aynı hassasiyetlere sahip olmadığınız insanlarla bir yerden sonra aranızdaki ilişkiyi çok sevmek de kurtaramıyor. bağ yıpranıyor, sevginin saltanatı sallanıyor. birbirinizi anlamıyorsunuz. anlamadıkça yargılamaya başlıyorsunuz ve böyle böyle kopma noktasına gelmiş oluyorsunuz.
mutluluğun yaştan bağımsız olduğunu anlamak gerek. 20’lerinde ölsem de kurtulsam diyen bir insan, 30’larında, 40’larında pek âlâ yaşamaktan keyif aldığı için ölüm düşüncesinden dehşete düşebilir. mutluluk yaşla değil, yaşama biçimiyle ilgilidir.
Öyle görüyorum ki bu hayatta ne kadar az korkarsanız, ne kadar az kendinizi açıklarsanız, ne kadar kısa keserseniz o kadar saygı görüyorsunuz. İnsanlar sizin uzun anlatılarınızın arkasında onların onaylarına olan ihtiyacınızı çok iyi seziyorlar.
“sen şimdi gerdanını maviye, göğsünü bir yelkenliye, gönlünü ilk önüne çıkan yaz seferine bağlamışsındır. vurunca dibine sakız rakısının, biraz da ağlamışsındır...”
şule gürbüz diyor ya 'her şeye yaklaşmak, her şeyi bilmek ve herkesle hemhâl olmak zorunda değiliz. bazı şeylerin uzakta ve kendi renginde kalması, hem onlara hem de bize hürmettir.' çünkü sınır, ruhun zırhıdır. herkesi içeri alan, en çok da kendi içindeki evi talan eder.
dalında tatlı tatlı salınan küçük bir çiçeği görünce insan bir şeyler hissedebilmeli. ne bileyim, bir kumrunun meraklı bakışıyla karşılaşan birisinin içi bir hoş olmalı. f. pessoa, "bir ağaca baktığında sadece ağaç gören birisi aslında o ağacı görmemiştir." derken aşırı haklı.
İşçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü #1Mayıs kutlu olsun.
İlk kez 1987 yılında katıldığım 1 Mayıs’a tam 40 yıldır elimden geldiğince gittim. Nazımın Kablettarih şiirinde dediği gibi “Çok uzaklardan geliyoruz
çok uzaklardan..
Kaybetmedik bağımızı çok uzaklarla..”