Dün (19 Haziran 2026) gece, SÖZCÜ TV'de Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından anladığım:
-Butlan CHP’si kurultaya gider mi? Hayır.
-“Terörsüz Türkiye” sürecini destekler mi? Evet.
-Atatürk'ün ulus devlet anlayışını yok edecek Anayasa değişikliğine evet der mi? Evet.
-Seçim ister mi? Hayır.
-Cumhur İttifakını destekler mi? Evet.
-Bazı CHP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması yönünde oy verir mi? Evet.
-Önümüzdeki seçimi altın tepside sunar mı? Evet.
-Altı Ok'un tümünü reddetmesine rağmen "Altı Ok"u kullanır mı? Evet.
YANİ, PİRUS zaferini tercih ediyor. Yok edilecek bir partinin koltuğunun korunması. Ve Atatürk'ün emaneti 103 yıllık partinin yok edilmesi. Kılıçdaroğlu, belki bu misyonla tarihe geçmek istiyor.
SORU ŞU: Neden? Amaç ne? Sadece hırsla, ihtirasla ve kişisel çıkarla açıklanamaz...
Türkiye 24 yıl sonra Dünya Kupası'na katılmadı. Dünya Kupası 48 takıma çıktı. Asıl turnuva son 32'de başlayacak. Altın bir jenerasyonumuz yok, dünyanın en şaibeli federasyonuna ve en kirli futbol iklimine sahibiz. Sadece altı boş bir özgüvenimiz vardı, alay konusu olup elendik.
“Dertleri Kürtler değil; petrol coğrafyasında Büyük İsrail'i kurmak!
'Terörsüz Türkiye' adı altında federasyon dayatıyor, Anayasa'nın maddelerini hedef alıyorlar.
Türkiye'yi tıpkı Yugoslavya ve Irak gibi parçalayıp devletçiklere bölmek istiyorlar”
“Bartholomeos, Fatih Kaymakamı’na bağlı bir din görevlisidir. Bunun ötesinde bir şey değildir.”
Ümit Özdağ:
• Heybeliada Ruhban Okulu, İstanbul’un Türk kimliğine meydan okuma hareketidir.
• Bunu kabul etmek ağır bir kapitülasyon olur.
• Bunu kabul etmek egemenlik ihlali olur.
• Bunu kabul etmek anayasa ihlali olur.
• Ve burası casus FETÖ okullarına döner. Bunu mu istiyorsunuz?
• Türkiye bir sömürge ülkesi değildir.
• Türk devletinin dışında İstanbul’u yeniden Konstantin yapma çabası ve tarihi surlar içinde Vatikan modeli bir Ortodoks din devleti oluşturma girişimleri beyhude çabalardan ibarettir.
• Türk milleti böyle bir projeye izin vermeyecek, tarihe gömecektir.
• Bartholomeos da kim olduğunu gayet açık bir şekilde artık anlamalıdır.
• Bartholomeos, Fatih Kaymakamı’na bağlı bir din görevlisidir. Bunun ötesinde bir şey değildir.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun ihaneti ile alakalı en muhteşem paylaşımı Cem Seymen yapmış
*Öfkeliyiz. Çevremdeki herkes çok kızgın. Kimse Kemal Kılıçdaroğlu ismine tahammül bile edemiyor şu anda
*Televizyonlara çıkıyor mağdur edebiyatı yapıyor bir de. Kayyumluğu kabul etmeseymiş kaymakamlar mı yönetseymiş CHP'yi. Böyle diyor
*Kendi seçmenine gerizekalı muamelesi yapıyor, alemi aptal yerine koyuyor. Hiç sıkılmadan. Zerre umursamadan. İnsanların öfkesi biraz da buna
*Kemal Kılıçdaroğlu'nun son kurultay süreci ve sonrasındaki konumunu bu gözle okuyabilir miyiz?
*Bence evet. Neden mi?
Bakın, yıllarca bu ülkede 'sarayın yargısı', 'talimatla çalışan mahkemeler' diyerek adaletsizliğe karşı yürüyen, meşruiyetini bu eleştiri üzerine kuran bir lider düşünün
*Sonra bir gün bir kurultay yaşanıyor ve aynı lider, koltuğu geri almak uğruna, tam da hayatı boyunca eleştirdiği o yargı mekanizmasının sunduğu bir can simidine sarılıyor: Mutlak butlan kararı
*İşte kırılma noktası tam olarak burası. Bu durum, 'Partiyi kayyıma bırakamazdım' ya da 'Hukuki haklarımı kullandım' gibi rasyonalize edilmiş kılıflarla açıklanamaz
*Eğer iktidarın tek taraflı güç dinamiklerinin aparatı haline gelmiş bir yapıdan medet umuyorsanız, şeytanın temsilcisiyle masaya oturmuşsunuz demektir
📌İşte Türk Milleti'nin gerçek Milli Takımı.
