@ajansmuhbir1923 Suriye Suriyelilerin ise o zaman neden Ortaasya'dan Çeçenistan'dan hatta Avrupa'dan transfer edilen selefi cihatçıları destekleyip Suriye halkının katline ve göçe zorlanmasına, laik ve çok kültürlü sistemin çökertilmesine izin verdiniz?
Dışişleri Bakanlığı’nda buharlaştırılan milyonlar!
Mahkemelik olan;
Kazakistan’ın başkenti Astana’daki Büyükelçilik İdari Binası, Rezidans ve Lojman Binaları yapım işinde;
Dışişleri Bakanlığı’nın, inşaat şirketine yaptığı ödemeleri göstermek için mahkemeye sunduğu;
İlk 4 hakedişteki 15 milyon dolarlık ödeme tutanaklarının, üretilmiş belgeler olduğu ve sahte imzalı oldukları ortaya çıktı.
❗️Yani şirket paramı ödemediniz diyor,
❗️Dışişleri Bakanlığını mahkemeye veriyor.
❗️Dışişleri Bakanlığı, bu parayı ödedik diyor,
❗️Ancak mahkemeye sunduğu ödeme evrakları sahte çıkıyor.
Bu nasıl iş!
Dışişleri Bakanlığının, şirkete yapılan ödemelerle ilgili Ankara 12. İdare Mahkemesi’ne sunduğu;
İşin ilk 4 hakedişine ait ödeme tutanaklarındaki;
🔴Büyükelçi’nin imzası sahte!
🔴İdari Ataşe’nin imzası sahte!
🔴Bölge Koordinatörü’nün adı, soyadı, imzası sahte!
Sahte imzalı ödeme tutanaklarının listesi⬇️
🔴02.11.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 1.539.518 Dolar tutarında düzenlenmiş.
🔴06.11.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 4.511.267 Dolar tutarında düzenlenmiş.
🔴04.12.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 4.511.874 Dolar tutarında düzenlenmiş.
🔴31.12.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 4.511.883 Dolar tutarında düzenlenmiş.
Sahte imzalı üretilmiş belgelerin toplam tutarı: 15.074.542 Dolar
Güncel kurla 700 Milyon Lira!
Ödeme tutanaklarındaki imzalar sahte, belgeler üretilmiş olduğuna göre;
Dışişleri Bakanlığının bu belgelere dayanarak kasasından çıktığını beyan ettiği para da, ilgili şirkete ödenmediğine göre;
O halde bu paralar nerede?
15 Milyon Dolar kimlerin cebinde?
Dışişleri Bakanlığı yetkililerine soruyorum!
Nedir bu mahkemeye sunduğunuz sahte ödeme tutanakları? Derhal açıklayın!
Önemli not: Bu skandalın ortaya çıkarılmasındaki emekleri için Barış Terkoğlu’na teşekkür ediyorum.
Sahte ödeme tutanakları⬇️
@nasuhmahruki Macarların alınterinin Ukrayna karadeliğine bocalanmasına onay veren, Macaristan'a göçmen girişine ok veren Brüksel destekli biri.
Az biraz Mélenchon az biraz Kılıçdaroğlu harmanı mı yoksa harbi devrimci mi? Ne kadar samimi nasıl milli kısa zamanda göreceğiz.
Bilkent Üniversitesi Psikoloji Bölüm 1.'sinin konuşması:
"Ücretsiz ringlerini bizden esirgemeyerek ulaşım hakkımızı koruyan okuluma, 4 senedir her sabah uyandığımda kapanmadan var olmaya devam ettiği için teşekkür eder; diplomamın da bir ömür benimle kalmasını temenni ederim."
@istiklalkadin Şimdi A milli erkek futbol takımı oyuncularımız ortak bir karar alarak prim villalarını Türk kadın voleybol takımı oyuncularımıza hediye etsinker. Böyle bir delikanlılık yaparlar değil mi?
Eric Schmidt saying the quiet part out loud: "What I don't like about [China's AI] is that it's all open source which means it's largely uncontrolled and not controlled in any way by us."
He adds, "if that makes you feel any better," that only 2 or 3 countries can be independent AI powers.
In other words, it's all about hegemony: the ideal scenario is a world where AI is controlled by the US - and the fewer countries that can resist that, the better.
Src for the video: https://t.co/Gk5iAMtBqa
Saray'ın, maskeli kolluk güçlerini, eylem yapan işçimizin öğretmenimizin gencimizin üzerine fütursuzca saldırtarak güya gövde gösterisi yapmasının millete korku salma çabasının temel sebebi, işte sahadaki şu gerçeklik karşısında tir tir titriyor olmasıdır:
https://t.co/fbiRg9th9B
💭Bu insanlar ne içiyorsa aynısından istiyorum. Türkiye'de çalışan insanların yarısı açlık sınırının %20 altındaki ücretle yaşam mücadelesi veriyor, gençlerin üçte biri işsiz, beyler Afrika'daki sorunların üstüne para dökme telaşında! Yuh artık! @fbirol
Göstere göstere, katolik vatikanvari bir konstantinopolis ortodoks devletçiğine doğru koşuyoruz. Harici ve DAHİLİ bedhahlarım eliyle, gözümüzün içine soka soka, umursamaz bir edayla arsızca. Ama AtaTürk Milleti'nin HAD hallerinde neler yapabileceği gerçeğini hesaba katmadan.
