Bu memleketi, bir avuç insanın çıkar hesaplarına teslim etmeyeceğiz.
Yarın Ankara İl Başkanlığımızın önünde bir arada, omuz omuzayız.
Herkesi bayramlaşmaya bekliyoruz.
Cumartesi | 14.00
Ankara İl Başkanlığımız
Kızılay / Milli Müdafa Caddesi
Değerli yol arkadaşlarımız,
“CHP İletişim” hesabımız artık “Özgür Özel İletişim” (@ozgurozeliletsm) adıyla yoluna devam ediyor. Sesimizi daha güçlü duyurmak, dayanışmamızı büyütmek için hep birlikte takip edelim, çevremize de ulaştıralım.
Birlikte daha güçlüyüz.
#Lider
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Genel Başkanımız Sn.Özgür Özel’e yapılan menfur saldırıyı kınıyorum.
Saldırganın ve tüm bağlantılarının ivedi bir biçimde ortaya çıkarılmasını talep ediyorum.
Ülkeyi idare edenlerin şuursuz bir biçimde “telef etmeyi” konuştuğu yerde, böyle kendini bilmez alçaklara, provokatörlere gün doğar.
Geçmiş olsun Sn.Genel Başkanım @eczozgurozel
İBB’yi kazıdılar, altından liyakat çıktı.
Cezaevine attığınız yol arkadaşlarımın özgeçmişlerini okuyunca herkes ne kadar liyakatli kadrolar kurduğumuzu gördü.
Bu ülkenin iyi yetişmiş insanları var, binbir zorluğa rağmen kendini geliştirmiş evlatları var. Dürüst, çalışkan, aklı hür vicdanı hür milyonlarca genci var.
Bursu, işi ve fırsatı daima hak edene sunduk. Şimdi sıra tüm Türkiye sathına bunu yaymakta.
Ülkemizde yıllardır kamuda yaşanan her türlü çalışan adaletsizliğini, kamuda işe giriş hukuksuzluğunu, torpili, adam kayırmacılığı biz sonlandıracağız.
Partizanlıktan, ayrımcılıktan sağa sola savrulmuş, kamuda hak ettiği yeri ve konumu elde edememiş tüm kamu çalışanlarına sesleniyorum:
Sizler bizim inşa edeceğimiz şeffaf, katılımcı, akıldan, bilimden, doğrudan, adaletten yana sistemimizle ve liyakate, performansa dayalı düzenlemelerle huzura kavuşacaksınız.
İktidarımızda; etkili, verimli, hakkını veren insan kaynakları yönetim modelimizle mutlu, huzurlu bir ortamda, güvenceli bir biçimde milletimize büyük bir onurla hizmet edeceksiniz.
Kime yakın olduğuna, ideolojisine, inançlarına, dinine, diline, ırkına vs bakmadan herkese eşit fırsat sunacak, işini dürüstçe yapan hiç kimseye rövanşist bir duyguyla yaklaşmayacağız.
Hep birlikte çok güzel işler başaracağız. Birlikte çocuklarımıza ve gençlerimize çok güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti devleti emanet edeceğiz.
Bizim kadromuz bu ülkenin 86 milyon vatansever insanıdır.
Tüm Türkiye’ye ilan ve ifşa ederiz ki:
“Kanal İstanbul gündemimizde yok” açıklamaları yalandır.
“Hükümet Kanal İstanbul’dan vazgeçti” ifadeleri tamamen aldanmadır, aldatmacadır.
19 Mart darbe girişiminin siyasi hedefi
İMAMOĞLU
Maddi hedefi
KANAL İSTANBUL’dur.
Tarih 27 Şubat 2025.
İşte Erdoğan, işte kayıt, işte kanıt!
Ülkemin İş İnsanlarına, Akademisyenlerine, Medya Mensuplarına, Bürokratlarına, Sanatçılarına,
Sivil Toplum Erbabına,
Demokratik ve Müreffeh Türkiye Sevdalılarına Sesleniyorum;
Millete ait olanı millete harcamadınız. Hakka, hukuka, adalete saygınız yok. Anayasaya saygınız yok. Demokrasiye ve demokratik kurumlara saygınız yok. Milli iradeye saygınız yok.
