İçten yanmalı (kendi kendini motive edebilen) bir öğrencinin elde ettiği başarının büyük bir çoğunluğu bizzat kendisine aittir. Aile de bu süreçte elbette önemli bir etkendir; ancak bir eğitim kurumunun veya öğretmenin payı, bu iki ana etkene kıyasla çok daha azdır.
Bir eğitim kurumunun gerçek başarısı; motivasyonu düşük veya başlangıçta akademik seviyesi zayıf olan bir öğrenciyi alıp, bulunduğu noktadan çok daha ileri bir seviyeye taşıyabilmesidir. Ne var ki, günümüz eğitim sisteminde bu tarz durumlarla karşılaşmak oldukça nadirdir.
Özellikle özel okullar, zaten başarılı ve hazır olan öğrencileri aynı sınıfa toplayıp onların birbirleriyle yarışmasını sağlar; sonrasında başarı kendiliğinden gelir. Peki ya diğerleri? Sınıfın geri kalanı veya disiplini bozan, uyum sağlayamayan öğrenciler için aldıkları somut bir tedbir var mıdır? Kesinlikle hayır. Çünkü özel okul, özel hastane... Kısacası "özel" olan hemen her şey, ne yazık ki öncelikle ticari kaygılar gütmektedir.
Bir gerçeğin daha altını net bir şekilde çizmek gerekir: Türkiye'nin en iyi okullarına öğrenci yerleştirmiş bir kurumun başarısı incelendiğinde, işin aslı açıkça görülür. İdealist bir yaklaşımla ve o çocukları yakından tanıyan biri olarak söylüyorum; o öğrenciler daha ilkokul/ortaokul yıllarından itibaren teneffüslerde bile kendi istekleriyle test çözen çocuklardı. Dolayısıyla bu durum okulun, hatta bir noktadan sonra ailenin bile değil; bizzat çocuğun kendi azminin ve iç motivasyonunun başarısıdır.
2026 LGS sonrasında bir eğitimci ve veli olarak bazı değerlendirmelerimi paylaşmak istiyorum.
Ölçme ve değerlendirme biliminin temel ilkelerinden biri, sınavlarda soru güçlük dağılımının dengeli oluşturulmasıdır. Genel kabul gören yaklaşım; soruların bir bölümünün temel kazanımları ölçmesi, büyük bölümünün orta düzey becerileri değerlendirmesi ve daha sınırlı bir kısmının ise üst düzey düşünme becerilerine yönelik olmasıdır.
2026 LGS'de ise birçok öğrenci, öğretmen ve velinin ortak gözlemi; özellikle Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri ve bazı diğer alanlarda üst düzey muhakeme gerektiren soruların ağırlığının önceki yıllara göre belirgin şekilde arttığı yönündedir. Bu durum yalnızca soruların zor olması meselesi değildir. Asıl tartışılması gereken konu, öğrencilerin bu güçlük düzeyine ne ölçüde hazırlıklı hale getirildiğidir.
Millî Eğitim Bakanlığı yıl içerisinde örnek sorular, MEBİ yayınları ve deneme sınavları yayımlamıştır. Ancak sınavdaki bazı soruların güçlük düzeyi ile öğrencilerin karşılaştıkları örnek uygulamalar arasında belirgin bir fark olduğu yönünde yaygın bir kanaat oluşmuştur. Öğrencilere "sorular ders kitaplarından ve kazanımlardan çıkacaktır" deniliyorsa, yayımlanan örnek soruların ve denemelerin de gerçek sınavın zorluk düzeyini mümkün olduğunca yansıtması beklenir.
Elbette seçici sorular olmalıdır. Elbette tüm öğrencilerin tam puan alması beklenemez. Nitelikli liselere öğrenci yerleştiren bir sınavın ayırt edici özelliği bulunmalıdır. Ancak ayırt edicilik ile öngörülemezlik arasında ince bir çizgi vardır. Öğrenci, öğretmen ve velinin yıl boyunca yönlendirildiği örneklerle gerçek sınav arasında makul bir tutarlılık bulunmalıdır.
Bu nedenle 2026 LGS'nin sonuçları açıklandıktan sonra sınavın güçlük düzeyi, ayırt edicilik katsayıları, madde analizleri, geçerlik ve güvenirlik verilerinin akademik açıdan şeffaf biçimde değerlendirilmesinin faydalı olacağını düşünüyorum.
