🔴 ABDULLAH EFENDİ,
ŞİMDİ SÖYLE: DEĞDİ Mİ?
Abdullah( Evdila) Efendi!
Yarım asra yakın bir zaman önce çıktınız ortaya. Kürt gençlerini dağa çağırdınız, silahı çözüm diye gösterdiniz. Binlerce genç öldü; öğretmenler,askerler, polisler, korucular şehit edildi.
Bir tarafta oğlunun dağdan dönmesini bekleyen Kürt annesi, diğer tarafta oğlunun tabutuna sarılan Türk annesi…
İkisinin de gözyaşı aynıydı Abdullah Efendi!
Şimdi sana soruyorum Abdullah Efendi:
Derdiniz neydi?
Mesele neydi?
Bunca ölüm ne içindi?
Bunca insan neden toprağa girdi?
Bunca anne neden ömrünü evlat yolu gözleyerek tüketti?
Evdila,Terör yalnızca canlarımızı almadı; bir coğrafyanın yıllarını da çaldı.
Doğu ve Güneydoğu’ya yapılabilecek yatırımlar güvenlik harcamalarına gitti.
Fabrikaya, okula, üniversiteye, tarıma, hayvancılığa, yola, üretime harcanabilecek kaynaklar terörle mücadeleye harcandı.
Kürtler ne kazandı? Türkler ne kazandı? Türkiye ne kazandı?
Köyler boşaldı. İnsanlar topraklarından koparıldı. Kendi tarlasında, kendi köyünde yaşayacak insanlar büyükşehirlerin kenar mahallelerine savruldu.
Köyünü özleyerek ölen ninelerin, toprağının hasretiyle yaşayan dedelerin, büyükşehirlerin karanlığında kaybolan gençlerin hesabını kim verecek, Evdila Efendi…
Uyuşturucuya düşen gençlerin, dağılan ailelerin, babasız büyüyen çocukların hesabını kim verecek?
Ve en önemlisi:
Kaybettiğimiz yarım asrın hesabını kim verecek?
Biz bunları yıllar önce söylediğimizde bizi hain ilan ettiniz.
Tehdit ettiniz.
Sizin gibi düşünmeyen Kürtlere hayat hakkı tanımadınız.
Çünkü yıllarca Kürtler adına konuşma hakkını yalnızca kendinizde gördünüz.
Biz ne diyorduk?
Silahla olmaz!
Dağla olmaz!
Kardeşi kardeşe öldürterek olmaz!
Kürt’ün geleceği de Türk’ün geleceği de bu ülkenin birliğindedir.
Bugün, bunca yıl ve bunca acıdan sonra gelinen noktada yine siyasetten, demokrasiden, kardeşlikten ve silahların susmasından bahsediliyor.
İyi de Abdullah Efendi…
Neden 40 yıl önce değil?
Neden binlerce insan öldükten sonra?
Neden annelerin gözyaşları kuruduktan sonra?
Neden köyler boşaldıktan, aileler dağıldıktan, ülkenin milyarlarca doları terörle mücadeleye harcandıktan sonra?
Hiç yalnız kaldığında kendine şu soruyu sordun mu:
“Ben nerede hata yaptım?”
Dağda ölen Kürt gencini düşündün mü?
Şehit olan askerin annesini düşündün mü?
Şehit edilen öğretmeni, polisi, Askeri,korucuyu düşündün mü?
Evladının yolunu gözlerken ölen anneleri düşündün mü?
Bugün silah gerçekten susacaksa, terör gerçekten bitecekse, Türk ile Kürt yeniden birbirine daha güçlü sarılacaksa elbette bundan memnun oluruz.
Çünkü biz bunu zaten yıllardır söylüyoruz.
Ama barışmak, geçmişi unutmak değildir.
Kürt ırkçılığı da Türk ırkçılığı da bu ülkeye kötülük yaptı. Biri diğerini besledi. İki taraftaki fanatikler konuştu, Anadolu’nun gariban çocukları öldü.
Onlar slogan attı, anneler ağladı.
Onlar ideoloji üretti, gençler toprağa girdi.
Keşke bizi o gün dinleseydiniz.
Kürt kazanırdı.
Türk kazanırdı.
Türkiye kazanırdı.
Bugün ben “Biz haklı çıktık.” diye sevinemiyorum.
Çünkü ortada sevinecek bir şey yok.
Mezarlar var.
Yetimler var.
Gözü yaşlı anneler var.
Parçalanmış aileler var.
Ve kaybedilmiş koskoca yıllar var.
Ben sana söyleyecek başka söz bulamıyorum Abdullah Efendi.
Ben sadece ölen gençlere ağlıyorum.
Şehitlerimize üzülüyorum.
Kandırılıp dağlarda hayatını kaybeden Kürt gençlerine üzülüyorum.
Evladını beklerken ömrünü tüketen annelere üzülüyorum.
Ve en çok da ülkeme, kaybettiğimiz yıllara üzülüyorum.
Keşke 40 yıl önce anlayabilseydiniz:
Silahın kazananı olmaz.
Kardeş kavgasının galibi olmaz.
