Halil Umut Meler bu pozisyonda sarı kartı olan Sane’ye kırmızı kart vermeyi bırakın faul dahi ver(e)medi.
Skandal hakem yönetimine rağmen hala 1-0 öndeyiz.
Ama bu şartlarda bu maçı almak çok zor.
#FBvGS
Bugün oynanan Galatasaray–Samsunspor karşılaşmasının son dakikalarında yaşanan ve tüm kamuoyunun açık biçimde gördüğü penaltı pozisyonunun, hem sahadaki hakem hem de VAR tarafından değerlendirilmemiş olması, Türk futbolu adına ciddi bir soru işaretidir.
Göreve geldiğimiz günden bugüne kadar hakem tartışmalarının içine girmemeyi, odağımızı sahaya ve oyuna vermeyi özellikle tercih ettik. Ancak bu tercihimiz, açık hataların görmezden gelinmesini kabullendiğimiz anlamına gelmez.
Hakemlerin ve VAR’ın standardının, ligin kaderini doğrudan etkileyen bu denli belirleyici anlarda dahi sağlanamaması; sadece bir kulübün değil, Türk futbolunun tamamının problemidir.
Bizim tek beklentimiz, herkes için adil, şeffaf ve eşit uygulanan bir yönetim anlayışıdır.
Fenerbahçe, hiç kimsenin lehine ayrıcalık istemez; ama kimsenin de aleyhine oluşabilecek bir düzenin parçası olmayı kabul etmez.
Türkiye Futbol Federasyonu’nun ve ilgili kurullarının bu konuda acil bir açıklama yapması, yaşanan pozisyonun gerekçesini kamuoyuna şeffaf biçimde sunması Türk futbolu adına zorunluluktur.
Fenerbahçe Spor Kulübü, rekabetin saha içinde kazanıldığı bir lig için gereken her adımın takipçisi olacaktır.
Yılın ikinci Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı dün yapıldı.
Binlerce hukuk fakültesi mezunu, diploma aldıkları hukuk eğitim programında öğretilmeyen konularda sürpriz sorularında olduğu #HMGS’yi geçemedikleri için, ilk hukuk mesleklerine giremeyecek. Uğrunda 4-5 yıl göz nuru akıtıp, dirsek çürüttükleri hukuk mesleklerini yapamayacak, bulabildikleri diğer işlere yönelecekler; onları bu duruma düşüren sisteme ve yöneticilere, daha da kötüsü ülkemize küsecekler.
Her yılında onlarca sınava tabi tutulan 4-5 yıllık hukuk eğitimini HMGS ile bir sefere sığdırmayı, öğrencilerin 4-5 yıllık çabalarının tek bir sınavı geçip geçmemeye indirgeyen duyarsız yöneticiler ise "daha iyi bir sistem tasarlayamaz mıydık" sorusunu sormayıp, ne öğrencilere ne de kamuoyuna hesap verecekler!
Aslında bütün bunların sebebi temel ve sağlam bir strateji kurmadan, çözümlerin basiti, en palyatifi fakat en adaletsizi, en kaynak israfı olan sına yöntemine başvurulması. Eğer sınavlarla eğitimi halledeceksek niçin üniversiteler kuruyoruz niçin üniversite sınavına girmeyi sınava tabi tutuyoruz? HMGS sınavından önce bir genel zeka testi yapılsın, hukuk eğitimi almayanlar da iki üç aylık HMGS kurslarında soruları ve cevapları ezberlesinler ve birkaç ay içinde hukuk mesleklerini ezberciye dönüştürdüğümüz zeki insanlarla dolduralım.
"Öyle şey olur mu" diyeceklerdir fakat "böyle de olmaz" demeleri daha iyi olur.
Yeni mezunların sınavda başarısız olmasına neden olan temel yapısal sorunumuz, yargı sistemimizin halka “kaliteli yargı hizmeti” sağlamasını hedef olarak belirlememiş, hizmette kalite unsurlarını belirleyip benimsememiş, yargı unsurlarını kaliteli hizmet verecek şekilde yalın, çevik, şeffaf ve hesapverir olarak yapılandırmamış olmamızdır.
