RÜMEYSA EKER Hk. SUÇ DUYURUSU
Kamuoyunda geniş yankı bulduğu üzere, Samsun/ Terme Belediyesi AKP Meclis Üyesi hadsiz Rümeysa Eker tarafından sosyal medya hesabında yapılan paylaşımda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve Kemalistlere açıkça hakaret edilmesi nedeniyle yaptığımız kamu davası açılması talepli suç duyurumuzu basınımızın ve aziz milletimizin bilgi ve ilgisine sunarız.
“Bu ülkede pezevenkler Kemalisttir” diyen Rümeysa Eker'in yargılanması için imza kampanyası başlatıldı!
"Milyonlarca insanı aşağılamak, suçlu ilan etmek ve toplumsal düşmanlık üretmek kabul edilemez.
İmzanızı verin, nefret söyleminin cezasız kalmamasına destek olun."
Özge Bora'nın başlattığı kampanyaya destek olmak için imzala, paylaş: https://t.co/tqDSC3AEUv
Monarşide, ülkeyi yöneten kişi tüm devlet yetkilerini büyük ölçüde tek başına kullanır.
Bu yüzden ABD, Suudi Arabistan dahil Körfez ülkelerini çok sever.
Bu yüzden ABD, Türkiye’nin Osmanlı sistemine dönmesini istiyor.
Çünkü, Osmanlı’da devletin başında tüm yetkileri elinde bulunduran padişah bulunuyordu.
🚨SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM!
Mustafa Kemal Atatürk’e ve Atatürk’ü seven insanlara “pez….., tefeci, s… shop işleten, pavyoncu…” gibi ibareler kullanarak alenen hakaret eden AKP Terme Meclis Üyesi Rümeysa Eker hakkında gereği yapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuyorum!
Bu ülkede kimse Atatürk’e ve aziz hatırasına hakaretamiz cümleler kullanamaz!
İnsanın midesi bulanır mı? İşte, bu rezil bulandırır. Onu kim yetiştirdi? Bu görevi kim verdi? Hangi millete mensup? Milli Mücadele'de Samsun ve çevresini İngilizler işgal etmişti. Hiç mi utanma duygusu yok...
Kim bu?.. Kimin provokatörü... Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu bu kadar sabitken yetkililer neyi bekliyor?
AKP’li kayyum Kemal Kılıçdaroğlu, bu videosundan ötürü gazeteci Timur Soykan hakkında hapis cezası talepli suç duyurusunda bulunmuş.
Bu yönteme başvurduğuna göre videoda anlattığı her şey doğru demektir.
Kayyum Kemal’e inat elden ele paylaşalım.
Timur Soykan: “Çok önemli bir belediye başkanını Kemal Kılıçdaroğlu ziyaret ediyor. Kılıçdaroğlu bu kişiye 'itirafçı ol, İBB davasını büyüt' diyor. O belediye başkanı ve yakınlarının onayını almadığım için ismini açıklayamıyorum."
Bulut tohumlama hakkında bilmeniz gereken her şey — ve neden artık ciddiye alınmıyor:
Bulut tohumlama (cloud seeding), atmosfere gümüş iyodür, kuru buz veya tuz partikülleri püskürterek yağmur/kar yağışını tetiklemeyi amaçlayan bir teknolojidir. 1940'larda ABD'de icat edildi, 1950-70'lerde dünyaya yayıldı.
Kimler denedi?
🇺🇸 ABD — Project Stormfury (1962-1983): Tropikal fırtınları zayıflatmak için onlarca yıl milyonlarca dolar harcandı. Sonuç? Tayfunların zaten doğal olarak değiştiği, müdahalenin etkisinin ölçülemediği anlaşıldı. Program sessiz sedasız kapatıldı.
🇮🇱 İsrail — Dünyanın en kapsamlı bulut tohumlama programlarından birini onlarca yıl yürüttü. 2021'de Tel Aviv Üniversitesi'nin meta-analizi şu sonuca vardı: "İstatistiksel olarak anlamlı ve tekrarlanabilir bir yağış artışı kanıtlanamıyor." Program büyük ölçüde sonlandırıldı.