Türk’ün de Kürt’ün de başka vatanı yok.
Şimdi yapılacak iş bellidir:
Silahı, terörü ve kardeş kavgasını tarihe gömmek.
Ve bir daha hiçbir annenin evladının tabutuna sarılmayacağı bir Türkiye’yi hep birlikte kurmak.
Çünkü artık bu toprakların kana değil, kardeşliğe ihtiyacı
var.
Bu topraklar artık yeni mezarlar değil, yeni umutlar istiyor.
Umarım anlarsın,
Evdila Efendi..
🔴"Güzel Yüzüm Sadece Senin Görmen İçin!"
Paris Saint-Germain'in (PSG) yıldız futbolcusu Osman Dembélé, Faslı eşi Rima Edbouche'nin kamuoyu önünde yüzünü neden sürekli gizlediğine dair sorulara içtenlikle yanıt verdi.
"Bu aslında tamamen dini bir tercih. Eşim inançlarını derinden yaşayan bir kadın. İslam'da yüzü örtmek zorunlu olmasa da kendisi bu karara büyük bir hassasiyetle bağlı kalıyor."
Zaman zaman eşine toplum içindeyken yüzünü açabileceğini söylediğini belirten Fransız yıldız, aralarında geçen diyaloğu ise şöyle aktardı:
"Bazen ona en azından dışarıdayken yüzünü göstermesini söylüyorum ama bana her defasında şu cevabı veriyor: 'Osman, insanların dışarıda yüzümü görmesinden hoşlanmıyorum. Benim güzel yüzüm sadece senin görmen için.”
İlkay Çiçek’in Eşi de görüntü ve konuşmaları yalanladı :))
- Yazışmalar yapay zeka veya montaj
- Sosyal medyada yayılan içerikler gerçeği yansıtmıyor
- Eşime güvenim sonsuz
Bak şimdi Ablacım;
Soruşturmaya konu olan içeriklerin tamamı dijital materyaller üzerinden çözümlenerek belgelendi.
İnkar ve kurgu olasılığı iddia edileceğinden bütün belgeler video kayıt yöntemiyle soruşturma dosyasına konuldu.
Konuşmalarda İlkay Çiçek ve Metres’inin birbirine gönderdiği tüm fotoğraf ve içeriklerin çözümlemesi yapılıp orjinal olduğu ispatıyla dosyada yer aldı.
Alıştınız inkar edip milleti yemlemeye…
CHP’nin ve Özgür Özel’in adamları…
Rüşvet, İrtikap, Resmi Belgede Sahtecilik, Görevi Kötüye Kullanma ve İmar Kirliliğine Neden Olma suçlarını örgütlü olarak işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılan ve gözaltına alınan Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek’in metresiyle yaptığı WhatsApp yazışmaları Özkan Yalım olayını cebinden çıkartacak cinsinden. Yapılan hırsızlıkları, kimleri çarptığını, Ekrem İmamoğlu’nun parayı bölüştürmede başarısız olduğu için patladığını ama kendisinin patlamayacağını tek tek anlatıyor.
“Bebeğim, Boğam, Küçük İlkay” gibi ifadelerin bol bol kullanıldığı sohbette metresi “Aşkım seni bir daha aday yapmazlar, sen cebini doldurmaya bak” diye akıl veriyor.
Sosyal medyada yayınlandı bence izleyin. İbretlik.
Özgür Özel İlkay Çiçek’tir.
Ekrem İmamoğlu İlkay Çiçek’tir.
Bunları hala bu ülkede oy verecek insan varsa hakikaten siyasi ahmaktır.
Sormak isterim..?
Sokakta bu şekil giyinen
Kadına Bakanmi suçlu..?
Yoksa Böyle giyinen Kadinlarmi suçludur..?
Bu Bay_An Kendi giyimine Kuşamına bakmadan
Bu Ülkeyi ve Erkek,lerini
HANZO Olarak görüyorlar ..!
Bu Halde sokakta yürümeye korkuyorlar imiş..!
Bencede kork yani
Sağdaki kızı araştırın, dedelerinden gelen orijinal Türk kanı taşımıyorsa hiçbir şey bilmiyorum. Gerçek bir Türk, ABD’ye, İngiltere’ye, Batı’ya yalaka olmaz, gerektiği yerde böyle yerin dibine sokar. Kendini Türklüğe yamamaya çalışanlar daima Batı yalakası olurlar, o ayrı tabi…
Hepinizden çok özür diliyorum.
Çok afedersiniz ama bunu görmezden gelemezdim.!!
Babala TV ekibinden, Orkun Işıtmak
İsimli müptezelin yaptıklarını görün istedim.👇🏼👇🏼👇🏼
Dostlar bu yazımı çaktırmadan, alıştıra alıştıra yavaş yavaş RT’leyin, paylaşın lütfen.
Aniden olunca X, algoritma falan neyin yazıyı geriye atıyo, bi’şeyler yapıyor!…😁
👇
…
Başkan Erdoğan ülke liderlerini Külliye'de Mehter Marşı eşliğinde karşıladı.
