O çöpleri denize atmak arabasına koyup en yakın çöpe atmaktan daha zor, peki neden denize atmayı seçiyor? Çünkü kötülük böyle bir şey, beyinleri iyi olanı kolay dahi olsa seçenek olarak görmüyor.
Türk finans piyasalarında regülasyon mühendisliği örnekleri – Bölüm 2
(En müthişi bu bölümde. Herkesin anlayacağı şekilde yazıyorum.)
Bir hisse manipülasyonunda esas sorun, fiyatı 10x–20x yaptırdıktan sonra “çıkmaktır.” Yani elindeki hisseleri satıp nakite dönmek.
Bu, işin en zorlu kısmıdır. Anlaştığınız şirket patronu gruptan ayrılıp habersiz hisse satabilir. Gruptaki diğer katılımcılar “ilk satan ben olayım” deyip tahtaya mal yığabilir. Bunlar ciddi sorunlardır ve operasyonların %90’ı tam da bu yüzden fiyaskoyla biter.
Şimdi bu soruna regülasyon mühendisliğiyle nasıl müthiş bir “çözüm” bulunduğunu anlatayım 👇
Öncelikle bir serbest fon bulunur. Grup, fon paylarını satın alarak operasyon sermayesini içeri sokar. Fon da bu parayla masa-sandalye şirketlerde pozisyon alır.
Bundan sonrasını herkesin anlaması için örnekle anlatacağım; çünkü hisse, fon, F/K, piyasa değeri deyince genel fon yatırımcısı tam anlayamıyor.
Diyelim ki fona 95–96–97–98 model Şahinler 100–200 bin liraya alındı. Sonra bu arabalar grup içinde alınıp satılarak fiyatları yükseltilir: 100 bin liralık araba 200 bine satılır, sonra 1 milyona, sonra 100 milyona, sonra 200 milyona…
Buraya kadar okuyan, “200 milyona 98 model Şahin alan olur mu?” diye şaşırabilir. Maalesef şu an bazı fonların içindeki hisseler aynen böyle.
Araba fiyatları 100 binden 200 milyona fiktif olarak yükselirken, ilk yatırılan sermaye de kâğıt üstünde büyür. Sermaye büyüdükçe fon fiyatı da 10x, 20x, 100x artar.
Şimdi geldik işin regülasyon mühendisliği kısmına: yukarıda anlattığım hisse manipülasyonlarının %90’ının patlamasına sebep olan o kritik aşamaya, operasyonu nakde dönme kısmına…
Fon TEFAS’a açılır :)
Fon fiyatının sürekli arttığını gören yatırımcılar bu kazanca ortak olmak ister. Aslında 200 milyona satılan 98 model Şahinlere ortak olduklarını bilmeden fonu alırlar.
Bu, operasyonu başlatan ilk fon yatırımcıları için muazzam bir andır: Hissede 1 lot bile satmadan nakde dönerler. Bütün risk, yeni gelen fon yatırımcısına törenle devredilir.
Eski usul, bireysel hesaplarla operasyon yapılsaydı yaşanacak problemlerin tamamı sıfır riskle ortadan kalkar. SPK’dan alınabilecek ceza riski de sıfırlanır. Çünkü operasyonu organize eden kişi tek bir lot hisse alıp satmamıştır; sadece fon yatırımcısı olmuştur.
Türk finans piyasalarında regülasyon mühendisliği örnekleri; - tasarruf finansmanı şirketi topladığı paraları kendi hissesine yatırarak literatüre yeni bir ponzi ralli tanımı kazandırır. - hisse yoğun fonlardan para çıkışlarını finanse etmek için ters-repo ile hisseler para piyasası fonuna devredilir. Sadeleşilir :) papaz kaçtı oyununun finansal piyasalar versiyonu.. - masa sandalye şirketlerde hakim duruma gelinir, hisse fiyatı 1000x yapılır, hacim şişirilir gösterge endekslere sokulur, mecbur almak zorunda olan fonlara yabancılara kurdele kesim töreni ile devir teslim yapılır.. gerçek bir Abracadabra :)
Dejavu VOL 4
Bir transfer dönemi daha ‘dejavu’ ile bitti.
Icardi, Zaha ve Osimhen sonrası hep aynı tweeti attım. Hatırlayanlar bilir…
“Dejavu…”
Yıldızlara rağmen mutsuz olduğumu söyledim. Anlayan nedenini anladı, anlamayan “abartıyorsun” dedi.
