TBMM’de AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ile Turhan Çömez arasında tartışma yaşandı:
— Abdulhamit Gül: “Bugün Anafartalar Zaferi’nin yıl dönümü, 10 Ağustos dediğimizde Çanakkale Destanı’nı hatırlıyoruz. Sevr’i değil.”
— Turhan Çömez: “Bugün Sevr’in imzalandığı gün, PKK terör örgütü yaptığı toplantıda biz Sevr için geldik diyor. Öyle Google’dan tarihlere bakarak konuşmayın.”
➖Kürsü dokunulmazlığı,
➖Milletvekillerine, millet adına verilmiş bir haktır ve Anayasa ile teminat altına alınmıştır.
➖Milletin vekilleri Meclis Kürsüsü'nde yaptıkları konuşmalar için soruşturulamazlar.
➖Dün Gazi Meclis'in çatısı altında, Aziz Türk Milleti'nin kürsüsünde yaptığım konuşma için,
➖Soruşturma başlatmışlar.
➖Durmayın, devam edin...
➖Biz de yılmadan, bıkmadan, usanmadan ve korkmadan yolumuza devam edeceğiz.
Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.
Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.
Millet bu ülkenin sahibidir.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.
Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.
Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.
Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.
Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.
Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.
Son cümle olarak şunu söylemek isterim:
Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.
Belediyelerin zaten daralan mali kaynaklarına bir darbe daha.
Aydınlatma giderlerinden belediyelerin genel bütçe vergi payından yapılacak kesinti %60’a çıkarılıyor.
Daha önce büyükşehirlerde %20, diğer belediyelerde %10’du.
Yani merkezi yönetim, belediyelerin gelirlerini artırmak yerine yerel yönetimlerin elindeki kaynağı daha fazla buduyor.
📌Beyoğlu’nun simge mekanı Çiçek Pasajı'nda tepki çeken görüntü
İstanbul'un simgelerinden olan Beyoğlu İstiklal Caddesi’ndeki yaklaşık 150 yıllık tarihi Çiçek Pasajı’nın girişinde dondurmacı açıldı. Tarihi yapının ön cephesini kaplayan işletmeye ait renkli tabela ve afişler sosyal medyada tepkilere neden oldu.
Bir milletin bağımsızlık iradesi, kahramanlarının fedakârlığıyla yaşar.
Cumhuriyet Dönemimizin ilk Hava Harp Şehidi Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’i ve Erenköy Direnişi’nde Kıbrıs Türkü’nün hürriyet mücadelesi uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. 🇹🇷
#CengizTopel
#ErenköyDirenişi
#MillîSavunmaBakanlığı
Adli Bilimler Uzmanı Prof. Dr. Sevil Atasoy:
Cezaevlerinde 10 erkek mahkuma karşılık 1 kadın mahkum vardır.
Kadının daha akıllı olduğunu ve öldürmek istediği kişiyi başka birine öldürttüğünü söyleriz.
Yani kocasına, sevgilisine ya da babasına öldürtür. Tarihte de bu böyledir.
Ayrıca kadınların birini öldürürken kullanmış olduğu yöntemler de erkeklerden farklıdır.
Çok daha uzun soluklu olabilir, zehirlemeler gibi. Aylarca süren, kahvesine katılan küçük zehirlerle birilerini öldürdüğü görülür.
Belki öldüren kadın sayısı aslında bu kadar az değil ama biz onu normal ölüm zannediyoruz.
Anadolu genelinde mezarların sonradan açılmasının sebebi de budur.
Çünkü bazen ölüm sonrası kadınlardan şüphelenilir.
📰Röportaj: Ensonhaber
BREAKING: Saudi Arabia, Pakistan and Turkey signed a joint defense agreement in Mecca. The deal aligns the Sunni Muslim US allies alarmed at a regional conflagration that has rained missile fire onto Gulf oil exporters https://t.co/Zd4EcpIRB3
Up close with the incredible landing gear retraction of a Qatar Airways Boeing 777. The massive gear disappears into the fuselage moments after takeoff. ✈️
Japonya’da ameliyat sırasında deprem oluyor. Cerrahi ekip ameliyat hastasına bir şey olmasın diye dört dönüyor. Daha sonra ameliyat başarıyla devam ediyor. 👏👏👏
Şırnak'ta 10 tonluk havuzu kaçak su ile doldurduğu belirlenen şahsa cezai işlem uygulandı.
Su kaçak, elektrik kaçak?
Türk milleti enayi mi de fatura ödüyor?