Osmanlı çınarı, bayrağımızı 7 iklimde gururla dalgalandırmıştır.
Osmanlı’nın yerini alan Türkiye Cumhuriyeti bu topraklardaki ilk değil, son devletimizdir.
Devlet-i ebet müddet, aziz milletimizin bizatihi kendisidir.
Türk milleti var oldukça devletimiz var olmaya devam edecek.
@ElifZeyno_ +Ama o errrrkek bozuntuları sizin gibi kadın-erkeği birbirine düşman gibi görenlerden hoşlanmaz, bu zihniyetteki kadınlardan da ömrü boyunca uzak durur. Milleti mahkemeye vermekle tehdit etmek yerine, bir düşünün, asıl sıkıntı sizin zihninizdeki erkek profilinde olabilir mi diye?
@ElifZeyno_ O errrrkek bozuntuları eşlerinin ve evlatlarının geleceği için tüm ömrünü çalışarak,onlara daha güzel bir hayat yaşatmak adına feda eder, bunu mutlulukla yapar asla gocunmaz, onların yüzündeki bir gülümseme sizin aşağı gördüğünüz erkekler için dünyadaki herşeyden daha değerlidir+
@Mervee217 Erkek dediğin evleneceği eş adayı için herşeyin en iyisini, en güzelini almak ister, kadın dediğinde düğün masrafının ne kadar ağır bir yük olduğunu bilip ona göre davranır. Gösteriş meraklısı kişilerde gelin ayakkabısına vizyonu yetmeyip diye başlayan anlamsız cümleler sarfeder.
Ülkemizi savaşın içine çekmek isteyen tertip, tuzak ve tahriklere karşı çok dikkatliyiz.
Türkiye’nin binlerce yıllık kadim devlet aklı ve hükûmetimizin 23 yıllık kriz yönetim tecrübesi, çevremizdeki karmaşık hadiselerde en büyük kılavuzumuzdur.
Milletimiz müsterih olsun.
Entelektüel kişiliği, bilgi ve birikimi, kitapları, araştırmaları ve akademik çalışmalarıyla milletimizin saygısını kazanan, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi, çok değerli Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamızın vefatından derin üzüntü duydum.
Sayın İlber Ortaylı’ya Allah’tan rahmet niyaz ediyor; kederli ailesine, öğrencilerine, dostlarına, tüm sevenlerine ve akademi dünyamıza başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
Rabb’im mekânını cennet eylesin.
Özel bir söyleşi için şehrimize gelen ve yeni bölümünde Trabzon’un Fethi’ni konu alan “Mehmed: Fetihler Sultanı” dizisinin ekibi, kulübümüzü ziyaret etti
🔗 https://t.co/Z8R2wLSMoo
Amerikan donanması Venezuella açıklarında saldırmak üzere bekliyor. Ve Nobel Barış Ödülü Venezuella muhalefetinin 2023 cumhurbaşkanı adayı siyasetçi María Corina Parisca’ya verildi.
Amerikan hegemonyasının en büyük düşmanı Başkan Madura’nın başına ödül koyan ABD’nin müttefiki Parisca seçilirsem Kudüs’ü İsrail başkenti olarak tanıyacağım diyen bir Siyonist. Durum bu.
6 kategoride verilen Nobel Ödüllerinin özellikle Barış, Ekonomi ve Edebiyat ödülleri çoğunluk kolektif batının jeopolitik ve ekonomik vizyonuna hizmet edenlere verilir. Nobel Barış ödülü ise Norveç ve İsveç Akademileri eliyle Batı’nın “ahlaki üstünlük” iddiasına ambalajlanan batı yıkıcılığının küresel meşruiyetinin yumuşak güçle takdim mekanizmasına dönüşmüştür. Amaç, kural temelli sözde Batı uygarlığının değer sistemini “evrensel hakikat” kisvesiyle dünyaya dayatmaktır.
Nobel Barış Ödülü tarihi aynı zamanda oksimoron seçimlerle doludur.
