#pry ve #pnu için cimere dilekçelerinizi yazın ve bilgilendirme hakkınızı talep edin arkadaşlar.
Taslak:
Konu: Pusula Portföy Para Piyasası TL Fonu (PRY) satış/iade ödemelerindeki gecikme hakkında bilgi ve inceleme talebi
Sayın Yetkili,
Pusula Portföy Yönetimi A.Ş. tarafından yönetilen Pusula Portföy Para Piyasası TL Fonu (PRY) katılma paylarına yatırım yapmaktayım.
xx.xx.2026 tarihinde PRY fonundaki katılma paylarım için satış talimatı vermeme rağmen, satış bedelimin tarafıma ödenmediğini ve işlemin halen sonuçlanmadığını görmekteyim. MKK/TEFAS kayıtlarında satış işlemine ilişkin blokaj kaydı bulunmasına rağmen, yatırımcı olarak satış bedelinin ne zaman ve hangi koşullarda tarafıma ödeneceğine ilişkin açık ve yeterli bir bilgilendirme yapılmamıştır.
Ayrıca son günlerde Pusula Portföy tarafından yönetilen bazı fonlarda yatırımcıların satış/iade ödemeleri ve likidite konusunda çeşitli KAP açıklamaları yapılması nedeniyle, PRY fonunun mevcut likidite durumu ve yatırımcıların alacaklarının güvence altında olup olmadığı konusunda ciddi belirsizlik oluşmuştur.
Bu kapsamda;
PRY fonunda satış/iade taleplerinin neden zamanında gerçekleştirilemediğinin,
Fonun mevcut likidite durumunun,
PRY portföyündeki varlıkların hangi kısmının BIST/Takasbank merkezi karşı taraf sistemi kapsamında, hangi kısmının borsa dışı işlemlerden oluştuğunun,
Fonun borsa dışı ters repo işlemlerinden doğan karşı taraf ve teminat risklerinin bulunup bulunmadığının,
Yatırımcıların satış bedellerinin tamamının ödenmesinin güvence altında olup olmadığının,
Yaşanan gecikmenin geçici bir operasyonel/likidite problemi mi yoksa fon varlıklarında gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi muhtemel bir değer kaybıyla mı ilişkili olduğunun,
Konuyla ilgili SPK tarafından herhangi bir inceleme veya denetim yürütülüp yürütülmediğinin
tarafıma ve kamuoyuna açık ve anlaşılır şekilde bildirilmesini arz ederim.
Özellikle para piyasası fonlarının yatırımcılar tarafından yüksek likidite ve düşük risk amacıyla tercih edildiği dikkate alındığında, mevcut durumun yatırımcıların hak ve menfaatleri açısından incelenmesini ve gerekli bilgilendirmenin yapılmasını talep ediyorum.
O Bir İskoç taraftar, "Filistin'i özgürleştirin" diye tezahürat yapıyor..
"Gazze'de hemşireydim. Gazze'de gönüllü oldum. Neler olduğunu gördüm. Bir soykırım var. Filistin'i özgürleştirin."
O bir kahraman.✌🏻
#ÖrgütlüKötülük#OrganızedEvıl
Çocuk katili insanlığın yüz karası Siyonist Yahudiler
Yer yüzü bunlardan daha
Aşşalık bir yaratık görmemiştir
Kahrolasınız İsrail
Yerle bir olasınız Aşşalık pislikler
#FuckIsrael#KNYvTS Sane #MercanKöşk Toth
PADİŞAH VAHDETTİN, BÜYÜK TAARRUZ'DAN 19 GÜN ÖNCE İNGİLİZLERLE GÖRÜŞÜP, MUSTAFA KEMAL'İ, SİLAH ARKADAŞLARINI VE MİLLİYETÇİLERİ ETKİSİZ HALE GETİRMELERİ İÇİN YALVARIP YAKARMIŞTI.
İşte SON İHANETİN ayrıntıları:
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, vatanı, milleti kurtarmak için Büyük Taarruz’un hazırlıklarını yaparken Padişah Vahdettin de saltanatını kurtarmanın yollarını arıyordu.
