Bu bir metin mi yoksa bu güzel kız kendisi mi yazdı bilmiyorum. 4 dakika sürüyor uzun olduğu işin bir çok kişi sonuna kadar dinlemeyecek eminim fakat hayatımda dinlediğim/okuduğum tüm şeyler arasında hayatı ve insanın acizliğini anlatan en iyi metinlerden biri olduğuna çok eminim. İnanılmaz etkilendim.
@Fatma_Barbaros Güçlü, özgüvenli, asil kadın yerine şımarık kadın modeli yaygınlaşıyor. Toplumsal çöküş için oluşturduğu zafiyet maalesef göz ardı ediliyor.
Lacan’ın meşhur fıkrası : Kendini mısır tanesi sanan adam aylarca tedavi görür, sonunda bir mısır değil insan olduğuna ikna edilir. Fakat hastaneden çıktığı ilk an bir tavuk görüp dehşetle içeri kaçar: "Ben mısır olmadığımı biliyorum doktor, ama tavuk bunu biliyor mu?"
Che vuoi? ( öteki benden ne istiyor), öteki için ben neyim? sorusu tekinsizliği (Unheimlich) doğuran şeydir.
Bugün yapay zekanın en büyük riski işimizi elimizden alması değil, gerçeği elimizden alması. Sosyal medyadaki sahte içerikler iyice kontrolden çıkmadan regüle edilmeli.
@erolgoka On gün öncesine kadar yetişkinlik sorumluluğu derdim. Kayınvalidemin deliryum geçirdiği bu günlerde yaşlılık demek zorundayım. Rabbim ona da bize de kolaylık versin.
Osmanlı döneminde orduda görevli hekimler, savaş meydanında ağır yaralanan ve tıbben tedavisi mümkün görünmeyen askerlere müdahale ederken yanlarında küçük ahşap fıçılar taşırlardı. Tıbbın çaresiz kaldığı o son anlarda, askerin şehâdet mertebesine ulaşmadan önce dünyadaki son dakikalarını huzurla geçirmesi ve ağzının tatlanması için Tabip Matarası (Hekim Fıçısı) adı verilen fıçılardan zemzemle hazırlanmış özel bir şerbet içirirlerdi. Bu şerbeti tadan askerler, artık yolculuğun sonuna geldiklerini ve şehid olacaklarını anlarlardı. Günümüzde hâlâ Allah yolunda, vatan uğrunda fedakârca can vermeyi ifade eden "Şehâdet Şerbeti İçmek" deyimi, medeniyetimizin bu zarif ve inisiyatif dolu askerî tıp geleneğinden gelmektedir. Fotoğrafta görülen Tabip Matarası (Hekim Fıçısı) Edirne Hıdırlık Tabya Balkan Tarihi Müzesi'nde sergilenmektedir. Cümle geçmişlerimize rahmet niyâzıyla..
@CemalNasr856 Taklit öğrenmenin ilk basamağıdır. Ameli sorumluluk içerir. Akıl ise bunun üst seviyeye çıkmasıdır. Hikmetleri göremeyen akıl da sadece akıl yürütme yaparak değil baktığında hikmetleri görerek anlam ve değerini bulur, görevini yapmış olur.
Normalde bu tür ifadeleri ciddiye almam, bu açıklamaların arkasında yatan sebepleri bildiğim için dalga geçerim ve bundan da ziyadesiyle keyif alırım. Ama belki bazı hüsnü zan besleyen mümin kardeşler istifade eder diye biraz üstüne konuşayım dedim.
Bu açıklamaların ilmi bir kıymeti zaten yok. Güncel literatürü uzaktan bile tarayan herkes bunun kıymeti harbiyesi olmadığının farkında. Ama Arslan gibi adamlara "literatür bilmiyor" diye eleştiri yapmak da saçma. Çünkü bu açıklamaların amacı akademik bir şey ispat etmek değil.
Arslan'ın bu tür açıklamalar yapmasının sebebi bilinç altındaki birtakım çaresizlik duyguları için yardım çığlığından başka bir şey değil.
