🚩 Hayır, çaresiz değiliz. Gençlik; borca, güvencesizliğe ve geleceksizliğe mahkum bir köle ordusu olmayacak.
⚡️ Çürümüş bu düzeni değiştirme iradesiyle; 4 Ekim saat 10.00’da Şişli Tiyatrosu’nda, Olağanüstü Kurultay’da buluşuyoruz!
#EşitlikveÖzgürlükiçinİleri
🚩 Hayır, çaresiz değiliz. Gençlik; borca, güvencesizliğe ve geleceksizliğe mahkum bir köle ordusu olmayacak.
⚡️ Çürümüş bu düzeni değiştirme iradesiyle; 4 Ekim saat 10.00’da Şişli Tiyatrosu’nda, Olağanüstü Kurultay’da buluşuyoruz!
#EşitlikveÖzgürlükiçinİleri
📍 Okmeydanı
Yoksulluğun, cinayetlerin ve uyuşturucunun günbegün arttığı bu mafya-çete düzeninde bir geleceğimiz yok!
Geleceğimizi ve özgürlüklerimizi kazanmak için mücadeleyi büyütelim, Bu Pisliği Devrim Temizler sözünü yükseltelim.
🚩 Eşit ve özgür yarınlar için bizimle yürü!
Her şeyi kendimizden bekleriz: Bize dayatılan yoksulluk ve yasaklara karşı kurtuluş kendi ellerimizdedir. Tüm gençleri kavgamıza omuz vermeye davet ediyor, AKP faşizmine karşı mücadelemizi büyütmeye çağırıyoruz!
"Terörsüz Türkiye" sürecinin faturası gençlik hareketine kesilemez: Demokratik haklarımızı hedef alan yasaklara karşı mücadelemizi sürdüreceğiz!
İçişleri Bakanlığı geçtiğimiz günlerde “Terörsüz Türkiye sürecinde toplumsal huzuru sağlama” gerekçesiyle ‘Üniversitelerde Güvenlik Tedbirleri’ adlı bir genelge yayımladı.
Sürecin “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılması dahi AKP’nin demokrasi ve özgürlükler sorununa yaklaşımının değişmediğini, toplumsal ve siyasal mücadeleleri hâlâ “terör” parantezinde ele aldığını göstermektedir.
Devlet Bahçeli’nin Türkgün gazetesindeki açıklamasında sürecin “radikalleşmiş ve marjinalleşmiş yapıların da tasfiyesi”ni kapsadığını ifade etmesi de bu yaklaşımın sınırlı olmadığını göstermektedir. Mücadeleci dinamiğin her biçiminin tasfiye saldırısının hedefi haline getirildiği bu tabloda, İçişleri Bakanlığının genelgesi öğrenci hareketinin ve üniversite öğrencilerinin hak temelli çalışmalarının da “terör” parantezine alınarak ezilmek istendiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Ortada gerçek anlamda bir barış, çözüm ya da demokratikleşme programı bulunmamaktadır. Türkiye, Suriye ve Irak’ta paralel ve eşgüdümlü ilerleyen süreç; bölgedeki mücadeleci dinamikleri asimile ederek mevcut devlet yapılarıyla bütünleştirmeyi, merkezî devlet otoritelerini güçlendirmeyi hedeflemektedir. Bölgedeki bu yeniden yapılanmanın ABD’nin çıkarları ve bölgesel güç dengeleri ekseninde şekillendiği de göz ardı edilemez.
Hedefte yine öğrenci hareketi var!
Genelgeyle birlikte öğrencilerin başta nitelikli ve parasız yemek, barınma, ulaşım talepleri için yapacağı hak temelli eylemler, kulüp çalışmaları, kültür ve dayanışma etkinlikleri gibi tüm faaliyetler hedefe konulmaktadır. Genelgede yer alan ‘istihbarat faaliyetlerine ağırlık verilmesi’ ifadesi ise öğrencilerin ve akademisyenlerin fişlenmesinin önünü açacak uygulamalardır.
19 Mart’tan bu yana gerçekleşen demokratik eylemlerde polis şiddetinin kamuoyuna yansıyacak şekilde gözle görülür hale gelmesi yetmiyormuş gibi üniversitelerin ‘özel güvenlik birimlerinin’ yetkilerini artıracak talimatlarda bulunulması önümüzdeki dönemde iktidarın gençlik kesimlerine uygulayacağı ‘tarife’nin habercisi niteliğindedir.
Akademiye “Terörsüz Türkiye” talimatı...
