Tutuklu İBB İmar Müdürü Ramazan Gülten maddi açıdan zor durumda. Kredi ile alınmış evi ve arabası vardı. Borcu ödeyemeyince arabasını satmış. Bu arada bebekleri dünyaya gelmiş. Hiç gelirleri yok. Bir çocuk kitabı yazmış eşi resimlerini çizmiş. Adı Müjde Kuşu. Alalım, aldıralım👇
@dikdurur1 Başarısını kıyafetine bağlamak nasıl bir bağnazlık? Siz kimsiniz de dış görünüşe göre yargılıyorsunuz? Kimse sizin dar değer yargılarınıza göre giyinmek zorunda değil. Ama linç kültüründen beslenmek kolay tabii.
Sen de unutulmayacaksın Sırrı abi. Doğru bildiği yoldan şaşmayan, kursağında haram lokma geçmeyen, bedel ödese de hakikati haykırmaktan kaçınmayan, bu uğurda hapislerde işkencelerde iç organlarını tahrip edip genç yaşta hayata gözlerini yuman bir insan olarak hatırlanacaksın.
O kadar doğru ki! Şarapta dünyaya kafa tutabilirdik, taksi lobisini mutlu etmek için yasaklanan Uber kaç işsiz gence ek gelir kapısı olabilirdi, Booking yasağı zaten küçük otellere yerli turistin ulaşımına koca bi darbe.. Ekonomimiz dedikleri şey kendi aralarındaki rant düzeni.
Peki DBL Entertainment’ın sahibinin, eski Diyanet İşleri Basın Müşaviri olması? Seküler kültürden para kazanarak Muse, Robbie Williams gibi sanatçıları Türkiye’ye getiriyor ama biz Espresso Lab’ı protesto ettiğimiz için bize "vatan haini" diyor. Sekülerlerden para kazanırken, sekülerlerin boykot hakkını ihanet olarak görmek şu dönemin özeti gibi.
Sosyal medyanın her yanı “Unutmadık, unutmayacağız” mesajlarıyla dolmuş. Bir acıyı hatırlamada bu kadar istekli olup, acıdan çıkarılması gereken derslerde bu kadar körlük tam bir az gelişmiş toplum belirtisi. Vicdan histerisi; hesap sormaktan ve talep etmekten daha kolay geliyor.
mesele buradaki gibi. öfkeyi gerçek muhataba kanalize edememe meselesi. kar tatiline gidecek parası olan/olmayan tartışmasında, hesabı çürümüş düzene soracaksınız. bu gerçek kinin adı sınıf kinidir. diğeri el kadar çocukların ölümü üzerine leş üstelik de apolitik bir saçmalıktır.
Milyonlarca insan aynı anda psikolojik bir bozukluk yaşıyor olamayacağına göre, ağlamanın toplumsal işlevine bakmamız gerekiyor.
O gözyaşları aslında bir kişinin hatırasına değil, o kişinin simgelediği geçmişe dökülüyor. Birçok insan hikâyeye iyi başladığımızı ama devamını iyi getiremediğimizi, şu an ülke olarak bulunduğumuz pozisyondan çok daha iyilerini hak ettiğimizi düşünüyor.
Haksızlar mı?