İran devlet televizyonu: ABD-İsrail'in, İran'ın Hürmüzgan eyaletinde bir kız ilkokulunu hedef aldığı saldırıda hayatını kaybeden öğrencilerin sayısı 51'e yükseldi https://t.co/FwkjHI9a8V
Bugün 196. kez Vera ile birlikte Tayfun’u cam ardından 1 saat görmek için Silivri’deydik.
Tayfun’un alnındaki kabuk tutmuş yarık yaralarına, kemikleri çatlamış eline dokunamadık bile…
Tüm kamuoyu ile paylaşmak isterim;
Adli Tıp Kurumu yetkisi gereği kişilerin adil yargılanıp yargılanmadığı ile ilgilenmez;
hukuken gerçek suçlular haklarında verilmiş cezaları sağlık koşullarından bağımsız olarak hayatlarının son günlerine kadar çekmek zorundadır.
Adli Tıp Kurumu ancak ve ancak hayatlarını tek başına sürdüremeyecek ve son günlerini yaşayan kişiler hakkında onlara refakat edecek yakınları cezaevine alınamayacağı için tahliye ile infaz erteleme kararı vermektedir. Bu koşulda dahi kişiler iyileşmeleri halinde cezaevine geri dönerek infazları devam etmektedir.
Bu nedenle, Adli Tıp Kurumu’na herhangi bir başvurumuz yok ve olmayacak.
Evet, Tayfun 22 senedir Multiple Skleroz hastası ve şu anda hastalığı akut atak döneminde;
ancak Tayfun Allah’a çok şükür ki ölüm döşeğinde değil ve ömrünün son günlerine kadar cezaevinde kalması gereken azılı bir suçlu değil.
Anayasa Mahkemesi kararı ile hukuken de tescillendiği üzere Tayfun adil yargılanmamış, suçlu olduğuna dair hakkında en ufak bir delil olmayan masum bir insan ancak dahası bu insan MS hastası.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti ise ve Anayasamız yürürlülükte ise olması gereken;
ikinci AYM başvurumuzun ivedilikle karara bağlanması, derece mahkemesinin Anayasa’ya uyması, Tayfun’un yeniden ve bu kez adil yargılanmak üzere tahliye edilerek tedavisinin de hastane ve ev koşullarında sağlanmasıdır.
Neredeyse 4 senedir eline bir çakıl taşı alıp kimseye fırlatmamış masum bir insan ailesinden, ilk ve tek çocuğundan mahrum, sağlığı ile de sınanır haldedir.
Başta tüm hukukçular, tüm siyasi parti genel başkanları ve TBMM çatısı altında görev yapan tüm milletvekillerine sesleniyorum;
Adalet istiyoruz.
Adaletten başka bir şey istemiyoruz.
Dün, gün içerisinde Tayfun’un apar topar hastaneye kaldırıldığını öğrendim.
Bugün kendisiyle telefonda 10 dakika görüşme şansım oldu ve yaşananları öğrendim.
MS hastası olan eşim Tayfun Kahraman, dün gündüz sayımına çıkarken dengesini sağlayamayıp, ayağını yere basamadığı için düşüyor ve başını yere çarpıyor. Hem başından, hem de elinden yaralanıyor. Alnında bir yarık, bir sürtmeye bağlı yara var, kafası şiş, eli şişmiş halde hastaneye götürülüyor. Bandaj ve pansuman yapılıp yeniden cezaevine gönderiliyor. Bugün ise devam eden şişme ve morarma nedeniyle eline atel takılıyor.
Tekrar hatırlatıyorum: Tayfun hakkında AYM tarafından yeniden yargılama kararı verilmiştir. Eşim hukuken masumdur. Kararın uygulanmaması nedeniyle şu an fiilen özgürlüğünden mahrumdur.
Yaşadıklarımız nedeniyle eşimin sağlığı tehlikeye giriyor, bunların hepsi belgelidir, hepsi AYM’ye yaptığımız ikinci başvuru dosyasında mevcuttur.
Bugün de Tayfun’un geçirdiği akut MS atağının tıbbi tüm sürecini heyet raporları ve epikriz belgeleri, MS atağı ile bağlantılı olarak dün yaşanan düşmeye bağlı yaralanması da dahil olmak üzere Anayasa Mahkemesi’ne ek beyan dilekçemiz ile sunduk.
Biz 4 yıldır yüreğimiz ağzımızda yaşıyoruz.
Her Allah’ın günü canımızdan can gidiyor.
Eşimin hastalığı cezaevi şartlarında her gün daha fazla ilerliyor.
Biricik evladımın babasına ve ailemize daha fazla eziyet etmeyin.
