82 Yaşında Bitmeyen Bir Azim: 24 Saatte 3 Nakil, 3 Hayata Umut
Türkiye’nin yetiştirdiği değerli bilim insanlarından Prof. Dr. Mehmet Haberal, ilerleyen yaşına rağmen insan hayatı için mücadele etmeyi sürdürüyor.
23 yaşında doktor oldum. Ardından TUS’ta derece yaparak o dönem en gözde bölümlerden biri olan kardiyoloji asistanlığına başladım. 24 yaşındaydım, ilk kez maaşımı almıştım.
Daha başlayalı bir ay olmuştu ve bayram geldi. Kıdemsiz asistandım. “Sen daha çok çömezsin, sana hasta emanet edilmez; bu bayram evine git.” dediler.
Sevinerek eve gittim. Annem gururluydu. Oğlu doktor olmuş, üstelik kardiyolog olacaktı. Bayram ziyaretleri, aile, sohbetler...
Bayramın ikinci günü annemin göğsünde yanma oldu. Ağrı geçti ama tipik bir ağrıydı. Annemle arabada sohbet ede ede hastaneye gittik.
Hastaneye girince göğsü tekrar sıkıştı. EKG si kalp kriziydi. Hemen anjiyoya alındı.
Doktor olmanın bazen en zor tarafı, neler olduğunu herkesten önce anlamanızdır.
Bir süre sonra anestezi çağrıldı.
“Kardiyak arrest var.”
Yani annemin kalbi durmuştu.
Kalp masajına rağmen geri döndürülemedi.
Annemi 48 yaşında kaybettik.
Veren de alan da Allah...
Annemin kalp krizi açısından en temel riski sigaraydı. Çok fazla sigara içerdi.
Ben de üniversitede sigaraya başlamıştım. Birkaç kez bırakmayı denedim ama başaramadım. Risklerini bir doktor olarak çok iyi bilmeme rağmen yıllarca içtim.
“Tek kötü alışkanlığım bu.”
“Ben bunu asla bırakamam.”
diye düşünüyordum.
Sonra kızımın ardından oğlum doğdu.
O kadar küçük ve savunmasızdı ki bir gün aklıma şu soru takıldı:
“Bana bir şey olursa bu çocuklara kim bakacak?”
Çevremde babasını genç yaşta kaybeden insanları görmüştüm. Bir babanın yerini kimsenin tam olarak dolduramadığını biliyordum.
Ve sigarayı bıraktım.
İlk iki ay gerçekten çok zordu.
Ama geçti.
Bugün 8 yılı aştı. Bir daha hiç içmedim. Artık aklıma bile gelmiyor.
Bir doktor olarak sigarayı bırakmış hastalarıma yıllardır özellikle sorarım:
“Pişman mısınız? Sigarayı özlüyor musunuz?”
Aldığım cevap neredeyse hep aynı:
“Hayatta verdiğim en doğru kararlardan biriydi.”
Son günlerde birkaç kişinin “Sigarayı bıraktım ama hâlâ özlüyorum.” diye yazdığını gördüm. Elbette herkesin süreci farklıdır. Fakat benim gördüğüm şu:
Zaman geçtikçe sigaranın hayatınızdaki yeri küçülüyor. Bir dönem onsuz yaşayamayacağınızı düşündüğünüz şeyi, yıllar sonra nasıl kullandığınıza şaşırıyorsunuz.
O yüzden sigara içen birine tek bir şey söylemek isterim:
Şu lanet şeyi bırakın.
İlk günler zor olabilir. İlk haftalar zor olabilir. Ama geçiyor.
Ve bugüne kadar sigarayı bıraktığı için pişman olduğunu söyleyen bir hastama rastlamadım.
Bu yazıyı biraz uzun yazdım.
Ama belki okuyan bir kişi sigarayı bırakmaya karar verir.
Belki bir anne, bir baba, bir evlat yıllar sonra ailesinin yanında olmaya devam eder.
ANKARA DA PARKLARA, BULVARLARA GÖKÇEK AİLESİNİN İSİMLERİ VERİLMİŞ!
