@NazmiyeYaman9 Bence kontrollü bir şekilde yalnız yollayabilirsiniz. Önceden bakkalla görüşüp, ve birisi uzaktan izleyerek tabi. Makul risk alarak gelişimine katkı sunabilirsiniz.
@la_ile_olmak@soLHaberSusmaz Genelde çay. Hikmet Kıvılcımlı'nın 1932'de Elazığ Cezaevi"nde yazdığı "İhtiyat Kuvvet Şark" kitabını öneriyorum Bardakçı'ya karşı. Pdf olarak internette var.
ile ilgili söyledikleri ilginç ve tartışmaya değer. Nazan hoca konforlu bir konumdan söz üreten biri değil, sözlerinin sorumluluğuna alan bir "organik entelektüeldir." Ödediği bedelin yakından tanığıyım. Linç saldırısına karşı Nazan hocanın yanındayım! @Nazanstnda@ahmetayvaa
Nazan hocanın söylediklerine verilen tepki faşistinden ulusal solcusuna sekülerlerin şeytan taşlama ayinine dönüştü. Kadın olmasının da bunda payı büyük. KÖH karşıtlığını kimliğe dönüştürmüş Kürt milliyetçileri için söylediklerine yüzde yüz katılıyorum. Batı epistemolojisi ++
Nazan hoca çok net konuşmuş aslında, Kürt halkının şehirleri bombalandı, aile boyu tutuklananlar var, arazileri ekolojik talanla yok edildi, yaylaya bile çıkmaları yasaklandı, hele 2015'te evlerin duvarlarına "Bodrum'da aşk başkadır" yazıldı, anlamak zor olmamalı. Diyalog ve temas yok asıl sorun bu gibi geliyor.
“Toplumsal hareketleri nasıl birleştirebiliriz?”
Hepimizin üzerinde yoğunlaşması gereken çok sahici bir soru?
Yası nasıl birleştirilebiliriz?
Sağlamcı, ırkçı, türcü, homofobik nefret dilini nasıl dönüştürebiliriz?
Kaygıları, korkuları nasıl birleştirebiliriz?
Öğretilmiş nefretten nasıl kurtulabiliriz?
Birbirimizi dinlemeye ne zaman başlayabiliriz?
Kalbinize sağlık Muzaffer hocam, çok doğru bir soru.🙏@Muzaffe13587281
Neyi Tartışıyoruz?
Programı gerçekleştiren ve yayın öncesinde 60’tan fazla akademisyenle görüşmüş bir gazeteci olarak, son birkaç gündür yayının içeriği kadar etrafında oluşan tartışmayı da yakından takip ediyorum. Karşımdaki tablo bana başka bir soru sorduruyor: Biz aslında neyi tartışıyoruz?
Yayınımızdan alınan bir kesit X’te milyonlarca görüntülenmeye ulaştı. Azımsanmayacak sayıda yorum ve alıntı yapıldı; konuklara katılan da oldu, sert eleştiren de. Buna karşılık aynı programın, TV yayını dışında, YouTube’daki tam kaydı yaklaşık 8 bin kez izlendi. Yani kesitin yarattığı görüntülenme ve tartışma ile yayının tamamına gösterilen ilgi arasında ciddi bir fark var.
Bu fark, gözlemlediğim başka bir durumla birleştiğinde daha anlamlı hale geliyor: Yayını izleyerek tartışmaya dahil olanları ayrı tutuyorum; ancak tartışmanın önemli bir kısmı programın bütünü üzerinden değil, dolaşıma giren birkaç dakikalık kesit üzerinden yürütülüyor.
Burada esas mesele Nazan Üstündağ’ın eleştirilmesi değil. Mesele, neyi eleştirdiğimizi ne kadar biliyoruz?
Bir konuşmanın tamamını dinlemeden, bir düşüncenin bütününe bakmadan birkaç cümlesini tartışıyorsak, aslında düşüncenin kendisini değil, onun sosyal medyada dolaşıma sokulmuş halini mahallenin gazına gelerek tartışıyoruz.