Öte yandan YÖK’ün üniversitelerin yeni eğitim-öğretim yılının ilk derslerinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin işlenmesini ve bu konuda panel, konferans, çalıştay gibi etkinliklerin düzenlenmesini istemesi, akademinin KHK’lerle içinin boşaltılarak neyin hedeflendiğini açıkça ortaya koymuştur.
Halkın cebinden çıkan vergilerle finanse edilen ve sınırsız imkanlarla şımartılan faşist ve dini oluşumlara karşı tek bir maddenin yer almamasına şaşırmıyoruz. AKP iktidarının devrimci gençliği tasfiye ederek kampüslerde istediği gibi at koşturmak peşinde olduğunun farkındayız.
Baskılarınız, yasaklarınız ve fişlemeleriniz gençlik hareketini durduramayacak! Üniversiteleri sermayenin, iktidarın ve gericiliğin arka bahçesine çevirmek isteyenlere karşı sözümüz açık: Demokratik ülke, demokratik üniversite mücadelemizi büyütecek; eşitlik ve özgürlük yürüyüşümüzü kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Her şeyi kendimizden bekleriz: Bize dayatılan yoksulluk ve yasaklara karşı kurtuluş kendi ellerimizdedir. Tüm gençleri kavgamıza omuz vermeye davet ediyor, AKP faşizmine karşı mücadelemizi büyütmeye çağırıyoruz!
Devrimci Gençlik Dernekleri
"Terörsüz Türkiye" sürecinin faturası gençlik hareketine kesilemez: Demokratik haklarımızı hedef alan yasaklara karşı mücadelemizi sürdüreceğiz!
İçişleri Bakanlığı geçtiğimiz günlerde “Terörsüz Türkiye sürecinde toplumsal huzuru sağlama” gerekçesiyle ‘Üniversitelerde Güvenlik Tedbirleri’ adlı bir genelge yayımladı.
Sürecin “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılması dahi AKP’nin demokrasi ve özgürlükler sorununa yaklaşımının değişmediğini, toplumsal ve siyasal mücadeleleri hâlâ “terör” parantezinde ele aldığını göstermektedir.
Devlet Bahçeli’nin Türkgün gazetesindeki açıklamasında sürecin “radikalleşmiş ve marjinalleşmiş yapıların da tasfiyesi”ni kapsadığını ifade etmesi de bu yaklaşımın sınırlı olmadığını göstermektedir. Mücadeleci dinamiğin her biçiminin tasfiye saldırısının hedefi haline getirildiği bu tabloda, İçişleri Bakanlığının genelgesi öğrenci hareketinin ve üniversite öğrencilerinin hak temelli çalışmalarının da “terör” parantezine alınarak ezilmek istendiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Ortada gerçek anlamda bir barış, çözüm ya da demokratikleşme programı bulunmamaktadır. Türkiye, Suriye ve Irak’ta paralel ve eşgüdümlü ilerleyen süreç; bölgedeki mücadeleci dinamikleri asimile ederek mevcut devlet yapılarıyla bütünleştirmeyi, merkezî devlet otoritelerini güçlendirmeyi hedeflemektedir. Bölgedeki bu yeniden yapılanmanın ABD’nin çıkarları ve bölgesel güç dengeleri ekseninde şekillendiği de göz ardı edilemez.
Hedefte yine öğrenci hareketi var!
Genelgeyle birlikte öğrencilerin başta nitelikli ve parasız yemek, barınma, ulaşım talepleri için yapacağı hak temelli eylemler, kulüp çalışmaları, kültür ve dayanışma etkinlikleri gibi tüm faaliyetler hedefe konulmaktadır. Genelgede yer alan ‘istihbarat faaliyetlerine ağırlık verilmesi’ ifadesi ise öğrencilerin ve akademisyenlerin fişlenmesinin önünü açacak uygulamalardır.
19 Mart’tan bu yana gerçekleşen demokratik eylemlerde polis şiddetinin kamuoyuna yansıyacak şekilde gözle görülür hale gelmesi yetmiyormuş gibi üniversitelerin ‘özel güvenlik birimlerinin’ yetkilerini artıracak talimatlarda bulunulması önümüzdeki dönemde iktidarın gençlik kesimlerine uygulayacağı ‘tarife’nin habercisi niteliğindedir.
Akademiye “Terörsüz Türkiye” talimatı...
Öte yandan YÖK’ün üniversitelerin yeni eğitim-öğretim yılının ilk derslerinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin işlenmesini ve bu konuda panel, konferans, çalıştay gibi etkinliklerin düzenlenmesini istemesi, akademinin KHK’lerle içinin boşaltılarak neyin hedeflendiğini açıkça ortaya koymuştur.
