TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, dikeceği villaları futbolculara prim olarak verecekmiş.
Burası koruma altında olan bir yer. Kuş cenneti, sulak atazi. Mahkeme daha önce ÇED'i iptal etti. Yani yasa da 'villa yapamazsın' dedi.
Ama bir kurumun başına gelen herkes kendini derebeyi ikan ediyor. İstediğini yapabileceğini düşünüyor. Kendi sözlerini yasa sayıyor!
The world, Europe, and Spain have faced this critical moment before. In 2003, a few irresponsible leaders dragged us into an illegal war in the Middle East that brought nothing but insecurity and pain.
Our response then must be our response now:
NO to violations of international law.
NO to the illusion that we can solve the world’s problems with bombs.
NO to repeating the mistakes of the past.
NO TO WAR.
https://t.co/KpRjBfwY4B
AKP’nin Cumhuriyet tarihindeki en büyük peşkeşini tespit ettik!
AKP’nin, Akkuyu Nükleer Güç Santrali Yapımı ve İşletmesi İşi’nde; Rusya’ya sağladığı dehşet verici kârı belgeledik.
Rusya’nın işletme süresi boyunca kârı:
➕207 Milyar 399 Milyon Dolar
Kullanılan krediler (anapara+faiz):
➖24 Milyar 229 Milyon Dolar
Hissedar katkısı (özsermaye) tutarı:
➖3 Milyar 100 Milyon Dolar
Sonuç⬇️
Rusya’nın toplam net kârı:
➕180 Milyar 70 Milyon Dolar❗️
Güncel kurla toplam net kâr:
➕7 Trilyon 777 Milyar Lira❗️
Bunun adı, Türkiye’nin geleceğini satmaktır. Kendi vatandaşlarına değil, yabancı bir ülkenin çıkarına hizmet etmektir.
İşin gecikmesi gerekçe gösterilerek derhal Akkuyu sözleşmesi iptal edilmelidir❗️
Kaynak: Akkuyu Nükleer A.Ş Hisse Senetlerinin Piyasa Değerleme Raporu- Yeminli Mali Müşavir Raporu No: 16104919/440-117
#Felsefe dizimizden özel bir kitap: Güler Cansu Ağören'den Depresyon Fenomenolojisi. İbrahim Aylak'ın takdimiyle.
Depresyondaki kişi, kendini bağ kurmanın, umut etmenin ve olağan biçimde hissetmenin imkânsızlaştığı bir dünyada bulur. Bedeninde yalnızlaşır, kendilik ve gerçeklik deneyimi başkalaşır. Bu imkânsızlıklar dünyasında sıkışmış olma hâli, çoğunlukla bireysel bir “arıza”nın sonucu olarak değerlendirilir. Bu bakış açısına göre, hasarlı bir fizyolojinin sonucu olan depresyon, kişiyi içeriden bozar; onu ortak bir dünyadan koparır ve öznel bir yabancılaşmaya hapseder. Oysa bu kitap, depresyonu dünya ile ilişkilenmeyi olanaksız kılan bir rahatsızlık olmaktan ziyade, ilişkilenmeye müsait olmayan bir dünyada yaşanılan varoluş olarak düşünmeye çağırıyor. Bu nedenle, odağını bireyden beden-kendilik-dünya sistemine kaydırıyor: Dünyanın sırt çevirdiği bedenlerin geçirdiği bu dönüşüm, çürümüş bir sistemden radikal biçimde kopmaya yarayan aktif bir geri çekilme manevrası olabilir mi?
https://t.co/jabv6DqQh9
#Depresyon #Fenomenoloji #Felsefe #Psikoloji #Psikiyatri
Bu fotoğrafta gördüğünüz kişinin ismi Işıl. Kendisi 18 Mayıs Pazar günü vefat etti. Şimdi Işıl’ın başına gelenleri sizlere anlatıyorum. Bu yaptığım paylaşım, vefat etmiş evladı için bir babanın yardım çığlığıdır.
İsrail'in açlık oyunları...
Soykırımı canlı olarak izliyoruz. Çaresizce...
Bu son videoda Refah'ta gıda dağıtım merkezine gitmeye çalışan aç-susuz insanlara İsrail ordusu ateş açıyor. (QudsNews)
Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının hukukla bir ilgisi yok. Zaten bunu herkes biliyor.
Tutuklamanın asıl nedeni, İmamoğlu’nun giderek büyüyen ve bu rejimi sarsmaya başlayan tabandan yayılan bir toplumsal dalgayı sürükleyebilme gücünün ortaya çıkmasıdır.
Belli ki dalga çığa dönüşmeden bastırmak istediler. Bu operasyon için uluslararası ortamın da müsait olduğunu düşündüler. (Bahçeli açılımı da bu bağlamda değerlendirilmeli).
