Daron Acemoğlu; son iki senedir Rawls tarzı bir sosyal liberalizm savunuyor. Ayrıca yapay zeka lobisini çok sert bir şekilde eleştiriyor. Vurduğu yerden ses gelmiş; Economist Acemoğlu'nun "itibarı düşüyor" analizini yayınlamış.
Economist'in itibarı kalmadı esas, çok kötü yazılar
The Economist’in Acemoğlu eleştirisi sürpriz değil. Aslında eleştiri de değil oldukça ağır ifadelerle saldırdılar.
Çünkü Acemoğlu ana akım iktisat içinde kalmakla beraber, The Economist gibi piyasa liberalizminin savunucularını rahatsız edecek şeyler söylüyor son kitabında.
The Economist ve hakim ana akım iktisat paradigması ne diyordu?
AI, teknoloji, inovasyon süreci verimlilik ve büyümeyi getirecek artan refahtan hepimiz istifade edeceğiz. Piyasa bunu rasyonel bir şekilde halleder. Acemoğlu bunu diyen “liberal establishment”doğruyu söylemiyor. Piyasanın mekanizması böyle işlemiyor, teknoloji oligarkları ve piyasa sisteminin hakim iktidar ilişkileri belirliyor diyor.
Buna katlanamazlar…Ve Acemoğlu’nun ilk duyduğumda “oksimoron”bir kavram çağrışımı yapan fakat karşı tarafa mızrak gibi sapladığını fark ettiğim gayet ilginç bir kavram ortaya koyduğunu anladım: “işçi sınıfı liberalizmi!”
Bu kavram, kitabı okuyup, son dönem yazı ve podcastlerini takip ettiğinizde gayet açıklayıcı bir işleve sahip.
Acemoğlu, liberal sistemin güncel işleyişini sorguluyor . Ve bu sistemin muktedirlerini tekrar çalışan sınıflar ile denge kurmaya, mevcut ayrıcalıklı, güçlü konumlarından taviz vermeye davet ediyor.
Acemoğlu’nun AI ve teknoloji ile ekonomik büyüme/ refah ilişkisini kurgulayışının, bu kitabı ile biraz Mariana Mazzucato’un yaklaşımına yakınsadığını düşünüyorum.
Dediğim gibi asıl dert, piyasanın iktidar ilişkilerini sorgulaması ve liberalizmin yeniden tanımlanması ile işçi sınıfı ve diğer çalışanların bu sisteme, dolayısıyla iktidar ve paylaşım mekanizmalarına dahil edilmesini önermesi. Bunu mümkün kılacak kamusal müdahalelerden bahsetmesi.
Varoufakis söylediğinde o kadar gürültü kopmaz ama Acemoğlu’nun söylemesi başka bir şey!
Bu nedenle kitap okunmayı, tartışılmayı gerektiren bir öneme sahip.
Tüm üniversitelerin 2026 yerleştirme sonrası oluşan taban puanlarını, kontenjan ve yerleşme bilgilerini, doluluk oranlarını birebir ÖSYM kayıtlarına uygun olarak hazırladım. Ayrıca puanlara karşılık gelen yaklaşık taban sıralarını da çalışarak dosyaya ekledim. Dosyada her programın geçen yıldan bu yıla sıralamadaki hareketliliğini, artış veya azalışlarını da görebileceksiniz. Ayrıca vakıf üniversitelerindeki eğitim ücretlerini de liste fiyatı üzerinden bilginize sundum.
Ayrıca gerek programların özet bilgilerini gerekse tüm üniversite türlerinin özet doluluk bilgilerini de yine linkteki dosyalardan inceleyebilirsiniz.
Eksik kalan okul birinciliği, şehit-gazi yakını ve 34 yaş üstü kadın kontenjanı yerleşme bilgileri kaldı. Onu da birazdan paylaşırım mutlaka...
Sıralama bilgilerini alıntı yaparken referans göstermeden paylaşmayın lütfen...
Tüm bilgileri görüntülemek için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz...
https://t.co/4SidscWuDr
Tüm üniversitelerin 2026 yerleştirme sonrası oluşan taban puanlarını, kontenjan ve yerleşme bilgilerini, doluluk oranlarını birebir ÖSYM kayıtlarına uygun olarak hazırladım. Ayrıca puanlara karşılık gelen yaklaşık taban sıralarını da çalışarak dosyaya ekledim. Dosyada her programın geçen yıldan bu yıla sıralamadaki hareketliliğini, artış veya azalışlarını da görebileceksiniz. Ayrıca vakıf üniversitelerindeki eğitim ücretlerini de liste fiyatı üzerinden bilginize sundum.
