Fatih Erbakan, Ali Hamaney’in cenazesinde gözyaşlarını tutamamış!
Yüzbinlerce Suriyeli çocuğun şehit olmasına, yetim kalmasına, Sednaya’da yüzlerce kadının tecavüze uğramasına, Halep’te, İdlip’te anne babaların evlatlarını kaybetmelerine sebep olan Hamaney’in cenazesinde gözyaşı dökmek nasıl bir duygu acaba?
Elinde Suriyeli 1 milyon Sunninin kanı olan Hamaney'in cenazesine katılan Fatih Erbakan, gözyaşlarını tutamadı.
Baban öldüğünde bu kadar ağlamadın Süt oğlan
İSLÂM’I YİTİRİRSEK ÜLKE GİDER ELİMİZDEN…
Elhak doğru @sadiktanrikulu hocam.
KYK Yurtları veya başka yollarla STK’lar, sivil İslâmî oluşumlar bitirilmiş oldu.
Bu yazıyı dikkatle okumanızı istirham ediyorum…
Tepeden tırnağa her şeyiyle abartılı bir şekilde laik olan bir ortamda toplumun İslâm’la irtibatını şu ya da bu şekilde kurabilmesi ancak sivil oluşumlar vasıtasıyla mümkün olabilir. Bu sivil oluşumlar yok olursa İslâm da yok olma sürecine girer.
Cemaatler be diğer sivil oluşumlar da iyi sınav vermediler. Onlar da beklenmedik, büyük hatalar yaptılar.
Sonuçta İslâm öksüz kaldı, garip kaldı, sahipsiz kaldı Müslümanlar!
Kimsesiz!
Yetim.
Genç nesillerin İslâm’sız bir hayat sürmelerinin nedenlerinden biri de KYK Yurtlarının bu seküler örgütlenme yapısı oldu.
Her ne sûretle olursa olsun İslâmî sivil oluşumları hem daha bir İslâmîleştiremezsek hem de güçlendiremezsek bu ülkede İslâm’ın varlığı da, İslâm’ı yitirmiş bir Türkiye’nin varlığı da tehlikeye düşer ve sonuçta İslâm bu toplumun ve bu ülkenin temel ruh kökü ve kurucu kaynağı olduğu için İslâm’sız bir Türkiye yok olmaya doğru sürüklenir kaçınılmaz olarak Allah muhafaza…
Şu an bunu, bu yok oluş sürecini yaşıyoruz…
Yok oluyoruz: Ahlâk yerlerde sürünüyor, değerler yok oluyor, toplum çürüyor, gençlik hedonizmin tapınaklarının kölesine dönüşmüş durumda ve sadece kendini, kariyerini düşünüyor, bir an önce yurtdışına kapağı atmaya çalışıyor.
Bu ülkeye hiçbir bağı kalmayan gençliğin ülkeyi terketmesinden daha doğal ne olabilir ki?
Sekülerizm / Kamalizm, çocuklarımızın ülkeye değil sefih ruhsuz küresel postmodern kültüre bağlanmasının yollarını açıyor sonuna kadar, İslâm’la bağlarınınsa sıfırlanmasına neden oluyor.
Traşımızı gözümüzün önüne indirmenin vakti geldi de geçiyor bile…
O yüzden Sadık Hocanın bu notu, hatırlatması önemli.
Eğer Türkiye İslâm’ı kaybederse bu ülke elimizden gider.
Bu ülkeyi bize vatan yapan İslâm’dır, İslâm’ın emperyalizme yegâne direniş ve yegâne diriliş kaynağımız olmasıdır.
Gerisi lâf u güzâftır.
Vesselâm.
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan'ın ortaya koyduğu hakikatlerden rahatsız olan soykırımcı Netanyahu ve hükümetinin peş peşe yaptığı açıklamalar, aslında söylenen sözlerin ne kadar yerini bulduğunu göstermektedir.
Gazze’de çocukları, kadınları ve masum sivilleri katleden, açlığı ve susuzluğu bir silah olarak kullanan, tüm dünyanın gözleri önünde insanlık suçu işleyen bir hükümetin ahlaktan, hukuktan ve insan haklarından söz etmesi tam anlamıyla ibretliktir.
Kudüs sevdasını işgalcilik olarak göstermeye çalışanlar önce kendi sicillerine baksınlar. İşgalin, yayılmacılığın, zorla yerinden etmenin ve toprak gaspının bugün dünyadaki en açık temsilcisi Netanyahu hükümetidir. Gazze’deki katliamların, Batı Şeria’daki gasp politikalarının ve bölgeyi istikrarsızlaştıran saldırıların sorumlusu da yine aynı zihniyettir.
Kudüs, bizim inancımızın, tarihimizin ve vicdanımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu sevgiyi çarpıtmaya çalışanlar da, bundan işgalcilik ve yayılmacılık anlamı çıkarmaya çalışanlar da hakikati değiştiremeyecektir.
Türkiye, Muhterem Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; mazlumun yanında, zalimin karşısında durmaya, Filistin davasını ve Kud��s emanetini kararlılıkla savunmaya devam edecektir.
Şam ve Beyrut, İstanbul’un iki kardeş şehridir.
Türkiye’nin güvenliği sadece Hatay’dan değil; Halep’ten başlar, Şam’dan başlar, Beyrut’tan başlar.
Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız.
Sultan Abdülhamid’in emaneti İstanbul Erkek Lisesi’nde dua ediliyor ve dua yuhalanıyor!
Evet, yanlış okumadınız!
Bunu emperyalistler yapmaya kalkışsaydı boğazlarına çöker, denize dökerdik!
Siz kimin çocuklarısınız?
Kimsiniz siz?
Eğitim sisteminin iflasıdır bu!
