‘Tarih bizi neden büyülüyor? Bunun tek bir hermenötik cevabı var: Çünkü biz kendimizi diğerinde, diğer insanlarda, diğer vakalarda görüyoruz.’
Hans-Georg Gadamer, Historik und Sprache, in: R. Koselleck. Zeitschichten. Studien zur Historik, Frank-
furt am Main 2000, S. 126.
My contributor copy finally arrived (after a little address snag with @OxUniPress)!
This incredible 1,115 page resource is one that all you scholars out there are going to want to have your libraries purchase asap. #islam#islamicstudies
@zainabkaratash özür dileyerek ifade ediyorum ki adı geçen müellifin 7 Ekim ve sonrası yaptığı açıklamalar ve tutumu inanılmaz ötekileştirici ve baskıcı. Malum rejimin sadık kullarından biri. Bundan dolayı sözleri ve eserleri de pek kıymetsiz.
@DGTarbuck Sadece “âlim” ve “entelektüel” ayrımı bile yeterli aslında. Epistemik olarak âlim kavramında bilgiyle birlikte onu temsil etmek ve yaşamak da ontolojik bir şart gibi görülür. Entelektüelde ise bilgi üretimi ile kişisel hayat/inanç arasında böyle zorunlu bir bütünlük aranmaz.
Derya Hanım, bu yorum aşırı bir genelleme ve tek yönlü yaklaşım içermekte. Akademik çalışma ile kişisel inancı birbirine karıştırıyorsunuz. Bir insanın bir alanı ciddi biçimde incelemesi için o alana inanması gerekmez.
Herkes akademisyenlerin inanclarinin ne oldugunu konussun, ben size bir ornek vereyim: Hristiyan teolojik gelenegi akademik olarak calisip ilgi duyan ama kendisi ateist olan o kadar cok insan var ki. Simdi soruyorum size hangi ilahiyatci bunu yapabilir?
@DGTarbuck Haklısınız hocam, bizim coğrafyada bu daha farklı algılanabiliyor. Ama burada da modern akademik yöntemi evrensel ve tek tip bir bilim tarihi gibi okumamak lazım değil mi? Bizim ilim geleneğimiz daha çok “içeriden”, yani imanla ilişkili geliştiği için yaklaşım farkı oluşuyor.
Tarihçi geçmişte yaşamıyor, siyaset bilimci her sistemi savunmuyor, din araştırmacısı da mutlaka inanç sahibi olmak zorunda olmuyor.
Bugün dünyadaki pek çok üniversitede teoloji ve din çalışmaları zaten tarihsel, filolojik, felsefi ve sosyolojik yöntemlerle yürütülüyor.
15. yüzyıl Osmanlı frontier iskânını, 19. yüzyıl Avrupa sömürgeciliği kavramlarıyla okumak nasıl bir akıl tutulması? Ömer Lütfi Barkan’ın kullandığı “kolonizatör” kelimesi de bugünkü postkolonyal teorideki anlamıyla kullanılmıyordu. Bir tarihçinin en son yapacağı şeydir ankronizm
İstanbul’da çok ciddi dekolonizasyon tartışmaları yapılırken Türk tarihçiliğinin en önemli makalelerinden birini yeniden okumak zihinleri gıdıklayabilir.
dekolonizasyon zaten yerel tarihlerin, imparatorluk tecrübelerinin, epistemik hiyerarşilerin ve bilgi üretim biçimlerinin birlikte düşünülmesini ister. Tahakkümün olmadığı, bilgi-güç kuramının veya söylemin olmadığı bir şeyi amaçlamaz.
Mesela bu konuyu tartışırken keser yerine tahra kullanabilirsiniz, her şeyi kendinize yontmak yerine, Türk tarihinde de güç ve bilgi ilişkisi nasıl şekillenmiştir diye sorabilirsiniz.
Yakınen bildiğimiz konularda katkımız mutlaka daha derin olacaktır.
@MarcusAure47@ibrabah_realism katılıyorum. Fakat Türkiye'de sadece bazı kişiler tarafından farklı bir yere yerleştiriliyor olması İbrahim Bey'in bahsettiği gibi bir söylem olduğu anlamına gelmez.
@ibrabah_realism kategorik biçimde değerlendirmek doğru değil. Nihayetinde bugün yürüyen tartışmalar da geçmişten devralınan epistemolojik ve tarihsel problemlerin devamı niteliğinde. Dolayısıyla burada bir “hakikate ulaşılmış son durak”tan ziyade, sürmekte olan bir düşünsel muhasebe söz konusu.
@ibrabah_realism mevcut. Ancak buna rağmen, modern bilgi rejimlerinin, tarih yazımının ve evrensellik iddialarının sorgulanması bakımından önemli bir tartışma zemini açtığı da inkâr edilemez.
Bu sebeple meseleyi “yerli-antibatıcı bir romantizm” ya da “gençleri çukura atan bir akım” şeklinde +
@lemarcaspors_@esvaphane Çoğunluğun aksine farklı detaylarla formalarda bir istikrar olması güzel bir şey. Sahada forma takımını görünce “bu Galatasaray” denebilmeli.
@yvehbikaraman@iskendercure Yunus Hocam, bu şekilde “elde olan malzeme bu” gibi anlaşılıyor. Kemalizm hassasiyeti olduğunu iddia eden nice kurumlar İlber Ortaylı’ya rahmet okudu. Okunmasın demiyorum, ama neslin kemalist olmasında ve meşru araç haline gelmesindeki payı küçümseniyor. Bunlar konuşulması gerek.
@iskendercure hocam son 20 yılın uzlaşmacı siyasetini tek bir şahsın münferid gayesine indirgemek çok genelleyici bir okuma olur. Kemalizmin ve müntesiplerinin güçlenmesinde oynadığı rol denizde damla mahiyetinde olacaktır.