Manifest grubuna açılan soruşturma, sahne sanatlarına ve kadının özgürlüğüne yönelik açık bir saldırıdır.
Bu ülkede binlerce çocuk gelin varken, daha geçen gün Boğaziçi Üniversitesi’nde 15 yaşında bir ‘işçi’ kız çocuğu katledilmişken,
kadınların yaşam güvencesi olan 6284 sayılı yasa hakkında mücadeleye çoğunluk kulaklarını tıkamışken,
Narin’den Rojin’e yüzlerce cinayet karanlıkta kalmışken,
tek kelime etmeyenler;
Sahneye çıkan kadınların kıyafetleri hakkında milyonlarca paylaşım yapıyor! Rezalet! Utanç duyuyorum!
İşte tam da bu yüzden vah halimize!
Kadın şarkı söyler, dans eder, istediğini giyer, sahnede özgürce var olur. Bu özgürlüğü hedef alan her saldırı, toplumun tümüne yönelmiş bir tehdittir.
Manifest’i cezalandırırsanız ne olacak?
K pop gruplarını, dünyada yüzlerce örneği olan kız gruplarını takip etmeyecek mi evdeki çocuklarınız? Ahlak bekçiliği yaparak koruyamazsınız çocuklarınızı. Onlara güvenerek,
sevgiyle sarmalayarak, eğiterek, örnek olarak korursunuz.
Bu memlekette her dakika ‘namus’ cinayeti işleniyor. Sizin bu linçlerinizi asıl hak eden o namussuzlardır!
Siz önce suça süreklenmiş çocukları, çeteleri gündem edin! Bu güzel genç kadınları değil!
#KadınınBedeniKendiKararıdır #Manifest
#benimbedenimbenimkararım #6284
Haramilerin elinden yıllar sonra pırıl pırıl bir ilçeyi alan kadın. Bu kadına da Özgür Özel ile aşk yaşadığı iftirası attılar. Kanser tedavisi için ameliyata giren kadına çocuk aldırdı dediler. Hastalığını ailesi bilmiyordu, iftiralar sonrası açıklamak zorunda kaldı. Mücadele ettiğimi kötülük bu.
Organize işler!
AK Parti’nin bir ahtapot gibi sardığı Yunus Emre Vakfı’nda;
Anka Kongre Turizm adlı organizasyon şirketinin 5 ayda kazandığı 61 ihalede yolsuzluk yapıldığını tespit ettik.
Yolsuzluk tutarı: 1.120.038 Dolar
Güncel kur’la: 43.457.000 TL
Dosyada AK Partili bir Bakanın ve MHP’li bir yöneticinin, aile bireylerinin de adı geçiyor.
Vakıflar Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu müfettişlerince yapılan soruşturmaya göre⬇️
❌ İhalelerin satın alma dosyalarının baştan sona uydurma veya kurgulanmış olduğu,
❌ Teklif süreçlerinin göstermelik yürütüldüğü,
❌ Piyasa araştırmalarının gerçekçi olmadığı,
❌ Alım süreçlerinin belirli bir firmanın lehine olacak şekilde yürütüldüğü,
❌ 5 ayda 61 ihaleyi kazanan firmanın tek bir çalışanının olduğu, ofisinin Sanal Ofis olduğu,
❌ Aynı kişiye ait şirketlerin aynı ihaleye teklif verdiği, ihaleye giren üçüncü firmaların adına sahte teklif belgeleri düzenlendiği,
❌ İhale süreçlerinin manüple edildiği,
❌ Haksız kazanç sağlandığı,
❌ Satın alma süreçlerine fesat karıştırıldığı,
❌ Sahte hizmet ifa tutanakları düzenlendiği,
❌ Vakıf kaynaklarının bilinçli ve sistematik zarara uğratıldığı,
❌ Bu doğrultuda satın alma evraklarında ve banka ödeme talimatlarında imzası bulunan kişiler ve şirket yetkilisinin, kendileri ve/veya başkalarının lehine menfaat temin ettikleri,
Tespit ediliyor.
Satın alma onay belgeleri ve piyasa araştırma tutanaklarında imzası olanlar⬇️
🔴 Enstitü Başkanı Şeref Ateş (kaçak)
🔴 Başkan Yrd. Rahmi Göktaş (serbest)
🔴 Daire Başkanı Murat Çakır (tutuklu)
Ayrıca bu kişiler satın alma komisyonunda da yer alıyor.
Vakıftan şirkete banka ödeme talimatlarını verenler⬇️
🔴 Enstitü Başkanı Şeref Ateş (kaçak)
🔴 Başkan Yrd. Kutalmış Yalçın (serbest)
🔴 Daire Başkanı Safiye Yurduseven (tutuklu)
Kaynak: Soruşturma Dosyası, İhale Tablosu, Satın alma onay belgesi örneği, Piyasa araştırma tutanağı örneği, Satın alma komisyonu örneği, Banka havale talimatı orneği⬇️
Aziz milletim, sizden istirhamımdır. Lütfen bunları görün ve paylaşın.
Yokluğumu fırsat bilip "Kanal İstanbul" denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar.