Halkın cebinden çıkan vergilerle finanse edilen ve sınırsız imkanlarla şımartılan faşist ve dini oluşumlara karşı tek bir maddenin yer almamasına şaşırmıyoruz. AKP iktidarının devrimci gençliği tasfiye ederek kampüslerde istediği gibi at koşturmak peşinde olduğunun farkındayız.
Baskılarınız, yasaklarınız ve fişlemeleriniz gençlik hareketini durduramayacak! Üniversiteleri sermayenin, iktidarın ve gericiliğin arka bahçesine çevirmek isteyenlere karşı sözümüz açık: Demokratik ülke, demokratik üniversite mücadelemizi büyütecek; eşitlik ve özgürlük yürüyüşümüzü kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Her şeyi kendimizden bekleriz: Bize dayatılan yoksulluk ve yasaklara karşı kurtuluş kendi ellerimizdedir. Tüm gençleri kavgamıza omuz vermeye davet ediyor, AKP faşizmine karşı mücadelemizi büyütmeye çağırıyoruz!
Devrimci Gençlik Dernekleri
Baskılar nafile, ‘NATO’ya Hayır’ demekten vazgeçmeyeceğiz!
NATO’ya karşı çıktığı için tutuklanan Balıkesir’deki bir arkadaşımız tahliye edilirken Zonguldak’ta tutuklu bulunan bir arkadaşımız hakkında ise tutukluluğa devam kararı verildi!
Geride hiçbir arkadaşımızı bırakmak yok: Hepsini alacağız!
🚩 Düzen sınırları içinde bir kurtuluş yok. Kurtuluş sokakta, örgütlenmekte, devrimde!
Düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğümüze yönelik baskıları kabul etmiyoruz, haklarımızdan vazgeçmiyoruz. AKP'nin tek tip yaşam dayatmasına karşı yurdun dört bir yanından "Bu Pisliği Devrim Temizler" iradesini yükseltmeye devam edeceğiz.
📢 Eşitliği ve özgürlüğü kazanmak için isyanı büyütelim. Bizimle yürü!
📍 Bakırköy
NATO zirvesi öncesinde tutuklanan dernek üyelerimiz Sait Çetin ve Muratcan Kaya için sıra arkadaşları Mimar Sinan Üniversitesi mezuniyet töreninde destek pankartı açtı!
Sait'i, Murat'ı ve tüm NATO tutuklusu arkadaşlarımızı alacağız!
Bağımsızlık yürüyüşümüze hep birlikte devam edeceğiz!
🔴 Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğrencileri, mezuniyet töreninde tutuklu sıra arkadaşları için pankart açtı.
📌 Öğrenciler, NATO zirvesi öncesinde eylem yapma şüphesiyle tutuklanan Devrimci Gençlik Dernekleri (@DGdernekleri6) üyesi ve MSGSÜ öğrencisi Sait Çetin ile Murat Can Kaya için “NATO tutsaklarına özgürlük” pankartı açtı
Ankara'da, NATO'nun ve ABD Emperyalizminin karşısında durduğu için uydurma dosyalar ile tutuklanan Hacettepe öğrencisi bir arkadaşımız daha bugün tahliye edildi!
⚡️ İşimiz daha bitmedi: Üçü, beşi değil tutuklanan tüm arkadaşlarımızı alacağız.
🚩 NATO ve şürekasına boyun eğmediği için Ankara’da tutuklanan arkadaşlarımızdan biri bugün görülen duruşmada tahliye edildi!
⚡️ İşimiz daha bitmedi: Üçü, beşi değil tutuklanan tüm arkadaşlarımızı alacağız.
🚩 Kimseyi geride bırakmak yok!
🚩 Yaşamak bu değil, biliyoruz. Başını eğme, öfkeni diri tut.
⚡️ Yarın bugünden daha güçlü olacağız: 4 Ekim’de Olağanüstü Kurultay’da bir aradayız.
#EşitlikveÖzgürlükiçinİleri
🚩 Yaşamak bu değil, biliyoruz. Başını eğme, öfkeni diri tut.
⚡️ Yarın bugünden daha güçlü olacağız: 4 Ekim’de Olağanüstü Kurultay’da bir aradayız.
#EşitlikveÖzgürlükiçinİleri
#DevrimciKişilik | Fiili tüzük
🚩 Oturulan yerde uyuklamak, iştahsızlık, sürekli yorgun görünmek nasıl yaşlılık belirtisi ise; hangi yaşta olunursa olunsun tembellik, kaytarmacılık, makyajla veya görüntüyü kurtarmakla yetinmek, sadece dürtülünce iş yapmak da bir çeşit yaşlılıktır. Ve kişiyi sadece devrimcilikten değil, yaşama kalite kazandırma kabiliyetinden de yoksun bırakır.