Keçiören’deki Gökçek Parkı nın ismi ATATÜRK PARKI olarak ve Yenimahalle’deki Melih Gökçek Bulvarı’nın isimi de ATATÜRK BULVARI olarak değiştirilsin diyenler RT yaparak paylaşsın lütfen
@mansuryavas06
Bir baba düşünün…
Kızının adını, Galatasaray’ın efsane kaptanı Işıl Alben’den esinlenerek “Işıl” koyuyor.
Oğluna “Haci” adını koyarken, Galatasaray tarihinin en büyük efsanelerinden Gheorghe Hagi’nin hatırasını yaşatıyor.
Bu baba; Yunus Dinç.
Hayatının her yerine Galatasaray’ı koymuş bir baba.
Ama bugün bizden forma, maç bileti, transfer ya da şampiyonluk için destek istemiyor.
14 yaşında kaybettiği kızı Işıl Öykü için ADALET istiyor.
Işıl’ın hayatını kaybettiği olayın üzerinden uzun zaman geçti. Davanın sanığı hâlâ tutuksuz yargılanıyor. Aile ise kızlarının sesini duyurabilmek ve adaletin sağlanması için mücadele ediyor.
Yarın, 11 Eylül saat 11.00’de çok önemli bir duruşma var.
Galatasaraylılık yalnızca 90 dakika aynı takımı desteklemek değildir.
Bazen hiç tanımadığın bir Galatasaraylının acısını kendi acın bilmek, onun evladının sesi olmaktır.
Bugün Işıl’ın ailesi yalnız kalmamalı.
Milyonlarca Galatasaraylıdan ricamız:
Işıl’ın adını paylaşın.
Bu davayı duyurun.
Ailenin sesine ses olun.
Bir çocuğun adalet arayışı gündemin arasında kaybolmasın.
Bu kez sesimiz tribünden değil, Işıl için yükselsin.
IŞIL ÖYKÜ DİNÇ İÇİN ADALET!
Aç kapıyı Şeref Abi, yeni yayın dönemi geliyor! 🔔🎒
Bütün kadro toplandık, ön sıralardaki yerimizi aldık. Bu yayın döneminde de bildiğiniz kuralları biraz esnetmeye, kahkahayı artırmaya ve yepyeni içeriklerle gününüze ortak olmaya geliyoruz. 📻
Yeni dönemde Kafa Radyo’dayız! ✨
Emin Çapa:
“AKP gider, 3-5 senede ekonomi düzelir, kiracı ev sahibi olur.
Ama adalet ve eğitim çok zor düzelir; koca bir nesli kaybettik.
Üniversiteyi bitirmiş birine, ‘Sen liseyi kötü okudun, tekrar oku,’ diyemezsin.
Milli Eğitim bitti; çok acil önlem alınmalı.”
72 YAŞIMDA EVİMİ TEMİZLEMEK İÇİN BİR KADIN TUTTUM. OĞLUM BUNU ÖĞRENİNCE HİÇ HOŞNUT OLMADI. BANA, “SEN ÖLDÜKTEN SONRA BİRİKİMLERİNE NE OLACAK?” DİYE SORDU.
Ben Anna. 72 yaşındayım. Altı yıl önce eşimi kaybettiğimden beri Verona'daki evimde yalnız yaşıyorum.
Evimiz çok büyük değil; üç odası, iki banyosu ve sürekli tozlanan bir terası var.
Uzun yıllar boyunca evin bütün işlerini kendim yaptım. Cumartesileri çarşafları değiştirir, banyoları temizler, camları silerdim. Sonra da bütün pazar gününü bel ve sırt ağrısıyla geçirirdim.
Hiçbir zaman şikâyet eden biri olmadım. Annem hep, “İnsan kendi işini kendi yapabiliyorsa başkasını rahatsız etmemeli,” derdi. Galiba bu düşünce içime fazlasıyla yerleşmişti.
Oğlum Marco, benden yaklaşık yirmi dakika uzakta yaşıyor. 46 yaşında, çok çalışıyor ve ergenlik çağında iki çocuğu var. Bazen pazar günleri öğle yemeğine gelir, bir ihtiyacım olup olmadığını sorar. Ben de çoğu zaman “Yok, oğlum, her şeyim var,” derim.
