir durumdur. Kötülüğü düzeltemeyebiliriz. Ancak kötülüğe kötülük diyememek, insan onuruyla bağdaşan bir durum değildir. İlahi Öğretinin temel ilkesi, kötülüğü reddetmektir.
Geçen sene İsviçre'de yediğim trafik cezası için Ziraat Bankası'ndan ceza tutarı olan 127 euro'yu banka aracılığıyla gönderdim, Ziraat Bankası benden bir sürü evrak istedi bu para niye gidiyor, sebebi ne diye. Ponzi foncular 1.7 milyar TL para yollamış kimse bu nedir diye sormamış.
Özellikle Sabah ve Yeni Şafak’ın fon skandalını gizleme sebebi daha çok “duygusal.”
🔴 Çünkü Sabah’ın ekonomi yazarı Kerem Alkin, Tera’nın yönetim kurulu üyesi.
🔴 Çünkü Yeni Şafak’ın yazarı Şafak Kavcıoğlu, hem Tera hem de Hedef Holding’e yatırım bankası olarak faaliyet izni verdi.
Gözde GülBudak;
"Önce fiyatı kırıp bizi topraktan soğutacaklar, sonra da yoksulluk dayatarak topraklarımızı elimizden alacaklar”
Gülbudak: “Osmanlı’dan kalan borcun üçte biri, bu toprakların fındık ihracatıyla ödendi. Fındık, bu milletin belini doğrultan en büyük güçtür”
ÖĞRETMENİ YALNIZ BIRAKTILAR: ŞİMDİ SİLAH OKULUN KAPISINDA
Yirmi yıldır adım adım hazırlandı bu sahne.
Önce müfredat bozuldu.
Sonra öğretmenin sınıftaki saygınlığı ve otoritesi sıfırlandı.
Ardından akıllı telefon girdi sınıfa;
TikTok’u, Discord’u, Telegram’ı peşine takarak.
Şiddet ekranda bir eğlenceye, tehdit bir oyuna, suç ise ergenler için dijital bir statüye dönüştü.
Ve sonunda yıllarca Amerika’dan izlediğimiz o kâbus Türkiye’nin kapısını çaldı:
Okul baskınları (School shooting).
2004: Çöküşün Temeli Atıldı
AK Parti iktidarının ikinci yılında, 2004’te pilot olarak başlatılıp 2005’te tüm ülkeye dayatılan "öğrenci merkezli, yapılandırmacı" eğitim modeli bir reform değil, otoritenin tasfiyesiydi.
Eski sistem kusursuz değildi; ezbercilik vardı, baskı vardı. Değişmeliydi. Ama bir uçtan kaçarken diğer uçta uçuruma yuvarlandık.
"Baskıyı bitiriyoruz" palavrasıyla sınıfta asgari disiplin darmadağın edildi. Öğretmen değersizleştirildi, eli kolu bağlandı. Öğretmeniyle alay eden, dersi sabote eden, öğretmenini kameraya çekip sosyal medyada madara eden ve nihayet öğretmeni öldüren bir ergen profili türedi.
Hükümet ne yaptı? 2024’te Öğretmenlik Mesleği Kanunu’yla öğretmene şiddetin cezasını güya artırdı. Ama sistemi 20 yıldır yöneten de aynı hükümet, felaketi izleyen de.
Sınıfın otoritesi çökerken, çocuklar sahipsiz kaldı. Karşımıza "C31K" (Cehennemin 31. Katı) gibi Telegram ve Discord bataklıkları çıktı.
Bu bataklıkta 14–16 yaşındaki çocuklar birbirine şantaj yapıyor, şiddet videolarıyla puan topluyor, suçu oyuna çeviriyor. Birbirini tanımayan çocuklar, dijital odalarda birbirine cinayet cesareti veriyor.
Peki hükümetin adalet sistemi ne yapıyor?
Bu çocukları yakalıyor; 14-15 yaşında diye "çocuk mahkemesi", "yaş indirimi", "adli kontrol" veya "ev hapsi" diyerek salıveriyor.
