Hayatı boyunca dik duruşundan ödün vermemiş, her daim hakikatin ve özgürlüğün tarafında bulunmuş yazar, şair ve müzisyen Bilgesu Erenus’u kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Bütün sevenlerinin başı sağ olsun.
Yargı sopasıyla halkı sindiremeyeceksiniz!
Ülkedeki adaletsizliklerle ilgilenmek yerine Parti Sözcümüz Sera Kadıgil hakkında pazar akşamı soruşturma başlatan ve bunu da sosyal medyadan duyuran yargı mekanizması, sosyal medyada “cadı avı” yapmak yerine sorumluluklarını yerine getirmelidir.
Aralarında barış imzacısı hocamız Feryal Saygılıgil'in de bulunduğunu öğrendiğimiz akademisyenlerin vakıf üniversitelerindeki işlerinden çıkarılmaları kabul edilemez.
Üniversiteler ticarethane değildir!
#HocamaDokunma
Morallerimiz yüksek, kararlılığımız sağlam. Şimdi zirvede alınan kararlara karşı mücadeleyi memleketin bütününde hep birlikte büyütme zamanı. Tüm dostlara selamlar, sevgiler.
NATO Zirvesi nedeniyle Ankara’ya gelen haydut Trump ve işbirlikçilerini protesto eden Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban, Çankaya İlçe Başkanımız Ilgın Baran Öcal, Ankara İl Gençlik Sorumlumuz Oğulcan Boz ve beraberindeki yoldaşlarımız, günlerce süren gözaltı sürecinin ardından serbest bırakıldı.
Emperyalist katillerin ülkemizde elini kolunu sallayarak gezmesine izin vermeyeceğiz! Tüm gözaltılar ve cezaevindeki yoldaşlarımız, yurttaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır!
7 Temmuz Salı günü Nato protestoları sebebiyle gözaltına alınan ve aralarında 17 TİP üyesinin de olduğu yurttaşlar, yarın Ankara Sıhhiye Adliyesi’ne sevk edilecek.
Nato’yu protesto etmek suç değildir.
Tüm gözaltılar serbest bırakılmalıdır!
TV kanallarının büyük çoğunluğu ABD, NATO ve Trump övgüleriyle meşgulken gerçekleri konuşabileceğimiz bir mecra bulunca değerlendirdik.
Alan TV’deki röportajımızı izlemenizi ve yaygınlaştırmanızı rica ediyorum.
Abluka altındaki başkent Ankara’dan herkese merhaba.
Saray’ın ülkemize yakıştırdığı utancı, halkımız adına kendilerine iade ettik. Bizim ülkemiz Epstein’cı sapıkların, Gazze ve İran katillerinin ortalıkta cirit atabileceği bir yer değildir.
Gözaltına alınan Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban’ın ve diğer tüm yoldaşlarımızın, yurttaşlarımızın durumunu milletvekillerimiz ve avukatlarımızla takip ediyoruz. Memleketin tüm haysiyetli insanlarına çağrımızdır, bu onura ortak olun, memleketin devrimcilerine, yurtseverlerine sahip çıkın.
Tarih bugünleri “yanıbaşımızda mazlumları katlettiler, sonra gelip Ankara’da güle oynaya poz verdiler” diye yazamayacak. Tarih boyunca emperyalizme direnenler bize onur duyduğumuz bir tarih bıraktılar, işbirlikçiler ise hiçbir eylemlerini sahiplenemiyorlar.
Bugün de bizim için gurur, işbirlikçiler için utançla anılacak.
ankara'dasın. düz vatandaşsın. yolların yarısı kapalı zaten birazdan nasıl eve döneceğini düşünüyorsun. çok gürültülü bir ses duyuyorsun, kafayı kaldırıyorsun. yıllardır sana tüm ekonomiyi etrafında kurmanın ne kadar şerefli olduğu anlatılan uçaklar amerikan bayrağı çiziyor
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
ÇHD İstanbul Şube başkanımız Av. Ezgi Önalan, şube üyemiz Av. Yunusemre Işık, öğrenci üyelerimiz Boran Işıldak ve Burhan Can’ın gözaltına alınmasına ilişkin basın toplantısı yaptık. NATO’nun güvenliği için süren saldırılara son verilsin!
Tüm gözaltılar derhal serbest bırakılsın!
NATO Zirvesi öncesinde ABD Başkanı katil Trump ve onun işbirlikçilerine meydan okuyan çok sayıda yurttaşımızın evine bu sabah saatlerinde polis tarafından baskınlar düzenlendi.
En az 18 şehirde yapılan baskınlarda, sayısı henüz kesin olmasa da 100’den fazla yurttaşımız gözaltına alındı. Aralarında parti üye ve yerel örgüt yöneticilerimizin de olduğu yurttaşlarımız avukatlarıyla görüştürülmedi.
Sol-sosyalist kurumları ve onların üye ve yöneticilerini hedef aldığı anlaşılan bu baskınlar, iktidarın bir avuç katili korumak için nasıl bir gözü dönmüşlükle, nasıl onursuzca hareket ettiğini bir kere daha ortaya koyuyor.
İktidar sahiplerine bir kere daha sesleniyoruz.
Gözaltına aldığınız, evlerini basıp dağıttığınız, avukatlarıyla görüştürmediğiniz, bu ülkenin katillere karşı çıkan onurlu insanlarını derhal serbest bırakın.
Katile katil, NATO’ya da emperyalist suç örgütü demeye devam edeceğiz.
ABD, NATO ve işbirlikçisi, ortağı AKP iktidarına karşı mücadeleden geri adım atmayacağız.
7-8 Temmuz yapılacak NATO zirvesi öncesi, sabah erken saatlerde muhalefete yönelik yeni bir gözaltı dalgası yaşandı.
18 ilde ( İstanbul, Ankara, Adana, Bursa, Çanakkale, Eskişehir, İzmir, Antalya, Konya, Diyarbakır, Siirt, Denizli, Şanlıurfa,Van,Kocaeli,Manisa,
Hatay,Tunceli) şimdilik tespit edilebilen en az 150 kişinin gözaltına alındığı söyleniyor.
Trump ve dostlarının keyfi kaçmasın, huzur içinde dolaşsınlar diye ülkedeki tüm yurttaşlara eziyet ediliyor.
Keyfi ve meşruluğu olmayan kararlarla gözaltına alınanlar serbest bırakılmalıdır.