Bence üzerinde durmamız gereken asıl mesele bu.
Çünkü bugün kamusal tartışma giderek okumaktan tepki vermeye, anlamaya çalışmaktan pozisyon almaya doğru kayıyor. Bir konuşmanın tamamını dinlemek, bir makaleyi okumak veya karşı çıktığımız düşüncenin kavramsal zeminine bakmak yerine birkaç dakikalık görüntü üzerinden hızla hüküm veriyoruz.
Bu da entelektüel bir tartışma üretmekten çok, dar bir polemiğin içinde kalmamıza neden oluyor. Sonra dönüp “Peki, kim yeni ne söyledi?” diye baktığımızda, çoğu zaman kuru gürültüden başka pek bir şey kalmıyor.
Milyonların izlediği bir kesitin ait olduğu yayının tamamının birkaç bin izlenmede kalması, bu nedenle benim için yalnızca bir sosyal medya istatistiği değil. Çağın tartışma biçimine ilişkin önemli bir işaret. Artık kamusal tartışma çok açık şekilde, her mahallede giderek kaynağın bütününden koparak parçalar üzerinden yürütülüyor. Ya da “zaten onlar böyleler” bakış açısıyla.
Tartışmaya duyduğumuz ilgi, tartıştığımız şeyi anlamaya duyduğumuz ilgiden daha büyük hale geliyorsa, sorun artık yalnızca sosyal medya değildir. Herkes aynayı biraz kendi önüne koyup, hakikatle tartışmaya yönelmeli.
Mehmet Sait Yıldırım 75 yaşında ağır hasta tutsak ve 31 yıldır cezaevinde. Koşullu salıverilme hakkı 2025’te doğmasına rağmen İdare ve Gözlem Kurulu tarafından “iyi hâl” ve “pişmanlık” gerekçeleriyle tahliyesi üçüncü kezdir erteleniyor.
24 Ağustos’taki Kurul görüşmesinde yeniden pişmanlık dayatıldığı, görüşmenin gergin geçtiği ve tartışma yaşandığı avukatı tarafından aktarıldı. Yıldırım, görüşmenin hemen ardından kalp krizi geçirdi. Anjiyoda kalbine iki stent takıldı.
Mehmet Sait Yıldırım’ın yaşadıkları, İdare ve Gözlem Kurullarının neye dönüştüğünü bir kez daha gösteriyor. Mahkemenin verdiği cezanın üzerine “iyi hâl” ve “pişmanlık” gerekçeleriyle yeni cezalar ekleyen, tahliyeleri sürekli erteleyen bu kurullar fiilen ikinci mahkeme gibi çalışıyor.
İGK’lar mahkeme değildir. Mahkemenin verdiği cezayı keyfi değerlendirmelerle uzatamaz, mahpusların özgürlüğünü “pişmanlık” dayatmasına bağlayamaz. Yaşam ve sağlık hakkı, hiçbir kurulun keyfiyetine bırakılamaz.
İdare ve Gözlem Kurullarının bu hukuksuz uygulamalarına derhal son verilmelidir. Mehmet Sait Yıldırım derhal tahliye edilmelidir.
#MehmetSaitYıldırımaÖzgürlük
#HastaTutsaklaraÖzgürlük
Devrimci siyasetin sınandığı yer de tam burasıdır: İktidarın çizdiği siyasal ufkun ötesine geçebilmek.
"Eğer barış yalnızca devletin güvenlik sorununu çözmesinin adı olacaksa, mevcut rejimin başka araçlarla devamından söz ediyor olacağız. Ama silahlı çatışmanın sona ermesi, uzun süredir güvenlik siyaseti tarafından bastırılan toplumsal çelişkileri açık siyasal mücadelenin konusu hâline getirirse başka bir olasılık ortaya çıkar."
@ecehanb yazdı...
https://t.co/OvRW5M1WFU
Kaderde Taybet analar ölürken sesini bile çıkarmayanlardan Kürtlerin dostu nasıl olunur dersi almak varmış.