Leao ‘lu transfer dönemi sonrası da aynı tedirginlikteyim. Çünkü mesele hiçbir zaman yıldızların kalitesi değil, kadronun yapısıydı. Merkezdeki sorunumuzu hala görmeyene de artık anlatamayız.
Futbol aklımız(!) bizi yine geç hamlelerle ve yaşlanmış yıpranmış yetersiz bir merkezle baş başa bıraktı. DEJAVU!
Bundan sonrası hocanın ve oyuncuların, bize düşen ise destek.
Umarım sezon sonunda hem 27. şampiyonluğu hem de Avrupa’da büyük başarıları yaşarız.
Bu süreçte Galatasaray’ın menfaatini gözeterek yönetime ve hocaya doğru üslupla uyarı, telkin ve eleştirilerde bulunan herkese de teşekkürler. Vicdanen rahatız, söyledik ama yapılmadı.
Bir sonraki sıkıntılı transfer döneminde yine görüşürüz… #hedef27 ✊
Aralık 1922… Cumhuriyet henüz ilan edilmemiş, Ankara ise Millî Mücadele'nin merkezi.
Fransız fotoğrafçı ve kameraman Camille Sauvageot'nun kamerasından, Ankara'nın ve Mustafa Kemal Paşa'nın bilinen en erken hareketli görüntülerinden biri.
Henüz bugünkü başkent siluetinden eser yok; bozkırın ortasındaki Ankara sokaklarını, dönemin insanlarını ve Mustafa Kemal'i hareketli görüntülerde izliyoruz.
Çekimler bugün Albert Kahn Müzesi'nin “Archives de la Planète” koleksiyonunda korunuyor.
Ankara, Aralık 1922.
#gdhtarih
Son 40 yılını bu kadar sürekli yerel ve Avrupa başarılarıyla doldurmuş camianın insan kaynaklarını, camia olarak know-how ve taraftar refleksini yenemezsin.
Galatasaray profesyonellik ve kurumsallık olarak Bayern değil ama bu anlamda Bayern.
Her renkten rakibin nefreti de bundan. Sinir bozucu bir iş çünkü bunu satın alamazsın. Ne tepeden inme dönemsel politik destekle ne zengin başkan veya kulüp sahibiyle bunu oluşturamazsın.
@fenernesto Tam tersine, doğru scout hamlelerinin cesaretlendirdiği bir kadro mühendisliği beklerken, Salah yüzünden o yoldan çıktılar. Dengeli bir takım olabilmek ihtimalini yitirmiş görünüyorlar.
Borsada kurallar 20 sene öncesine dönse, emin olun borsa 20 yıl ileri gitmiş olur.
Yaptıkları her yeni düzenleme borsanın ayağına sıktıkları yeni bir kurşun.
@perimsiyim Ve canım Nisa, sen bunu bazen sabah 9’da, bazen akşam 8’de yapmak istiyorsun. Hatta çoğu zaman yapmak istemiyor ve gitmiyorsun. Ama kafe için bunlar bir ihtimal değil, mecburiyet. Senin ihtimallerinin hepsi için aynı maliyetlere katlanıyorlar. Gitme Nisa, şimdi onlar düşünsün!
@perimsiyim Sevgili Nisa, sen orada “bir bardak” kahve içmiyorsun canım Nisa. Sen orada işletmecinin elektriğinin altında, işletmecinin internetini kullanıyor, masasını işgal ediyor, kirasına ortak oluyorsun. Ve belki manzara seyrediyor, belki kısmetini arıyorsun, bilemem canımcım Nisa!
Yaşım 50'yi geçti.
Bu yaşa gelene kadarki tecrübelerimden öğrendiğim bir şey var; Mustafa Kemal'den nefret edenlerin hepsinin aslında Türk Halkı'ndan nefret ettiğini net olarak anladım.
Sözümona savaşı ''Türkler'' kazanmış, Mustafa Kemal canının ve ikbalinin derdine düşmüşmüş.''
Türkler'den ve Mustafa Kemal'den nefret edenlerin ise ruhlarını çürüten türden büyük bir aşağılık kompleksleri var. Çünkü Mustafa Kemal gibi Türk Halkı'nı imha olmaktan kurtaran bir yiğit her millete nasip olmaz.
Özel, etnik bir Bağdat'lı bir Arap'tır. Koskoca ömrünü Araplığıyla barışamadan, Türk'e tanım uydurmakla oyalanarak geçirdi.
Arapça tek bir şiiri yoktur. Türkiye haritasını Arapça ile boyamış. Zehrini ise Türkçe kusuyor.