Onun gelip benim evimi temizlemesini ya da benim işlerimle uğraşmasını istemem.
Birkaç ay önce, bütün bir sabahı panjur temizleyerek geçirdikten sonra omuzlarım öylesine ağrıdı ki kendimi koltuğa zor attım.
Komşum, yıllardır kendi evinde çalışan Maribel adında bir kadından söz etti.
Onu aradım. Ayda iki kez, üçer saat gelmesi konusunda anlaştık. Saatine 12 avro ödeyecektim.
İlk gün kendimi biraz tuhaf hissettim. Maribel banyoyu temizlerken ben oturup kahvemi içiyordum. Birkaç kez kalkıp ona yardım etmeye çalıştım.
Sonunda gülerek,
“Anna, siz de temizliğe başlarsanız ben giderim,” dedi.
O günden sonra ayda iki gün benim için küçük bir lükse dönüştü.
Maribel evimi temizlerken ben alışverişe gidiyor, kuaföre uğruyor ya da sadece kitap okuyorum.
Eve döndüğümde her şeyin tertemiz ve düzenli olduğunu görmek bana iyi geliyor.
Kendi kendime, “Bu ay verdiğim 72 avronun en güzel harcaması bu,” diyorum.
Ta ki bir pazar günü Marco, Maribel'i evden çıkarken görene kadar...
Kim olduğunu anlattım.
“İyi yapmışsın anne,” demesini bekliyordum.
Ama kaşlarını çattı ve:
“Böyle ne kadar devam etmeyi düşünüyorsun?” diye sordu.
“Param yettiği sürece,” dedim.
Sonra şöyle söyledi:
“Anne, sonuçta harcadığın bütün bu para bir gün geride bırakacağın paradan çıkıyor. Sen öldükten sonra birikimlerine ne olacak?”
Bir süre yüzüne bakakaldım.
Cevabı bilmediğim için değil…
Oğlumun bir gün beni de miras kalacak bir şey gibi görebileceğini hiç düşünmediğim için.
Hemen sözlerini toparlamaya çalıştı. Beni düşündüğünü, birilerinin beni kandırmasından korktuğunu, geleceğimi düşünmem gerektiğini söyledi.
Ama bazı sözler bir kez söylendi mi insanın içinde kalıyor.
O gün gittikten sonra mutfakta tek başıma oturdum. Kahvemin soğumasını izledim.
Eşimle birlikte bütün hayatımız boyunca çalıştık.
O elektrikçiydi, ben bir klinikte idari personeldim.
Hiçbir zaman zengin olmadık. Paramızı dikkatli harcadık, fiyatları karşılaştırdık, tatile gittiğimizde restorana para vermemek için yanımıza sandviç aldık.
Oğlumuzun ilk evinin peşinatına yardım ettik. Düğününün masraflarının bir bölümünü karşıladık.
Bunların hiçbirini karşılığında bir şey bekleyerek yapmadık.
Ama o gün ilk kez kendimi yaşayan bir insan değil, gelecekte paylaşılacak bir miras gibi hissettim.
İki gün sonra oğlumu aradım.
Ona açıkça söyledim:
“Benim birikimlerim öncelikle benim hayatım için var.”
Evimde bana yardım edecek birini tutmak için…
İstediğim zaman bir yolculuğa çıkmak için…
Dişlerimi tedavi ettirmek için…
Torunlarıma yemek ısmarlamak için…
Hatta bir gün canım isterse kendime pahalı bir palto almak için…
Sonra ona şunu söyledim:
“Bir gün geriye kalanlar sizin olabilir. Ama anne bugün hâlâ burada.”
Telefonda uzun bir sessizlik oldu.
Marco özür diledi. Düşünmeden konuştuğunu ve sözlerinin beni ne kadar incitebileceğini şimdi anladığını söyledi.
Elbette onu affettim. O benim oğlum.
Ama o gün hissettiklerimi unutmadım.
