“Ben şimdi ağıt mı yakmalıyım, şiir mi okumalıyım, ah mı etmeliyim.
Yoksa her gece bir masal mı anlatmalıyım kendime.
Her şeyin yolunda olduğu o yol nerede.
Her ��ey elimizdeyse benim elim nerede..”
•seyyidhan kömürcü
🎶imamyar hasanov
“Kaba olan değil; nezaketi sürdürebilenler yaralıdır. En çok kırılanlar, en çok incitmemeye çalışır. Çünkü bilirler: Acı bulaşıcıdır. Ve insan, kendine yapılanı başkasına yapacak denli savrulmamalıdır. Vicdan, sadece içeriden konuşur; ama sustuğunda bile yankılanır.”
Bazı yolların sonuna varmak için onlardan kaçmak değil içinden yürümek gerekir. Bir belirsizliği, bir imtihanı geride bırakmanın yolu bazen onu yok saymak değil; onu yaşayarak, anlayarak ve dönüştürerek geçmektir. Çünkü insan çoğu zaman çıkışı o karanlığın içinden geçerken bulur.
Kim bilir; belki de ruh, aceleyle varılan yerlerde değil, insana başını göğe kaldırmayı hatırlatan zarif duraklarda kendi baharını bulur..
• Ruhatemas 🍀
Telaşın bulaştığı sevgi, dikkat, derinlik, sevinç sessizce yok olur. İyi olan her şey emek, bekleyiş ve sabır ister. 'Çok zamanımız olsaydı keşke' diye dertleniyoruz, sen orada olmadıktan sonra, zamanın ne önemi var?
Sahip olduğun zamanın içinde mevcut olmaya bak.
"Günaydın taşımamız gereken taşlar, saklamamız gereken yaşlar. Günaydın her şeye değil kendine rağmen koşanlar, şehrin hengamesinde gözü kaldırım çiçeğine takılanlar, ayakkabısını silmeyi unutanlar. Gelmeyen mektubun postacısını düşleyenler, günaydın."
henüz karşılaşmadığım ama evi daha çiçekli, daha ışıklı, yaşamı daha çok seven ve kendiyle arası daha iyi olan, sesinde kuşların olduğu, çocukluğuna benzeyen, halinden daha memnun uyanan bir “ben” olduğunu bildiğim ve onunla karşılaşacağıma çok inandığım için yaşıyorum biraz da.
En önemli nimetlerden biri “yaşamdan tat almaktır.” Gezdiğiniz yerler, vakit geçirdiğiniz insanlar, elinizdeki nimetler eğer şükrünüzü artırıyor, sevincinizi ve güzel hissiyatlarınızı canlandırıyorsa anlamlıdır. Yoksa içinizdeki huzur, dilinizdeki tat, bakışınızdaki güzellik alındıysa neye sahip olursanız olun yaşam koca bir ‘hiç’tir. Afiyet dolu bir yaşam şükürle ve hikayenden razı olma haliyle mümkündür.
Çoğu kez bir yıldız
beklerdi seni, onu fark edesin diye. Bir dalga yönelirdi sana taa uzaktaki yoldan, ya da sen açık bir pencerenin altından yürürken, bir keman bırakıverirdi kendini senin işitmene.
Birer ödevdi bütün bunlar.
Rilke, Duino Ağıtları
şule gürbüz diyor ya, ‘her şeye yaklaşmak, her şeyi bilmek ve herkesle hemhâl olmak zorunda değiliz. bazı şeylerin uzakta ve kendi renginde kalması, hem onlara hem de bize hürmettir.’ çünkü sınır, ruhun zırhıdır. herkesi içeri alan, en çok da kendi içindeki evi talan eder.