Amaç, mahpus hâline getirilen İmamoğlu ve ekibinin bir şekilde gücünü yitirmesi, zamanla unutulması ve bu yükselen dalganın sönümlenmesi ya da en azından kontrol altına alınmasıydı. (Dalga daha çok büyüyor, ama konumuz o değil)
İmamoğlu’nun tutuklanmasını nasıl açıklıyorlar. Hukuk zeminine kimse inanmıyor. Açık açık “Korktuk, panikledik, büyümeden bastıralım dedik” diyecek halleri de yok.
Bunun yerine bazı “ideologlar” devreye girerek bir anlatı geliştiriyorlar: “Efendim, 15 Temmuz’da yeni bir nizam kuruldu, bir devrim oldu. İmamoğlu’nu içeri atan irade bu Anadolu ihtilalinin ta kendisidir. Halkın muhalefete desteği geçici, anlık bir tepkiden ibaret. Asıl olan, Türkiye’yi yöneten ittifakın tarihsel koşulları değiştirmesi ve yeni bir düzen kurmasıdır. Siz hâlâ eski Türkiye’ye de yaşadığınızı sanıyorsunuz, yeni Türkiye’yi anlayamıyorsunuz, vesaire vesaire…”
Evet, yeni bir “düzen” kurma hayali içinde oldukları apaçık. Bunu biraz aklı ve gözü olan herkes anlıyor ve görüyor. “15 Temmuz rejimi” ifadesini kullanan ilk kişilerden biriyim muhtemelen. 15 Temmuz’un, bu yeni nizamın devrim günü olarak görüldüğünü defalarca yazdım. Başkaları da yazdı.
Mesele şu: Kurulmak istenen bu nizam, bir şeye benzemiyor. Olsa olsa eski nizamın molozları üzerine, el yordamıyla inşa edilmiş bir gecekonduyu andırıyor. Yeni bir siyayasal ve toplumsal nizam kurmak öyle kolay değil. Tarihsel bir birikim, gelecek tahayyülü, kurumsal ve ahlaki zemin aynı zamanda savaş gibi dönüştürücü bağlamı olmadan o iş olmaz. Halkın desteği ve rızası ya da büyük bir başarı almadan olacak bir şey hiç değil. Hele başarısızlık ile yeni nizam hiç kurulmaz.
Türkiye bugün şu durumda: Evet, eski düzenin kolonları yıkıldı. Eski Türkiye kısmen çöktü. Çöken yerler moloz halinde. O molozlar üzerine derme çarpma bir rejim kuruldu. Nizam değil, nizamlaşamayan, geçicilik halinden kurtulamayan, toplumsallaşamayan, istikrarlaşamayan bir rejim.
Yeni nizam safsatası Ekrem Bey’in deyimiyle bu “bir avuç insanın” ülkeye tahakküm etme girişiminden ibaret. “Yeni nizam” ancak o “ideologların” kapasitesi, bilgisi ve hayal gücü kadar derin ve kalıcı olabilir.
Türkiye sabahını bekliyor.
AK Parti ve MHP’ye oy veren vicdanlı kardeşlerime sesleniyorum. Her fırsatta dinden ve vicdandan bahsedenler, mübarek Ramazan’ın bir İftar vaktinde 31 yıllık diplomamı iptal edip, aynı günün gecesinde bir sahur vaktinde gözaltına aldılar.
Göreve geldikten sonra İBB’ye 1200 müfettiş geldi, her işlemimiz didik didik edildi. Attığımız her adım, aldığımız her nefes yakından takip edildi. Yıllardır gelmeyen bütün müfettişler İBB’de kamp kurdu, İBB Meclisi bizi devamlı denetledi, bir grup medya her gün açık aradı. İhaleler dahil bütün iş ve işlemler anında basına yansıtıldı ve tüm detaylarıyla paylaşıldı.
Allah’a hamd olsun ki hepsinden tertemiz çıktık, hiçbir usulsüzlük bulunmadı.
Millet her şeyi gördü, bildi ve 3. kez 1 milyon oy farkıyla bizi seçti.
Her şey ondan sonra başladı.
Belediyeden iş alamamış bir grup ve onlarca suç kaydı olan bazı insanların şikayeti ile harekete geçildi. Bunlara gizli tanık iftiraları eklendi ve buradan aklın almayacağı bir suçlama oluşturuldu. Bir torba uydurdular içine akıllarına gelen her şeyi attılar.
Şimdi “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali hakkımızda yalan haber bombardımanıyla üste çıkmaya çalışıyorlar. Ciddi herhangi bir suç bulunamayınca insanları arayarak “gizli tanık”, “yalancı şahit” olmaya zorluyorlar. Yazık çok yazık.