Geçen hafta Maribel yine geldi.
Ev işlerini bitirdikten sonra tertemiz terasıma çıktım, kahvemi aldım ve bir arkadaşımla ekim ayında üç gecelik küçük bir Verona kaçamağı planladım.
Yıllarca biriktirdim.
Hep “Ya bir gün lazım olursa?” diye düşündüm.
Bugün hâlâ tutumluyum.
Ama artık hayatımı biraz daha kolaylaştırmak, kendimi mutlu etmek ve emeğimin karşılığını yaşarken görmek için para harcadığımda suçluluk duymuyorum.
Çünkü 72 yaşında şunu çok iyi anladım:
En büyük servetim, hiç kullanmaya cesaret edemediğim paralar olmamalı.
Hayat sadece geride bırakılacak bir miras için değil…
Yaşanmak için var. ❤️
Bu sözler size de dokunduysa, sevdiklerinizin de okuması için paylaşır mısınız? ❤️
#ALINTIVEŞİİRSEL
MUTLU OLMAK İÇİN
1. Bol su için.
2. Kahvaltıda çok, öğle yemeğinde orta, akşam yemeğinde az yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok, fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.
4. Hiç bir şeyi içinize atmayın.
5. İbadet ve dua için zaman ayırın.
6. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun. Tefekkür edin.
7. Düzenli uyuyun.
8. Her gün 10-30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken gülümseyin.
9. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın.
Onların seyahatinin nasıl olduğuna dair hiçbir fikriniz yok.
10. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi şu an için harcayın, nefes aldığınız her anın kıymetini bilin, keyfine varın.
11. Sadeliğin güzelliğini keşfedin.
12. Hayatı çok da ciddiye almayın. Fâni olduğunuzu unutmayın.
13. Kıymetli enerjinizi başkaları hakkında konuşarak boşa harcamayın.
14. Sû-i zandan kaçının.
15. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. İhtiyacınız olan her şeye zaten sahipsiniz.
16. Geçmiş meseleleri unutun.
Kişilerin geçmiş hatalarını hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.
17. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır. Kimseden nefret etmeyin.
18. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.
19. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız Derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.
20. Daha fazla gülümseyin ve pozitif olmaya çalışın.
21. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmasanız da, anlaşın.
22. Ailenizi sık arayın.
23. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin. Gülümseme, Sevgi, teşekkür, iltifat, yardım, destek, moral...
24. Herkesi her şey için affedin.
25. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.
26. Her gün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız birine SELÂM verin.
27. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü ile ilgilenmeyin.
28. Doğru olanı yapın, yanlışlarınız için de pişman olmayın. Ne oluyorsa ya da olmuyorsa, hayrımıza olduğu içindir!
29. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan her şeyden uzak durmaya çalışın.
30. ALLAH her şeyi iyileştirir, şu an fark etmesek de, yaşadığımız her şey iyiliğimiz içindir.
31. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir. Durumu kabullenin.
32. Nasıl hissederseniz hissedin, kalkın, giyinin ve ortaya çıkın.
Kendinizi eve kapatmayın.
33. En iyisine henüz sıra gelmedi.
34. Sabah canlı olarak uyandığınız için ALLAH' a şükredin.
35. Maneviyatınız daima mutluluğunuzdur.
Hislerinizi önemseyin.
İnanın, dua edin, gerekeni yapın ve gerisini ilahi akışa bırakın...
Prof. Dr . Nevzat Tarhan
قلت لخطيبي إني بعد الزواج ما أبغى أشتغل، وشرحت له إني أشوف إن الاهتمام بالبيت يناسبني أكثر.
أول سؤال سألني إياه كان:
«أجل ليش درستي بالجامعة؟»
قلت له: «كوني درست بالجامعة ما يعني إني لازم أشتغل طول عمري.»
وقتها قال لي إنه ما يبغى يتحمّل كل أعباء الزواج المادية من راتب واحد، وإن المسؤولية المادية في الزواج المفروض تكون مشتركة بين الطرفين.
بصراحه انصدمت واستوعبت شئ...