Eşim Tayfun Kahraman, geçirdiği akut MS atağı tedavisi için bir kez daha Cerrahpaşa Hastanesi’ne sevk edildi.
Bir an evvel Anayasa Mahkemesi kararının uygulanarak, özgürlüğüne, ailesine ve hak ettiği sağlıklı yaşam koşullarına dönmesini bekliyoruz.
Ne bir eksik, ne bir fazla;
sadece ADALET istiyoruz.
Bugün görüş günümdü.
Özgürlüğümden mahrum geçirdiğim 3,5 yıl boyunca, haftada bir saat de olsa ailemle bir araya geldiğim anları her hafta iple çektim.
Bu hafta ise, kızım Vera okula başladığı için gelemedi.
Ancak, memleketimden, İzmir Bornova Belediye Başkanımız Sayın @omereskichp ziyaretime geldi.
İzmir benim toprağım, çocukluğum, aileme yurt, bana kuvvet, ülkeme aydınlık olan kadim şehrim.
Bu fotoğrafta, henüz 17 yaşında bir İzmir Atatürk Lisesi öğrencisiyim.
İzmir'de öğrendiğim değerleri ömrüm boyunca korudum, Cumhuriyetin faziletlerini yaşatmak için daima mücadele ettim.
Yaşadığım haksız durumun en kısa sürede son bulacağına inancımla, İzmirli hemşehrilerime gösterdikleri dayanışma için teşekkür ediyorum ve bir kez de buradan selamlarımı iletiyorum.
Ailemi ve İzmir’i çok özledim.
“Umarım seni tuttukları o yerden, bir gün çıkıp eve gelebilirsin.”
Eşim Tayfun Kahraman 3 yıldır Silivri’de delilsiz suçlamalar, adil olmayan bir yargılama ve gerekçesiz bir kararla tutuklu.
Kızımız Vera yıllardır babası ile mektup ile iletişim kurabiliyor.
23 Nisan’da “belki babam da gelir” diye hevesle hazırlandığı gösterisini babasına mektupla paylaşıyor.
Her görüşmesinde, her mektubunda, her konuşmasında “ne zaman eve döneceksin?” diye soruyor. Her gelemeyeceğini duyduğunda aynı hayal kırıklığını yaşıyor, 3 senedir yeniden aynı dileği diliyor.
Ailecek soruyoruz:
Babamız evine ne zaman dönecek?
Uğradığımız haksızlık ne zaman son bulacak?
Aylardır Anayasa Mahkemesi’nde bekleyen dosyamız neden incelenmiyor?
Masumiyetimizi her gün yeniden ve yeniden kanıtladığımız halde, vatandaş olarak en temel hakkımız olan adaletin bize çok görülmesini anlamıyorum, anlamayacağım.
Silivri cezaevinin önünden, belediye başkanlarımız Ahmet Özer ve Rıza Akpolat, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, Zafer Partisi Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, milletvekili Can Atalay ve şehir plancısı Tayfun Kahraman’ın seslerini, sözlerini sizlerle paylaşıyoruz.
@ttaskinozer
Silivri’den herkese merhaba,
Öncelikle paylaştığım videoyu yeniden izlemenizi ricaediyorum.
Videoda, 13 Haziran 2013 tarihinde Ankara’da, dönemin Başbakanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle katıldığım heyetin, hükümet yetkilileriyle yaptığı 3.5 saatlik toplantı sonrasında, Başbakanlık konutunun merdivenlerinde yaptığım konuşmam yer alıyor.
O halimi düşünüyorum. TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı gencecik bir Tayfun. Hükümet davetiyle görev bilmiş kendine orada olmayı ve bu açıklamayı yapmayı.
Bu açıklamanın üzerinden kocaman bir 9 yıl geçti ve bir andasuçlu ilan edildik. Aklımızın hala almadığı bir karar.
Bugün, haksız yere tutukluluğumuzun 1000. gününü geride bıraktık.
1000 günlük anormallik yaşıyoruz.
1000 gündür demir parmaklıklar arkasındayız.
1000 gündür sevdiklerimize hasretiz.
1000 gün hayatımızdan geçti, gitti.
1000 gün dile kolay…
1’den 1000’e kadar saymaya başlasa insan usanır, bir yerde saymayı bırakır.
Oysa ben hiç bırakmadım, eşim Meriç bırakmadı, kızım Vera bırakmadı. Annem ve babam bırakmadı. Meslektaşlarım bırakmadı. Öğrencilerim bırakmadı.
Hayatı bir yerde durdurma isteği geliyor, yalan değil. Çünkü anılar hep dışarıda. O anların fototğrafıyla avunuluyor burada ancak.
1000 gündür bir bu anılara yenileri eklenir mi diye düşünüyorum.
Videodaki gencecik Tayfun bir daha düşüyor hatrıma.
Defalarca şiddetsiz ve demokratik tepki gösterilmesini, yasalara saygıyı hatırlatan ben değil miydim? Bütün TV kanalları bunlarıyayınlamadı mı?
Şimdi neden hiç parçası olmadığım ve karşı çıktığım şiddet eylemlerinin faili sayılıyorum?
Bu soruyu 1000 gündür soruyoruz.