Barış Akademisyenlerinin, Kürtlerin barışa kavuşmasından rahatsız; minnet bekleyen benciller olduğunu okumak varmış.
Neyse, belki de aranan entelektüel böyle bişeydir.
Hayırlısı...
Herşeyi düşünürdüm de bizim için en büyük bedellerle ve onurla söylenmiş ve savunulmuş barış sözünün böyle paçavra edileceğini düşünmezdim.
Ortam yaratanlara selam olsun...
Sevgili eşimle kurduğumuz kar amacı gütmeyen küçük işletmemizde ihtiyaca yönelik projeler üretiyoruz. Arkamızda holdingler, fenomenler yok. Engelli çocuklar için tüm faaliyetleri Eşit Alan gönüllülerimizin desteğiyle hayata geçiriyoruz. #eşitalan#sosyalgirişim
Alparslan Kuytul şafak operasyonu ile alınmış. Sözleri nasa, fıkıha, sünnete, ahlaka, kanuna, anayasa mahkemesi kararlarına, TCK’ya, AİHM kararlarına aykırı değil. Hukuk fakülteleri kapatılmalı, boştaki 20.000 polis akademisi öğrencisi mahkemelere atanmalıdır. Hukuk bu rejime fazladır.
Sinan Gündoğdu'nun ardından;
Yıllara Yayılan Bir Yaşam Hakkı Mücadelesinin Özeti.
Kendisine tekrar Allah’tan rahmet; başta annesi Ayfer Hanım olmak üzere ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Ruhu huzur bulsun. Mekânı cennet olsun.
Derneğimizin açıklamasıdır :
https://t.co/S03sgmfln3
"Görme engelli bir bireyim. Ne yazık ki ulaşım hakkımı kullanamıyorum. Bursa’da otobüslerde ve duraklarda anons sistemine geçilmesi için bir kampanya başlattım. Sesimin duyulması için lütfen imzalayıp destek olun.
🙏🙏🙏LÜTFEN
Erişilebilir ulaşım hakkı için destek verin... daha fazla geciktirmeyin - Kampanyaya imza ver! https://t.co/X7as06kN4f @ChangeTR aracılığıyla
#EngelliHakları yalnızca engelli bireylerin ve ailelerinin meselesi değildir; bir insan hakları ve toplumsal adalet meselesidir.
İnsan hakları alanında çalışan dernekleri, engelli derneklerini, federasyonları, platformları, STK’ları ve vicdan sahibi herkesi tek bir ses olmaya davet ediyorum.
Farklılıklarımızı bir kenara bırakıp ortak talebimizde birleşmek ZORUNDAYIZ.
Biz ayrıcalık istemiyoruz.
Biz sadaka istemiyoruz.
Biz HAKLARIMIZI istiyoruz.
Meselemiz; sosyal devletin Anayasa’da güvence altına aldığı şekilde, engelli bireylerin ve bakım veren ailelerinin insan onuruna yaraşır, eşit, bağımsız ve güvenceli bir yaşam sürebilmesidir.
Bu mesele hepimizin meselesidir.
Çünkü insan hakları bölünemez, insan onuru pazarlık konusu yapılamaz.
Kaybedecek tek bir engelli çocuğumuz, tek bir engelli bireyimiz, tek bir annemiz, babamız, tek bir bakım verenimiz daha yok. Artık susacak, bekleyecek, birbirimizden ayrı mücadele edecek zamanımız da yok.
Birimizin yaşadığı hak ihlali, hepimizin meselesidir.
#EngelliHaklarıİçinBirlikte
Fotoğrafta gördüğünüz kişi abim Samet Özgül.
Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olarak çalışan abim Samet, Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip canice boğazından bıçaklanarak katledildi.
Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi serbest bırakıldı. 19 yaşındaki katilin ise 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi. Dava dosyamız hala Yargıtay’da!
Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!
@adalet_bakanlik@TCYargitay
#SametÖzgülİçinAdalet