Amatör insan: “bana neden böyle davranıyorlar, benim onlara hiçbir zararım dokunmadı, ben sadece kendimi geliştirmeye çalışıyorum, acaba farkında olmadan yanlış bir şey mi yaptım, onlardan özür dilesem beni aralarına alırlar mı?”
Aydınlanmış insan: “hayır, burada benimle ilgili hiçbir sorun yok. Sadece dikkat çekiyorum, başarılıyım ve kendimi geliştiriyorum. Bu da onların epistemik ve sınıfsal hiyerarşilerini sarsıyor. Ben böyle bir niyet taşımama rağmen onlar benimle yarışmak istiyorlar. Öyleyse burada da kazanan ben olacağım.”
Mesele bu kadar basit arkadaşlar. Epistemik istismarın en büyük amacı “haksız öz şüphe”yaratmaktır. Böylece hız keser ve onların seviyesine yaklaşırsınız. Hiçbir olumsuz davranışı mantığa bürümek zorunda değilsiniz, sadece sizden istedikleri gibi davranın: kazanan olmak karakterdir.
Bu videoda eşi tarafından şiddete uğradığını gördüğünüz kişinin ismi “Derin Deniz”. Kendisi 2,5 yıldır eşi tarafından düzenli olarak dövülüyor. Hamileliği boyunca dahi bu şiddet devam ediyor. Küçücük kız çocuğu, babası annesini döverken kanlı ellerine ve yüzlerine şahit oluyor…Ankara'da yaşayan Derin'in tek isteği sesini duyurabilmek..El birliğiyle, Derin hayattayken hep birlikte sesi olalım, kardeşimizi yalnız bırakmayalım.
Adam ülkeden kaçmaya çalışıyormuş.. bu psikopat tez zamanda yakalanır da hapiste kadına el kaldırmaktan hoşlanmayan bir güruhu denk gelir dilerim.. oranın da başka bir kanunu var çünkü..
A101'DE SKANDAL OLAY!!! BU PEYNİRDEN YEDİYSENİZ SAĞLIK KURULUŞUNA BAŞVURMANIZI TAVSİYE EDİYORUZ.
Bir takipçimiz anlattı: A101'den aldığı Tahsildaroğlu peynirinde Listeria çıktı, kanser hastası takipçimiz zehirlendi.
"A101'de satılan Tahsildaroğlu peyniri nedeniyle zehirlendim. Kanser hastasıyım.
Alo 174'e şikayet ettim. Marketten alınan numunede çok ölümcül Listeria bakterisi tespit edildi. Tahsildaroğlu'na ceza kesildi.
11 gün sonra, ardışık lot, aynı gün paketlenmiş ürünü "Haftanın Yıldızları" olarak piyasaya sürdüler.
Covid'den 30 kat daha tehlikeli bir bakteri. Binlerce insan risk altında. 90 gün kuluçkada kalıyor."
Arkadaşlar, bir yıl önce çıkan yasayı biliyorsunuz: Sokak köpeklerini topluyorlar, barınaklara götürüp öldürüyorlar; sonra yine topluyorlar, yerlerine yenileri geliyor yani vakum etkisi,yine öldürüyorlar. Ve bu süreçte bir çocuğumuz zarar görüyor, bir çocuğumuz vefat ediyor. Bu, kısır bir döngü. Aklıselim davranalım: Bu bir kan davası olmasın. Kazanan-kaybeden yok; önemli olan kimsenin zarar görmemesi. Bu yasayla olmaz. Tek çözüm belli: Kısırlaştıracaksın, üretimi durduracaksın, sokağa hayvan atmaya ağır ceza getireceksin. Bunlar olmazsa çözüm yok. Aksi halde 6 ay sonra yine bir olay yaşanır, yine bir çocuğumuz zarar görür. Çocuklarımızın zarar görmesini istemiyorsak, Avrupa ve Amerika’da olduğu gibi kısırlaştırma olmadan olmuyor.Bakın Avrupa ve Amerika’da artık itilaf yasak.popülasyonu kontrol altında tutmanın tek yolu kısırlaştırma.Yoksa yeniden çoğalacaklar.
Not: Lütfen bu tivitimi saklayın inşallah ben yanılırım ama ya siz yanılıyorsanız?
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
Saye Farsça da "gölge" demek Sayende ise "senin gölgende" anlamına geliyor... Sayesinde özgürüz sayesinde karanlıkta kalmıyoruz sayesinde okuyoruz sayesinde söz hakkımız var herşey senin Sayende Atam ❤️❤️
#19Mayıs
KÖPEĞİN “RIZASI VARDI” SAVUNMASI YAPAN FAİL CİHAT KOÇHAN SERBEST — Lucy’yi hatırlıyor musunuz? Bahçesinden kaçırılmış, ist*smara maruz bırakılmış ve yaşadığı travmalarla mücadele ediyordu.
Bugünkü duruşmasında karar açıklandı…
İst*smar ettiği köpek için “rızası vardı” savunması yapan fail, 1 yıl 3 ay hapis cezası ve 600 gün adli para cezası aldı.
— Failin bir önceki mahkemede yaptığı savunma: “İst*smar sırasında Lucy’nin saldırganı ısırmadığı, havlamadığı ve ertesi gün hayatına “mutluymuş gibi” devam ettiği…”
Mahkemenin alt sınırdan verdiği karar kabul edilemez.
