@tibizettin@ZamHaberAjans 0.30 karat D SI pırlanta yüzükler internet fiyatlarıyla(daha pahalıdır) ünlü markalarda (zen,lizay,blue diamond,atasay) maksimum 29 bine. Algı yapmayalım.
Orhan Bey'in siteminde dile getirdiği o acıyı, hepimiz hissediyoruz. Bu topraklarda yetişmiş, paha biçilmez değerdeki hekimlerin bavullarını toplayıp gitmesi, ortak bir yaramız.
Tespit doğru, acı gerçek.
Ancak bir hekimin yaptığı gibi, doğru bir teşhis koymak zorundayız:
Sorun, kanayan yaradan akan kanda değil, yarayı açan bıçaktadır.
Ve önerilen "tazminat senedi" çözümü, yarayı tedavi etmek yerine, kanamayı durdurmak için hastanın kolunu kesmeyi önermek kadar absürt.
Bu öneri, basit bir hatadan öte, tehlikeli bir zihniyetin yansımasıdır.
Bu, bir toplumu ayakta tutan en temel sözleşmelerden birini, yani "sosyal sözleşmeyi" dinamitleme girişimidir.
Devlet, vatandaşının vergileriyle bir uzman yetiştirir; bu, devletin topluma yaptığı bir yatırımdır.
O uzman da yıllarca süren asistanlık ve mecburi hizmet dönemlerinde(hatta intörnlük döneminde), çoğu zaman hak ettiğinin çok altında bir ücretle, en zor koşullarda hizmet vererek bu yatırımın karşılığını katbekat öder.
Örneğin, Türkiye'de ortalama hekim maaşı yıllık yaklaşık 1.116.462 TL (yaklaşık 33.000 USD) civarındayken, ABD'de bu rakam 363.000 USD'ye ulaşıyor – bu fark, hekimlerin yıllarca düşük ücretle çalışarak borcunu ödediğini gösteriyor.
Kaynaklar:
1- https://t.co/D9M9rRULgk
2- https://t.co/DVWLm4L4xw
Ve buraya dikkat:
Aslında o uzman da bu ülkenin Orhan bey kadar bir vatandaşıdır.
Sistemin paydaşları, hekimine "can güvenliği, insanca çalışma koşulları ve emeğinin karşılığını" vaat eder.
Peki, her gün haberlere düşen şiddet vakalarıyla – Ülkemizde hekimlerin yüzde 84'ü ise en az bir kere sözlü veya fiziksel şiddete maruz kalmaktadır.
Kaynak: https://t.co/lA7JKSJiNI –, ayda 10 nöbetle geçen tükenmiş hayatlarla ve enflasyon karşısında eriyen maaşlarla sistem bu sözünü tutmayınca ne olacak? Sadece son 11 yılda 560 şiddet olayı yaşanmış, 647 hekim fiziksel saldırıya uğramış.
Kaynak: https://t.co/jILdAoMuRX
Sözleşmeyi ilk bozan taraf, bavulunu toplayan hekim midir, yoksa onu gitmeye mecbur bırakan sistemin kendisi mi? "Tazminat senedi" fikrinin altında yatan felsefe, 21. yüzyılda kabul edilemeyecek bir felsefedir:
Hekimler, devletin-toplumun-sistemin malıdır.
Bu, nitelikli insanı bir birey, bir profesyonel olarak değil, bedeli ödenmiş ve artık "sahip olunan" bir meta olarak görmektir.
Bu, feodal bir zihniyettir.
Modern, özgür bir toplum, yetenekli insanlarını ülkeye "kazanarak" elinde tutar, onların ayaklarına "modern zaman prangaları" olan senetleri bağlayarak değil. Peki, bu çağdışı, üzerinde hiç düşünülmeden yazıldığı belli olan öneriyi bir anlığına hayata geçirdiğimizi düşünelim.
Karşılaşacağımız felaket tablosu nettir:
Önce, ülkenin en zeki, en pırıl pırıl gençleri tıp fakültelerinin kapısından bile girmez.
Kim, daha 18 yaşında geleceğini ipotek altına alan bir "esaret belgesi" imzalamak ister ki?
Tıp fakülteleri, başka seçeneği olmayanların sığındığı bir limana dönüşürken, ülkenin sağlık geleceği dinamitlenmiş olur.
Sonra, içeride zorla tuttuğumuz hekimler...
Ruhları çoktan gitmiş, sadece bedenleri burada olan, mutsuz, umutsuz ve tükenmiş bir profesyoneller ordusu yaratırız.
Her gün "keşke" diye iç geçiren bir cerrahın elindeki neşterden, bir dahiliye uzmanının teşhisinden ne beklenebilir?
Bu, sadece verimsizlik değil, aynı zamanda hasta güvenliği için de korkunç bir tehdittir.
Ve en trajikomik sonuç:
Bu yasanın lafının edilmesi bile, beyin göçünü durdurmak yerine bir tsunamiye dönüştürür.
"Prangalar takılmadan kaçalım" paniğiyle, şu an tereddütte olan binlerce hekimin gidişini hızlandırır.
Zaten araştırmalar gösteriyor ki, hekimlerin %70'i kötü çalışma koşullarını göç nedeni olarak belirtiyor, ve ekonomik enflasyon, şiddet gibi faktörler beyin göçünü tetikliyor.
Kaynak:
1-https://t.co/Bs2st14g3t
2-https://t.co/BjzZsviDbF
Yani, kanayan yarayı durduracağız derken, şah damarını kesmiş oluruz. Asıl çözüm bellidir Orhan bey ve aslında hiç de karmaşık değildir.
