Fatih Altaylı:
"Böyle şehadet olacak iş değil!
Yine bir askerimiz şehit oldu.
Bu kez bir Hava Harp Okulu öğrencisi.
Yıllarca eğitim almış, ordumuzun gözbebeği olan, öz evladımız gibi bakmamız gereken bir pilot adayı.
Peki niye şehit oldu?
Terör örgütü mü vurdu?
Hayır.
Uçağı arıza yapıp kaza kırıma mı uğradı?
Hayır!
Yunan uçaklarıyla it dalaşı yaparken mi?
Asla.
Peki nasıl?
Yalova kampında, sıcak altında talim yaptığı için.
Üç öğrenci de aynı nedenle hastanede, tedavi görüyor.
Geçen yaz aylarında da yine aynı nedenle, güneş altında eğitim yaptırıldığı için iki er şehit olmuştu.
Bu kez Hava Harp Okulu’nun bir pilot adayı şehit.
Sizce bu normal mi!
Durmadan sıcak nedeniyle, güneş çarpması ve sıvı kaybı nedeniyle şehit vermek bu kadar sıradan, kabul etmemiz gereken bir olay mı!
Bu eğitim subaylarında ya da bu subayların kullandığı eğitim yönergelerinde bir sorun yok mu!
Millet evlatlarını Peygamber ocağı dediğimiz orduya, sıcak altında öldürmeniz için mi yolluyor!"
Ankara'da öğretmenlerin yapmak istediği eyleme polis müdahale etti.
Bir öğretmenin ters kelepçeyle gözaltına alındığı sırada yanında bulunan annesi gözyaşı döktü. (Cumhuriyet)
ABD’deki herkesin paylaştığını kusursuz yolları inceledim.
ABD’de yollara yaptıkları harcamaların Türkiye’deki delik, yarım yamalı yollardan daha ucuza mal olduğunu gördüm.
Çünkü Türkiye’deki yollar plansızlık, her seçim dönemi veya inşaat şirketlerinin vb. verdikleri zararlar nedeniyle sürekli yeniden yapılıyor.
Uzun vadede biz bu kötü yollara hem fazla para ödüyoruz hem de yüksek vergiler ödeyip aldığımız arabalar bu yollarda eskiyor.
NATO toplantısında yerel belediyeler ve ülkeyi yönetenler her şeyi kusursuz yaptı ve anladık ki mesele beceri değil, tercihmiş.
Ülkemizdeki plansızlık ve kalitesizlik yollardan bile anlaşılıyor.
İstanbul'a gelen turist, taksicilerin dolandırıcılık yöntemini anlattı:
“Gideceğim yer yaklaşık 257 TL tutuyordu. Uygulamadan taksi çağırdım, yanıma yaklaşınca yolculuğu iptal edip daha yüksek ücret teklif etti.”
Muhtemelen turist olduğunu anladığı an iptal ediyor. Bu şahıslar teknolojiyi bile kendi işlerine alet etmeyi başarabiliyor. İnanılmaz bir olay.
Yurtdışında dolandırıcı taksilerle meşhur olan birkaç ülkeden biriyiz.
Bu ülkeyi bunlarla andırmak ülkeye yapılan en büyük ihanet.
Bodrum'un Gümüşlük Mahallesi'nde vatandaşlar, kıyıların halkın kullanımına açık kalması talebiyle "Havlunu Al Gel" eylemi düzenledi.
Duyarlı vatandaşlarımızı tebrik ederim
Daha çok büyümesi lazım bu tepkinin
⚠️ “Bunun adı ahlaksızlık”
Fatih Altaylı, otopark ücretlerine isyan etti:
• İstanbul’da, kent merkezinde 2 saatlik otopark ücreti 750 TL’den başlıyor.
• 4 saatte 1100 TL oluyor. 25 dolar.
Hadi o İstanbul. Birkaç gün önce Bodrum’da bir açık otoparka 15 yaşındaki aracımı bıraktım.
• ‘Abi, kirlenmiş; yıkayayım mı?’ dedi. ‘Olur’ dedim.
• 2 saat sonra geldiğinde 1800 TL ödedim. Cebimdeki bütün parayı bıraktım.
• Birkaç sene önce oto yıkamaya 30 TL veriyorduk.
• 10 TL de yıkayan çocuğa bahşiş bırakıyorduk.
• Sonra 50 oldu, sonra 100, şimdi 1200 TL.
• Tamam enflasyon çok yüksek falan ama bu kadarı da ayıp artık.
• Bunun adı fırsatçılık falan değil doğrudan ahlaksızlık. Ve ne yazık ki her yere hakim.