7 Ağustos 1922’de İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold, Padişah Vahdettin’le bir saat süren bir görüşme yaptı. İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold, Vahdettin’le görüşmesinin ayrıntılarını şöyle anlatıyor:
“Sultan… milliyetçi liderlere karşı ağır hakaretlere başladı: Millici liderler bir hükümet değildir, isyancılar ve ihtilalciler topluluğudur. Onlar İttihat Terakki’nin canlandırıcılarıdır. Çeşitli adlar altında ve bu arada ‘milliyetçilik’ adıyla kişisel çıkarları için bu memlekete hükmetmeye çalışan İttihatçılardır. Masum halkın vatanperverliğini ve iyi niyetini sömürdüler. İnançları ve politikaları bakımından onlar Bolşevikten başka bir şey değildirler. Ben ve hükümetim barış yapmaya ve bu yolda özverilerde bulunmaya hazırdır. Millicilerin gücü abartılıyor: Onların gücü, Yunanın Türk arazisini işgal altında tutmasından ve merkezi hükümetin sözünü geçirme olanaklarından yoksun bırakılmasından ileri gelmektedir. Yunanın geri çekilmesi ve boşalan arazinin kısım kısım meşru hükümete (yani saray hükümetine) teslim edilmesi millicileri güçsüz bırakacaktır. Bunun için müttefiklerin meşru hükümete (saray hükümetine) yardım etmeleri gerekir. Asileri (Mustafa Kemal ve Türk ordusunu) bastırma çabasında hükümet desteklenmelidir.”
Bunun üzerine Rumbold, “Ne gibi bir destek istediklerini” sorunca Padişah Vahdettin, işgal altındaki toprakların kendi hükümetine devredilmesi yanında, asileri (Mustafa Kemal’in önderliğinde vatan için savaşanları) bastıracak silahlı kuvvetlerin teçhizi için kolaylık gösterilmesinden, silah yardımı ve mali yardım yapılmasından ve deniz harekâtından söz ediyor. Böylece Kemalistlerin etkisiz hale getirileceğini söylüyor. Padişah Vahdettin daha sonra, Mustafa Kemal’in Mehmet Ali Paşa gibi isyan ettiğini belirtiyor. Fakat o zaman sultan olan dedesinin tek bir şahsın karşısında bulunduğunu, ama şimdi kendi karşısındaki milliyetçilerin bir grup olduğunu söylüyor. “İngiltere o zaman ayaklanmayı durdurmuş ve güçlük giderilmişti. İngiltere şimdi de durdurursa aynı sonuç alınacaktı…” diyor. (10)
Padişah Vahdettin, 7 Ağustos 1922’de, İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold’la bu görüşmeyi yaptığında, 26 Ağustos 1922’deki Büyük Taarruz’un başlamasına sadece 19 gün vardı. Mustafa Kemal Paşa Anadolu’yu düşmandan temizleyip vatanı, milleti kurtarmanın hesaplarını yaparken Padişah Vahdettin, İngilizlerden yardım alarak “isyancı” diye adlandırdığı milliyetçileri, Kemalistleri temizleyip kendini kurtarmanın hesaplarını yapıyordu. Bu sırada vatanı ve milleti ateşe atıyordu.
Gerçek şu ki Büyük Zafer, sarayın, sultanın desteğiyle değil, sarayın sultanın ihanetine rağmen kazanıldı.
Ayrıntılar için bkz.👇
Sinan Meydan yazdı : Büyük Taarruz öncesinde Padişah Vahdettin | Cumhuriyet
https://t.co/A5SVIoWq8x
Britanya kuvvetlerinin 1857 Hint Ayaklanması’nı bastırırken uyguladığı en korkutucu infaz yöntemlerinden biri, mahkûmların top ağzına bağlanarak ateşlenmesiydi. Bedenin parçalanmasına yol açan bu yöntem, Hindu inancında ölüm sonrası ritüeller ve kast düzeni nedeniyle ayrıca büyük bir korku yaratıyordu. Aynı kasttan kişilerle uygun biçimde gömülme ya da cenaze ritüellerinin yerine getirilmesi mümkün olmayabiliyordu. BBC’nin canlandırmasından alınan görüntüler, dönemin acımasız cezalandırma yöntemini gözler önüne seriyor.
Milyonlarca liralık şüpheli para hareketleriyle ilişkilendirilen Rasim Ozan Kütahyalı, iddianame hazırlanmadan tahliye edildi.
Hakkındaki tek maddi delil internette herkese açık stand-up gösterisi olan Deniz Göktaş ise 47 gündür “kuyu tipi” cezaevinde.
Göktaş’ın gösterisi çözümlendi, esprileri savcılıkta tek tek soruldu; ancak iddianame hâlâ yazılmadı. .
İki dosya, tutuklamanın neden birinde geçici tedbir, diğerinde ise peşin cezaya dönüştüğü sorusunu gündeme getirdi.