Gündüz kuşağı programlarının toplumun ruh sağlığını bozduğu söylenir. Oysa asıl etkiyi, kuşluk vakti futbol yorumcusu, sabah ekonomi uzmanı, öğlen aile sağlığı analisti, akşam siyaset bilimci olan ekranın çok amaçlı kadrolu müdavimleri yapıyor.
RT 🌙 25 Haziran Perşembe Aşure Günü
🥣 1 kişilik aşure + kıymalı pide: 150 TL
👨👩👧👦 5 kişilik aile ikramı: 750 TL
Yetim, öksüz, dul ve ihtiyaç sahibi ailelere destek olmak için katkılarınızı bekliyoruz. 🤲
IBAN:
Fahrettin Kılıçarslan
TR50 0001 0005 9956 8382 6250 04
🔴 Meclis’e girmek için kötü muameleye razı olmak mı gerek?
📌 Meclis’e girerken, bir kadın meslektaşımın üzerinde Kürtçe “Çapemenîya Azad Civaka Azad”, yani “Özgür Basın, Özgür Toplum” yazan çantası sorun edildi. Güvenlik görevlilerinin defalarca telefonlaşması, kelimelerin ne anlama geldiğini öğrenme girişimi uzun sürdü. Sonra aralarında tartıştılar ve “Çantayı içeriye sokamazsınız, çıkarken alırsınız” dendi. Ardından sıra, kabinde yapılan üst aramasına geldi…
✍️ Tuğçe Tatari'nin yazısı...
https://t.co/8sPywXABi4
@ttatari
1990’lı yıllar, ulusalcılık yeni yeni gelişiyor. Üniversitede bir hocamıza geliyorlar, etkinliklerine davet ediyorlar.
Hoca da ‘siz kimsiniz? Nesiniz? Derdiniz ne?’ diye soruyor.
Onlar da ne olduklarını anlatınca, hoca:
- ‘yani siz solcu faşist oluyorsunuz, değil mi?’ diyor.
Bunları en iyi tanımlayan kavram aslında…
Solcu faşist!…
T24’de değerli basın emekçilerinin konuğu olarak gündeme ilişkin soruları yanıtlamaya, tutumumuzu ifade etmeye çalıştım. Karşı karşıya olduğumuz medya ambargosu koşullarında bu imkanı veren gazeteci dostlara teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle, röportajda düşüncelerimi tam olarak aktaramamış olduğum bir kısmı da düzeltmek isterim.
Anadil konusundaki hassasiyeti kamuoyunca malum bir devrimci olarak şöyle başlayayım:
“Birîndar birîna xwe dizane.”
Belki sözümün maksadını yeterince anlatamamışımdır, bu nedenle varsa incinen Kürt emekçi kardeşlerime üzüntümü ifade etmek isterim. Ancak bu memlekette herkesin şahidi olduğu; birlikte yaşam, barış ve özgürlük mücadelesindeki ısrar ve kararlılığımızı uzun uzun anlatmayı da zul sayıyorum. O nedenle kastımı açmakla yetineceğim.
DEM Parti ile alakalı soruya verdiğim cevapta söylemek istediğim şudur: Kürt hareketi, önümüzdeki seçimlerde özel olarak kendi özgün siyasal perspektifini ve programını temsil eden bir aday çıkarma tercihinde bulunabilir. Bu az veya çok bir olasılıktır ve elbette meşrudur.
Bununla birlikte; pek çok başlıkta dayanışma içinde olduğumuz DEM Parti’den siyasal program ve hedefler yönüyle farklı bir konumda bulunan partimizin de gerekli gördüğünde kendi perspektifiyle daha uyumlu bir seçeneği araması veya yaratması da en az o kadar meşrudur.
Sözlerimin kastı bundan ibarettir.
Ülkemizin sorunlarına bütünlüklü yaklaşan, tüm yurttaşlarımızı kucaklayan ortak bir adayın inancının, etnik kökeninin veya anadilinin partimiz açısından en ufak bir önemi yoktur, olamaz.
Bu söyleşiyi vesile olarak görüp, Türk ve Kürt emekçilerinin mücadele birliğini bozmaya çalışanlara ise söyleyecek tek sözüm var:
Denizler’in “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi” dediği yerdeyiz, bir milim sapmayız.
Sorsan solcuyum der… 😂😂😂
Uzun zamandır artık hiç bir zırvaya şaşırmıyoruz.
Solcu birisi anadil hakkına karşı çıkıyor. Dünyanın başka bir yerinde anlatsan kimse anlamaz.
"DEM Parti ile yeniden ittifak yapmanız mümkün mü?" sorusuna TİP lideri Erkan Baş'tan yanıt:
"Ana dili Kürtçe olan bir adayla çıkmak isteyebilirler. Biz burada ortaklaşmayabiliriz.