Arslan ve onun kafasında olan akademisyenler tüm entelektüel biyografilerini, soğuk savaştan galip çıkan amerikancılığın evrenselcilik iddialarına yaslanarak inşa ettiler. İstisnasız tüm çalışmaları bu türden birkaç varsayıma dayanıyor.
Gelgelelim birinci çeyreğini geride bıraktığımız 21. yüzyılda bu varsayımların tamamı değişti. Sermaye gruplarından sosyal bilimlere, askeri stratejilerden doğa bilimlerindeki temayüllere, doğal ve itibari sınırlardan dünya tasavvurlarına kadar her şey değişiyor. Bu değişimlerin hiçbirinde eski katı evrenselcilik kalıplarına yer yok. Dolayısıyla entelektüel dünyada her şeyini bu katı kalıplar üzerine inşa eden adamlara da ne TRde ne de dünyanın başka bir yerinde yer yok.
Arslan bu değişimi göremiyor, algılayamıyor ve de anlayamıyor ama hissediyor. Hissedip anlayamadığı şey onda bir öfke ve kine dönüşüyor. Çünkü bu değişimin gerçekleşmesi demek Arslan ve benzerlerinin 40 yıldır üstüne inşa ettiği her şeyin kibrit çöpüne mebni olduğu anlamına geliyor. Bu çöpler bu ağırlığı çekmediği için de moloz oldu gitti. Bu öfkeden dolayı sürekli akademik anlamda komik ve saçma beyanlar veriyor.
Tüm bu saçmalığa rağmen Arslan'ın itibar görmesinin sebebi ise insanların mevcut değişimin gerçek sebeplerini anlamayıp görünen sebepleri üzerinden hükümete düşmanlık etmeleri... Bu nedenle söz konusu düşmanlığı gerekçelendirebilecek bir isim etrafında kilitleniyorlar. Bu sayede unvan arkasına saklanarak bir tür pseudo-elitizm gettosu inşa ediyorlar.
Bu kesimin anlamadığı şey şu: TR değişmiyor, tüm Dünya değişiyor ve TR de bu değişimden payını alıyor. Hükümetle alakalı bir durum değil bu husus.
Dünya görüşü ve ideolojisinden bağımsız olarak TRde baya iyi felsefeciler var ve Arslan bu isimlerin çoğunun öğrencisi bile olamaz. Tüm çalışmaları vasat bile denemeyecek tarzda. Ateistliği deseniz mevcut lise ergen ateizmi bile daha rasyonel kalıyor. Tüm bunlara rağmen itibar görmesinin sebebi mevcut sığlık.
Müslüman kardeşlerime tavsiyem: hava puslu. Bu havada adım atan sadece kurtlara yerini belli eder. Nerede olursanız olun bu puslu havada ayağınız büyüklerin ittiba ile temizlenmiş, pak ve m��cella yoluna bassın. Selamet buradadır...
Bakın ne buldum. 6 Şubat gecesi İsrail'in sözde arama kurtarma ekibi Hatay'a geliyor. Birkaç saat sonra ANTAKYA'DA BARAJ PATLADI yalanı ortaya atılıyor. Ekipler çalışmaları durdurup enkazları terk ediyor. İsrailli ekip Antakya'daki sinagogdan ester parşömenini çalıyor.
Ünlü İngiliz komedyen Mr. Bean’den anlamlı bir çıkış:
"İngiltere adına utanıyorum, İsrail'in Gazze'de iki milyon insanı kuşatmasına, elektriği, suyu ve ilacı kesmesine izin verdiği için, sonra da insan haklarını savunduğunu iddia ettiği için."
Aferin!
@VolkanOkcuoglu Hatay’da depremzedelerle ilgilenmek yerine devlete söverek ropörtaj veren, yardım malzemelerini depoya gizleyen belediye başkanları gördük. Sizin desteğinizi yalan haberle yok sayanlar o güruhtan.