Yatırımcı arkasına bakmadan kaçıyor, milletimiz alın teriyle kazandığı varlığından şüphe ediyor. Ekonomide çarklar durdu. Faiz, enflasyon, döviz hepsi aynı anda yükseliyor. Maça, tiyatroya, sinemaya gidebilen yok. Eşiyle, çocuğuyla bir akşam dışarıda yemek yiyebilen yok. Resmen ülkede hayatı durdurdunuz.
Neden yaşıyoruz bunları? Sizin şafak operasyoncu aklınız, iftiracı zihniyetiniz, rezilliğiniz, acziyetiniz yüzünden.
Sabahın köründe insanları baskınlarla gözaltına alıyorsunuz, evin babasını tutukladığınız yetmiyor anneyi nezarete atıyorsunuz, aklınızca çocuklardan intikam alıyorsunuz.
Devlet terbiyesi almış bürokratlarımızı ciddi sağlık sorunları olmasına ve davet etseniz hemen gelecek saygıyı bilmesine rağmen şafak vakti gözaltına alıp eziyet çektiriyorsunuz.
Allah aşkına siz bu kötülüğü nerden öğrendiniz. Nedir milletten istediğiniz?
Bütün yol arkadaşlarımın, aileleri, çocukları önce Allah’a sonra İstanbullulara emanettir. Hepsine sımsıkı sarılacak, bakacak, koruyacak, kollayacak milyonlar var. Biliyorum.
Aziz Milletim
Bu pespaye dönem eninde sonunda bitecek, adaletli bir düzen gelecek. Güçlü demokratik parlamenter sistemde, güçler ayrılığı ilkesine sadık, liyakatli, şeffaf, hesap verebilir kamu düzenini biz getireceğiz.
Milletimiz büyüktür.
Aziz Milletim,
Milletin kayıtsız şartsız egemenliğini tam manasıyla yeniden tesis edeceğimiz günler uzak değil. Tüm gücümüzle bunu gerçekleştirmek için çalışıyoruz. Seçilmişlerin hapishanelerde eziyet çekmediği, görevlerinin başında millete hizmet ettiği bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğimize inancım tamdır.
Aziz milletim;
Ya adalet, ya sefalet… Artık önümüzde başka seçenek yok.
Türk yargı tarihinin en büyük rezaletini yaşatanlar haklarında suç duyurusunda bulundum ve bulunmaya devam edeceğim.
Bir avuç muhterisin ülkemize ödettiği bedelin, yedikleri kul hakkının tarifi yok. Bu bedeli; emekli, işçi, dar gelirli, işsiz, öğrencilerimiz, çocuklarımız ve gençlerimizle birlikte ödüyoruz.
Milletimize tam bir sefalet yaşatan bu bir avuç muhterise soruyorum;
Usulsüz yargılama ve operasyonlar, tutuklamalar, ben dâhil birçok insanının pislik içindeki nezarette günlerce bekletildiği gözaltı süreçleri, kayyumlar vs ile siz neye hizmet ediyorsunuz?
Yalancı şahitler ve tanıklar üretmeyi, itirafçı ve iftiracı oluşturmayı, masumları tutuklamayı ya da tutuklamakla korkutmayı, "hapisten çıkamazsınız" diyerek tehdit etmeyi yüce Türk yargısına nasıl yakıştırıyorsunuz?
Şimdi de avukatları gözaltına almanın, korkutmanın ve insanların görevlerini yapmalarını engelleme çabasındasınız.
Yeter artık!
Kimsiniz siz, kime ve neye hizmet ediyorsunuz? Kimden öğrendiniz bu usulleri? İnsanların namusuna ve haysiyetine saldırmaktan hicap duymuyor musunuz?
Milletime sesleniyorum:
Bu bir avuç muhteris, hem millete hem de devlete büyük zarar veriyorlar. Şikayetçi olun, susmayın ve sesinizi yükseltin.
Avukatımın gelmesiyle birlikte, yaşanan depreme dair duygularımı şimdi ifade edebiliyorum.
En büyük üzüntüm, hayatını İstanbul’u afet odaklı planlamaya adayan, bunun mücadelesini veren yöneticiler ve şehir plancılar olarak bu zor günde sizlerle olamamaktır.
İlk tespitlerde herhangi olumsuz vaka olmaması sevindirdi. Tüm İBB ekiplerimiz teyakkuz halinde, tüm devlet kurumlarıyla koordineli şekilde görev başındalar.