Bizim Allah’a şükür veremeyeceğimiz bir hesabımız yok. Kumpas aklıyla hareket edenler eninde sonunda kaybeder ama bu arada olan güzel ülkemize oluyor.
Diplomam bir günde iptal ediliyor, kaç kuşaktır alın teriyle emekle biriktirdiğimiz tüm mal varlığımıza apar topar el konuluyor, haysiyet çiğneniyor.
Bir gün herkesin kapısını çalabilecek bu hukuksuzluğa evlatlarımız ve geleceğimiz için dur demeliyiz. Kendine ait olmayan koltuğu korumak adına her yolu mübah gören anlayışa dur demeliyiz. Ahlakı, hak ve hukuku korumanın partisi olmaz.
Ben bu ülkenin her görüşten insanının sağduyusuna güveniyorum. Herkesin milli iradeden yana olduğuna hiç şüphem yok. Haktan ve hukuktan nasibini almamış bir avuç insanın bu ülkeye yaşattığı zulmü artık durdurmamız gerekiyor. Seçimler gelir geçer, o parti gelir, bu parti gider ama kalıcı olan hakka ve hukuka olan güvenimizdir.
Herkes için, her zaman adalet.
Sadece 1 senede tarikatların boykot çağrısı yaptığı 15 konser ve festival yasaklandı. Şu an tarikatlar bir şirketi boykot etse, gecesinde o şirkete el konulur. Ama halk boykot çağrısı yapınca anında soruşturma açılıyor. Çünkü bağımsız yargı
Boykot meselesine dair David Harvey'nin Kapital derslerinden kısa bir kesit hatırladım. Boykotun neden 'aşil topuğu' haline geldiğini, kapitalizmin hareket yasasını ve 11 Eylül'den sonra Bush yönetiminin insanları nasıl tüketmeye çağırdığını anlatıyor. #Boykot
Başkan;
Yatırım yapanla, istihdam sağlayanla derdimiz yok.
Şirketleri siyasi tartışma içine sokan da yok.
Sen bu yorumla kime hizmet ediyorsun?
Temsil ettiğin kurumu iktidarın emrine vermen üyelerini kahrediyor.
Koskoca kurumu düşürdüğün hale bak. Attığın tweeti yorumlara açacak cesaretin yok, neden, kimden korkuyorsun?
Sen sözde gücünü nereden alıyorsun?
Biz senin Birliğinde senden güçlüyüz.
Üyelerinin önemli bir çoğunluğu bizimle.
Çünkü ahlaki üstünlük bizde.
Çünkü biz haklıyız.
Üyelerin de haklının yanında zulmün karşısında.
Sen neredesin?
Biz haklının yanındayız.
Biz kazanacağız.
Sen ve senin anlayışın kaybedecek…
Tutuklanan bir kadının ifadesi.
Dövülerek tutuklandım.
Tutuklandıktan sonra 1.90 boyunda sakallı bir adam gelip gögüslerimi elledi.
Korkudan altıma kaçırdım.
Şikayetçi olmamam için kadın polisler baskı yaptı.
Aileme haber verilmedi.
Okurken dişlerim sıktım.
Günü gelecek.
Burası pınarhisar cezaevi. Bu fotoğrafın içinde o gün hukuksuzluğa, haksızlığa uğrayan Recep Tayyip Erdoğan var. Erol olçok var, hayati yazıcı var, başımızda dikili gardiyan var ve ben varım.
Bugün benim için ihraç kararı verenlerin çoğu daha ilk mektep talebesiydi muhtemelen. Ak partili olmayı şeref çizgisinden utanılacak bir çizgiye taşıyanlar utansın!
Değerli sanatçılar korkmayın. Hükümetin tövbe kapısı açıktır. Daha sonra yine dönebilirsiniz. Bugün gençlerin yanında olma vaktidir. #YaHepBeraberYaHiçBirimiz
Korkunun ecele faydası yok!
Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin.
Haklılığımıza, cesaretimize, tevazumuza, güler yüzümüze yenileceksin!
Aziz Milletim;
Asla üzülmeyin, mahzun olmayın, umudunuzu yitirmeyin.
Demokrasimize yapılan bu darbeyi, bu kara lekeyi el birliğiyle söküp atacağız.
Bu süreci yöneten insanların, hem bu dünyada hem de ahirette yüce Yaradan huzurunda hesap vereceği günler yakındır.
86 milyon vatandaşımı sandığa koşmaya, demokrasi ve adalet mücadelesini tüm dünyaya duyurmaya davet ediyorum.
Dimdik ayaktayım, asla eğilmeyeceğim.
Her şey çok güzel olacak…