İnsanları zincirle bağlamaya çalışmak yerine, onların gitmeyi düşünmeyecekleri bir yuva sunmaktır.
Güvenlik mi istiyorlar? Sağlayın.
İnsanca çalışma saatleri mi? Düzenleyin.
Emeklerinin karşılığı olan adil bir gelir mi? Verin.
Mesleki saygınlık ve liyakat mi? Tesis edin. Bakın, hiçbir hekim "Ben Amerikan zenginine hizmet etme hayaliyle" bu mesleğe başlamıyor.
Ama "kendi vatanımda parya muamelesi görmek istemiyorum" dediği için bu acı kararı alıyor.
Örneğin, 402 hekimle yapılan bir çalışmada, göç eğiliminin temel nedenleri arasında şiddet ve düşük ücretler öne çıkıyor.
Kaynak: https://t.co/pCng2DYXXq
O zaman görevimiz, gidenin arkasından "hain" diye bağırmak veya kalanların ayağına pranga hazırlamak değil, bu ülkeyi, evlatlarının gitmeyi aklından bile geçirmediği, çalışırken kendi kendini rahat, mutlu ve huzurlu hissettiği bir yer haline getirmektir.
🔴💥 Eski meslektaşlarım, sevgili polis öğrencilerim; bugün de sizin yerinize ben utandım. Zaten yakalamışsınız, 18-20 yaşlarında bir kız öğrenciye tekme atmak, darbetmek nedir Allah aşkına? Hiç mi utanmadınız?
Meslektaşımız sırf ödeme konusundan ötürü (Dolar endeksli ödeme yapmamak için) Şırnak'a görevlendirilmiş gösterilip, Kuzey Irak'ta üs bölgesinde görev yaparken ŞEHİT olmuş. Sivil Hekimleri, Askeriyeye gönderip hayatlarını riske atmanın yanında hakkı olan parayı ödememek için hesap kitap yapanların üstünde Meslektaşımızın vebali vardır.
SİVİL HEKİMLERİN ASKERİ ÜSLERDE GÖREV YAPMASI KABUL EDİLEMEZ! Yetişme şartlarımız bir anda kendimizi yüksek rakımlı, zorlu fiziki şartları olan ortamlarda bulmamıza müsait değil! Tüm hayat planımızın içinde 1 telefon ile 2 gün sonra 2500-3000 rakımlı yerlere 50-60 rakımlı bölgelerden çıkartılınca ne Akciğerimiz ne Kalbimiz bu yükü kaldıramıyor.
Yurtdışında çalışan Hekime, sırf ödenmesi gereken maddi tazminatlar azalsın diye görevlendirme sınıriçi gösteriliyor. Bizler oralara giderken canımızı ortaya koyarken, ufak tefek maddi hesaplar içine düşülüyor.
Bugün bir kez daha gördük ki hayatımızın hiçbir değeri yok. Yine 1 telefonla, 2 gün sonra 3000 rakıma bir anda çıkartılacağız. Biliyorum. Çünkü ben daha 2 ay önce oradayken ısrarla göğsümün sıkıştığını buradan sizlerle paylaştım. Bu ülkede bir şeylerin değişmesi için birilerinin ölmesi gerekiyor, bazen de birileri ölse de bir şeyler değişmiyor. Yurtdışında hayatını kaybeden meslektaşımızın görev yeri ŞIRNAK gözüküyor. Görevlendirmesi ŞIRNAK olan Hekim nasıl oluyor da KUZEY IRAK'ta hayatını kaybedebiliyor? Hepimize aynısı yaşatıldı.
Bu ülkenin Hekimlerinin hayatı, DEĞERSİZ DEĞİL! HER NE KADAR DEĞER GÖRMESEK DE!
müsait olmamayı sadece fiziksel aktivite olarak algıladığınız için bir insanın mental olarak size maruz kalmaya müsait olmayabileceğini kabul edemiyorsunuz..
Dün İstanbul il sağlık müdürlüğü’nden Eğitim ve Araştırma hastanelerine gelen resmi yazıda asistan eğitimi için ayrılan sürenin haftalık 1 saati geçmemesi istendi.
Gerekçesi de “bazı branşlarda haftada yarım gün, bazılarında haftada 2 saat kadar eğitim süresi açıldığı için polikliniklerin kapalı olması” olarak açıklanmış.
Daha altı gün önce sağlık bakanı “79 branştan 67’sine ilk 24 saat içinde randevu bulunabildiğini” açıklamışken asistan hekimlerin ihtisas sırasında eğitimlerinin kısıtlanmaya çalışılması ne anlama gelmektedir ?
Tıpta Uzmanlık Kurulu yetkilileri, @tuk_sekretarya asistanlara haftada iki saat eğitimin fazla görülmesi, asistanların ucuz iş gücü olarak görülüp sadece iş yükünü azaltmaları beklenmesi eğitim kliniklerinin ve eğitim araştırma hastanelerinin var oluş amacıyla birebir zıttır, bilgilerinize sunarız.
@hekim_birligi@Tabip_Sen@hekimsen@DahiliyeDoktoru
🗣️Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu:
“Ermenilere sözde soykırım yaptığımızı ilk kabul edenlerin Filistinliler olduğunu bilmiyorsunuz galiba.
Ayrıca Osmanlı ordusu, Filistin ve Sina’da Arapların ihaneti ile mağlup oldu. Hiç olmazsa bir ansiklopedi okuyun!”
Valla ben doktorluğu 2 haftada anca öğrenebilen birine muayene olmam açıkçası, biraz zeka geriliği var demek ki gerçekten kafası çalışıyor olsa 1 haftada öğrenirdi