Sizinle gurur duyuyoruz Filenin Sultanları🇹🇷
Avrupa Voleybol Şampiyonası’nda Azerbaycan’ı 3-0 mağlup ederek çeyrek finale yükselen A Milli Kadın Voleybol Takımımızı yürekten kutluyorum.
Yolun sonu şampiyonluk olsun! 🇹🇷
#çeyrekfinal#FileninSultanları
Siyasetle, yargıyla ilişkili olanların mal varlığını araştırmak çok mu zor?
Kuyulara atılanlar gerçekten yolsuzlukla ilişkili mi ?
Öyleyse bu niye bugüne dek hiç soruşturulmamıştır
Nerede edindi bu kişi serveti
Asıl suç örgütleri niye serbest ?
İnsan hakikaten PES diyor
Dünya büyük bir savaşa doğru yol alırken…
Gerçek bir barış için bu düzen yıkılmalı
Ukrayna, İran, Filistin, Lübnan, Yemen ve Sudan…
ABD ve batılı emperyalist güçlerin kendi hegemonyalarını koruma ve yeniden tesis etme kaygısı ile farklı coğrafyalarda gerçekleştirdiği siyasi ve askeri müdahalelerin sonucu olarak yaşanan bu savaşlar giderek çok daha kapsamlı, büyük bir savaşın, dünya savaşının provası haline geliyor.
Dünyanın en büyük terör örgütü NATO’nun öncülüğünde Ukrayna savaşı üzerinden ülkemizi de içine alacak şekilde bir Avrupa-Rusya boğazlaşması sürekli olarak masaya getiriliyor.
Taktik nükleer silahların kullanılacağı, birçok ülkenin parçası olacağı söylenen böylesi bir kanlı hesaplaşma için başta İngiliz, Alman ve Fransız emperyalizmi olmak üzere birçok Avrupa ülkesi hazırlık yaparken, ABD ise bu sürecin arkasındaki gölge kuvvet olmayı sürdürüyor.
Öte yandan ABD emperyalizmi sadece bu bölgeye değil, dünyanın dört bir yanına ateş saçmaya devam ediyor.
Bu yılın başında, 3 Ocak’ta Venezuela’ya yapılan saldırıyla başlayan yeni dönemi İran’a yönelik tam 6 aydır devam eden savaş takip ediyor.
Bu saldırganlığın tehdit ettiği ülkelerden biri olan sosyalist Küba, yarım asrı aşan kesintisiz ve boğucu bir ablukayla karşı karşıya.
Yine Meksika ve Grönland da Trump’ın “buralar bizim olmalı” saldırganlığının öne çıkan hedefleri arasında yer alıyor.
Bunların yanı sıra emperyalizmin esas hesaplaşma alanı olarak öne çıkan Asya-Pasifik’te Çin’i çevrelemek adına son derece tehlikeli bir başka süreç işlemeye devam ediyor.
Filistin ve Lübnan’da ise soykırımcı İsrail’in vahşeti İsrail seçimleri öncesi Netanyahu’nun seçim yatırımı olarak yeniden harlanıyor.
Böylesi bir dünya tablosunda ülkemiz için olası tehditler neler peki?
AKP iktidarının yaptığı son anlaşmalar ülkemizin bağımsızlığını ve egemenliğini tamamen ortadan kaldırırken, batılı emperyalist güçlerin yanında İran, Ukrayna ve Yemen’de devam eden savaşların ve kanlı hesaplaşmaların da suç ortağı haline getirmek üzere.
İran’a dönük ABD ve İsrail saldırganlığının doğrudan parçası olamayan AKP iktidarı, şimdi barış masallarıyla süslenen Yeni Osmanlıcı “çözüm süreci” üzerinden halkı bu savaşa ikna etmeye çalışıyor. Sermayenin dizginlenemeyen açlığı, yayılmacı emperyal hevesler, AKP iktidarının dinci mezhepçi gericiliği, ABD emperyalizminin bölgeye dönük saldırganlığı ile birleşmiş, ortalığı sağlı “sollu” İran’a sefer naraları sarmış durumda.