Fener Rum Patrikhanesi sorunu bir din ve ibadet özgürlüğü konusu olmaktan çok, jeopolitik ve stratejik bir konudur.
Patriğin ısrarla "Ekümenik" sıfatını kullanmasının nedeni Türkiye'deki küçük Rum cemaatinin dini ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Amaç, kendisini dünya Ortodoksluğunun evrensel lideri, İstanbul'u da yeniden Ortodoks dünyanın merkezi olarak konumlandırmaktır.
Tarih boyunca büyük dini merkezler yalnızca ibadet edilen yerler olmamış, aynı zamanda nüfuz ve güç üretmişlerdir. Katolik dünyası için Vatikan'ın entelektüel ve ruhani omurgasını oluşturan kurumlar, özellikle Roma'daki papalık üniversiteleri bu işlevi görmüştür. Sünni İslam dünyasında Kahire'deki El Ezher yalnızca bir eğitim kurumu değil, küresel ölçekte dini otorite üreten bir merkezdir. Protestan dünyasında ise Oxford, Cambridge, Heidelberg ve benzeri köklü ilahiyat merkezleri yüzyıllar boyunca din adamı, akademisyen ve düşünce üretmiştir.
Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması da bu nedenle birkaç Rum Ortodoks papazın eğitilmesi meselesi olarak görülemez. Asıl mesele, Patrikhane'nin dünya çapında kendi din adamlarını yetiştirebildiği, kendi teolojik doktrinini geliştirebildiği ve uluslararası ağlarını yönetebildiği bir merkeze kavuşmasıdır. Böyle bir okul, Patrikhane'nin ekümenik iddiasına akademik, kurumsal ve uluslararası bir temel sağlayacak, şüphesiz konumunu konsolide edecektir.
ABD ve Avrupa Birliği'nin Patrikhane'ye verdiği sürekli güçlü destek de bu bağlamda değerlendirilmelidir. Fener, özellikle son yıllarda Moskova Patrikhanesi ve Rus Ortodoks dünyasına karşı kullanılan önemli bir jeopolitik araç haline gelmiştir. Dolayısıyla konu yalnızca dini özgürlükler değil, aynı zamanda Ortodoks dünyasının liderliği üzerindeki küresel güç mücadelesidir.
Türkiye'nin kalbinde, Türk hukukunun tanımadığı bir sıfatla hareket eden ve tüm Ortodoks dünyanın lideri olduğunu ileri süren bir yapının Heybeliada Ruhban Okulunun tekrar açılması ile uluslararası meşruiyet kazanması, sadece dini değil stratejik sonuçlar da doğuracaktır.
Yunanistan, GKRY, İsrail ve ABD ekseninin Doğu Akdeniz'de Türkiye üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemde Ankara'nın bu konuyu yalnızca bir azınlık veya inanç özgürlüğü başlığı altında değerlendirmesi yaşamsal bir hata olur.
Karşılaştığımız sorun bir kaç din adamının eğitimi değil, İstanbul'un ve Heybeliada'nın gelecekte hangi teolojik ve jeopolitik çerçeve içinde tarif edileceğidir. Türk Deniz Kuvvetlerine 19.yüzyıldan bu yana deniz subayı yetiştiren adanın, emperyalizmin sözde ekümenik sıfatlı vassalının indoktirnasyon merkezine dönüşmesi tarihin kolay hazmedeceği bir durum değildir.
Unutumayalım ki dini kurumlar bazen yalnızca inanç üretmez, aynı zamanda tarih, kimlik, hafıza ve jeopolitik savlar üretir. Yunanın bu konuda sicili kitaplara sığmayacak kadar kabarıktır.
Rusya savaşın içinde.
Meksika'da karteller bazı bölgelerde devletten daha güçlü.
Buna rağmen gıda enflasyonu Rusya'da %2,9, Meksika'da %5,1.
Türkiye'de ise %34,9.
Demek ki sorun savaş değil.
Demek ki sorun güvenlik değil.
Demek ki sorun dış güçler de değil.
Sorun, milyonların sofrasını koruyamayan ekonomi yönetimi.
Soru: Bilgi ve buluş, bir "sermaye" olarak mı korunmalı, yoksa "insanlığın ortak mirası" olarak mı paylaşılmalı?
✅"Efendiler, dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir [BİLİM], fendir [BULUM/teknoloji]." — Mustafa Kemal Atatürk
✅"İlim bir noktaydı, insanlar [AKIL sahipleri] onu çoğalttı." — Hz. Ali
✅"Bu teknolojiyi [World Wide Web] patentleseydim, bugün web hiç bu kadar yaygınlaşamazdı." — Tim Berners-Lee
✅"Patentlerimizi iyilik için ve iyi niyetle kullanırsanız, Tesla size asla dava açmaz." — Elon Musk
✅"WEMB Etiği (Benim olan senindir). Patent almamak, Allah'ın en sevdiği infaktır." — Hans von Aiberg
Sonuç: Bilgi, paylaşıldıkça çoğalır; eşit ve eşgüdümlü bir evrenin kapılarını aralar.
Peki ya sizce; paylaşmak mı, korumak mı?