Ayrıca gerek programların özet bilgilerini gerekse tüm üniversite türlerinin özet doluluk bilgilerini de yine linkteki dosyalardan inceleyebilirsiniz.
Eksik kalan okul birinciliği, şehit-gazi yakını ve 34 yaş üstü kadın kontenjanı yerleşme bilgileri kaldı. Onu da birazdan paylaşırım mutlaka...
Sıralama bilgilerini alıntı yaparken referans göstermeden paylaşmayın lütfen...
Tüm bilgileri görüntülemek için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz...
https://t.co/4SidscWuDr
6-7 yaşından beri birkaç senelik aralıklar haricinde Bağdat Caddesi’nde oturan biri olarak bu konuda üç-beş kelam edeyim. Bence Cadde hâlâ İstanbul’un en yaşanası yeri. (20 sene önce daha güzeldi ama.) Özellikle çocuklu aileler için çok rahat bir muhit. Öte yandan burası Beyoğlu’ndan farklı olarak hiçbir zaman kültür merkezi olmamıştır. Dahası ne Beşiktaş, ne de Kadıköy kültürel açıdan hiçbir vakit Beyoğlu’na denk değildir. Beyoğlu Pera’dır ve tarihin unuttuğu zamanlardan beri İstanbul’a batı medeniyetinin ışıklarının vurduğu yerdir. Daha doğrusu yerdi. Bitti Beyoğlu. Bugün babalarımızın en kötü zamanı dediği 1970-1990 arasından da kötü bir halde. O eski dekadans estetiği bile yok. Kimliksiz ve bayağı.
Remzi Kitabevi’ne gelince. Hala haftada iki üç uğruyorum buraya. Muhtemelen kapanmadan son bir defa daha uğrarım. Kitapçıların ekonomi politiği üzerine kafa yormak lazım. Neresi dayanıyor, neresi dayanamıyor? Aynı cadde üzerinde senelerdir bağımsız bir kitabevi olarak Gergedan da ayakta. Gergedan’la Remzi’nin farkları neler? Bağdat Caddesi sosyolojisi üzerine iddialı laflar edenlerin bunları düşündüğünü sanmam. Muhtemelen Gergedan’ı bile bilmezler. Matbu kitaplar da, kitapçılar da günümüzde eski konumlarında değiller. Benim gibileri bile artık kitapçıdan bir kitap alıyorsa, internetten beş kitap alıyor. Her şeyden çok ekonomik sebeplerle. Bunu yadsımaya imkan yok. Ama ekonomik sebeplerle kitap alışverişimiz internete kaydıysa bile yan sokaktaki kitapçımızı ayakta tutmanın bir yolunu düşünmek lazım. Okuyan yazan her insanın sorumluluğu bu.
Daron Acemoğlu'dan çarpıcı bir konuşma:
Yapay zekanın gidişatı bizi kurtarmayacak.
Piyasa bunu kendiliğinden düzeltemez. Sorumluluk hepimize ait.
Dünyayı şu an iki güç çalkalıyor. Demokrasinin çöküşü ve yapay zeka.
Bu ikisi birbirinden kopuk değil. Biri diğerini daha da zorlaştırıyor.
Bugün yapay zeka iki şeyle özdeşleşmiş durumda. Otomasyon ve merkezileştirme.
7 teknoloji şirketi NASDAQ'ın yüzde 60'ı. Her birinin yıllık geliri, 19. yüzyıl ortası Britanya İmparatorluğu GSYH'sinin iki katı.
İnsanlığın görmediği bir güç yoğunlaşması bu.
Otomasyon kendi başına kötü bir şey değil. Tehlikeli ve sıkıcı işleri makineler yapıyor. Ama tek amaç haline gelince tablo değişiyor. İşçinin payı düşüyor, sermayenin payı artıyor.
Bu teorik değil. 1980-2015 arası Amerika'ya bakın. Büyük bir eşitsizlik patlaması yaşandı. Üniversite mezunu olmayan işçilerin reel gelirleri geriledi.
Otomasyondan etkilenen topluluklarda uyuşturucu, ruhsal hastalıklar, sosyal çözülme arttı. En büyük neden otomasyondu.