🇦🇺 Avustralya — CSIRO onlarca yıl araştırdı. Bulgu: Yüzde birkaçlık yağış artışı mümkün olabilir, ancak bu etki o kadar küçük ve değişken ki ekonomik fizibilite yok.
🇨🇳 Çin — Hâlâ en büyük programı bilimsel araştırma ve geliştirme amacıyla yürütüyor, ancak bağımsız bilimsel doğrulama yok. Çoğu iddianın propaganda niteliği taşıdığı değerlendiriliyor.
Neden terk edildi / güvenilirliğini yitirdi?
Nedensellik kanıtlanamıyor. Müdahale olmasa da yağmur yağabilirdi. Kontrol grubu oluşturmak atmosferde imkânsız.
Etki küçük, maliyet büyük. En iyimser tahminlerde bile %10-15 yağış artışı — kuraklık krizini çözmez, ciddi su sorunu olan bölgelere anlamlı katkı sağlamaz.
Sınır ötesi hukuki sorunlar. Bir ülkenin "çaldığı" bulutun komşuyu etkilediğine dair davalar açıldı (özellikle ABD eyaletleri arasında). Uluslararası hukuk bu konuda hâlâ boşlukta. Havanın mülkiyeti büyük bir tartışma konusu.
Ekosistem riskleri. Gümüş iyodürün toprak ve su ekosistemlerine uzun vadeli etkisi tartışmalı.
Büyük kuraklıklara karşı işe yaramıyor. Tohumlanacak nem içeren ve uygun özelliklerde bulutun atmosferde zaten var olması gerekiyor. Kuraklık tam da bu bulutların olmadığı durumdur.
Sonuç:
Bulut tohumlama, "yağmur yapıyoruz" söylemi için siyasi açıdan çekici, bilimsel açıdan ise son derece zayıf bir teknolojidir. Onlarca yıllık araştırma, dürüst bir etki kanıtı ortaya koyamadı. Sırf halkı kandırmak, bir şeyler yapıyoruz bak diyen politikacılar ya da umut tacirliği ile para kazanmak isteyen ülkesini sevmeyenler bunu hep yapmak isteyebilir... Kamu yararına bir uygulama değil!
Su sorununun çözümü yağmur büyüsünde değil; su verimliliğinde, sulama altyapısında, havza yönetiminde ve iklim politikasında.
Bilim böyle çalışır: Denenir, ölçülür, sonuç yoksa bırakılır.
RT LÜTFEN!..
BUGÜN YAPAY ZEKA TARİHİNDE UTANÇ VERİCİ BİR GÜN YAŞANDI!
Bunu herkesin bilmesi gerekiyor. Bir dakikanızı ayırın, okuyun.
Pentagon, Anthropic şirketine gitti ve dedi ki: "Claude modelinizi bize verin. Kitlesel gözetleme sistemlerimizde kullanacağız. Otonom silah sistemlerimize entegre edeceğiz. Hiçbir kısıtlama istemiyoruz. Tam erişim."
Anthropic'in CEO'su Dario Amodei ne yaptı biliyor musunuz? Dünyanın en güçlü ordusunun, en güçlü devletinin yüzüne karşı "HAYIR" dedi.
"Bazı kullanımlar güvenlik, etik ve güvenilirlik açısından kırmızı çizgilerimizi aşar. Bunu vicdanen kabul edemeyiz" dedi.
Karşılığında ne oldu? Trump çıkıp Anthropic'i "radikal solcu şirket" ilan etti. 13 dakika, sadece 13 dakika sonra Savaş Bakanı Pete Hegseth şirketi "ulusal güvenlik riski" olarak damgaladı.
Yani bir şirket, "İnsanları toplu gözetlemek ve makinelere insan öldürme yetkisi vermek için teknolojiimizi kullanamzsınız" dediği için düşman ilan edildi.
Şimdi gelelim asıl utanç verici kısma.
Sam Altman Denen Akbaba kılıklı adam yani OpenAI'ın CEO'su. "Güvenli yapay zeka" söyleminin self-proclaimed şampiyonu.
Bu adam Anthropic'in ilkeli duruşunu gördüğü an, daha Dario'nun açıklamasının mürekkebi kurumadan, Pentagon'a koştu. "Biz varız, biz hazırız" dedi. Anlaşmayı imzaladı.