Amaç kimseyi suçlamak değil; daha adil, daha öngörülebilir ve öğrencileri gerçek sınava daha doğru hazırlayan bir sistemin oluşmasına katkı sunmaktır.
@RTErdogan@Yusuf__Tekin@egitimgucusen@EgitimBirSen@turkegitimsen@mimerkezi@HurEgitimSen@egitimis
@olcerahmet Muhtemelen insanların itirazı alınan maaşlar değil de alınan paradan daha az aldığını ifade etmesi şeffalık ile ilgili bir eksiklik var gibi bana öğretmen en az 120 bin almalı sendika başkanıda en az bu kadar almalı üye sayısına göre en fazla iki katı olacak şekilde olmalı
SENDİKACILIK MI, SİYASİ TEMSİLCİLİK Mİ?
Sendikalar elbette demokratik toplumun önemli sivil toplum kuruluşlarıdır. İsterlerse tüm siyasi partilerin temsilcilerini programlarına davet edebilir, kamu politikalarına dair görüş alışverişinde bulunabilirler. Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ancak mesele; belli bir siyasi partinin temsilcisinin sendika kürsüsünü adeta parti grup toplantısına çevirmesi, açık siyasi propaganda yapması ve buna zemin hazırlanmasıdır.
Daha da vahimi; bazı sendika yöneticilerinin siyasi parti grup toplantılarında yer alıp, siyasi konuşmaları alkışlayarak taraf görüntüsü vermesidir.
Oysa 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun tarafsızlık ilkesini düzenleyen hükümleri son derece açıktır. Devlet memuru; siyasi parti yararına veya zararına fiil ve davranışta bulunamaz, görevini tarafsızlık ilkesi içerisinde yürütmek zorundadır.
Devlet memurunun elbette bireysel siyasi düşüncesi ve beğenileri olabilir. Her vatandaş gibi oy verir, düşünür, tartışır. Ancak kamu görevi sıfatıyla, hele ki kamuya açık organizasyonlarda, bir siyasi partinin propagandasına zemin hazırlanması; devlet memurunun tarafsızlığına gölge düşürmektedir.
Sendikaların asli görevi; • Memuru siyasallaştırmak değil, hakkını korumaktır. • Üyelerini belli siyasi yapıların arka bahçesi hâline getirmek değil, kamu vicdanındaki itibarını korumaktır. • Kamu kurumlarını kutuplaştırmak değil, liyakat ve adalet anlayışını güçlendirmektir.
Hiçbir sendika, hiçbir siyasi partinin uzantısı gibi hareket etmemelidir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; tüm siyasi görüşlere eşit mesafede duran, devlet memurunun tarafsızlık vakarını koruyan bir sendikal anlayıştır.
Kamu görevi; alkışlarla taraf olma makamı değil, millet adına adaletle hizmet etme sorumluluğudur.
@egitimgucusen@EgitimBirSen@TurkEgitimSen@Egitim_Sen@Egitim_Is@MemurSenKonf@Kamu_Sen @KeskKonfederasyonu
#657SayılıKanun #Tarafsızlık #Liyakat #KamuGörevi #Sendikacılık #Memur #DevletMemuru
Siyasetten bağımsız, tamamen bir vatandaş gözlemiyle paylaşmak istiyorum: Günümüzde bazı siyasetçiler; üslupları, birikimleri ve zaman zaman sergiledikleri mizahi yaklaşımlarıyla gelecek adına umut vadediyor. Fatih Erbakan, Mahmut Arıkan, Ali Babacan, Hakan Fidan ve Yavuz Ağıralioğlu gibi isimlerin varlığı, toplumun yeni soluklara olan arayışını ve değişim arzusunu yansıtıyor. İnanıyorum ki milletimiz, gelecek nesillerin huzuru için en doğru kararları verecektir.
Bunun yanı sıra, son dönemde gündemde olan istifa konusuna da değinmek gerekirse; bir partinin çatısı altında seçime girip kazanan bir ismin, kendisine açık bir haksızlık yapılmadığı sürece istifa etmesini seçmen iradesine bir saygısızlık olarak görüyorum. Eğer bir siyasetçi kişisel sebeplerle partisinden ayrılıyorsa, ya bağımsız kalmalı ya da görevinden de feragat etmelidir. Nihai kararı ise şüphesiz onu oraya taşıyan halk vermelidir.
