Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin yatırdığı 163 milyon 46 bin lirayı, 5 ay sonra aldığı 2.17 milyar lirayı kuruşu kuruşuna ve İBAN’ı ile birlikte kim sızdırmış olabilir?
TERA tarafı, Fatma Betül Sayan Kaya ile ilk uyarı atışını yaptı.
Daha fazla yaklaşmayın yakarım diyorlar…
Her şey;
“PKK koşulsuz olarak silah bırakıyor” yalanıyla başlatıldı.
Narko-terör örgütü PKK için özel affa evet diyerek hem “terör” hem de “uyuşturucu baronu” olanların cezasız kalmasını sağlıyorsunuz.
#ZaferPartisi tüm organlarıyla HAYIR diyor!
Genel Başkanı’ndan üyelerine, seçmenine kadar!
Icardi ile devam etmeme kararını doğru buluyorum.
Icardi ile ayrılık sürecinin ise yanlışlarla dolu olduğunu düşünüyorum.
Icardi Galatasaray’daki dönemini sadece kazanılan başarılara olan büyük katkısıyla değil, kendi alameti farikası olan yıldız tozunu üfleyerek kulübün üzerindeki ölü toprağını yok etmesiyle unutulmaz kılmıştır.
Buna rağmen ayrılığının daha doğru olacağını düşünenlerin çoğunlukta olduğu kanaatindeyim.
Galatasaray’ın Başkanı ve Teknik Direktörü de bence bu görüşteydi.
Kafamı kurcalayan, bir türlü mantıklı açıklama getiremediğim konu ise Sn.Dursun Özbek’in bu konuyu tamamen kendi insiyatifine aldığını ilan edip Icardi’ye yeni bir sözleşme teklif etmiş olmasıdır.
Icardi’nin sahadaki görüntüsü, değişen yabancı kuralının getirdiği kısıtlama, camiada ve takım içinde Icardi ile alakalı baş gösteren huzursuzluk havası bu derece belirginken Başkan bunu neden yaptı?
Birçok Galatasaray muhabirinin defalarca dile getirdiği üzere “Icardi ile yolları ayıran Başkan olarak anılmak istememe” klişesi beni ikna etmiyor.
Sonuçta her ne kadar iki gün önce Okan Hoca’nın açıklamaları ayrılık sürecine katalizör olmuş gibi görülüyor da olsa Icardi ile ayrılık kararının dayanakları geçen sezon Icardi’nin ortaya koyduğu tavır ve performansla alakalıdır. Bunların sonucu olarak gelinen noktada Okan Buruk’un söylediği sözler değil.
Icardi’nin geçtiğimiz sezon ortaya koyduğu performans da tavır da Galatasaray’da devam etmesi için yeterli değilken bu “maskeli balo” gerçekten gerekli miydi?
Dört sezondur şahit olduğumuz “kayıkçı kavgaları” sanki bu ayrılık sürecine de iz bırakmış gibi…
Icardi ile yolları ayıran Başkan olarak anılmak istemeyen Sn.Dursun Özbek, her transfer kararında sürekli karşı karşıya geldiği ve kıyasıya mücadele halinde olduğu Okan Hoca’nın bir açıklaması ile pes ettiğine ve Icardi ile ayrılığa istemeye istemeye karar verdiğine inanmamızı bekliyorsa çok yanılıyor.
Galatasaray camiası da, Galatasaray’ın gerçek efsanesi Mauro Icardi de bu konuyla alakalı daha net ve daha açık bir süreci hak ettikleri halde ne yazık ki bu gerçekleşmemiştir.
Veda kararı her ne kadar gerekli hatta zorunlu dahi olsa süreç maalesef son derece yanlış ilerlemiştir.
Sezonun son maçında milyonları Galatasaraylı yapan adama hak ettiği vedayı yapmayı çok görenler, bu konuyu bile bir “strateji” haline getirenler stadı terk ettikten sonra Icardi sahaya dönmüş, takım arkadaşları ve yakınlarıyla son kez Ali SamiYen’in çimlerinde Galatasaray taraftarına boş tribünler önünde veda etmiştir.
Çok değil iki sene önce “samimiyet ve sevgi ile aşılamayacak engel yoktur” diyen ve hakettiği şekilde veda edilemeyen bir başka isim olan Erden Timur’la başlayan Icardi - Galatasaray hikayesi samimiyetten ve sevgiden çok uzakta bir “ maskeli balo ve onun sahte yüzleri” ile son buldu.
📅 TARİHTE BUGÜN | 08.07.1974
✍️ Kulübümüze futbolcu ve teknik direktör olarak hizmet ederek hafızalardan silinmeyecek başarılar kazandıran efsanemiz Fatih Terim; 52 yıl önce bugün Galatasaray’a ilk imzasını attı, gerisini tarih yazdı.
Yaşattığın sayısız mutluluk için teşekkürler İMPARATOR @fatihterim! 💛❤️
Kağıtlara atılan imzalar, şekiller ve görevler değişir ama gönlünüze işlenenler ömrünüz olur. İlk günkü söz, bugün 52 yıllık bir miras.