1973 yılında Henry Kissinger. Vietnam’da milyonlarca insanın ölümüne yol açan savaşın mimarı olmasına rağmen, “barış getirdiği” gerekçesiyle ödüllendirildi. Kissinger’in ödül aldığı günlerde Kamboçya’da halı bombardımanları sürüyordu. Ödül töreninden sonra Nobel Komitesi’nden iki üye istifa etmişti.
2009 yılında ABD Başkanı Barack Obama göreve yeni geldiği halde Irak ve Afganistan’da bombalar yağarken, “barış umudu” diye Nobel e layık görüldü. Aynı yıl, ABD İHA’ları Yemen ve Pakistan’da yüzlerce sivili öldürdü. 2011 yılında Libya parçalandı Kaddafi linç edildi. Obama 2012 yılında Operation Timber Sycamore ile Suriye’nin yıkılma sürecini başlattı.
AB’ye 2012’de topluca verilen Nobel Barış Ödülü, aslında Brüksel’in kriz içindeki meşruiyetine moral desteği için danışıklı dövüştü. Libyanın parçalanmasına baş rolde katılan Fransa ve İtalya sayesinde oluşan kitlesel göç Akdeniz’deki göçmen ölümlerine neden olurken aynı zamanda
Yunanistan, İspanya ve Portekiz halkı IMF reçeteleriyle sokaklara dökülüp, polis tarafından jobla dövülürken Nobel Komitesi “Avrupa’da barışın korunmasını” övüyordu.
Bu ödül, Batı’nın “insan hakları” söylemiyle ekonomik emperyalizmini yeniden kutsadığı bir gösteriydi.
1991’de iktidara geldiğinde, ülkesini Batı çıkarları için stratejik bir enstrümana dönüştüren Myanmar lideri Aung San Suu Kyi 2016 sonrası ordunun işlediği Rohingya soykırımına devlet başkanı olarak sessiz kaldı. Zira bu soykırım bölgede yarattığı karmaşa ile Çin’in kuşak ve yol girişimine engel teşkil ediyordu. Bu olay Batı’nın “insan hakları” mitolojisinin kendi çıkarlarıyla çeliştiğinde nasıl sessizleştiğini gösteren çarpıcı bir laboratuvardır.
Kısacası Nobel demokrasi savunuculuğundan, etnik temizlik savunuculuğuna geçişin ya da Obama döneminde Libya ve Suriye’de “insani müdahale” adı altında yapılan yıkımlar gibi, Batı’nın seçici ahlak anlayışının aynasıdır.
Nobel Ödülleri, Batı’nın “ahlaki hakimiyetinin sahte bir vitrinidir. Bir nevi kültürel meşruiyet yollarını kontrol eder.
Kimin kahraman, kimin suçlu, kimin “demokrat”, kimin “otoriter” olduğuna onlar karar verir.
Batı, Nobel’le kendi düzenine itaat edenleri ödüllendirir;
direnenleri “tehlikeli”, “popülist” ya da “otoriter” ilan eder.
Bugün de durum değişmedi.
Nobel madalyasının altın rengi, yalnızca insanlık ideali değil, küresel finans kapital oligarşisinin rengine denk düşüyor.
Bu ödüle hayır diyebilenler de çıkmıştır. 1970 Nobel Edebiyat Ödülü, Sovyet muhalifi Aleksandr Soljenitsin’e verilmişti. Soljenitsin Gulag sisteminin insanlık dışı yüzünü anlatmıştı, ama bu ödül, Batı’nın Sovyetler üzerindeki ideolojik kuşatmasının bir parçasıydı. Soljenitsın Batı’nın sahte ilgisini gördü törene katılmadı. Daha sonra ABD’ye gittiğinde, Amerikan medyasının Rus halkını aşağılayan tavrına tanıklık edince şu sözüyle Nobel’in maskesini düşürdü: “Batı’da da bir Gulag var, sadece gardiyanları takım elbise giyiyor.”