Bu kez alelacele TOKİ'yi devreye almışlar. Dozer ve iş makinelerini mutlak koruma alanının içine, suyun dibine kadar sokmuşlar.
İBB’nin ve İSKİ’nin resmi uyarılarını dikkate almadıkları gibi Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı’nın içme suyu kullanım oranını %100’den %0’a indirmişler. Bunu hiç utanmadan kamuoyundan saklayıp, İSKİ’ye bile bildirmemişler.
Şunu herkes anlasın ki, bizim gözbebeğimiz İstanbulumuz’da feda edilecek bir tek damla su kaynağımız yok. Bu haksız, hukuksuz ve fırsatçı yaklaşımla mücadeleyi asla bırakmayacağız.
Sizin iklim değişikliği ve çevre koruma konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, İstanbul’un su kaynaklarına böylesine saldırmazdınız.
Hukuka, ekonomiye, demokrasiye verdiğiniz zararın yanına çevreye, İstanbul'un su kaynaklarına verdiğiniz zararı ekliyorsunuz. Tüm dünyanın cebelleştiği, yeni yol ve yöntemler aradığı iklim krizine bir kriz de siz ekliyorsunuz.
Hemen vazgeçin bu rant ve talan projesinden. Millet sizi zaten gönderecek bari gitmeden toprağa, suya, havaya daha fazla zarar vermeyin.
Her şeyin değiştiği o an.
İstanbul Üniversitesi öğrencileri polis barikatını aşıp Saraçhane'ye doğru yürüyüşe geçiyor. 19 Mart 2025.
Muhtemelen bu anlar Türkiye'nin kaderinin değiştiği dönüm noktası olarak nesilden nesile anlatılacak.
📹: @bianet_org
Cem’i de gözaltına aldılar. Boykota destek veren kim varsa hedef gösteriyorlar. Çağrılar azalsın, kimse konuşmasın diye. Önce boykot işe yaramıyor diye akıllarınca dalga geçiyorlardı, şimdi insanları işten attırıp gözaltına alıyorlar. Sokağa çıkanları yalan haberlerle kriminalize ediyorlardı şimdi insanların nereden alış veriş yapmayacağı kararına bile zorla müdahale ediyorlar. Hepimiz destek verdik, hepimiz çağrı yaptık, yapmaya da devam edeceğiz! Susmayın!
Herkesi mi işten atacaksınız, hedef göstereceksiniz, gözaltına alacaksınız? Hadi bakalım! #CemYiğitÜzümoğluYalnızDeğildir
Çağlayan Adliyesinde genç kıyımı gaz kesmeden devam ediyor.
Pazar alınan da var yargılananlar arasında, pazartesi evden alınan da, salı çarşamba alınıp dün yetişmeyen de. Dün Cevahir’den alınan gençler ise henüz adliyeye bile getirilmedi.
Savcılar ifade alma zahmetine girmeden dosya üzerinden mahkemeye yolluyor herkesi.
Bir sulh ceza hakimi mesela içeri doldurdu karar bekleyen 10 genci. İsimlerini okuma zahmetine bile girmeden “hepsinin tutuklanmasına” diyip çıktı gitti salondan.
İstanbul’a daha 5 ay önce gelmiş dosyasında HİÇBİR ŞEY olmayan 18 yaşında bir genci tutukladılar az önce. Ağlıyordu.
Yaşlar zaten böyle.
18-20-21 yaşında insanlar. Çalışan da var aralarında, okuyan da. Ne işte ne okulda olacak kadar şanslı olmayan milyonlarca gençten bazıları da burada. Tanıştığım en “yaşlı” sanık 32 yaşında. Dosyalar dosya falan değil. %90’ı çer çöp. Dosyasındaki tek fotoğrafı gözaltına alındıktan sonra(!) olan bir genci de tutuklamışlar mesela.
Dün tutuklananların tutukluğa itirazı da bugün görülemesin diye özel bir gayret sarf edildi. Avukatlar sabah 8.30’dan akşam 17’ye kadar savcılığın dosyaları mahkemeye sevkini (BİR ALT KAT) tam 8 SAAT beklediler.
Olağanüstü bir rejimin olağanüstü zulmünü iliklerimize kadar hissettiğimiz bugünlerde artık KORKMAMA VE SUSMAMA borcumuz sadece bu memlekete değil bu memleket için korku duvarını aşan bu gençleredir!
Silivri Cezaevi’nden beni çok mutlu eden bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Cumhuriyet Halk Partimizin Cumhurbaşkanlığı önseçiminde rekor düzeyde bir katılım gerçekleşti.
15 milyon vatandaşımız oy kullandı. İktidarın zulmünden, tarumar edilen ekonomiden, liyakatsizlikten, hukuksuzluktan canı yanan bu ülkenin on milyonları sandıklara koştu.
Erdoğan’a “artık yeter” dedi.
Bu gece Saraçhane’de ve ülkemin dört bir yanındaki meydanlarda haykıran milyonlara selamlarımı gönderiyorum.
O sandık gelecek, millet bu iktidara unutamayacağı bir tokat atacak.