AYM'ye yaptığımız ikinci başvuruyu bir an önce gündeme alın.
Yasalara uyun, mahkeme kararlarına uyun, eşimi serbest bırakın.
Tayfun’u bugün yine 1 saat hastanede Adalet Bakanlığı’nın izniyle ziyaret ettim.
Tayfun’a uygulanan yüksek doz kortizon yüklemesinin geçirdiği akut MS atağına olacak etkileri 3 ay süre ile yakından takip edilecek. Bu süre zarfında mevcut ilaç tedavisine ek ilaç ve fizik tedavileri söz konusu. Ancak gün içerisinde Marmara Kapalı Cezaevi’ne geri sevki sağlanacak ve Şubat ayının ilk haftasında da yine tetkikler için hastaneye sevk edilecek.
22 senedir MS hastası olan Tayfun’un sağlığına kavuşması için titizlikle çaba sarf eden tüm doktorlara, sağlık personellerine ve Cerrahpaşa Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi yönetimine tekrar minnetlerimizi iletmek isterim.
Tayfun’un bugün bir kandil gününde Nöroloji bölümündeki hasta yatağında bir parça kandil simiti yerkenki şaşkınlığını ömrüm boyunca unutmayacağım; meğer 4 senedir hiç yememiş.
Tayfun’un bugün götürüldüğü yere giremiyorum, tutun koluma Tayfun deyip eve de getiremiyorum.
Bu çaresizliği tarif edemiyorum.
Eşim Tayfun Kahraman masumdur. Anayasa Mahkemesi kararı ortadadır.
Uğradığımız haksızlığın, cezaevi koşullarında Tayfun’un hastalığının daha da ilerlemesinin vicdani ve hukuki sorumluluğunu daha fazla üzerinizde taşımayın.
Tayfun’u bırakın, evimizde iyileşsin.
Bugün Tayfun’u hastanede görme fırsatım oldu. Hassasiyetleri için Adalet Bakanlığı yetkilileri başta olmak üzere tüm devlet kurum ve yetkililerine, hastane yönetimine ve tüm sağlık personeline tekrar çok teşekkür ediyorum.
Tayfun’un geçirdiği akut MS atağı nedeniyle hastanedeki 8. gününde yüksek doz kortizon yüklemesi tedavisi devam ediyor.
Bugün Tayfun’a “hapisten eve gelecekken hastaneye gelmiş olmanın” nasıl hissettirdiğini sorduğumda bana “Meriç, ben evimizin nasıl bir yer olduğunu unuttum” diye cevap verdi… Sarıldım kaldım Tayfun’a..
Allah aşkına, biz bunu neden yaşıyoruz?
Neden Anayasa Mahkemesi’nin kararı uygulanmıyor?
Tayfun neden evimizi hatırlayamaz hale geldi?
Neden?
Eşim Tayfun Kahraman, yıllardır tedavisini üstlenen hekimlerin gözetiminde olacak.
Bu süreç boyunca bizlerin yanında olan tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum. Ayrıca bu zorlu süreçte her türlü kolaylığı ve bilgilendirmeyi sağlayan Marmara Kapalı Cezaevi idaresi ve Adalet Bakanlığı yetkililerine de teşekkür ederim.
Haklılığımız ve masumiyetimiz apaçık ortadayken, Anayasa Mahkemesi’nin kararı tartışmasız bir biçimde önümüze konmuşken tüm bunların yaşanmasından dolayı büyük bir keder duyuyorum.
Artık adalet bizim için bir yaşam hakkı meselesidir...
Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali tespiti ve yeniden yargılama kararına rağmen kararın gereği yerine getirilmeyen Tayfun Kahraman’ın sağlık durumu giderek ağırlaşıyor.
Artık zulme dönüşen bu hukuksuzluğun son bulması sadece hukuk devletinin değil vicdanın da gereğidir.
Tayfun’u bugün 1 saat cam ardından acı içinde gördüm!
Anayasa Mahkemesi kararı UYGULANMADIĞI İÇİN, masum yere hapiste olan eşim Tayfun Kahraman, sağlığını kalıcı biçimde etkileyecek çok ağır ve sancılı bir süreç yaşıyor.
Oysa 4 senedir kimseye bir zeval gelmeden, geri dönüşü olmayan bir hasar almadan bu haksızlık bitsin diye dua ediyordum…
Tayfun geçirdiği MS atağı nedeniyle dün bütün gün daracık havasız bir ring aracı içinde oradan oraya götürüldü.
Hastaneden koğuşuna geri götürüldüğünde ilaç dağıtım saati geçtiği için almak zorunda olduğu Neurotin adlı ilacı verilememiş! Tüm geceyi ağrı içinde bir başına geçirmiş!
