"En gayrı müsait şartlar altında bile, Kürt eli silah tutarken teslim olmamıştır. Kahhar kuvvetlerin sayı çokluğunun savaş için meydan okumalarına, Kürt daima 'evet' cevabını vermiştir. İşte, varlığımızın bütün hikmeti devamımızın bütün sırrı bu kelimede mündemiçtir."
17 Ağustos 1999
Dostlarımın yardımıyla Diyarbakır–İstanbul uçağında bir yer bulabilmiştim. İstanbul’a indiğimde bir ticari taksiyi ikna ederek akşam karanlığında Kocaeli Körfez ilçesine ulaşabildim. Ablamın evinin olduğu binanın enkazını güçlükle seçebildim. Kimse yoktu… Tüpraş yanıyordu. Bölgede, araba farlarının zayıf ışığıyla enkazda yakınlarını arayan bir-iki aile dışında kimse kalmamıştı.
Taksici, parasını aldıktan sonra beni karanlıkta enkazın başında bırakıp gitti. Aile binası tuzla buz olmuş, bir toprak yığınına dönmüştü. Kim yaşıyor, kim ölmüş bilmiyordum. Çaresizlik içinde bir haber ekibinin arabasına binerek tepedeki büyük hastaneye gittim.
Koridorlarda vefat eden her yaştan vatandaş vardı; parmaklarına bağlanmış numaralar ve yazılardan tek tek yakınlarımı aradım. Tüm koridorlar cesetlerle doluydu, tek bir canlı yoktu. Hastane, artçı sarsıntılar yüzünden terk edilmişti. Avluda kurulan çadırlarda yaralılar inliyordu. O an bana bir görev düştü: tek tek dolaşıp yaralarına baktım, serumlarını kontrol ettim, gerekince yenisini taktım. Sağlık emekçileri gece boyunca büyük bir özveri göstermiş, sabaha karşı kendi ailelerini bulmak için ayrılmışlardı.
Gece yarısına doğru güvenlik güçleri, bölgeden ayrılmamız gerektiğini söyledi. Ana yola indim, geçen arabalara el kaldırdım. Hiç kimse durmadı. Sonunda bir otobüs yanaştı, beni aldı. Arka koltukta bir yere oturdum, başımı cama dayayıp yarım saat boyunca ağladım. Yanıma oturan bir yolcu sessizce, “Hızır yardımcıları olsun” dedi. Şaşırdım, “Yakınlarım kayıp… beni yolda bırakmayan bu otobüs hangi firmanın?” diye sordum. Adam, “Biz Hacı Bektaş’tan geliyoruz” dedi. İçime bir ferahlık, yeniden umut doğdu.
Otogarda indim, geceyi orada geçirdim. Sabah acı haber geldi: Ablam sekiz saat boyunca enkaz altında kalmış; kucağındaki dört aylık bebek ve eniştem vefat etmişti. Üç çocuk ise kayıptı. Gece boyunca onları aradık. İki küçük çocuğu komşular kurtarıp yüksek yaylalara götürmüş, büyük çocuk ise askeri helikopterle Bursa’daki hastaneye nakledilmişti.
Bugün ablam bacağında orta derece engelle yaşamını sürdürüyor. Yeğenlerim ise okuyup çalışan bireyler oldular. Babasız büyümek zor olsa da hayat bir şekilde akıp gidiyor.
Depremlerde hayatını kaybeden tüm insanlarımızın Ruhları şad olsun.
Bugün 17 Ağustos…
🔴Batman’da 75 bungalov ev ve hobi bahçesi yıkılıyor
📍Batman Valiliği Özel İdaresi Genel Sekreterliği, kentin farklı bölgelerinde inşa edilen kaçak bungalov evler ile hobi bahçelerinin yıkımına başladı. Kösetarla, Binatlı ve Akça’da eş zamanlı olarak yapıların yıkımına başlayan ekipler, önümüzdeki haftada da kentin farklı noktalarındaki yapılar ile Kıra bölgesindeki kaçak villalara yönelik yıkım kararı aldı.
Toprağın
Suyun
Havanın
Kuşların
Börtü böceklerin
Ağaçların
Evlerin AĞLADIĞI
Dünya devletlerinin utançla seyrettiği yerin adı GAZZE
Lanet olsun dünyada ki bütün devletlere .