Almanya karşısında 2-0 geriye düştük, maçı 3-2 kazanmayı bildik. Çünkü onların damarlarında asil kan akıyor, Türk Milletini temsil ettiklerinin bilincindeler.
Helal Olsun #FileninSultanları Gururumuzsunuz. #MilliTakım #TürkiyeninMaciVar
Siyasi görüşlerini bütün toplumun gözünün içine sokan, kendi gibi olmayanları dışarıda bırakan, AKP’nin propaganda aracına dönüştürdüğü #MilliTakım çıktığı ikinci maçtan da eli boş döndü. Sıfır gol, sıfır puan.
Siyaset var. Show var. 👇
Futbol yok. Mücadele yok.
#BizimÇocuklar
Villaları yok uçakta eko sınıfı giderler sesleri çıkmaz çok üstümüze geliyorlar diye zırlamazlar terlerinin son damlasına kadar mücadele ederler boş boş şov yapmazlar gerçek gururdur biz de zaten voleybol ülkesiyiz filemizin de kalbimizin de sultanları🤍
AKP milli takımının işi gücü şov ve algıydı. Ellerinde patladı. Üzülmedim, AKP'ye müstehaktır. Allah büyüktür, bunların kibrine, rezilliklerine ders verdi.
🚨EEUU ALERTA A ISRAEL DESPUÉS DE QUE ROMPAN EL ALTO EL FUEGO:
JD Vance advierte a Netanyahu: « No juegues con nosotros, corres el riesgo de perderlo todo. Trump es tu último aliado, el mundo entero ya te odia. »
Bu suratı unutmayın
Tarih kitapları 13 yıl başkanlık yaptığı partiyi bitirmek için sinsice bir plan dahilinde işbirlikçilik yapan, karşılığında bir süreliğine koltuk verilen 80 yaşında bir HAİN diye yazacak,
İki yanına ülkenin Spor Bakanı’nı, Futbol Federasyonu Başkanı’nı ve Milli Takım Teknik Direktörü’nü almış herhangi bir resmi görevi, kurumsal sıfatı, tanımlanmış statüsü olmayan sıradan bir vatandaş, konuşuyor… Hepsi geçirmiş sırtlarına milli formayı akıllarınca algı yaratma çabasındalar…Harika bir kura çekilmiş, en kolay gruba düşülmüş, demeçler, yorumlar, olası zafer hazırlıkları tam gaz…Derken 2 maç , 2 yenilgi, 0 gol, 0 puan ve HÜSRAN!
İHA’lı, SİHA’lı, toplu tüfekli marş-klip sizlere ömür! 24 yıl sonra çıkılan Dünya Kupası Seferi’nden âlâ-yı valâ ile dönen cengaverleri ve refakatçı muhteremleri havai fişeklerle, hamasi nutuklarla, siyasi şovlarla karşılama, takımı ve teknik heyeti kabul etme hayalleri de enkaz!
Sokulduğu her yeri, alanı, kurumu çürütüp çökerten istismar siyasetinin acı sonucu!
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@milli_futbol@gencliksporbak@TFF_Org
Gazeteci Alican Uludağ’dan Kemal Kılıçdaroğlu yorumu;
“Kılıçdaroğlu’nun yaptığı koltuk hırsından öte saf kötülük”
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV yayınını oturup yeniden izliyorum.
Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının tutuklanmasını resmen iktidardan daha çok savunuyor, operasyonların siyasi olmadığını ifade ediyor. Hatta Akın Gürlek’ten daha çok savunuyor.
Sanki bu operasyonlar bağımsız yargı’nın operasyonuymuş gibi algı yaratıyor. Kendisine savcı rolü biçmiş. İtirafçı ifadelerini bile doğru kabul ediyor.
Bir kişi çıkıp “ben buna para verdim” diyorsa Kılıçdaroğlu için bu yeterli. Arınacağız deyip, belediye başkanlarını peşinen mahkum ediyor.
Ama baktığınızda dosyaları hiç okumamış bile. Hukukçu olmadığını söylüyor ama insanları peşinden mahkum etmesi biliyor. Açıkça belediye başkanlarının rüşvet almadığını ispat etmesini bekliyor. Masumiyet karinesini hiçe sayıyor.
İnsanlar cezaevinde çürütülürken Kılıçdaroğlu’nun yaptığı koltuk hırsından öte saf kötülük.
GAYRI MİLLİ SİYASET İHANET KAPISININ ALTIN ANAHTARIDIR!
Ülkemizde bu kapı 46 sene önce aralanmış ve ardından da sonuna kadar açılmıştır.
Olanları detaylara girmeden kronolojik sıraya göre özetleyerek anlatmaya çalışacağım.
Her şey altyapısı çok önce oluşturulmuş planlı bir askeri darbeyle başladı!
Yıl 1980: Askeri darbeyle milli siyaset tasfiye edildi ve Kenan Evren komutasında dış güdümlü ve kontrollü bir darbe hükümeti kuruldu.