Hukukun üstünlüğü ve toplumsal adalet için yargının kaliteli hizmet vermesi şarttır. Bunun için ise bilgi, sezgi, muhakeme ve etik nitelikler açısından tam donanımlı, yüksek nitelikli hukukçular yetiştiren güçlü bir eğitim sistemi gerekir. Dolayısıyla hukuk eğitimi, kaliteli yargı hizmeti vermeye ehil donanımlı hukukçular yetiştirmelidir. Mesleki yeterliliği salt ezber bilgiyle değil, bütüncül biçimde geçerli, güvenilir ve tutarlı bir şekilde ölçmemiz zorunludur.
#HMGS2025 hakkında derneğimizin çözüm önerilerini okumak için: https://t.co/GKyziL9x2z
İstanbul Hukuk’ta öğrenciyken her sene “en zoru bu sene, seneye daha kolay” diyorduk. Sonraki sene önceki senenin kolaylığını anlıyorduk.
Sınav dönemlerinde “pişmanlık İÜHF okumak” diyorduk, ta ki geçici mezuniyet belgesini alana kadar.
Havuzlu siz dönemlerinizle okurken eviniz gibidir, her türlü hayıflanabilirsiniz ancak İÜHF’de size ayrılan süre sona ermişse her geriye dönüp baktığınızda kekremsi buruk bir özlem kokusu sarar içinizi. İyi ki okumuşum dersiniz, eşiniz dostunuz bu okul olur.
Biz mezun olalı 10 yıl oldu, okulda hoca olarak da bulundum, bu okulda geçirdiğimiz her anın tadı ayrı, bazen acı çektik uykusuz kaldık ama hasbelkader o nosyonu edindik.
İstanbul Hukuk özlenendir, bunu özlemeye başladığınız andan itibaren anlarsınız. Elmas elinizdeyken size kömür gibi gelebilir, o hesap.
Alıntıladığım tweeti yazan öğrenci arkadaşımızı çok iyi anlıyorum, nitekim öğrenciyken biz de böyle düşünürdük ancak yıllar geçtikçe değişiyor bu fikirler.
Türkiye’de hukuk okunur mu? Bence okunmaz. Başka ülkelere de açılabileceğiniz bir lisans bölümüne 4 yılınızı vermeniz daha mantıklı olur. Ama illa hukuk okuyacaksanız ve okuduğum şehre de aşık olmak istiyorum diyorsanız İstanbul Hukuk tek seçenektir.
akademik özerkliğin sınırı olan güvenliği ihlal ederek biz öğrencilerin özgürce eğitim ve araştırma hakkının üzerinde baskı tehlikesi oluşturan bu duruma acilen son verilmeli #iümüzedeğildir
İstanbul Üniversitesi, mezunlarının ve hocalarının mensubu olmaktan gurur duyduğu Türkiye’nin en eski, en köklü ve değerli eğitim kurumudur.
Ülkemizin bu kıymetli eğitim kurumu, öncelikle bütün çocukluğu boyunca çalışarak eğitim hakkını kazanan öğrencilerine ve üniversiteye yıllarını vererek bilim yapma ve kürsülerinde öğrencilerine hitap ederek ders anlatma hakkına sahip olan hocaları ile gene üniversitemize hizmet veren idari personeline aittir.
İstanbul Üniversitesi hocalarının ve eğittiği mezunlarının ülkeye sunduğu bilim ve çeşitli mesleklerdeki hizmet ise hiç şüphesi ki ülkemize ve milletimize aittir.
Ancak Üniversite sokaktan geçen her vatandaşın elini kolunu sallayarak kapısından girebildiği bir yer kesinlikle değildir.
Böyle bir uygulama, Üniversitemizin kapısından girdiği andan itibaren canlarını ve sağlıklarını korumakla yükümlü olduğu öğrencilerinin ve öğretim üyelerinin tehlikeye düşmesine yol açabilir.
Nitekim dün bazı vatandaşların amfilerde derse girdiği ve öğrencilerin bu durumdan rahatsız olduğu görülmüştür.
Üniversiteler ve özellikle İstanbul Üniversitesi tarihi özellikleri nedeniyle tarih boyunca pek çok öğrenci olaylarına sahne olmuştur.
Ülkedeki siyasi karışıklıkların adeta aynası gibi gençlerimizin kullanıldığı dönemler de düşünüldüğünde İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünün @istanbuledutr hiç bir öğrenci ya da üniversite mensubuna bir zarar gelmeden aldığı karardan bir an önce dönmesi doğru olacaktır.