#KalbiminEnGüzelYerinde benimle, ömrüm ne kadarına daha yeterse…
-Okan Buruk’a açık mektup-
Sevgili Okan Buruk,
7 Temmuz’da 27.Şampiyonluk hedefi ile yeni sezona başlıyoruz.
Bu hedef gerçekleştirildiği takdirde Türk futbol tarihinde yeni bir ilk başarılmış olacak ve bu başarı en çok Galatasaray’a yakışacak.
Böyle bir başarının arifesine bizi getiren Teknik Direktör Okan Buruk bundan 26 yıl önce yine aynı günlerde bu sefer futbolcu olarak aynı başarının arifesinde 2000-2001 sezonuna başlamıştı.
Bir önceki sezonu Avrupa’dan iki kupa getirerek kapatmış olan Türk futbol tarihinin en iyi takımını durdurmak için her yolu denemekten geri durmayacak olan, benzer marifetlerini yine aynı gözü karalıkla icra ettikleri bir başka sezonda kendi ifadeleri ile “hız sınırını aşmış ve radara yakalanmış” ve neticesinde tarihlerine kara bir leke bulaştırmış olacak bir rakiple karşı karşıyaydı.
Dönemin Galatasaray Başkanı ve yönetimi her ne kadar çok büyük başarıların kazanıldığı bir dönemde görev almış da olsalar bu en önemli sezona başlarken takımın önemli isimlerinin ayrılmalarına engel olamamış hatta bazı ayrılıkların sebebi olmuşlardır.
Fatih Terim’in yerine Mircea Lucescu, ayrılan çok önemli oyuncuların yerine yine çok önemli oyuncular getirilmiş, Türkiye’deki en güçlü kadroya sahip olduğumuz gerçeği değişmemişti.
Ama bir gerçek de futbolculara verilen sözleri uzun zamandır tutamayan, asli görevlerini yerine getiremeyen yönetimle takım arasındaki bağların koptuğu, yöneticilerin bu ortamda bir de oyunculara karşı davranışlarındaki yanlışlar sebebiyle takımın ahenginin eskisi gibi olmadığı gerçeğiydi.
Bu ortamda en çok haksızlık yapılan, hatta kaybedilen şampiyonluğun sorumlusu olarak görülen futbolcu Okan Buruk Galatasaray terbiyesi gereği sessiz sedasız ayrıldı, ileriki yıllarda kendi tribünlerinden ona yöneltilen aşırı tepkilere rağmen gerçekte neler yaşandığını hiç anlatmadı.
Tarih kürsüsünden o günlere yakından tanıklık etmiş ve gerçekleri bilen bir Galatasaraylı olarak tam da 27. Şampiyonluğun arifesinde bunları hatırlatmak gerektiğini düşündüm.
Galatasaray tarihi çok büyük başarılara olduğu kadar bu başarıların ardından gelen ve tamamen iç çekişmelerden dolayı engel olunamayan tuhaf başarısızlıklara da şahitlik etmiştir.
26 yıl önce Galatasaray’da yaşanan buydu.
Bir de sahalardaki asker hakemlerin Galatasaray gollerini tereddütsüz kaldırdıkları bayraklarıyla iptal edişleri, Galatasaraylı futbolcuları ve tribünleri tahrik edecek tavırlar takınıp buldukları her fırsatta kullandıkları kartlarla sonuçlara Galatasaray’ın aleyhinde olacak şekilde etki ettiklerini de eklemem lazım.
Bu organize hikaye ligin finalinde Kadıköy’e gözlerini kapatıp görevini yapmaya çıkan hakem Orhan Erdemir’in utanç verici yönetimiyle taçlanmıştır.
O sezonun hikayesi “bir tanık” tarafından televizyonlarda en ince ayrıntısına kadar anlatılmış, dönemin Fenerbahçe futbolcusu Serhat Akın’ın ligin son maçı olan Samsunspor deplasmanında gelen şampiyonluğu kutladıkları sırada soyunma odasında Başkanlarının kendilerine “Fazla sevinmeyin, siz nasıl şampiyon olduğunuzu bilmiyorsunuz” dediği tarihe bir delil olarak bırakılmıştır.
Sevgili Hocam,
Dört kere üst üste şampiyon olan ve beşinci şampiyonluğu bu şartlar altında yaşayamamış olan futbolcu Okan Buruk bugün aynı başarının arifesinde Galatasaraylıların sevgilisi ve Teknik Direktörü Okan Buruk olarak bulunuyor.
Küçük bir çocuk olarak katıldığı Galatasaray ailesinin en sadık evlatlarından biri olarak bu senenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi bildiğinize hiç şüphem yok.
Galatasaray’daki iç çekişmelerin, futbol takımının transferleri, sevk ve idaresi ile alakalı Başkan ve yönetimle farklı görüşlerde olunmasından kaynaklanan “sessiz mücadelenin” Galatasaray’a yine zarar vermesine müsade etmeyin.
Adanmış hayatların umudu olan bu formayı hakettiği bu başarıya bu sefer kavuşturun.
Ne kendi içimizde yaşanacak olumsuluklara ne de yıllar önce izledikleri yoldan giderek yine aynı neticeyi bekleyecek olan rakibe fırsat vermeyin.
Allah yardımcınız olsun.
Ruhun, kazanmanın, en güzel hislerin ve düşmeyen standartların yeni formaları.
2026/2027 Galatasaray iç saha, deplasman ve alternatif formaları şimdi satışta 👇
https://t.co/tb5BAGHiz5
#BirlikteYazılanTarih