@nihatsirdar@kafaradyo Uşak girişinde zavallı kurufasulyeci vardı, girip yiyelim dedik. Yarım saatte bi kurufasulye https://t.co/YigWWUiYWV de buraya gelenler açlıktan zavallı oluyor heralde dedik. daha da gitmedik zaten.
Sessiz Olmayan Sınıflar, Duyulmayan Öğretmenler
Bugün okullarda bir yorgunluk dolaşıyor.
Bu yorgunluk ders anlatmaktan değil;
derse hiç niyeti olmayan kalabalıkların içinde ayakta kalmaya çalışmaktan doğuyor.
Okula sadece devamsızlık yazılmasın diye gelen öğrenciler var.
Ne defterle bağları var ne dersle.
Zaman dolduruyorlar.
Ama o zamanı doldururken sınıfın havasını, öğretmenin sabrını, öğrenmek isteyen birkaç çocuğun hakkını tüketiyorlar.
En yorucu olan şey bilgi eksikliği değil.
Saygının eksikliği.
Sorumluluğun eksikliği.
Sınırın hiç tanınmamış olması.
Ses çok.
Ama bu ses, merakın sesi değil.
Öğrenme isteğinin sesi hiç değil.
Bu; dağınık hayatların, tutulmamış sözlerin, konmamış sınırların sınıfa taşan uğultusu.
Öğretmen anlatıyor.
Uyarıyor.
Bekliyor.
Susuyor.
Ama karşılık yok.
Çünkü artık mesele “anlatmak” değil.
İstemeyen bir zihne, ders girmiyor.
Bu noktada öğretmen kendini sorguluyor:
“Ben mi eksik kaldım?”
“Daha ne yapmalıyım?”
Oysa gerçek şu:
Ailenin veremediğini okul,
okulun veremediğini öğretmen tek başına veremez.
Bu çocuklar kötü oldukları için değil;
sahipsiz büyüdükleri için bu hâldeler.
Ama bedelini sınıfta öğretmen ödüyor.
Bugün öğretmenden beklenen şey öğretmekten çıktı.
Düzen sağlasın, terbiye versin, psikolog olsun, anne-baba olsun…
Ama yetkisi olmasın.
Sınır koymasın.
Sesini yükseltmesin.
Olmaz.
Çünkü nezaket, zorbalığın üzerini örtmekle öğretilmez.
Saygı, sınır olmadan gelişmez.
Ve kaos ortamında eğitim olmaz.
Bu yüzden bazı sınıflarda öğretmenin hedefi değişiyor.
Artık herkesi kazanmak değil;
çizgiyi korumak.
Dersi dinlemek isteyen üç öğrenci varsa,
öğretmen o üç öğrenci için ayakta duruyor.
Diğerleriyle tartışmıyor, ikna etmeye çalışmıyor.
Çünkü ikna, niyet olana yapılır.
Bugün öğretmenlerin yaşadığı şey tükenmişlik değil sadece;
sinir sistemi yorgunluğu.
Sürekli sese maruz kalmanın, sürekli bastırılan öfkenin,
karşılıksız emeğin birikimi.
Ve yine de öğretmen,
her şeye rağmen sınıfa giriyor.
Ses yükseltmeden, bağırmadan,
ama geri de çekilmeden.
Çünkü biliyor:
Bir sınıf susmasa da,
bir öğretmen çizgisini terk etmezse
bir gün biri o çizgiye tutunur.
Ve bazen öğretmenlik;
ders anlatmak değil,
daha fazla zarar görmeden ayakta kalabilmektir.
Yakup Güneş
@Mahmut__ozay Biz üniversitede o kadar yıl neden okuduk o zaman? Üç eğitim dönemi staj gördük derslere girip ders anlattık üniversitede yeterince eğitim alıyoruz.
@bosunatiklama Bir kez kumpir alayım dedim. Mezeleri taze mi diye sordum.Satıcı kişi tabi5 güne kadar dayanır bu mezeler dedi. O gün bugündür kumpir almam yemem. Dışarda yediğimiz şeyler o kadar azaldı ki artık hiçbir yere güvenilmiyor.
Kendi yolunu kabullen. Kendi hikayeni sev. Olduğun yeri oldur. Olmayanı yok say. Hayat, olmayana ağıt yakacak kadar uzun değil. https://t.co/5lwyJiP3LA
@sensitivebird_@mertpostif Bende de aynısı oldu anlatamadım da kimseye tuhaf bir histi.daha önce panikatak geçirdiğim için tetikledi sanırım o gün bugündür emedur kullanırım.
@sultann_es@zeynepd63157371 Bu öylesine tuhaf bir hastalık ki, evde hiçbir sıkıntı sorun yokken bulmaca çözerken birden atak geliyor. Yani insanın elinde değil. Yaşayan bilir. Ne acı yaşayanlar var evladı depremde vefat edenler. Herşeyi Gazzeye bağlıyorsunuz.
@BORSAIZINDE Bu rakamlara kim inanır gerçekten? Kamuda çalışmayan doktor avukat gerçekten bu maaşı mı alıyor? Berberler?? Bakkal markettekiler ne yiyip içiyor nasıl geçiniyor mesela? Tüm vergi yükü memurla asgari ücretle geçinenlerdeymiş meğer.
@TurkcellHizmet@ZamHaberAjans@Turkcell Bu ödediğim miktarla yeni abone olsaydım daha fazla internet alabilirdim. Bence yeni müşteriye cazip şekilde sunup eskiler için çantada keklik muamelesinden vazgeçin. Her yıl %100faturamda artış var sizce normal mi?