@erbakanfatih Ortada ikili ittifak varken tek başına bir partinin ittifak içerisinde olmadan muvaffak olması düşünülemez ilkeler ve sistem çerçevesinde üçüncü bir ittifak kurularak ortak bir aday çıkarılması çok önemlidir Ancak bu şekilde başarı elde edilebilir
Okullarımızdan ve gençlerimizden her gün yeni bir acı haber alıyoruz. Fatmanur Çelik’ten Maraş’a kadar uzanan bu karanlık tablo, sadece bir "güvenlik" sorunu değil.
✅ Milli yas ilan edilsin.
✅ Sorumlular istifa etsin.
✅ İnternetteki şiddet içerikleri kontrol altına alınsın.
Önce Fatmanur Çelik, sonra Şanlıurfa, bugün de Kahramanmaraş... Eğitimciler ölüyr
Milli yas ilan edilmesi için daha kaç canımızı vermemiz gerekiyor? Sorumluların istifası yetmez; internetteki kontrolsüzlük ve şiddet sarmalı acilen durdurulmalıdır. @egitimgucusen@EgitimBirSen
#gassal bazı insanların özellikle 90 lı yıllara ait travmaları işlenmiş dil ve teknoloji bağımlılığı daha iyi kurgulanabilirdi muhtemelen oyuncu istemiştir ama son bölümünde ölüm olmadan travma depreşerek eve kapanarak olması gerçeklik ve hakikat için daha iyi olurdu.
@egitimgucusen "Bu görüntüler sadece bir şahsı değil, tüm eğitim camiasını hedef almaktadır. Pursaklar Eğitim Gücü Sen olarak; haksızlığın, nezaketsizliğin ve hukuksuzluğun her zaman karşısındayız. Eğitimciye yapılan her türlü saldırı, geleceğimize yapılan saldırıdır. Asla kabul etmiyoruz!
Ankara Pursaklar’da görevini yapan bir öğretmenimizin, yalnızca öğrenciyi uyardığı için bir veli ve yakınları tarafından hedef alınmasını şiddetle kınıyoruz.
Öğretmenlerimize yönelik her türlü baskı, tehdit ve şiddetin karşısındayız. Eğitim çalışanlarımız sahipsiz değildir!
Çok şükür 18 yaşında yaşadığımız heyecanı bir kez daha yaşayacağız. Bu arada 2002'deki takımımız bu takımdan çok daha iyi midir Bilmem ama 2002'deki rakipler şu anki rakiplerimizden çok çok daha iyiydi her takımda en az 5-6 yıldız vardı şimdi o kadar yok #BizimÇocuklar
https://t.co/cPGZ1qhRYj
Şüheda 1915’te hissettik…
Şimdi rap ile dile getirdik 🎤
Eğer bu video sana bir şey hissettirdiyse…
Bir dua bırak 🤲
Unutma:
Çanakkale ruhu hâlâ yaşıyor! @tcmeb@Yusuf__Tekin@egitimgucusen@oguzozat
@teyakkuzhaber Ikili ittifak şeklinde olan bir sistemde üçüncü ittifak elzemdir Ayrıca bu ittifaka benzer eğilimleri olan tüm Partiler destek olmalıdır yoksa yine bir netice alınamaz
@yavuzagiraliog Geldiğimiz noktada ittifaklar halinde seçime gidiliyor. Milletin beklediği benzer ilkelere sahip üçüncü bir ittifakın oluşmasıdır. Bu anlaşılmıyorsa değişen bir şey de olmaz. En fazla yüzde 3-5 oy oranı ile kalınır. Diğer iki ittifakların en az yüzde 35 oyu gözüküyor.
@OzarslanMesut İddialar ile ilgili hukuki süreç başlamalı. Ayrıca başka partiye geçmek düşüncesi varsa Keçiören halkına random bir şekilde seçilerek şeffaf ama güvenlikli bir şekilde oy kullanabileceği anket yapılmalıdır. Şahsi görüşüm bağımsız olarak Keçiören halkına hizmet edilmelidir. Urfa g