• Herkes birbirini kazıklıyor. Herkes birbirinden şikayet ediyor. Herkes birbirinin arkasına sırayla geçiyor.
• Sonuç bu oluyor.
• Hurşit Güneş’in söylediği gibi “Herkes birbirine sırayla takıyor”.
• 1200 TL’ye otomobil yıkarsan, 1200 TL’ye et aldığın için, 150 TL’ye domates aldığın için kızma hakkın kalmıyor.
Herkes “Deniz Göktaş tutuklandı” yazdı geçti. Ama kimse ifadede Deniz’e neler sorulduğunu, Deniz’in ne cevaplar verdiğini söylemedi. İşin trajikomik tarafı tam da burada!
📍Özellikle ifadede olan çok komik 2 soruyu sizler için özetledim:
1– “S*ktiğimin dalgıçları” diyerek haşema giyen kadınları mı aşağıladın?
Cevap: Söylemin tamamını incelerseniz, haşema ile denize giren insanlara karşı ön yargılı olan insanları eleştiriyorum!
'S*ktiğimin dalgıçları' diyerek seyirciyi ters köşeye düşürüyorum, söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor.
Ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi ön yargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum!
2– “Canlı bombalardan korkuyorum ama en çok da oruç tutanlarından” söylemi ile ne kastettiniz?
Cevap: Canlı bombalar arasında oruç tutup tutmamak şeklinde ayrım olmasının sebebi; kelime oyunu amaçlıdır.
Ben oruç tutan insanlar uzun süre aç ve susuz kaldıkları için daha gergin olacaklarını düşünerek böyle bir şaka yaptım.”
— Düşünebiliyor musunuz bir komedyen, “neden şaka yaptın” diye suçlanarak şaka yaptığı için tutuklanarak cezaevine gönderildi!
Şaka yahu şaka!
Deniz Göktaş Kılıçdaroğlu tarafının yalanladığı “CHP’yi salın” cümlesini söylediğini açıkladı. İşte Göktaş’ın sözleri: “Sabah Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim. Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. Madem geldiniz milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti.
( Bu görüşme yaşanırken Twitter'da bahsedildiği gibi ortamın çok kalabalık olmadığını Kılıçdaroğlu hariç birkaç kişi olduğunu hatırladığını belirtti.)
2023'te Cumhurbaşkanlığı için oy verdiğim insan, 2026'da yüz yüze nezaketsizlik yapmak zorunda kaldığım ilk insan oldu. Avukatımın söyledikleri doğrudur.”
https://t.co/68aeARcWzz
Türkiye'de yeni statlara 2 milyar dolardan fazla yatırım yapıldı. Açılışlar yapıldı ancak ülkede futbol ilerlemedi.
Çünkü betona yatırım yapanlar, o statlarda oynayacak gençleri keşfedecek ekiplere ve antrenörlere yatırım yapmadılar.
Şu an Türkiye'de futbolu yönetenlerin sadece %7'si futbolun içinden geliyor.
2026 Dünya Kupası'na giden takımın %35'i de Avrupa'da yetişen futbolculardan oluşuyor.
Futbolcuyu bırakın, 30 yıldır iç savaşta olan Somali'den bir hakem Dünya Kupası'na seçilirken, yüz milyonlarca dolar yatırım yapılan Türkiye'den bu kalitede bir tane hakem çıkmadı.
Türkiye'deki futbol sorunu, ülkedeki diğer sorunlar gibi kronik.
Kulüp başkanları da kendileri zenginleşirken, yönettikleri kulüpler birer birer battı ve biri bile hesap vermedi.
Slaven Bilić'in dediği gibi: "Türkiye'de temel problem şu: Bilgili olanların yetkisi yok, yetkisi olanların da bilgisi yok."
Türkiye’de basit bir görevdekine istifa et deyince Adalet Bakanına kadar şikayet ediyorlar.
Maalesef bambaşka dünyalardayız. İstifa et diyen vatan haini oluyor.
Koşan öğrenciyi gören görevli, okul kapısını böyle kapattı. Saniyelerle sınavı kaçıran gencin 1 yılı boşa gitti.
Osmaniye Anadolu Lisesi’nde YKS’ye girmek için son dakikada okula gelen bir aday, kapılar kapanmadan içeri girebilmek için koştu.
Öğrencinin koştuğunu gören görevli, içeri girip hızlıca kapıyı kapattı.
Olayı gören veliler, alkışlarla “Al, al” tezahüratları yaparak adayın içeri alınmasını istedi.
Ancak görevliler genci sınava almadı.