Milli Eğitim Bakanlığı,
okulda katledilen Fatma Nur öğretmenin davasına müdahil olmadı.
Dün davanın 2’inci duruşması vardı.
MEB avukatları salonda yine yoktu.
Milli Eğitim Bakanlığı duruşma salonunda da öğretmenini yalnız bıraktı.
Böylesi bir olaya neden sadece öğretmenler tepki gösteriyor. Neredeyse her vatandaşımızın okullarda illaki bir yakını, öğrenci veya öğretmen olarak bulunuyordur. Yoksa bile bunlar insan yahu.
Lütfen bir kelime ile de olsa tepkini göster #GüvenliOkullarİstiyoruz diye
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı, eğitim kurumlarının nasıl sahipsiz bırakıldığının, uyarılarımızın nasıl görmezden gelindiğinin bir başka acı kanıtıdır. Bir öğrencinin elini kolunu sallayarak okula silahla girebildiği, öğretmenlerin ve öğrencilerin hedef haline geldiği bu tablo açık bir ihmaller zinciridir.
Öğrencilerimizin, meslektaşlarımızın, polis memurunun ve kantin personelinin yaralandığı, can havliyle camlardan atlayan çocukların olduğu bu olay, artık “münferit” denilerek geçiştirilemez. Okullarımız eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönüştürülmüştür.
Eğitim-İş olarak defalarca uyardık. Daha yakın zamanda bir öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’in öldürülmesinin ardından “Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak” diye uyardık.
Ne oldu? Hiçbir ciddi önlem alınmadı. Okullarda güvenlik yok sayıldı. Eğitim emekçileri yalnız bırakıldı.
Bugün gelinen noktada, öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor, öğrenciler okula giderken hayatta kalıp kalamayacağını hesaplıyor. Bu tabloyu yaratanlar; eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır.
Tekrar uyarıyoruz;
• Okullarda güvenlik bir “temenni” değil, devletin asli görevidir.
• Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri göstermelik değil, etkin ve yaygın hale getirilmelidir.
• Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim, sorumluluktan kaçamaz.
• Bu saldırının sorumluları hesap vermelidir.
Bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir.
Eğitim-İş olarak susmayacağız, alışmayacağız, normalleştirmeyeceğiz!
Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Yaralı öğrencilerimize, meslektaşlarımıza, polis memuruna ve kantin personeline acil şifalar diliyor, geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
#siverek
Yaylaya, meraya hayvan otlatmaya gidenlerden devlet para alır mı?
Bal gibi de alırmış!
Gümüşhane Valiliği duyuru yapmış.
Bu yıl 15 Mayıs’ta başlayacak otlatma sezonu için küçükbaş büyükbaş hayvanların ne kadar ücret ödeyeceği tek tek sıralanmış.
Küçükbaş hayvan başına 65 TL, büyükbaş hayvan başına ise 650 TL ödeme yapılacakmış.
Kurala uymayan çobanlara 3 kat ceza kesilecekmiş!
Allah'ın yaylasındaki ottan niye para alıyorsunuz Vali Bey?
Adı üstünde ot!
Bu ülkeyi ayakta o çobanlar, o köylüler tutuyor.
Şu ülkenin tarım politikasına bakın;
Binlerce kilometre ötedeki Uruguay'a milyonlarca dolar verip, hayvan getirip memleketin sözde et ihtiyacını karşılıyorlar, kendi ülkesindeki hayvanların yaylada yedikleri ottan bile para alıyorlar!
Allah'tan bulun e mi!
https://t.co/kU1N37FEQd
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın ağzından dökülenler, Cumhuriyet’le kavgalı siyasi bir aparatın kendi kendini ele verişidir. “100 yıllık narkoz” iddiası, sadece bir söz değil; Cumhuriyet’e, eğitim emekçisine ve aydınlanma değerlerine karşı açık bir saldırıdır. Bu ifade, gerçeklere gözlerini kapamış, ideolojik saplantılara hapsolmuş bir zihniyetin itirafıdır.
Atatürk ve Cumhuriyet devrimlerine yönelen bu hınç, Ali Yalçın ve temsil ettiği zihniyetin bitmeyen hesaplaşma arzusunu ortaya koyuyor.
Onlar, cehaletin karanlığından kurtulup fikri hür nesiller yetiştirmeyi “narkoz” sanıyor; biz buna uyanış diyoruz. Onlar, kul olmayı fıtrat, biat etmeyi meziyet sayan bir düzeni özlüyor. Biz ise aklın ve bilimin rehberliğinde ayağa kalkmış bir milletin iradesini savunuyoruz.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/OPkRAxWPWA
Maarif Vakfı'nın; para karşılığı Afrika'dan öğrencilere YÖS sınavıyla tıp fakültesi kazandırtıp Türkiye'ye getirttiği; öğrencilerin ailelerine de oturum izni verdirdiği anlaşılalı birkaç saat oldu
Senin cahilliğin,benim maaşımı etkiliyor, hayat standardımı etkiliyor, huzurumu etkiliyor, çocuklarımın ve ögrencilerimin geleceğini etkiliyor.
Ama Sen siyasi emellerin uğruna sadece saçmalıyor,hamaset peşinde koşuyor, seni de Öğretmen yapan bu Cumhuriyete nankörlük ediyorsun 🤬
Akşam saatlerinde leylek gelmiş ve yıkılan yuvasının olduğu yerde bekliyormuş. Antalya Serik’te bu konuyla ilgilenecek, konuyu yetkililere ulaştıracak anlatacak birileri yok mudur? Hızlı aksiyon almak adına
Anayasa ve Kanunlar önünde herkes eşittir. Hiçbir milletvekili kanundan ve halktan üstün değildir. Aktif yada eski bir topluluğa böyle bir imtiyaz verilemez. Nokta!
TÜM EK ÖDEMELER EMEKLİ MAAŞI HESABINA KATILMALIDIR
Kamu görevlileri emekli olduklarında maaşlarında ortaya çıkan ciddi düşüş nedeniyle mağdur olmakta, bu nedenle emekli olmaktan kaçınmaktadırlar. Kamu görevlilerinin emekliliklerinde de mevcut ekonomik statülerini koruyabilmeleri için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Bu kapsamda kamu görevlilerinin maaşlarının, ek ödemelerinin, ek derslerinin, uzman ve başöğretmenlik tazminatlarının ve fazla çalışma ücretlerinin tamamı emekli keseneği matrahına dahil edilmeli ve emekli maaşı hesaplamasına katılmalıdır.
Devlet memurlarının maaşını oluşturan bütün kalemler ile özel hizmet tazminatı, ek ödeme, ek ders, döner sermaye, fazla çalışma ücreti, ikramiye, sosyal denge tazminatı, uzman ve başöğretmenlik tazminatları ve diğer tüm ödemeler de emekli keseneğine dahil edilmeli; buna bağlı olarak emekli maaşlarının yükselmesi sağlanmalıdır.
Ayrıca uzman ve başöğretmenlik tazminatı, askerlikteki unvanlarda olduğu gibi emeklilikte de alınmaya devam edilmelidir.
Ciddi olamazsınız! Eski milletvekillerini trafik cezalarından muaf tutam bir başka dünya ülkesi daha gösterin alacağınız kararınızı ayakta alkışlayayım.. Birçok ülke görevdeki milletvekillerini dahi cezalardan muaf tutmazken, bu kararı alacak olmanızın haklı bir sebebi olamaz.