Mevcut ceza sistemi bu caniler için bir caydırıcı değil, adeta bir ödüldür.
Karakola gitmek, ceza almadan çıkmak o dijital çetelerin gözünde bir "itibar", bir "zafer madalyası"na dönüşüyor.
"Nasıl olsa yaşım küçük, bir şey yapamazlar" pervasızlığı tetiği çektiriyor.
Planlayarak, hedef gözeterek okul basan, can alan birine "çocuktur, affedelim" mantığıyla yaklaşamazsınız.
Canice, kasten okul basıp katliam yapanlara ve bunu teşvik edenlere, adam tehdit edenlere karşı yaş indirimleri derhal çöpe atılmalıdır.
Hatta toplumun vicdanını rahatlatacak, bu vahşeti kökünden kesecek en radikal adımlar—gerekirse bu tür planlı katliamlar için idam cezası dahil en ağır yaptırımlar—tartışmasız şekilde masaya getirilmelidir.
Suçun yaşı yoktur!
Tablo ortada:
* 2007 (Adıyaman): 14 yaşındaki öğrenci müdürüne kızıp pompalı tüfekle okula geldi; ateş etmeden durduruldu.
* 2023 (Şanlıurfa): 16 yaşındaki çocuk okula tüfekle gelip hedef gözetmeksizin ateş açtı; 3 yaralı.
* 14 Nisan 2026 (Siverek): Eski öğrenci silahla okul bastı; 16 yaralı.
* 15 Nisan 2026 (Kahramanmaraş): 14 yaşındaki öğrenci silahlarla sınıfları taradı; öğretmen ve öğrenciler hayatını kaybetti.
* 22 Eylül 2026 (Manisa / Turgutlu): İnci Üzmez MTAL önünde 15 yaşındaki öğrenci av tüfeğiyle ateş açtı; 11 yaralı, 2’sinin durumu ağır.
Sorumlu Kim?
Bugün Manisa Turgutlu'daki saldırının ardında ne çıkarsa çıksın, büyük resmi değiştiremez.
Öğretmenin itibarını yok eden, okullarda disiplini bitiren, internet çetelerine karşı köklü ve kalıcı irade koyamayan, ceza yasalarını caydırıcılıktan uzaklaştırıp suçlular için tatil köyüne çeviren bu sistemin birinci dereceden sorumlusu hükümettir.
Olay olduktan sonra okula müfettiş yollamak, taziye mesajı yayımlamak devlet adamlığı değildir.
Asıl görev, o silah eline alınmadan önce otoriteyi, caydırıcı hukuku ve okul güvenliğini tesis etmektir.
2 işçi, sıfır inek, milyarlık şirket!
28'lik AKP'linin en büyük vurgunu vurduğu Gündoğdu Gıda'da olanlar ibretlik.
Yönetimi Pusula'ya geçen şirketin Manisa'da peynir, tereyağı vb. üreten tesisi yılbaşında kapatıldı. Üretim bitirildi. Makinalar satıldı. İşçi sayısı 200'den 2'ye indi.
Sonra ne mi oldu?
Hisse fiyatı 1 yılda yüzde 4000 arttı. Şirketin değeri 103 milyar liraya çıktı, Arçelik'i, Otokar'ı ikiye katladı.
Buradan milyarlar kazandılar.
Aşı olmayana işyerleri kapandı.
Seyahat kapandı.
PCR’siz kapıdan geçilmedi.
Sonra onam formlarını uzattılar: imzala.
Sanki kendi kararındı.
Hasar çıkınca aynı formu çıkardılar:
“Sen kabul etmiştin.”
Bu kararda Türk Milletinin menfaatine olan hiç bir şey yok.
35-40 milyon Türk'ün yaşadığı İran'la aramızda tek bir düşmanlık yokken, sırf ABD'ye ve İsrail'e yaranmak için alınan bu karar, Türkiye adına utanç verici.