İstanbul depremi ile ilgili mücadele, kurumlarımızın tamamının üstünde büyük bir beka mücadelesidir. Deprem meselesi seçim kazanmaktan, koltuk hırsından çok daha büyük bir meseledir. Bu nedenle acilen birliğe, beraberliğe, dayanışmaya ve ortak akla ihtiyacımız vardır.
Depremle mücadele konusunda merkezi hükümetle birlikte çalışabilmek adına muhtelif önerilerimiz oldu.
Bu vesileyle tekrar hatırlatmak isterim ki; kentsel dönüşümden altyapı ve üst yapı güçlendirmelerine, yeşil alanlardan ulaşıma, doğanın korunmasından kentsel gelişim prensiplerine, finansmandan bütün kurumlarla iş birliğine, İstanbul ve yakın bölgesini kapsayan geniş çaplı bir çalışma zorunluluktur.
Ulusal ve uluslararası seferberlik duygusuyla, İstanbul Deprem Konseyi önerimiz mutlaka harekete geçirilmelidir.
Kanal İstanbul ve benzeri ihanet projelerinden İstanbul’u uzak tutarak devletimiz ve milletimiz için beka problemi olan İstanbul Depremine ve sonuçlarına hızlıca hazırlanmalıyız.
Milletimize geçmiş olsun.
Basından öğrendiğim kadarıyla, Silivri’ye hapsedilmemiz üzerine, Alman Hükümeti hava kuvvetlerimizin büyük ihtiyacı olan ve uzun zamandır beklediğimiz Eurofighter savaş uçağının Türkiye’ye satışını veto etmiş.
Almanya’da görevi devralmaya hazırlanan yeni hükümete seslenmek istiyorum:
Türkiye Erdoğan’dan ibaret değildir, Türkiye Erdoğan’dan büyüktür. Hükümetler gelip geçicidir. Türkiye’nin ulusal çıkarları Erdoğan’dan da İmamoğlu’ndan da daha değerlidir. Bu kararınızı geri almanızı istirham ediyorum.
Erdoğan iktidarının sonu göründü. Türkiye’nin yeni iktidarı, Avrupa Birliğiyle ve Almanya dahil bütün müttefiklerimizle, karşılıklı menfaatlerimiz, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına dayalı demokrasi ilkeleri çerçevesinde çalışacaktır. Bizim iktidarımızda Türkiye’nin AB’ye tam üye olacağına dair en ufak bir şüphemiz yoktur.
Aziz milletim, çok değerli vatandaşlarım;
Bugün sizlere Silivri’deki hücremden önemli bir çağrıda bulunmak istiyorum.
-Adalet, huzur, barış, eşitlik için,
-Üreten, kazanan ve adil paylaşan bir ekonomi için,
-Temiz bir çevre, bereketli topraklar için,
-Demokrasimiz ve Cumhuriyetimiz için,
-Fikri hür, vicdanı hür nesiller için,
-En önemlisi çocuklarımız ve gençlerimiz yani istikbalimiz için,
Gelin hep birlikte 23 Nisan’dan 19 Mayıs’a; evlerimizde, iş yerlerimizde, köylerimizde, kentlerimizde, arabalarımızda, cep telefonlarınızda yani her yerde…
Ay yıldızlı şanlı Türk Bayrağımızı dalgalandıralım. 🇹🇷
Kendisini iktidar zanneden bir avuç muhteris; milletimizin nefesini kestiğini, sesini kıstığını, onları köşeye sıkıştırdığını düşünüyor.
86 milyon insana ait 50 milyar doları cayır cayır yakan, milleti pahalılığa ezdiren, açlıkla ve yoklukla imtihan eden, mutsuzluğa ve umutsuzluğa hapseden, paramızı pula döndüren bir avuç muhteris.
Geleceğimize kasteden, milleti ayrıştırıp, kutuplaştıran, Anadolu irfanından ve erdeminden zerre nasiplenmemiş bir avuç muhteris.
Korkuyu, tehditi, zindanları göstererek kendi çıkarı için yalancı şahit, iftiracı, gizli tanık üretmeyi bağımsız yargı diye yutturmaya çalışan zalim ve baskıcı bir avuç muhteris.
AZİZ MİLLETİM,
MİLLET EGEMENLİĞİNİN KUTLU HAFTASINA GİRİYORUZ. HİÇBİR GÜÇ MİLLETİMİZİN ÖZGÜR DÜŞÜNCESİNE ZİNCİR VURAMAZ.