Son günlerde medyada Hantavirüs ile ilgili ciddi bir panik havası oluşturuluyor. Öncelikle şunu net söyleyelim; Hantavirüs yeni ortaya çıkmış bir virüs değil. Uzun yıllardır bilinen, ana taşıyıcısı kemirgenler olan bir zoonoz. Yani olayın merkezinde fareler var.
Virüs özellikle enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyasıyla bulaşıyor. Fare yoğunluğunun arttığı bölgelerde risk de artıyor. Dünyanın birçok yerinde özellikle büyük şehirlerde kemirgen popülasyonlarının kontrolden çıkması artık ciddi bir halk sağlığı problemi olarak görülüyor.
Ama burada kimsenin konuşmak istemediği başka bir gerçek var.
Doğa boşluk kabul etmez. Kediler giderse fareler gelir.
Bir ekosistemin en önemli denge unsurlarından birini yok ederseniz, başka bir problem büyüyerek geri döner.
Yüzyıllardır, hatta binlerce yıldır insanların farelerle mücadelesindeki en doğal kontrol mekanizması kediler oldu. Bu sadece romantik bir “hayvan sevgisi” hikayesi değil, aynı zamanda şehir biyolojisi ve halk sağlığı meselesi.
Bugün Avrupa’nın bazı büyük şehirlerinde geceleri kaldırımlarda görülen dev fareler artık kimseyi şaşırtmıyor. Paris’te, Londra’da, New York’ta insanlar kemirgen istilasını normalleştirmiş durumda. Çünkü şehirlerden kediler çekildi ama fareler çekilmedi.
Bizim coğrafyamız ise yüzyıllardır başka bir kültürün içinden geldi.
Mahalle kedileri… Liman kedileri… Cami avlusunda yaşayan kediler… Depoları, sokakları, mahalleleri koruyan kediler…
Yani bu ülkenin sessiz ama gerçek muhafızları.
Şimdi düşünün… Bir tarafta sokaklarında farelerin cirit attığı ama tek bir kedi göremediğiniz “gelişmiş” şehirler… Diğer tarafta ise yüzyıllardır kedilerle birlikte yaşamayı bilen bir toplum…
Bazıları hala çıkıp kedileri toplatalım, sokaklardan silelim, yok edelim diyebiliyor. Sonra da farelerden yayılan hastalıklar konuşulunca panik başlıyor.
Kediler bugün bu ülkenin problemi değil. Hiçbir zaman da olmadı. Tam tersine bu ülkenin doğal savunma hattı onlar.
Veba döneminde de bunu gördük. Bugün Hantavirüs konuşulurken de aynı gerçeği görüyoruz.
Hantavirüsten Avrupa korksun. Farelerin şehirleri ele geçirdiği ülkeler korksun. Bir tek kedi göremeyip kanalizasyonlardan kemirgen taşan şehirler korksun.
Türkiye’nin hala sokaklarında yaşayan milyonlarca kedisi var. Ve insanlar farkında olmasa da bu kediler sadece vicdanın değil, ekolojik dengenin de parçası.
Yüzlerce yıl önce olduğu gibi bugün de bu coğrafyanın evcil muhafızları kedilerdir.
Bunu kimse ama hiç kimse unutmasın.
Dr. Tarkan Özçetin
Bir davranıştan rahatsız olduğunu söylediğinde, kötü niyetli olmayan kişi endişelenir. Çünkü sizi incitmek istemez. Hemen savunma moduna geçen veya çok abarttığınızı belirten kişi istismarcıdır.
İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi’nin ölmeden önce son kez dinlemek istediği şarkı 'Nobahari' ,
"Bir ömür daha lazım ölümümüzden sonra. Çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanmakla geçirdik."
Tuzla'da belirli bir bölgede üst üste kedi cinayetleri yaşanıyor ve site sakinlerinin destek ricası var. Bu katilin bulunması için destek olabilecek varsa, gören duyan varsa lütfen müdahale edelim.
Tek suçu ısınmak istemesiydi!
İsmi kimine göre Matmazel, kimine göre Kirli, kimine göreyse İnek’ti. Yaklaşık 15 yaşındaydı.
Ankara Demetevler Metrosu'nana ısınmak için giren sokak köpeği, iddiaya göre Belediye görevlileri tarafından sopalarla dövüldü. Kaçarken yürüyen merdivene sıkıştı. Hayvanseverler veterinere götürdü,
ama iç kanama nedeniyle hayatını kaybetti.
Onu döven güvenlik ve temizlik görevlilerinin, ve emri veren yöneticinin cezalandırılması için Duygu Özdemir kampanya başlattı.
Destekliyorsan imzala, paylaş:
https://t.co/Pqd3D3reWj
15 yaşında, bunca yıl kimseye zararı dokunmamış köpeği, ısınmak için girdiği metro istasyonunda, sopayla döverek öldürdüler.
Yazacak çok şey var… binlerce beddua, küfür…Bittim. Kan ağlıyorum.
Tek diyeceğim, sesini duyurmaya çalışalım, olabildiğince.
#matmazeliçinadalet
Lütfen paylaşın