Ve Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetimizde Nabel Barış Ödülünü bu gerçeklere rağmen ciddiye alan ve alkışlayanların varlığı ne üzücü…
Bölgemizde sınırlar kanla yeniden çizilmek istenirken “böl, parçala, yönet” oyununun tekrar sahnelenmesine rıza göstermeyeceğiz.
“Vadedilmiş topraklar” hezeyanıyla hareket edenler ister kabul etsin ister etmesin bölgemizin geleceğinde teröre ve terör üzerinden yayılmacılığa yer yoktur, inşallah olmayacaktır.
Evelallah bizim hem kardeşliğimiz hem de asırlara sâri tecrübemiz her türlü oyunu bozacak, her türlü sorunu aşacak kudret ve kuvvete sahiptir.
Türkler, Kürtler, Araplar olarak nasıl bin yıldır yan yana yaşıyorsak yine bir ve beraber olmaya, aynı gökyüzünün altında kardeşçe yaşamaya devam edeceğiz.
Sistemler sistemi Çelik Kubbe ile hava savunmasında farklı bir klasmana çıkacağız.
ASELSAN tarafından geliştirilen, Çelik Kubbe’nin omurgasını oluşturacak yapay zekâ destekli komuta kontrol yazılımı ile sahadaki yüzlerce hava savunma sistemi tek bir sistem gibi hareket edecek.
#SavunmadaTarihiAdım
📌Anayasa'nın 42. Maddesi'ndeki
"Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez." hükmü ile oynanmamalıdır!
🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Türkçe, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bütün vatandaşlarının zenginliğidir.
Bir yanda dünyayı paylaşamayan kan emiciler, diğer yanda yıkılan yuvalar, paramparça çocuk bedenleri…
Böyle bir düzen yerle yeksan olsun! İnsanlık bu kirli dengelere mahkûm olmasın!
Kahrolsun İsrail!
Uçtuk Kıbrıs semalarında, ✈️
Toprağın sesi susmasın diye,
Ada’da barışa yol açılsın diye,
Türk’ün vicdanı, mazluma yoldaş olsun diye! 🇹🇷
Mutlu Barış Harekâtı’nın 51’inci yılı kutlu olsun!
Kıbrıs Türkü’nün yok sayıldığı, varlığının tehdit edildiği bir dönemde; zulmün karşısında duran, kardeşliğin ve insanlığın yanında olan Türk milleti, 🗓️ 20 Temmuz 1974’te tarihe altın harflerle yazılan bir adım attı. ✍️
Bugün, bu onurlu harekâtın yıl dönümünde; canlarını feda eden aziz şehitlerimizi saygıyla anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.
Kıbrıs Türkü kardeşlerimizi hiçbir zaman yalnız bırakmadık, bırakmayacağız!
51 yıldır süren kararlılıkla, barış ve özgürlüğün teminatı olmaya devam edeceğiz. 🕊️
#MillîSavunmaBakanlığı
Milletimizin Çanakkale ve Millî Mücadele’den sonra canıyla, kanıyla, bütün varlığıyla yazdığı, kıyamete kadar iftiharla anılacak şanlı bir destan olan 15 Temmuz’un 9’uncu yıl dönümünde, gövdesini siper edip o hayâsız akını durduran tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum. 🇹🇷
O gece canını ortaya koyarak vatanına, devletine, ezanına, bayrağına sahip çıkan tüm gazilerimize teşekkürlerimi sunuyorum.
Darbe girişiminin ilk anlarından itibaren sokakları, caddeleri, meydanları dolduran, havalimanlarına akın eden, geleceğine ve iradesine sahip çıkan, zilleti esaret, şehadeti nimet bilen tüm vatandaşlarıma şükran duygularımı ifade ediyorum.
O gece eli yüreğinde bizler için dua eden, nerede olursa olsun tepkisini güçlü bir şekilde ortaya koyan yurt dışındaki 7 milyon vatandaşımıza…
Gönül coğrafyamızın dört bir tarafında bize destek olan, Türkiye ve Türk milleti için kaygılanan dost ve kardeşlerimize de minnettarlığımı iletiyorum.