Her rahatsız olduğunuz insan “toksik”, her üzüldüğünüz olay “travma”, her anlaşmazlık da “manipülasyon” değildir. Psikoloji kavramlarını öğrenmek kendimizi anlamamıza yardımcı olabilir ama her davranışa bir etiket yapıştırmak bizi daha bilinçli yapmaz.
Bazen karşınızdaki narsist değildir, sadece bencildir. Bazen travmanız tetiklenmemiştir, sadece kırılmışsınızdır. Bazen de ortada psikolojik bir açıklama aramaya gerek yoktur; iki insan birbirine iyi gelmiyordur.
Her duygunun bir tanıya, her kötü deneyimin bir etikete ihtiyacı yok. Bazen yaşadığınız şeyin adı sadece hayattır.
Hakkari’de tek odalı evlerinde, yerdeki minderlerde günde 5-6 saat ders çalışan ikiz kardeşler Musa ve İsa, fen lisesini kazandı.
📌Musa’nın hayali doktor, İsa’nınki ise yazılım mühendisi olmak.
Akılcı Duygusal Terapinin kurucusu Albert Ellis’in psikolojik sağlığın iki temelinden biri olarak gördüğü “Koşulsuz Kendini Kabul” ne demektir özet metni:
Ben, yaptıklarımdan ve başıma gelenlerden daha fazlayım.
Bazı şeyleri iyi yapabilirim, bazılarını kötü. Başarılı olabilirim ya da başarısız olabilirim. Doğru kararlar verebildiğim gibi yanlış kararlar da verebilirim. Başkaları beni beğenebilir, eleştirebilir, reddedebilir ya da onaylamayabilir. Bunların hiçbiri, bir insan olarak benim bütünüme bir değer biçmez.
Davranışlarımı değerlendirebilirim; ama kendimi bütünüyle değerlendirmek zorunda değilim.
Bir davranışım yanlışsa, o davranış yanlıştır; bu, benim “kötü” ya da “değersiz” biri olduğum anlamına gelmez. Bir konuda başarısız olduysam, o konuda başarısız olmuşumdur; bu, benim “başarısız bir insan” olduğum anlamına gelmez.
İnsan olarak değerimi başarılarımla kazanmadığım gibi, başarısızlıklarımla da kaybetmem.
Kendimi kabul etmek, yaptığım her şeyi doğru bulmak değildir. Tam tersine, kendimi mahkûm etmeden hatalarımı görebilmemi, sorumluluk alabilmemi ve değiştirebileceğim şeyleri değiştirmemi kolaylaştırır.
Başkalarının beni onaylamasını tercih ederim; ama buna mecbur değilim. Sevilmek isterim; ama sevilmemem beni değersiz yapmaz. Başarılı olmak isterim; ama başarısızlık benim insan olarak değerimi belirlemez.
Ben ne başarılarımdan ibaretim ne de hatalarımdan.
Kendime tek bir değer biçmek zorunda değilim. Ben sürekli değişen, öğrenen, hata yapan, bazı alanlarda güçlü, bazı alanlarda yetersiz olabilen karmaşık bir insanım.
Bu nedenle kendimi kanıtlamaya değil, yaşamaya; değerimi ölçmeye değil, davranışlarımı geliştirmeye çalışabilirim.
Kendimi, yalnızca var olduğum ve insan olduğum için, koşulsuz olarak kabul edebilirim.
Psikoterapide bazen en önemli becerilerden biri yüzeysel kalabilmektir.
Her duygunun kökenine inmek, her davranışın altında derin bir anlam aramak gerekmez.
Bazen sorun tam da gereğinden fazla anlam yüklemek, düşünmek ve analiz etmektir.
İyi terapist ve iyi terapi ne zaman derine ineceğini, ne zaman yüzeyde kalacağını bilir.
17 Ağustos 2026 Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenleri Nöbeti no. 1374. Direnişin 6. yılı/2052. günü @UniBogazici#KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz
August 17, 2026 Bogazici University Faculty Vigil #1374/6th year/2052nd day of the resistance @unibogazici_en #WeDoNotAcceptWeDoNotGiveUp
Yaşla birlikte kişilik özelliklerinin nasıl değiştiğini gösteren bir grafik
-Mavi: Nörotik tavır
-Yeşil: Dışadönüklük
-Kırmızı: Deneyime açıklık
-Turuncu: Uyumluluk
-Mor: Sorumluluk
Sosyal medyada biz ne düşünüyorsak hangi kanıdaysak onu doğrulayan mesajlar gördüğümüzde hoşumuza gidiyor daha çok fark ediyoruz daha çok paylaşıyoruz; ve kendimizi daha iyi hissediyoruz. Yani insanoğlu duymak istediğini görmek istediğini arıyor görüyor ve duyuyor.
Bennu Gerede konusu, onun içinde bulunduğu toplum gerçeklerini anlayıp anlamaması konusu değil. Konu, anlamasına gerek olup olmadığı. Konu, o gerçeklerin ayrık düşünce ve tavırdaki bireyleri öğütmeye odaklı olup olmadığı.
Bireyin ve insanın esas olduğu bir yaklaşım bu topraklarda hep bir özlemden ibaret oldu. "Ben doldurur ben içerim, günah benim, kime ne?" denirken de, "yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim" denirken de, özlem hep aynıydı. Tekin çoka hesap vermediği ve kendisini dilediğince yaşarken çokla bütünleşik kalabildiği bir özgürlükte kucaklaşma.
Konu budur.
“Evlenmeyin ya da çocuk sahibi olmayın demiyorum. Şunu söylüyorum: Belirli bir özgürlük, yalnızlık alanını mutlaka koruyun. Hayal kurmak için, okumak için, müzik dinlemek için, düşünmek için, ne için olursa olsun.”
—Simone de Beauvoir