Böylece Başkan Erdoğan Batı'nın hafızasını çalıştırdı.
Oraya gelen liderlerin büyük büyük dedeleri o sesleri çok işitmişti netekim!..
Hasılıkelam bu zirveyle Türkiye, savunma sanayiinde dünyanın parlayan yıldızı olduğunu bir daha gözler önüne serdi.
Rahatsız olanlar da vardı elbette.
Soykırımcı Netanyahu, Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarının verilmesinin Orta Doğu'daki dengeleri değiştireceğini, Türkiye'nin Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden canlandırmak istediğini söyledi. (3,5 sesleri Ankara'dan duyuldu!)
Yunan'ın köklü gazetelerinden Estia; Erdoğan-Trump görüşmesine atfen; "'Sultan'a boyun eğdi ve F-35'lerin kapısını açtı" manşetini attı.
Bölgesel bir güç, küresel bir aktör olmak böyle bi'şey işte...
İçerisi malum. Silkinme-silkme kavgası devam ediyor.
"Himmet abey, Saffet abey, Hayret abey.., CHP kaça bölünecek?!.." tartışmaları yaşanıyor!
Özgür Özel'e göre iktidara geliyorlar çok yakında,
Hatta ne diyordu?
"CHP fikren ve zikren zaten iktidarda!.."
He canım he.., Bunu böylece her gün söyleyin, tekrar edin.
"Zikren" kesin iktidara gelirsiniz...!
Olmadı pavyonla idare edersiniz!..
…
https://t.co/KjiAXrdPo1
.
Tamar Tanrıyar'ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli kontrolle serbest bırakılması çok doğru bir karar. Çünkü ne Cumhurbaşkanına bir hakareti vardı ne de kamu kurum ve kuruluşları üzerinden halkı yanıltıcı bir bilgi paylaşımında bulundu. Şikayete tabi olan şahıslar üzerinden iddialarda bulundu. Tutuklanması çok yanlış olurdu.
Tamar Tanrıyar..
Cumhurbaşkanına hakaretin H'si bile asla söz konusu olmadığına göre, Tamar TANRIYAR'a
Gel şu "pazılın parçalarını birleştir" gözaltısı mı..?
*Halk tv ve Sözcü TV'nin yakalama kararı olan firari patronları..
*İŞ bankasından kredi diyerek hortumlanan 40/60 milyon dolar..
* Sözcünün çıkardığı yeni gazete ve hükümete yakın yerli ortağı..
*Brüksel -İngiltere hattı..
*"Kripto kardeşlik"..
*Flash tv ve Tele 1'i almaya çalışan hükümet yanlısı gibi görünen "kripto fetöcüler"..
* Seni de "yeşillendireceğim"..
Gibi ve benzeri soruların cevabını almak için mi alındı bu gözaltı kararı..
Yoksa sıkıntı resen soruşturma açan bu SAVCI'da mı..?
Bekleyip göreceğiz..
Ama unutulmasın Kİ..
Devletimin bir bildiği var. Bu hanım efendiye saygım ve sevgim sonsuz. Cesur bir kardeşimiz ve arkasındayız.
SON DAKİKA!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı:
“Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan şüpheli tamar tanrıyar isimli şahıs yurtdışından kendisi gelerek Kuşadası’nda teslim olmuştur.
Şüpheli hakkındaki soruşturma işlemleri devam etmektedir.”
Kadına, Cumhurbaşkanına hakaretten soruşturma açılmış.
Şahsen, hanımefendiyi tanımam ama Cumhurbaşkanımıza hakaret edeceğini sanmıyorum.
Suçlamaya konu hakaretin ne olduğunu merak ediyorum, ortada bir hakaret yoksa ciddi bir gariplik oluşur.
Bir doktorun başlattığı mahalle boykotu duruşuna İstanbul’da 8 Türkiye genelinde 20 mahalle toplu halde katıldı.
Bu onurlu duruşa sen de katıl…
Boykot cihattır!
ŞİŞLİ’de 19 Ocak 2007’de öldürülen gazeteci Hrant Dink cinayeti ile 25 Mart 2009’da Muhsin Yazıcıoğlu’nun öldürülmesini birbirine bağlayan kilidin anahtarı Yazıcıoğlu’nun “Bizim tarla çoktan sürülmüş” cümlesidir.
Her kim iki cinayet dosyasında da delil kararttıysa, bununla yetinmeyip; algı operasyonuyla, yalanla, sahte delille, sahte tanıklarla, iftirayla fail yarattıysa “Tarlayı da o sürdü”; yani dosyada Emniyet, Jandarma, İstihbarat, hâkimi-savcısıyla yargı ve medya ayaklarıyla 190 klasörde şüpheli listesinde 51 mensubu ile yer alan Fetullahçı Terör örgütü...
Bu görüntüler yüz yıl unutulmayacak.
İsrail'in insan ırkına açtığı savaşın
kanıtı olarak her masaya konulacak.
Bir gün;
Bu coğrafyada niye barınamadıklarını anlamak için
bu görüntülere bakmak zorunda kalacaklar.