Sanmayacaksın. İnsanın başına ne gelirse sanmalarından geliyor. Seviyor sanmasından, o asla böyle bir şey yapmaz sanmasından, dost sanmasından, aile sanmasından. İnsan çoğunlukla zihnindeki sanmalara göre yaşıyor, gerçeğin duvarına çarpınca da canı fena yanıyor.
Sanıyor musunuz bu olay sadece hayatını kaybeden çocukları etkiledi? Hayatta kalan çocuklar da sinir sistemlerine yüklenen stres sebebiyle uzun yıllar travma taşıyacaklar: anlam veremedikleri kaygı atakları, tekrarlayan kabuslar, kapalı alanlarda duramama, insanlara ve sistemlere temel düzeyde dahi güven duyamama. Bu yüzden şiddet ve zorbalık insanların toplumsal hayatlarını hedef alan korkunç bir şeydir. Ve bu yüzden belirdiği an başı ezilmelidir.
Hafıza kaybı nasıl bir felaket anlamak lazım.
20 yıl önce Iraklılar seviniyordu. Şimdi İran’da sevinenler var. Çünkü 20 yıl öncesi bile hatırlanamaz bir halde.
Çıfıt propagandasını hafızasız kılmak üzerine kurar. Senin hafızan yok ama onun var.
Seni sembollerine ve ritüellerine karşı savaşmaya teşvik ederken, masonluk ise semboller ve ritüeller üzerine kurulu.
"Bilimsel" konuşmak gerekirse dünyanın tüm pisliği aynı yere çıkıyor. Her taşın altında aynı insan tipi var. Bağımlılık yapan, toplumları uçuruma sürükleyen her büyük organizasyon onlara ait.
Son meselede bunu bir kez daha gördük. Bunlar dünyayı ele geçirmek uğruna herkesi, her şeyi kirletmiş.
En acısı da ne biliyor musunuz? Dünyanın tüm siyasilerini, elitlerini aynı ağa düşürebilen, binbir sapkınlığı yaptıran karanlık bir sistem, yanı başımıza devlet kurdu.
Tarihimiz de bunu, "Filistinliler topraklarını sattı." diye özetleyip geçti. Bu korkunç bir şey.
Devlet bu işe Milli Eğitim Bakanlığından başlamalı. Siyonist dünya, kendi lehine bir anlatı kurmuş, sen de bunu çocuklarına ezberletip durmuşsun.
Elbette sürekli yenileceksin çünkü zihnen mağlup başlıyorsun.
Dünyanın tüm siyasilerini, elitlerini aynı ağa düşüren ve binbir sapkınlığı yaptıran karanlık bir sistem, yanı başımıza devlet kurdu.
Tarihimiz de bunu, "Filistinliler topraklarını sattı." diye özetledi. Vallahi ucuz kurtulmuş bu ülke.
Son belgelerin korkunçluğuna baktıkça aklıma düşüyor.
Bir zamanlar benden tavsiye isteyen gençlere şöyle demiştim:
Ben televizyon karşısında büyüdüm ve bu ülkenin eğitim çarkından geçtim.
Bu iki tornadan geçen bir zihnin, “hakikat” namına bir yol göstermesi pek mümkün değil.
Çünkü bizim, dünyaya ve insana bakışımız tek bir propagandanın ürünü.
Sadece doğru ve yanlışlarımız değil, düşünce biçimimiz de bu propagandanın parçası. Önceden yüklenen bir yazılım gibi. Sonradan başka şeyler okusak, öğrensek de yazılım değişmiyor.
Bu yazılımın en kötü tarafıysa bize dair her şeyi yanlış, çirkin; Batı’ya dair her şeyi sorgusuz sualsiz doğru, üstün kabul etmesi.
Bu ülkenin yüzde 95’i bu yazılımla büyüyor, yaşıyor.
Özetle mağaradayız; zincirlerle değil, zincirlerini kıranlarla kavga ediyoruz.
Onları katlettiler, sakat bıraktılar, hayatlarını, evlerini, okullarını yaşamlarını yere çaldılar.
Ama bu iş burada bitmedi! Kaybeden, kaybedecek olan İsraildir.
Gazze yaşarsa muzaffer ölürse şehittir. Yazan gönül defterine bunu böyle yazsın. Okuyan böyle okusun.