Hastaneye tekrar sevki ve yatışı planlanıyor!
Ne yapalım biz? Kime anlatalım derdimizi?
Tayfun’un 4 senedir haksızca içinde barındırıldığı fiziksel ve psikolojik yaşam koşullarının hastalığının bugün geldiği seyre etkilerini hangi mahkeme değerlendirecek? Nereye başvuralım?
Masalarında Tayfun’un hastalığının ilerlediğine dair heyet raporu olmasına rağmen, AYM kararını uygulamayıp Tayfun’u tahliye etmeyenlerin ve hiç böyle bir şey olmamış gibi susanların hiç mi vicdanı yok, bu nasıl insanlık?
Resmi gazetede yayınlanmış AYM kararına göre dışarıda olması gereken Tayfun neden zırhlı araç içinde gün boyu şehirlerarası yolculuk yaparak tahlil, tetkik ve takip altında kalıyor?
Bizim daha ne yaşamamız gerekiyor?
Bu kadar zulüm, bu kadar gaddarlığı nasıl sineye çekelim?
Başımıza gelenlerin ve geleceklerin sorumluluğu kimde?
Bakanlığımız Merkez ve Taşra birimlerinin ihtiyaçları doğrultusunda mühendis, mimar, avukat, peyzaj mimarı, şehir plancısı, fizikçi, mütercim, biyolog, ekonomist, istatistikçi, kimyager, tekniker ve teknisyen kadroları için Ünvan Değişikliği Sınavı yapılacak.
Başvurular 21 Aralık 2025 tarihine kadar Cumhurbaşkanlığı Kariyer Kapısı Platformu üzerinden alınacaktır.
Başvuru için ⬇️
https://t.co/rLUt7wm08j
Herkese Merhabalar,
Anayasa Mahkemesi’nin hakkımda verdiği ihlal kararının uygulanmamasından bu yana kamuoyuna hiç konuşmadım. Bu süreçte sessiz kalmayı, hukuka olan inancımı ve sabrımı korumak için bilinçli olarak tercih ettim.
Ancak bugün ikinci kez Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak hakkımdaki kararın uygulanması talebinde bulunduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Evet, 4 senedir Silivri’deyim; adil yargılanmadığım ve masum olduğum AYM kararı ile tescillendiği halde evime, Vera’ma dönemiyorum ve bu ancak yaşayanın anlayabileceği kadar zor ama dilerim bu hatadan bir an evvel dönülür ve hiç kimse bir daha bunu yaşamaz.
Yaptığım başvuru, yalnızca benim özgürlüğüm veya kişisel hak arayışımdan ibaret değildir. Tam tersine, hepimizin ortak ihtiyacı olan hukukun üstünlüğü, adil yargılanma hakkı ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığıyla ilgilidir.
Bugün bu karar benimle ilgili olabilir; yarın bambaşka bir yurttaşla ilgili olabilir. Haksızlığa uğrayan kim olursa olsun, onun yanında durabilme iradesini gösterebildiğimiz ölçüde bu ülkede hepimizin güvende olacağına inanıyorum.
Her siyasi görüşten, her partiden, her düşünceden insanın hukuk karşısında eşit olduğu bir düzeni savunmak hepimizin ödevidir. Adaletin kimliğe, dünya görüşüne, oy tercihlerine göre değişmemesi gerekir.
Bu nedenle çağrım, yalnızca bana destek verilmesi çağrısı değildir; hepimizin güvenliğini sağlayan hukuk devletinin korunması için bir arada durma, doğru tarafta olma çağrısıdır.
Yaşadığım süreç zor, yorucu ve kimi zaman yıpratıcı oldu. Ancak umudumu hiç kaybetmedim. Bu umudu bana ailem, dostlarım, dayanışma gösteren herkes verdi. Şimdi herkesi bu dayanışmayı, kişisel bir haksızlığa değil, ülkemizde adaletin 86 milyon tarafından güvenilir biçimde tesis edilmesi için büyütmeye davet ediyorum.
Ben ve ailem adaletsizlik ve haksızlığın acısını yaşadık, yaşıyoruz.
Bu acıyı kimsenin yaşamamasını istiyorum. Kimse bunu hak etmiyor.
Evladım Vera başta olmak üzere, bizden sonraki tüm nesiller için adil bir düzen istiyorum.
Bu isteğe herkesin tüm başka aidiyetlerini geride bırakarak, sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ortak olmasını diliyorum.
Allah kimseyi masumiyetini müdafaa etmek zorunda bırakmasın.