Piyasa bunu düzeltemez mi? Dört neden var. Biri ideolojik, üçü ekonomik.
Önce ideoloji. Alan Turing 1950'lerde bir tez öne sürdü. İnsan beyni bilgisayarla özdeştir. Bilgisayarlar her şeyde insandan iyi olacak.
Bu inanç bugün Silikon Vadisi'nin kurucu dogması. Yüzlerce şirket milyarlarca dolar kaybediyor. Kar eden yok. Ama inanç bozulmadı.
Ekonomik nedenler sırayla. Piyasa dışsal maliyetleri görmez. YZ hayatınızı kötüleştirirse bu hiçbir kar hanesinde görünmez.
Otomasyon yöneticilerin de işine geliyor. Sendika yok, grev yok, ücret müzakeresi yok. Merkezileşmiş teknoloji şirketleri için otomasyon zaten iş modelinin kendisi.
Başka bir yol var mı? Evet. İnsan zekası ile yapay zeka aynı şey değil. Çocukların nasıl öğrendiğine bakın. Tek örnekten genelleme yapıyorlar. Deneyerek öğreniyorlar. Sosyal öğreniyorlar. Bunların hiçbiri makine için doğal değil.
Farklı iki şeyi birbirinin yerine koymak ne verimli ne adil. Asıl soru şu. Yapay zekayı insanları güçsüzleştirmek için mi kullanacağız, güçlendirmek için mi? Bu seçim kendiliğinden olmaz.
Bunun için üç şey gerekiyor. Bağımsız bilim. ABD'de YZ araştırmalarının yüzde 95'i şirket finansmanlı, bu kırılganlık. İşleyen demokrasi. Ve sorumluluk. Dünyanın 5 milyardan fazla insanı bu kararların dışında. Bu sorun herkese ait.
https://t.co/rygIQAEavO
Bugün mezunu olduğum, kayyumun ve paraşütçülerinin usulsüzlüklerini ortaya çıkardığım @UniBogazici'de öğretim üyeliğinden "geliştirdiğim yazılımı paraşütçüye kullandırmayı reddettiğim için savunma hakkı verilmeden" çıkarıldım. +++
Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Akademik Kurulunun değerli hocamız Prof. Dr. Tuna Tuğcu'ya verilen ceza üzerine oluşturduğu görüş:
Bu sabah kamu hizmetinden çıkarma belgesi bana tebliğ edildi. Soldaki fotoğraf hemen tebligat sonrası, sağdaki ise nöbet sonrası.
Ama sizlere soldaki fotoğrafta yer alan Mühendislik Fakültesi binasının özel durumundan söz edeceğim. +++
Akıl almaz bir mobbing vakası. Tabii ki Tuna hoca üst mahkemeye itiraz ederek kazanacak ve görevine geri dönecek ancak yaşadığı bu sevimsizlikler ona bir bedel ödetme çabası olarak tarihte kara bir leke olarak kalacak!
Tuna Tuğcu'ya yaptıkları zulüm Türkiye'nin zararına.
Tuna Tuğcu hep doğru bildiğini söyleyen çok kıymetli bir akademisyendir. Zamanında herkes korkarken Fetö kumpaslarinda "delillerin" sahte olduğunu resmi raporlara dökmekten çekinmemiş bir kişidir.
#KabulEtmiyoruzVazgecmiyoruz
Bu rektör yokken Türkiye'nin en yüksek puanla öğrenci alan bölümü olan Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünün eski başkanı, ülkenin teknik bilgisi en yüksek bilgisayar hocası Prof. Dr. Tuna Tuğcu, savunma hakkı bile kullandırılmadan kamu görevinden çıkarıldı.
Tuna Tuğcu, çok çok değerli bir bilim insanıdır ve bu ülkenin gençlerinin ona çok ihtiyacı vardır. Bu gerçeği kimse değiştiremez! En kısa zaman hak yerini bulacaktır eminim. @tuna_tugcu en kısa zamanda görevine geri gelmeli!
Bu rektör yokken Türkiye'nin en yüksek puanla öğrenci alan bölümü olan Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünün eski başkanı, ülkenin teknik bilgisi en yüksek bilgisayar hocası Prof. Dr. Tuna Tuğcu, savunma hakkı bile kullandırılmadan kamu görevinden çıkarıldı.
Our robot is designed to insert hundreds of ultra-fine, flexible threads with thousands of electrodes within microns of targeted neurons while avoiding vasculature and adapting to real-time brain motion.