Mahkemede de sorduk. Tanıkları dinleyin dedik. Bütün ulusal kanallara çıkan görüntüleri verdik. Bakın bu masumiyetin kanıtıdedik. Kabul etmediler. Peşin hükümle, siyasi inatla verilen 18 yıllık bir ceza ile tüm hayatımız altüst edildi. Yine de sormaya devam ettik. 1000 günde en az 1000 kere sorduk.
Sorsak, belki Silivri’nin soğuk duvarı bile dile gelir konuşurdu, bir cevap verirdi. Olayın birebir tanıkları ise susuyor. Hapishane duvarından bile daha soğuk olmak mümkün mü? Mümkünmüş.
Çok basit, çok temel bir sorular soruyoruz: Benim suçum ne? Bu suçun kanıtı ne? Bu cezanın gerekçesi ne? Haykırıyoruz. Ailem haykırıyor, ufacık kızım Vera haykırıyor, aynı soruları, çevirip çevirip soruyoruz. Cevap yok.
Adalet hepimiz için ne önemli bir kelime. Değil 1000 gün bir ömür geçse de bugün olduğu gibi gür haykıracağız: Adalet, hemen şimdi.
Biliyorum sıkılıyor canınız. Biliyorum adaletin geciktiği her gün bir kâğıt kesiği gibi acıtıyor canımızı.
Ama vazgeçmiyoruz umut etmekten. Ne olur hiç vazgeçmeyelim umuda tutunmaktan.
Dostlarım, haksız tutsaklığımızın 1000. gününde özgür ve güzel günlerimizin yakın olduğu umudu ile hepinizi Silivri’den hasretle selamlıyorum.
Sevgilerimle;
Tayfun Kahraman / Silivri K. C. İ. K. A/42
Vera 5 yaşında.
2.5 senedir babasını eve bekliyor.
Mama sandalyesinden indi, yemek yemeyi öğrendi.
Kendi başına tuvalete gitmeyi öğrendi.
Resim yapmayı öğrendi.
Bisiklete binmeyi öğrendi.
Adını soyadını yazmayı öğrendi.
Yeni yeni okumayı öğrendi.
Ödev yapmayı öğrendi.
Hayattaki ilklerini babası Tayfun Kahraman’dan ayrı, hep biraz buruk öğrendi.
Her öğrendiğini babasına göstermek için heveslenip, o hevesi kursağında kalmayı öğrendi.
Vera mektubunda soruyor; “haftaya okula gitmeyip sana geleceğim baba, orada parende atmama izin verirler mi? görsen beğenir misin baba?”
Vera en çok da babasını özlemeyi öğrendi.
Ama 2.5 senedir ne Vera, ne Türkiye öğrenemedi;
Tayfun Kahraman’ın suçu ne?
@AYMBASKANLIGI
26 Eylül 2024, Silivri, 87. kapalı görüş:
Tayfun’dan herkese çok selam!
Hayatı boyunca trafik cezası bile almamış, çalıştığı devlet kurumlarında en ufak disiplin cezası olmayan, su gibi tertemiz eşim Tayfun Kahraman, sadece anayasal görevini yaptığı için tam 29 aydır Silivri Cezaevi'nde.
Organize suç makinalarının bir kapısından girip diğer kapısından çıktığı cezaevini ziyaretçi olarak kızımız Vera bile daha çok görmüştür. Tayfun tutuklandığında daha yeni cümle kurmayı öğrenen kızımız Vera, artık ilkokula başladığı için babasını ziyarete gelemedi.
Hayat geçiyor, Vera büyüyor, hukuk işlemiyor, adalet gecikiyor. Anayasa Mahkemesi önündeki dosyayı incelemek için daha neyi bekliyor?
CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ile Kamu Mühendislerinin mağduriyeti ve çözüm süreçleri ile ilgili bir görüşme gerçekleştirdik.
Sn. Özgür Özel mühendislik mesleğinin hak ettiği değere ulaşması için gerekli desteği vereceklerini belirttiler.
Kendilerine ve bizlere her daim destek olan Sivas Milletvekili Sn. Ulaş Karasu’ ya teşekkürlerimizi sunarız.
@eczozgurozel@ulasskarasu
Antalya’da meydana gelen teleferik kazasına ilişkin İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi’nin hazırladığı raporda, kazaya neden olan 5 numaralı direğe dikkat çekildi. Mühendisler, sistemin proje, imalat ve montaj aşamalarında inşaat mühendisliği hizmeti alınmadığını ve şartnameye göre yapılmadığını vurguladı.
Mühendislik hizmetlerinin ne kadar önemli olduğunu son yıllarda yaşadığımız birçok acı olay gözler önüne sermesine rağmen hala mühendislik yeterince değer görmüyor.
Hak ettiğimiz değeri görmek için Ülkemizde daha kaç felaket yaşanması bekleniyor.
@RTErdogan@eczozgurozel@_cevdetyilmaz@erkankandemir@a_uraloglu@aBayraktar1@mfatihkacir@avabdullahguler
https://t.co/oZJAPjHMmk
10 günlük belediye başkanını teleferik olayından sorumlu tutup, tutuklayan adalet, 1987 yılından beri TCDD’de görev alan ve Genel Müdür olan İsa Apaydın’ı sorgulamadı bile!
2004 Pamukova, 2018 Çorlu, 2019 Ankara tren katliamlarında
İsa Apaydın neden hiç sorgulanmadı?
#İsaApaydın