Fiilen işgal edil-e-meyen bu ülkenin zihnen işgal edilmesi, çocuklarının epistemik kölelere dönüştürülmesidir!
Ülkeyi savaşmadan kaybetmek bu işte!
Celladına âşık tasmalı çekirgelerin yapacağı bir köle ruhluluk bu!
Yazıklar olsun!
#İstanbulErkekLisesi
Bugün Hz İbrahim ile ahdimizi tazeliyoruz. Birilerinin İbrahim anlaşması adını verdiği paçavralara ihtiyacımız yok!
Ahdimize sadık olalım.
Allahü Ekber Kebîra Velhamdülillahi kesîra...
#HayırlıBayramlar
SÖZÜN ASALETİ VAKTİNDE SÖYLENMEYİ EMREDER
Rize’de şımartılan Fetö, hem de milletimizin gözünün içine baka baka karelerimize giriyor.
Kimse farkında değilken öfke nasıl da büyüyor!
15 Temmuz’un üzerinden henüz on yıl geçti.
251 şehit var.
3000’e yakın gazinin içerisinde kolu kopmuş, azalarının bir kısmı toprakta kalmış vatan evlatları var. Yetim kalmış çocuklar, eşini şehit olarak toprağa vermiş kadınlar, evlatlarını şehit olarak toprağa vermiş anne ve babalar var.
HEDEF SAYIN CB’MIZ ERDOĞAN’DI.
Henüz her şey çok taze.
15 Temmuz’dan bu yana,
bu ülkenin vatanseverlerinin önünden dahi geçmediği; üzerinde kuvvetli FETÖ şüphesi bulunan ve sokak tarafından bu şüphenin bilgiye ve yaşanmışlıklara dayalı olduğu bilinen mekânlara gidenler…
Farkında mısınız 251 şehidin toprağın altında olduğunun?
Bunun farkında mısınız siz?
Şehit olanların hiçbirisi, onlara kurşun sıkanların iş birlikçilerinin mekânlarında gidip boy boy fotoğraf çektirilsin diye şehit olmadılar.
Canlarını bu ülke için verenler, sizin hiçbir şey olmamış gibi davranıp üstelik bu mekânlara giderek boy boy fotoğraf çektirmeniz için mi toprağa düştüler?
Rize’de yaşananlar; hafızasını, vicdanını ve 15 Temmuz’un bıraktığı acıyı unutmayan insanları derinden yaralamaktadır.
Gittiğiniz mekânlarda, 15 Temmuz’dan sonra FETÖ unsurları korundu, kollandı.
15 Temmuz öncesinde FETÖ’nün okullarında açıkça yöneticilik yapanların mekânlarına gidip çektirdiğiniz her fotoğraf, bilin ki size ah olarak geri dönmektedir.
Dilediğiniz gibi hareket edebilirsiniz…
Ancak milletimiz bu fotoğraflar karşısında çok ciddi anlamda öfke biriktirmektedir bunu da biliniz.
Gazze’ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosuna uluslararası sularda saldıran katil ve haydut sürüsünün alçaklığına dünya bir kez daha şahit oldu.
Küresel terör şebekesine karşı mücadeleyi elden bırakmayacak, mazlumların sesini dünyaya duyuracak ve sonuna kadar direnişe sahip çıkacağız.
#EyesOnSumud
AK PARTİ ve Gençlik
Devlet, belediye veya siyasi partiler eliyle konser organizasyonları yapılmasına dün de karşıydım, bugün de karşıyım.
Bu düşüncemi her platformda dile getirmeye, yazmaya ve ilgili mercilere anlatmaya çalıştım ama nafile😔
Milletin parasıyla sanatçıları zengin etmenin ve belirli isimleri “akredite” hale getirmenin topluma ciddi bir katkı sunduğunu düşünmüyorum.
Son dönemde özellikle AK PARTİ ve bazı STK gençlik yapılanmalarının, kendilerini gösterebilmek adına daha büyük konserler ve eğlence odaklı organizasyonlara yöneldiğini görüyoruz. Bana göre bu yaklaşım; gençliğin fikrî, kültürel ve manevi gelişimine hiçbir katkısı yok.
Sahneye çıkarılan isimlerden televizyon ekranlarında öne çıkarılan kişilere kadar daha dikkatli davranmak zorundayız.
Bu milletin değerlerine karşı durmuş, kritik dönemlerde (darbe, deprem vb.) toplumun hassasiyetlerini hiçe saymış veya milletin aleyhine açıklamalar yapmış isimlerin; bizim düzenlediğimiz organizasyonlarda yer almaması gerektiğini düşünüyorum.
AK PARTİ’nin zaman zaman “birilerine güzel görünmek” veya belli çevreleri memnun etmek adına attığı bazı adımların, kendi tabanında ciddi rahatsızlık oluşturduğu da görülmektedir.
Bu rahatsızlık çoğu zaman yüksek sesle ifade edilmese bile, sandıkta kendisini göstermektedir.
Yerel seçimlerde milletimizin bir kısmının sandığa gitmemesi (2023-2024 seçimleri arası %10 katılım düştü) ya da farklı partilere yönelmesinin tek sebebi ekonomi değildi.
Uzun yıllardır biriken kırgınlıklar, tabanın kendisini yeterince anlaşılmış hissetmemesi ve bazı konularda gösterdiği tepkinin dikkate alınmadığını düşünmesi de önemli etkenlerden biridir.
A.K.
Bu ülke İslam'la var olmuştur. 1071'de Malazgirt'te Anadolu İslam'la fethedilmiştir. 1453'te İstanbul İslam'la fethedilmiştir. 1923'te Cumhuriyet İslam'la kurulmuştur. 1928'e kadar "Devletin dini İslam'dır" hükmü anayasada vardı. Her şey aslına rücu eder, etmelidir.