Bunlar konuşulur. Ama TİP açısından şunu söyleyeyim: Biz seçimlere kendi başımıza ve kendi adaylarımıza girme ihtimalimizi gözeten bir hazırlık içerisindeyiz"
Rusya'dan dikkat çekici video: Avrupalı liderleri 'öğüttü'
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev, Batılı liderlerin fotoğraflarını kağıt öğütücüye attığı bir video paylaştı
Medvedev'in Rusya Günü vesilesiyle payşaştığı videosunda; Almanya Başbakanı Friedrich Merz, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer'in fotoğraflarını kağıt öğütücüye attığı görülüyor
Medvedev, paylaşımına "Hiçbir düşman, vatanımızın büyümesini ve refahını durduramaz. Mutlu Rusya Günü!" notunu düştü
adı, hanaa ebu zeynep.
suriyeli bir üniversite öğrencisi. daha 19 yaşındaydı. konya meram’da sigortasız çalıştığı kafenin deposunda, "elleri bağlı" bir şekilde asılı bulunuyor ve "intihar" diye kayıtlara geçiriliyor. ailesi hanaa'yı; gelecek planları yapan, kardeşlerine harçlık veren, mezuniyet kıyafeti alan, araba kullanmayı hedefleyen ve ev sahibi olmak isteyen hayat dolu bir genç diye tanımlıyor. bu ölüm şüpheli bir ölümdür. hanaa'nın sesi olalım.
Trump, Wisconsin'de NBC ile yaptığı röportajı, spikere "yalancı" diyerek terketti.
Trump:
"Seninle bir saat yağmurda oturdum. Sana yeterince zaman verdim. Dürüst olmayan bir basınla bir ülke asla büyük olamaz. Hadi gidelim”
Rahmetli annem Kürttür.
Canım annem iffet, edep ve şefkat timsaliydi.
Tüm Kürt anneler ve Kürt olmayan tüm anneler saygıdeğerdirler.
Anneme ve ‘teyze’ saydığım tüm Kürt kadınlarına yapılan bu saygısızlığı kınıyorum.
@yirmibirtvresmi@dunya20101 Üç yol önce birkaç arkadaş benzer bir üçkağıta maruz kamıştık.
10 gözlü köprünün bu pixwaslardsn temizlenmesi lazım. Bu ahlaksızlar Diyarbekir turizmine büyük bir zarar veriyorlar.
Devlet Aklı ve Vatandaşın Hali
Devlet aklı kavramı uluslararası ilişkilerde bir noktaya kadar rasyonel aktör ve varoluşsal bir durumu ifade eder. Fakat iç siyasette özgürlükler açısından oldukça riskli ve otoriterleşmeye elverişli bir söylemdir.
Öncelikle şunda anlaşalım ki "Devlet" soyut bir kavramdır, akıl insana aittir. Devletin kendi başına düşünen, rasyonel bir beyni veya "aklı" yoktur. Devlet aklı denen şey, aslında o an gücü elinde bulunduran siyasi elitlerin, bürokratların veya askeri kadroların kişisel/sınıfsal algıları, ideolojileri ve koltuk güçlerini koruma arzularıdır. "Devlet aklı böyle gerektiriyor" argümanı, yönetenlerin kendi hatalarını, hilelerimi veya başarısızlıklarını örtmek için kullandıkları mistik bir kalkandır.
Bu söylem aynı zamanda, demokratik meşruiyet ve toplumsal sözleşme ihlalidir. Modern devlet gücünü Thomas Hobbes, John Locke ve Jean-Jacques Rousseau’nun belirttiği gibi bireylerin haklarını korumak üzere yaptığı bir toplumsal sözleşmeden alır. Devletin varlık sebebi bireyin hayat, hürriyet ve mülkiyet başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklerini korumaktır. Eğer devlet, kendi varlığını koruma bahanesiyle vatandaşının özgürlüğünü eziyorsa, varlık sebebini (meşruiyetini) kaybetmiş demektir. Araç (devlet), amacın (insan) önüne geçemez. Önce vatandaş, sonra devlet gelir. Aksi bir terkip otoriterleşmeye götürür.
Bu tarz bir siyasi dil, demokratik şeffaflığa karşı her zaman bir gizem ve "kripto" alan yaratır. "Bizim bildiğimiz ama halkın bilmediği şeyler var" retoriği, demokratik denetimi imkansız kılar. Denetlenmeyen güç ise yozlaşır. Hukuk dışına çıkan bir "akıl", uzun vadede devletin içini boşaltır, kurumsal güveni yok eder ve devleti daha kırılgan hale getirir. Yani devlet aklı, korumaya çalıştığı devleti bizzat çürütebilir.
Özetle, modern devletin meşruiyet kaynağı vatandaşın rızası ve hakkarın korunmasıdır. Güç sahipleri hukukla yüzyıllardır verilen uğraş sonucu ehlileştirilen devleti, çıkarları uğruna Thomas Hobbes’in ifadesiyle yeniden bir Leviathen, yani bir canavara, dönüştürme çabasındadırlar. Katılımcı ve haklarının bilincinde olan bir vatandaş buna izin vermez/vermemeli/verdirmemeli…