Bu hükümet, Türk Milletinin duygu ve düşüncelerini/milli iradeyi, zerre kadar temsil etmiyor artık.
Yazıklar olsun...
‼️Ben şahsen dün BM Genel kurulunda konuşan Sayın Cumhurbaşkanımızdan 23 Eylül Tripoliçe Katliamı'nı anmasını beklerdim, ama o sürekli Gazze'den bahsetti.
Yine bugün bir milletvekilinin çıkıp TBMM'ye MORA KATİAMI için önerge vermesini beklerim, ama katledilenler TÜRK olduğu için kimsenin umurunda değil.
#tarih #Tripoliçekatliamı #Tripoliçe #Mora #MoraSoykırımı #MoraKatliamı #çarşamba
"Nasreddin Hocan’nın eşeğine kayyum atandım" diye şaka yaptığı için hakkında soruşturma açılan Müfit Can Saçıntı'nın ifadesinden:
"Ben 'Nasreddin Hocan’nın eşeğine kayyum atandım' dedim. Bu cümlede muhattabım eşektir. Müşteki eşeği rencide ettiğimi mi düşünmektedir?"
Türkiye’nin Yemen’le bir askeri mücadelenin içinde olması milli menfaatlerimiz açısından ve de stratejik realite açısından da son derece yanlıştır.
ABD vassallığı bize yakışmaz
" Barış süreci" ya!
50 bin kişinin katili PKK terör örgütü yandaşları tutuklanmayacaklarından emin olarak "BİZ PKK'LIYIZ" diye açıkça haykırıyor
Oysa bu suç
Çünkü PKK,hala terör örgütleri listesinin en başında.
Terör örgütü yandaşlığı, halkı kin ve nefrete teşvik suç değil mi?
🇮🇷|"Israel kills and kills. But Iran is subject to sanctions. This is a true tragedy, which would make anyone hearing it laugh at best."
He said it at the UN. The irony is so thick you could choke on it.
Israel bombs hospitals. Israel bombs schools. Israel bombs universities. Israel kills 74,000 people in Gaza. Israel has nuclear weapons and refuses to sign the NPT. Israel refuses IAEA inspections.
And who gets sanctioned? Iran.
For what? For existing. For not bowing. For saying "no nuclear weapons" while Israel has hundreds.
"They kill, we are sanctioned."
This isn't justice. It's not even hypocrisy. Hypocrisy requires a pretense of principles. This is something more naked: the law of the bully. The strong do what they want. The weak suffer what they must. And if the weak refuse to be weak, they get punished for it.
"We are punished, those who are ill, innocent people, the poor, the least privileged in our society are the targets of these sanctions."
That's the point. That's always been the point. Sanctions aren't designed to change government behavior. They're designed to make life unbearable for ordinary people until they overthrow their own government. It's collective punishment. It's a siege. It's economic warfare.
And this is what the US seeks to do with all countries: sacrifice the population of a country to achieve illegitimate goals.
They did it to Iraq. Half a million children dead. Madeleine Albright said "we think the price is worth it."
They did it to Venezuela. They did it to Cuba. They did it to Syria. They're doing it to Iran.
They can't defeat Iran militarily. So they strangle its people.
But here's the thing: Iran has been under sanctions for 47 years. And it's still standing. Its missiles still fly. Its oil still flows to China. Its people still fill the streets. Its Supreme Leader's picture still goes up at the UN.
They can sanction. They can blockade. They can threaten. They can kill.
But they cannot make Iran bow.
That's the tragedy. For them.
#Iran #UNGA #Pezeshkian #Sanctions #Hypocrisy #Resistance
Geçen yıl Milli Eğitim Bakanı’nın çocuğunu devlet okulu ve imam hatibe değil koleje yolladığını haber yapmıştık.
Bu kolejin, giriş - çıkışları elektronik kartla yapılıyormuş. Sertifikalı güvenlik çalıştırıyorlarmış ve gece görüşlü kamera sistemi bile varmış.