🚩 Devrimcilik öncesi yaşamda, birbirini sömürmeyi, birbirini rakip gibi görmeyi, başkasının sırtına basarak yükselmeyi, hatta yükü paylaşmak yerine başkasının omuzlarına yıkmayı olağan bir davranış normu olarak gören insanlar, bu alışkanlıklarını bir anda atamayacakları için yoldaşlığın gerektirdiği normları içselleştirmekte zorlanır, adaptasyon güçlüğü çeker. Bu anlaşılır bir durumdur ve zaten devrimci bir çatının altına girer girmez insanların birden bire, efsunlanmış gibi değişmesini beklemek doğru değildir. Bu sürecin sağlıklı bir gelişimle aşılması için dayatmalardan çok, eğitici müdahalelerden sonuç beklenmelidir.
https://t.co/V9U9IqibCw
#DevrimciKişilik | Yoldaşlık devrimciliğin kimyasıdır
🚩 Kendi iç ilişkilerimizde oluşturduğumuz pozitif atmosfer, dışa kapanmayı, dost ilişkilerde sekterleşmeyi değil aynı pozitif elektriği o ilişkilere de taşımayı gerektirir. Unutulmamalıdır ki dostuna (ki o da bir çeşit yoldaşlıktır) karşı sekterleşen, daralıp bencilleşen; koşullarının oluşması halinde yoldaşına karşı da daralıp sekterleşebilir. Çünkü taşınan öz, ne kadar bastırılırsa bastırılsın mutlaka biçimde yansır. Bunu önlemenin yolu, özü bastırmak değil değiştirmektir.
https://t.co/HnCGds8rcO
🚩 14 ilde, 42 üniversitede birim temsilciliklerimiz üzerinden bize ulaşabilirsiniz 📢
Üniversitene hoş geldin genç arkadaşım! Kayyumlara ve bizi rezil bir geleceğin kölesi haline getirmeye çalışan bu düzene karşı “Demokratik Ülke, Demokratik Üniversite” mücadelesini birlikte büyütelim! Gençlik derneği ile güçlü!
🚩 Üniversite temsilciliklerine ulaşmak için formu doldur, bizimle yürü: https://t.co/JTpLYPeIwW
Yeni eğitim-öğretim yılına girerken...
Eğitim sezonunun başladığı bugün yüz binlerce sıra arkadaşımız hem okullarına gidip hem de çalışmak zorunda.
Nitelikli barınma hakkının sunulmadığı milyonlarca üniversiteli genç fahiş fiyatlı yahut tarikat ağlarının elindeki yurtlarda ya da yüksek kira bedelleri ödeyerek derme çatma evlerde yaşamaya mecbur bırakılıyor. Barınmanın yanı sıra ulaşım ve yemek gibi temel ihtiyaçlar da eklendiğinde bir öğrencinin kıt kanaat kredi/bursla geçinmesi imkansız hale geliyor ve çalışmak zorunda kalıyor.
Liseli arkadaşlarımız MESEM adlı bir garabete mahkum edilerek piyasaya ucuz iş gücü olarak sunuluyor. Okullarında nitelikli eğitim alması gereken ve sayıları yarım milyonu aşan liseli gençler yok pahasına çalıştırılıyor; yetmiyormuş gibi iş kazalarında uzuvlarını kaybediyor, iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor.
Yine binlerce kardeşimiz bizlere dayatılan yoksulluk nedeniyle erken yaşta okullarında koparılıp çalışmak zorunda kalıyor.
Yeni eğitim yılı vesilesiyle sıraladığımız gelişmeler birer istatistiki veri değil, buz gibi gerçeklerdir.
Memleket gençliğini içine sürüklendiği yoksulluk, baskı ve yasak girdabından kurtaracak yegane şey bir arada mücadele etmekten geçer. Eğitim, barınma, ulaşım gibi tüm temel haklarımızı ancak örgütlü bir şekilde yan yana durursak kazanabiliriz.
Yeni eğitim yılında tüm arkadaşlarımızı 'Köle değiliz' demek için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz!
Bizimle yürü, gücünü herkes görsün!
🚩 Kürsülerden 16 yaş ve altındaki çocuklara "iyiliğin reklamını yapmalıyız" masalı anlatanlar, 16 yaşındaki liseli arkadaşımız Ömer Aksu’yu NATO’ya ve emperyalizme karşı çıktığı için dört duvar arasında tutuyor.
Sizin "iyilik" dediğiniz şey, bu pislik üreten düzenin suçlarını örtmek için sahnelediğiniz ucuz bir tiyatrodan ibarettir.
🚩Sahte vicdan nutukları atmaktan vazgeçin. Ömer'i derhal serbest bırakın!