Öte yandan AKP iktidarı yine ABD çıkarları doğrultusunda İstanbul Boğazı’nda İngiltere ve Fransa'nın başını çektiği askeri koalisyon için yeni bir komutanlığı devreye almaya hazırlanıyor, Baltıklar’da NATO’nun son derece tehlikeli askeri misyonuna “gönüllü” yazılıyor, tüm bunlarla birlikte Ukrayna’nın kritik kimi askeri ihtiyaçlarının da ana tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Bu tabloya kısa süre önce Suudi Arabistan ve Pakistan ile yapılan Mekke Anlaşmasını ekleyen, bu açıdan örneğin Yemen’e yönelik savaşın da potansiyel parçalarından biri haline getirilen ülkemiz, giderek daha fazla noktada sıcak bir çatışmanın içine çekiliyor.
Kısacası dünya, bölgemiz ve ülkemiz 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü her açıdan kanlı bir hesaplaşmanın ön gününde karşılıyor.
Böylesi bir tabloda ülkemiz ve dünyamızın uluslararası tekellerin çıkarlarına kurban edilmemesinin tek yolu, emekçilerin, yoksul halkların ayağa kalkmasından geçiyor.
Bu savaşları durdurmanın, insanlığın geleceğinin nükleer silah çılgınlığıyla ateşe atılmasının önüne geçmenin tek yolu, sömürüye son vermekten geçiyor.
Bu düzene karşı verilen mücadeleyi büyütmek, gerçek bir barışın önünü açmak için ülkemizdeki tüm yabancı üsler kapatılmalı, NATO’dan derhal çıkılmalı, Mekke Anlaşması çöpe atılmalı, ülkemizi tehlikeli maceralara sürükleyen Yeni Osmanlıcı yayılmacı hayallere son verilmelidir.
1 Eylül’ün gerçekten bir barış günü olması için savaş ve yıkım üreten bu düzene karşı mücadeleye!
#SONDAKİKA
Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, "Millet Şahidimdir" isimli kitabın henüz baskı aşamasındayken verilen toplatılmasına ilişkin karara itiraz etti.
ABB AVUKATI NADİ TÜRKASLAN: “GÖKÇEKLER SUÇ ÖRGÜTÜ DİYEBİLECEĞİM”
Ankara Büyükşehir Belediyesi Avukatı Nadi Türkaslan, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, ailesi, yakınları, bazı belediye bürokratları ve belediyeyle iş yapan kişilere ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Türkaslan, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından 7 Ağustos 2026 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı.
Soruşturmanın içeriğine duydukları saygı nedeniyle bugüne kadar kamuoyuna açıklama yapmadıklarını belirten Türkaslan, başvurunun kapsamını anlatırken şu ifadeleri kullandı:
“Bizim o şikâyetimizin temeli ve dayanağı, ‘Gökçekler Suç Örgütü’ diyebileceğim eski belediye başkanı İbrahim Melih Gökçek, Nevin Gökçek, Osman Gökçek, Ahmet Gökçek, yakınları, belediye bürokratları, yoğun bir şekilde iş yapan, ihale alan iş insanlarıyla birlikte belediyenin parasını, varlıklarını, taşınmazlarını nasıl kullandığını ortaya koymak.”
Türkaslan’ın açıklamasındaki en dikkat çekici bölümlerden biri ise televizyon kanalı ve spor kulüplerine ilişkin sözleriydi.
Türkaslan, söz konusu yapının faaliyetlerini sürdürebilmek amacıyla bir televizyon kanalını kullandığını ve ilişkilerin spor kulüplerine kadar uzandığını ileri sürdü. Bu iddialara ilişkin delillerin de 7 Ağustos’ta savcılığa sunulan dosyada bulunduğunu söyledi.
