Uzun zamandır Fenerbahçe teknik direktörlüğüne İsmail Kartal'ın getirilmesi için öneride bulundum. Kendisiyle hiçbir tanışıklığım yok. Yalnızca oynattığı futbolu izleyerek, kenardaki efendiliğine bakarak ve otobüsü kurşunlanmış, yabancıları korkudan ülkeyi terk edip gitmiş bir takımı son ana kadar şampiyonluk potasında tutma çabasını göz önünde tutarak kendisini destekliyordum.
Bugün Kartal'ın bu göreve getirildiğini öğrendim. Çok doğru bir karar. Şimdi de bundan sonrası için bir öneride bulunayım: Kartal'ın işine hangi görevde olursa olsun kimse karışmamalı. Kimse ligi de, sistemi de takımı da ondan iyi bilmiyor. Ancak o sorarsa düşüncesini söylemeli.
Çin atasözüdür: Kaptanı çok olan gemi karaya oturur.
İsmail Kartal dönemi Fenerbahçe'ye ve Türk futboluna hayırlı olsun.
Türkiye ekonomisinde yeni bir büyüme modeli ortaya çıkacak mı?
Eski büyüme modeli çoktan tıkandı ama yerine henüz netleşmiş bir model kurulamadı.
Ama beş eğilim belirginleşiyor: ucuz emek, mülksüzleştirme, lojistik, savunma sanayii ve vergi cenneti.
Bu haftanın yazısı
✍️
Romanya ve Macaristan'da üretim maliyeti, Türkiye'deki üretim maliyetinin Avro bazında yarısı. Mısır'da Türkiye'dekinin beşte biri. Ekonomiyi global pozisyonunuza göre yönetemezseniz, taşıma su ile sonuç alamazsınız. Teşvikle hamasetle bu iş olmaz.
BYD'nin Türkiye'den Macaristan'a dönmesi, Türkiye'nin global düzlemde kaybettiği pozisyonunu da, Türkiye'de üretim faaliyeti gösteren Türk şirketlerinin dramını da apaçık belli ediyor.
Alım gücü daha yüksek olan Avrupa'da Türkiye'den daha ucuza üretilen mal, alım gücü daha düşük olan Türkiye'ye satılacak. Bu anormalliğin ekonomi yönetimindeki hatalardan kaynaklandığını ve hızla kırılganlaştığımızı gizlemek isteyenler de habire gündem değiştirip duracaklar.
Konuyla bi köşesinden ilgili bi istatistik olması açısından, Almanya'da lisansı bırakma oranı ortalama %35, matematik/doğa bilimlerinde %44. Tabii ki zorluk haricinde başka sebepleri de var bunun ama girmek çıkmaktan kolay genelde.
Bugün yapılan Fenerbahçe başkanlığı seçimini kim kazanırsa kazansın ilk işi kadın basketbol takımından yollandığı söylenen koç Miguel Mendez'i bulup yeniden göreve dönmesini sağlamak olmalı.
Siyasal iktidar, yıllardır yaşanan benzer gelişmelerde toplumun ilk birkaç günden sonra piyasa aldırmazlığı eğilimine girdiğini artık çok net bir biçimde biliyor.
https://t.co/f2eC20vhqc
@Tweets4Onur yapay zekaya bu şartlarda yatırımın geri dönüş süresi ne olur hesapla dedim. 20-22 yıl ROI verisi çıktı. Bu şartlarda sen olsan bu yatırımı yapar mıydın?
"Milyarderlerin zenginlik sırları: önce tüm borçlarınızı kapatın." diye klişe bir öneri okudum. 🫠
İşin aslı, dünyada borçsuz milyarder pek yoktur. Çünkü zenginliği getiren şeylerden pek çok şeyden biri de doğru kaldıraç kullanımı. Bir Elon Musk, özel bir amacı olmadıkça hisse satmaz. Şirket hisselerini ipotekleyip borç alır. Çünkü;
1. Hisse fiyatının kredi faizinden hızlı gideceğini bilir.
2. Satışın getireceği vergi yükü çok yüksek, borcun faizi onun yanında zaten bedava (bizdeki vergisiz borsa kazancı batıda yok veya uzun vadeye bağlı).
3. Faiz giderini vergi matrahından düşecek; duble katkı.
4. Likit kalmak iyidir. Eldeki nakit, borç kapayarak "çarçur edilmez". Fırsatlar için saklanır.
Temelde, borcu kapatmanın yararı faiz hızıyla gelirini artıramayan sabit ücretli ve dar gelirliler için geçerli. Finansal özgürlük amacı için anlamlı olabilir. Lakin, konuya "milyarderler" diye girilmemesi lazım, onlar mecazi kamçıyı pek severler.
En varlıklı kesimin hiç vergi vermemesinin ana nedenleri:
i. Vergi cennetlerinde birikim
ii. Vakıflarla ve paravan şirketler üzerinden varlık biriktirmek
iii. Sadece borçlanarak gerektiğinde nakit yaratmak.
O seviyede terime "borç" değil "kaldıraç" denmesinin bir nedeni var😏