Rakibinin vicdani reddini kendi ticari fırsatına çevirdi.
Bir düşünün: Bir şirket "Hayır, bu etik değil" diye direniyor. Ve sen o "hayır"ın bıraktığı boşluğa koşuyorsun. Bu ne kadar ahlaksız bir fırsatçılıktır?
Sam Altman yıllardır bize ne anlatıyor? "Yapay zeka güvenliği en büyük önceliğimiz." "İnsanlığın yararına çalışıyoruz." "Sorumlu geliştirme yapıyoruz."
Ama gerçek sınav geldiğinde, gerçek baskı kapıyı çaldığında, ne yaptı? Paranın ve gücün önünde diz çöktü. Her zamanki gibi.
Bugün olan şeyi herkes net görsün:
Anthropic, teknolojisinin otonom katil robotlarda ve kitlesel gözetlemede kullanılmasını reddetti ve bunun bedelini ödemeyi göze aldı.
OpenAI ise tam da bu teknolojiyi seve seve teslim etti.
Yarın bir gün yapay zeka destekli bir drone, bir insanı insan denetimi olmadan öldürdüğünde, yarın bir gün milyonlarca masum insan yapay zekayla fişlendiğinde, o anlaşmanın altındaki imzayı unutmayın.
SAM ATMAN'IN İMZASINI!
Bu adam güvenli yapay zekanın savunucusu değil. Bu adam her fırsatta ilkelerini satan bir tüccar. Antropic'in cesaretinin yanında OpenAI'ın bu hamlesi tarihe kara bir leke olarak geçecek.
430'dan fazla Google ve OpenAI çalışanı Anthropic'e destek mektubu imzaladı. Kendi çalışanları bile utanıyor.
Bu sessiz kalınacak bir konu değil. Yapay zekanın geleceği birkaç CEO'nun vicdanına bırakılamaz.
Sam Altman'a ve OpenAI'a sesimizi duyurmamız gerekiyor: İnsanlık satılık değildir.
#BoycottOpenAI #SamAltman #AISafety #Anthropic
“65 yaşına gelen hakim zorunlu emekli ediliyor, 70 yaşında vatandaş evini satmak istese heyet raporu istiyorlar.
Ama biz 71 yaşındaki Erdoğan'ın, 76 yaşındaki Bahçeli’nin tek imzasıyla halka ait ormanları, madenleri, fabrikaları satıyoruz!”
Sera Kadıgil
@muratagirel Çok sevindim, darısı suçsuz yere aylardır, yılladır tutulan tüm masumların başına🙏 salındıktan 2 gün sonra eski karısını öldüren azgın sapıkları tahliye edeceklerine, gerçek masumları tahliye edecek adalet ortamının oluşması en büyük dileğimiz.
Kaç defa başa alıp izlediğimi bilmiyorum. İnsan, videodaki şu manzaraya bakarken adeta büyüleniyor. Cennetten bir köşe gibi…
Bu görüntüleri kamuoyuyla paylaştığı için Tarım Bakanlığı’na teşekkür ederiz. Zira bu gidişat devam ederse, önümüzdeki yıllarda bu tür manzaraları göremeyebiliriz. Hatta Yedigöller’i bile…
Milli Park’a 7–8 kilometre mesafede bulunan Değirmenbeli, Merkeşler ve Afşar köyleri mevkiinde; merkezi Karayip ülkesi Belize’de bulunan bir holding adına, Ankara’da kurulan Öz Mining Mühendislik adlı firma tarafından 880 hektarlık bir alanda altın ve değerli metal arama faaliyeti için başvuru yapıldı ve bu başvuru kabul edildi.
Ülkemizin gözbebeği Milli parkın ve bu doğa harikasının zarar görme ihtimali bile insanın tüylerini ürpertiyor.
Kaynak : https://t.co/8l7NjCPfaQ
Arkadaşlar bu 9 dakikayı her yerde paylaşın!
Ayşe Tokyaz'ın sesi olalım paylaşalım.
Ayşe Tokyaz’ın kardeşi Esra Tokyaz'ın anlattıkları inanılmaz!
Lütfen izleyin, izlettirin, sesi olalım lütfen.
#AyşeTokyazİçinAdalet