Türkaslan ayrıca Gökçek ve yakınlarının mal varlıklarının araştırılmasına yönelik daha önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başka bir başvuruda daha bulunduklarını açıkladı.
Böylece ortaya üç ayrı süreç çıkıyor:
Birincisi, Gökçek ve yakınlarının mal varlıklarının araştırılması amacıyla daha önce yapılan başvuru.
İkincisi, ABB’nin 7 Ağustos tarihinde yaptığı ve belediye kaynakları, ihaleler, televizyon kanalı ve spor kulüpleriyle ilgili iddiaları içeren suç duyurusu.
Üçüncüsü ise Almanya’daki HAMAG şirketi, taşınmazlar ve mali hareketlere ilişkin yayımladığım belgelerin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen başlatılan soruşturma.
Türkaslan, bu üç dosyanın birbirinden bağımsız yürütülmesi yerine delillerin bütünlüğünün sağlanması amacıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Gerekirse soruşturmaların birleştirilmesi için ayrıca dilekçe vereceğini de ifade etti.
Dolayısıyla artık tartışılan konu yalnızca Almanya’da bir şirketin ya da taşınmazların bulunması değil.
Savcılığın önünde, farklı tarihlerde ortaya çıkan ve birbirleriyle bağlantılarının araştırılması talep edilen üç ayrı dosya bulunuyor.
Deniz Zeyrek, Melih Gökçek'e:
"Her şey çok net. Binalar, sokaklar, alışveriş merkezleri...
Hem niye Alman vatandaşı oluyorsunuz ki? Bizim vatandaşlığımıza ne olmuş? O kadar yerli ve milli propagandası yapıyorsun.
Savcıların sorularına bakılırsa soruşturma ciddi bir şekilde ilerleyecek.
Bir aklama soruşturmasına dönüşmezse Akın Gürlek'i tebrik edeceğim, takdir edeceğim.
Sanki biraz derinleşecek ve genişleyecek gibi."
Trilyonları yurtdışına kaçıran Melih Gökçek’in
*Sabah 05’de evine baskın yapılmayacak mı
*Donuna kadar ev aranmayacak mı
*Kasadan çıkan para görüntüleri olmayacak mı
*Yandaş medyada bunlar yayınlanmayacak mı
*Gazeteci troller TV’de höykürmeyecek mi
*Kelepçeli video nerede
#CANLI | İBB davasında 2. celsenin 9. günü
İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın tahliye talebini avukatı Fehmi Demir iletti:
💬 "Avukat Mehmet Pehlivan gerçek dışı, kanıtsız, tutarsız iddia sonucunda 1 yıl 2 ay 13 gündür zindandadır"
💬 "19 Haziran 2025 tarihinde Mehmet Pehlivan'ın dünyasını dayanaksız bir şekilde yerle bir edenlerin, kendini hiçbir kurala bağlı saymayan bir gücün olduğu bugün daha çok anlaşılmaktadır"
💬 "Bu yanlıştan dönülmeli, Mehmet Pehlivan'ın esaretine son verilmelidir"
https://t.co/eI93mVA4by
18 günde 8 kez gözaltına alınan, serbest kaldığında direnişe devam eden, hiçbir yere gitmeyen Başaran Aksu, "kaçma" şüphesiyle tutuklandı! Başaran Aksu ve Gökay Çakır'ın tutukluluğuna itiraz dilekçesinde 300 avukatın imzası var. Aksu açlık grevine başladı!
Melih Gökçek ve Osman Gökçek’in Kasası ❗
Muhammed Yakut’un geçmişte, Melih Gökçek ve Osman Gökçek’in “kasası” olduğunu iddia ettiği, “Dolmuşçu Mustafa” lakabıyla tanınan Mustafa Akan hakkındaki açıklamaları yeniden gündemde. ❗
Akan’ın sahibi olduğu Söğüt İnşaat’ın, Gökçek döneminde Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı yüksek bedelli ihaleler de daha önce kamuoyunda tartışma konusu olmuştu.