CHP'nin 1. parti olduğu 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra tutuklanan belediye başkanları:
34 CHP
10 DEM
1 AKP (4 ay tutuklu kalıp tahliye edildi)
(BBC Türkçe)
CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel, yurttaşları BirGün’e abone olmaya çağırdı
“BirGün gazetesi ülkenin en zor zamanında demokrasiden yana taraf oldu”
“BirGün’e abone olun, gördüğünüz her yerde destek verin”
“BirGün, bir gün demokraside de yayınlanacak”
https://t.co/FI1S5jnOw7
CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel, yurttaşları BirGün’e abone olmaya çağırdı
“BirGün gazetesi ülkenin en zor zamanında demokrasiden yana taraf oldu”
“BirGün’e abone olun, gördüğünüz her yerde destek verin”
“BirGün, bir gün demokraside de yayınlanacak”
https://t.co/FI1S5jnOw7
Toplu İğne üretemiyordu dedikleri ülkenin 65 milyar dolarlık kamu malını özelleştirdiler.
Türkiye'de 1986-2025 döneminde 73,5 miyar dolar özelleştirme yapıldı.
Bu satışların yüzde 89'u - 65 milyar dolarlık kısmı- AKP döneminde yapıldı.
Tarihimizin en büyük servet transferi
Sıra köprü ve otoyollara geldi...
Daha önce idari yargı hakimliği sınavında Türkiye genelinde 1. ve 8. olduğu halde mülakatta elenen Emre Pişiren, üçüncü defa girdiği sınavda yine 1. olmasına rağmen yine mülakatta elendi:
-İlk mülakatta takım elbise giyip, traş olmasına rağmen "kılık kıyafeti uygun değil" notuyla elendi.
-İkinci mülakatta "Sanat nedir, örümcek ağı teoremi nedir?" sorularına verdiği yanıtlar beğenilmediği için elendi. Komisyon üyeleri kendi aralarında "Ne kadar alakalı sorular soruyoruz değil mi" diye gülüştü.
-Açtığı davalardan da sonuç alamayan Pişiren, "Annem 5 vakit namazındadır, beni mülakatta eleyenleri Allah'a havale etti" diyerek emlakçılığa başladı ve matematik özel dersleri veriyor.
(Sözcü)
Zeydan Karalar, bir defa daha tutukluluğa itiraz dilekçesi verdi:
"Tutukluluğumun devamına dair kararda 'tape kayıtları, bilirkişi raporu, HTS kayıtları, Masak raporu' kuvvetli suç şüphesi delili olarak gösterildi.
Oysa dosyada benimle ilgili tape kaydı yok, bilirkişi raporu yok, Masak raporu yok, benimle ilgili ve aleyhe HTS kaydı da yok."
@nevsinmengu once bu belge’nin geregi neymis halka onu anlatmanizi beklerdik. sonra tali konulardan da bahsedersiniz isterseniz. ortada cok buyuk belgeli bir olay. bunu neden iskalamayi sectiniz. uzulerek korktugunuzu varsayiyorum. bir sey diyemem bu durumda.
@karpathy that is fun and informative analogy. if i would deploy yet another llm it would have name casper; worst case code name casper :)
and another extension would be calling adversarial tooling/research as “ghost busters” 😀
@emrahgulsunar kendini aday olarak kabul ettirdiginde de ayni taktigi yapti. sessiz kaldi sessiz kaldi, masa bunu aday yapti guya. simdi de hukuk beni baskan yapti demek icin ayni pozisyonu aliyor. artik ozgur ozel’e aciktan destek verse bile inanilmamasi gerekir.
AKP döneminde İBB’de işe giren ve 6 yıldır ulaşım görevlim olan Kadir Öztürk’ü tutukladılar.
Tek suçu benimle çalışması ve sorulan 1, evet 1 soruya doğru yanıt vermesi. Küçükçekmece’de 4 çocuğu ve eşiyle yaşam mücadelesi veren Kadir şimdi cezaevinde.
Sevgili Kadir; senden bana iftira atmanı istiyorlar biliyorum, bunun için aldılar seni. İstedikleri ifadeyi ver ve çık o cezaevinden, çocuklarına kavuş. Hakkımı helal ediyorum.
@bozpek hocam konunun cahili olarak soruyorum siyasilerle halk arasinda hep bir duygusal bag kurulmuyor mu? yani hem siyasilerin kullandigi bir yontem hem de insani bir olgu degil mi?
Peki final senaryosu nedir?
Rakipleri tutukla, ana muhalefet partisinin başına istediğin şahsı getir, onun eliyle rakibini belirle, gazetecileri, yazarları tutukla, bu yolla çok partili serbest seçimleri fiilen askıya al.
Sonuç? Yargı erki eliyle siyaset tanzim edilip, siyasi rekabet yok edilirse AKP’nin, MHP’nin ve diğer partilerin veya medyanın, gazetelerin varlık amacı da kalmaz.
Böyle bir ortamda fiilen rekabet olmadığı için siyasetin ve siyasetçinin de anlamı yoktur. Kurum sadece hükümete kadro devşiren, hiçbir üyesinin bir diğerinden değeri olmayan bir yapıya dönüşür. Nitekim Mussolini’nin Faşist Partisi de Nazi Partisi de bu yüzden devlete kadro taşıyan, tüm üyelerinin tepedeki küçük bir zümreye çalıştığı, siyaset üretemeyen bir farsa dönüştü. Görüntüde var ama önemsiz.
Böyle bir rejimde “koalisyon” veya “itfifak”ın da anlamı yoktur. MHP bugün çok partili serbest seçimlerin olduğu siyasi sistemde Erdoğan’a oy taşıyabilme imkanı nedeniyle anlamlı. Mutlakiyetçi ve başkanın “ömür boyu” seçildiği bir rejimde MHP’nin bir anlamı yoktur. Onun üretebileceği veya değiştirebileceği bir toplumsal rıza da bulunmaz.
Serbest seçimlerin anlamı yoksa propaganda ve iletişimin de anlamı yoktur. AKPli gazeteciler de medya kuruluşları da anlamsızlaşır. Bugün bu olanlara susan veya destek veren gazeteciler yarın kendileri bizzat kendi destekledikleri iktidar tarafından tasfiye edilir. Rusya’da, Türkmenistan’da, Kuzey Kore’de gazetecilik namına bir faaliyet olmamasının nedeni bu. Anlamsız. Devleti yönetenlerin gönderdiği bilgi notlarını yayınlayan birer kağıt parçası. Üstelik rejim herhangi bir gazetecinin de çok bilinip, izlenip, sevilmesini bu yolla risk üretmesini de istemez.
Sonuç: Erdoğan’ın üretmeye çalıştığı rejim sadece muhalefeti tasfiye etmiyor. Yeni araçları ile muhalefet üzerinden iktidar alanını da tasfiye ediyor, iktidar partisinin, ortaklarının, mensuplarının, medyasının da içini boşaltıyor, anlamsızlaşıyor, devletin bir uzantısına, bir pratik çalışana, değersiz bir aparata indirip, yok ediyor.
Böyle bir ortamda “iktidar” iktidar partisi üyelerinin bile karşısındadır. Kimsenin can ve mal güvenliği kalmaz.
Türkiye demokrasiden bir ailenin egemen olduğu fiili mutlak monarşiye doğru giderken herkesin “hayır” deme vakti geldi de geçiyor…