SEVGİ DOLU, HOŞGÖRÜLÜ, DUYARLI, CESUR GENÇLER BİZİMLE.
HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK DİYEN ÇOCUKLARIMIZ BİZİMLE.
Ellerinden hürmetle öptüğüm, inşallah özgür olduğumda ilk fırsatta ziyaret edeceğim “TURPUNAN, ŞALGAMINAN DEVLET İDARE EDİLMEZ, ADALET İLE İDARE EDİLİR” diyen YOZGATLI ÇİFTÇİLERİMİZ BİZİMLE.
MERTLİKLE, CESARETLE, ADALETLE yürüyeceğiz bu yolu.
MİLLET İRADESİDİR HEPİMİZİN GÜVENCESİ.
Hiç merak etmeyin, MİLLET NE DERSE O OLACAK. MİLLETİMİZ KAZANACAK, MİLLETİMİZ BÜYÜKTÜR.
Aziz milletim, sizden istirhamımdır. Lütfen bunları görün ve paylaşın.
Yokluğumu fırsat bilip "Kanal İstanbul" denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar.
Bu kez alelacele TOKİ'yi devreye almışlar. Dozer ve iş makinelerini mutlak koruma alanının içine, suyun dibine kadar sokmuşlar.
İBB’nin ve İSKİ’nin resmi uyarılarını dikkate almadıkları gibi Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı’nın içme suyu kullanım oranını %100’den %0’a indirmişler. Bunu hiç utanmadan kamuoyundan saklayıp, İSKİ’ye bile bildirmemişler.
Şunu herkes anlasın ki, bizim gözbebeğimiz İstanbulumuz’da feda edilecek bir tek damla su kaynağımız yok. Bu haksız, hukuksuz ve fırsatçı yaklaşımla mücadeleyi asla bırakmayacağız.
Sizin iklim değişikliği ve çevre koruma konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, İstanbul’un su kaynaklarına böylesine saldırmazdınız.
Hukuka, ekonomiye, demokrasiye verdiğiniz zararın yanına çevreye, İstanbul'un su kaynaklarına verdiğiniz zararı ekliyorsunuz. Tüm dünyanın cebelleştiği, yeni yol ve yöntemler aradığı iklim krizine bir kriz de siz ekliyorsunuz.
Hemen vazgeçin bu rant ve talan projesinden. Millet sizi zaten gönderecek bari gitmeden toprağa, suya, havaya daha fazla zarar vermeyin.
Ben, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum andan itibaren, şehri yönetirken, kanala, yalana, talana ve aynı zamanda ranta ve millet aleyhine olan her hususa karşı durduğum için bugün buradayım.
Bugünkü mahkemede yaptığım savunmamı milletim okusun;
https://t.co/S5ZXocmA69
Sabahtan akşama kadar hiç utanıp arlanmadan hakkımızda olur olmaz iftira edenler, söz konusu elektriğe yapılan %25 zam olunca suspus.
Neden bu sessizlikleri biliyor musunuz? Çünkü ülkeyi büyük bir felakete sürüklediklerini kendileri de gayet iyi biliyorlar.
Bir avuç insanın koltuk ihtirasının, iktidar hırsının bedelini maalesef milletin tamamı ödüyor.
Hukuk bu ülkede en güvenilmez kurum olduysa bunun tek sebebi yargıyı siyasallaştıran akıldır. Kimse yargıya güvenmiyor.
Deprem oluyor hesap sorulmuyor, yangın oluyor hesap sorulmuyor, sel oluyor hesap sorulmuyor, kara parayı aklayanlar milletin önünde şov yapıyor, yenidoğan bebeklerin hayatı üzerinden çeteler kuruluyor, uyuşturucu tacirleri cirit atıyor, yine hesap sorulmuyor.
Muhalefete, öğrenciye, gence aslan kesilenler konu bunlar olunca siniyor, kafasını sokacak yer arıyor.
Bu adaletsizliktir ekonomiyi bu hale getiren vatandaşları geleceğe güvenmez hale getiren.
Unutmayalım ki bizim gibi ülkelerde; ne kadar hukuk ve demokrasi o kadar aş ve iş.
Siz gideceksiniz ve bu ülke düzlüğe çıkacak.