Yıl 1981: Turgut Özal, Darbe Hükümetinin ekonomi bakanı oldu ve 15 Ekim 1981 tarihinde ‘Kürt sorununa çözüm’ adı altında Hürriyet gazetesine yaptığı açıklamada “Federasyon dahil her şeyi konuşmalıyız” diyerek ilk kez niyeti ortaya koydu.
Yıl 1983: Darbe komutanı Kenan Evren’in talimatıyla ülkenin Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Erzurum, Diyarbakır, Eskişehir, Trabzon olarak 8 eyalete bölünmesiyle ilgili bir kararname hazırlandı ve ilk resmi işlem
başlatıldı.
Yıl 1988: Mesut Yılmaz’ın Dışişleri Bakanı olduğu ikinci Özal hükümeti döneminde Türkiye, Avrupa yerel yönetimler özerklik şartını imzalayarak ilk tavizi verdi.
Yıl 1991: Turgut Özal Cumhurbaşkanı oldu ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, 3723 sayılı ve 12 Nisan 1991 tarihli yasa ile TBMM tarafından onaylandı. Özal yapmakta olduğu işlem yüzünden ileride Anayasa’nın 105. Maddesi uyarınca “Vatana İhanet” ile suçlanmaktan çekinerek 21 Mayıs 1991 tarih ve 3723 sayılı terörle Mücadele Kanunu’nun 23. Maddesi ile 29 Nisan 1923 tarih ve 2 sayılı “Hıyanet-i Vataniye kanununu” yürürlükten kaldırttı.
Yıl 1993: 17 Şubat günü uçağının düşürülmesiyle Org. Eşref Bitlis şehit edildi. Eşref Bitlis İncirlikten kalkan ABD helikopterlerinin PKK’ya ikmal yaptığını tespit etmiş ve tekrarı halinde vur emri vermişti. Böylelikle TSK’nın ilk direnci kırılarak orduya göz dağı verilmiş oldu. Hükümet olayın üstüne gitmedi.
Yıl 1995: TSK, 21 Mart- 02 Mayıs tarihleri arasında, ABD’den bağımsız olarak Kuzey Irak’ta PKK’ya karşı Çelik Harekâtı düzenledi. Bunun üzerine ABD’nin yarı resmi organları “Türk komutanlar hizadan çıktı” açıklamasını yaptılar.
Yine Yıl 1995: Temmuz ve Ağustos aylarında gerçekleşen ve ABD heyetince ABD’nin Kuzey Körfez İşleri İstasyon Şefi Robert Deutsch’ın başkanlık ettiği birinci Türkiye -ABD görüşmelerinde ABD Türkiye’nin Federasyona geçmesini istedi.
Yıl 1996: TSK, ABD’nin tehdit ve tasarruflarına karşı yeniden yapılanmaya başlayarak TSK’yı tümenler yerine yüksek ateş gücüne sahip hareketli tugaylara dönüştürdü ve yurt sathında yaygın yerleştirmeye başladı.
Yıl 1998: 28 Şubat tarih ve 406 sayılı Milli Güvenlik Kurulu kararı ile Genel Kurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu “28 Şubat’ı bin yıl sürdürmeye kararlıyız” dedi.
Yıl 1999: Recep Tayyip Erdoğan 26 Mart günü okuduğu bir şiir bahane edilerek Pınarhisar Cezaevine konuldu ve burada dört ay tutularak mağdur edildi.
Yıl 2001: Cezaevi mağduriyeti kamu vicdanında karşılık bulan Recep Tayyip Erdoğan 14 Ağustos günü bu rüzgarla Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurdu.
Yıl 2002: 24 Temmuz’da ABD, TSK’nın bu kararlılığı karşısında harekete geçti. Bin Yılın Meydan Okuması adı altında Nevada çölünde Türkiye’yi işgal tatbikatı yaparak gözdağı verdi.
Yine Yıl 2002: AKP, 03 Kasım günü yapılan genel seçimlerde iktidara geldi.
Yıl 2003: ABD 20 Mart günü Irak’ı işgale başladı.
Yine Yıl 2003: Dışişleri Bakanı Abdullah Gül 02 Nisan günü ABD Dışişleri Bakanı Colin Powel ile 2 sayfa, 9 maddelik gizli bir anlaşma imzaladı ve 7. madde gereği Federasyona dönülme şartı kabul edildi.
Yine Yıl 2003: 04 Haziran günü BM İkiz Sözleşmeleri TBMM’de onaylandı.
Yine Yıl 2003: ABD askerleri 04 Temmuz günü Türk subaylarını esir alarak, kafalarına çuval geçirdi.
Yine Yıl 2003: Başbakan Erdoğan, 08 Temmuz günü çuval operasyonu karşısında ABD'ye nota verilmesini isteyen muhalefete alaylı bir tavırla "ne notası veriyorsun, müzik notası mı" diye cevap verdi.