Kürt gençlerinin Newroz dolayısıyla her sene toplantı düzenlediklerine dair 1947 senesine ait bir belge.
Türkiye Bağdad Elçiliği'nden Dışişleri Bakanlığı'na yollanmış.
"Bağdad 24 Mart 1947
Özeti: Nevruz bayramı dolayısıyla Kürt gençlerinin tertip ettikleri içtima hak. (hakkında)"
Dışişleri bakanlığına
Nevruz Bayramı dolayısıyla Kürt gençlerinin her sene tertip ettikleri Iraklı vezirlerle tanınmış zevatını ve Bağdad'da bulunan bütün müslüman elçilerini davet eyledikleri, tarafımdan hiç birine icabet edilmemiş olan toplantı bu sene de tertip edilmiş ve Mart 22 1947 tarihinde yapılan bu toplantı da Ayan Meclisi Reisi Salih Cebur ile İran ve şarki Ürdün Elçileri de hazır bulunmuşlardır..."
Şakiro’nun seslendirdiği Ferzende Beg (Besra’yê) dengbêjinde anlatılan kahraman Ferzende Beg, Osman Sebri’nin yazdığı Çar Leheng (Dört Kahraman) kitabında bahsedilen dört kahramanın başında gelir.
Şeyh Said Efendi Varto’da ihanet sonucu yakalanınca, ailesini İran’a geçirmek için Ferzende Beg ve diğer liderlerin başında olduğu bir grup yola çıkar. İran sınırında silah bırakmayı reddedince İran güçleri tarafından saldırıya uğrarlar ve birçok kişi öldürülür. Kurtulanlar Simko Axa’nın bölgesine geçer.
1926’da Ağrı İsyanı başlayınca Ferzende Beg direnişe katılır. İsyan bastırılsa da savaşmaya devam eder, ardından İran’daki direnişlere katılır.
Sonunda yaralı yakalanır, Tahran’da yıllarca işkence görür ve 1939’da öldürülür. Eşi Besra Xanım, cenazesini memleketine götüremez ve Tahran’da defnetmek zorunda kalır.
Mezarında “MÊRÊ MÊRA FERZENDE BEGÊ HESENΔ yazar.
Sırrı Sakık sordu, Yaşar Güler yanıtladı: ‘Ardü’l Ekrad’ kaydı haritadan neden çıkarıldı?
Kaşgarlı Mahmud’un tarihi haritasından “Ardü’l Ekrad” (Kürtlerin Ülkesi) ifadesinin MSB Harita Genel Müdürlüğü yayınlarında tehrif edildiği ortaya çıkmıştı.
https://t.co/Y01nHDxm8y
21 Mart 2017 sabahı, Diyarbakır’ın havası bahar serinliğinde, ama içindeki heyecan Newroz ateşinden farksızdı. Malatya’dan gelen 23 yaşındaki Kemal Kurkut, sırt çantasında gitar notaları, cebinde öğrenci kartı, kalbinde müzikle dolu hayaller taşıyordu. İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde okuyan bu genç, Newroz’u ilk kez bu kadar kalabalık kutlayacaktı. “Amed’in ateşini göreceğim,” demişti annesine telefon ederken, sesi neşeliydi.
Şehir girişine yaklaştıkça barikatlar çoğaldı. Polisler her yönden kontrol ediyordu. Kemal, sırt çantasını bırakmış, üstündekileri tek tek göstermişti zaten. Ama bir şey onu rahatsız ediyordu; belki kalabalığın uğultusu, belki de o sabahki gergin hava. Bir kasabın önünden geçerken durdu. İçeri girdi, tezgahtaki ekmek bıçağını kaptı. Kasap arkasından bağırdı ama o çoktan koşmaya başlamıştı.
Kontrol noktasına vardığında üstü çıplaktı artık. Atletini çıkarmış, “Ne var bende? Ne var üzerimde?” diye haykırıyordu. Gözleri dolu, sesi titriyordu. Sinir krizi gibi bir şeydi bu; belki korku, belki öfke, belki de yılların birikmiş çaresizliği. Elinde tuttuğu bıçak sağa sola savruluyordu ama kimseye doğrultmuyordu sanki. Sadece bağırıyordu: “Geliyorum işte, bakın, patlatacak bir şeyim yok!”
Polisler barikatın arkasından bağırdı: “Dur! Dur ihtarına uymazsan ateş ederim!” Havaya birkaç el ateş açıldı. Ama Kemal durmadı. Koşuyordu, belki korkudan, belki meydan okumak için. Bir an durup polislere baktı. Göz göze geldiler. O sırada bir polisin eli tetikteydi.
Bir tek atış. Göğsüne isabet etti. Yere yığıldı. Kan, betonun üstüne yayıldı. Etrafındaki kalabalık dondu. Bir gazeteci, Abdurrahman Gök, o anı fotoğrafladı: yarı çıplak bir beden, elinde ekmek bıçağı, gözleri açık, son nefeste bile sorgulayan bakışlar.
Ambulans gecikti. Kemal oracıkta kaldı, Newroz’un girişinde, barikatın gölgesinde.
Günler geçti. Valilik “canlı bomba şüphesi” dedi önce. Ama fotoğraflar yalan söylüyordu: çanta yoktu, üstü çıplaktı, patlayıcı olacak yer yoktu bedende. Dava açıldı. Yıllar sürdü. Mahkemeler, raporlar, çelişkili ifadeler… Bir polis “olası kastla öldürme”den yargılandı. Sonra beraat, sonra bozma, sonra yine “ceza verilmesine yer yok” kararı. “Kanunun verdiği yetkiyi kullandı” dediler. 2023’te dosya kapandı.
Kemal’in annesi her Newroz’da aynı cümleyi tekrarlıyor:
“Unutmayın onu. Gitarıyla dünyayı gezmek istiyordu.”
Ve Diyarbakır’da hâlâ, o sokağın köşesinde, bahar geldiğinde birileri fısıldar:
“Burası Amed’di, o gün burada bir ateş söndü. Ama küllerinden hâlâ duman yükseliyor.”
🚨 URGENT: @LindseyGrahamSC@ChrisVanHollen @SenatorWyden
Senator Graham, you have stood firmly with the Kurds against the current Damascus regime - which is made up of ISIS remnants - and against Turkish attacks. Now we need your voice again.
Right now, THOUSANDS of Kurdish accounts are being censored on @X@Meta@Facebook@Instagram@YouTube@tiktok_us - not because they violated any rules, but simply because TURKEY REQUESTED IT.
No court order.
No legal process.
No evidence of wrongdoing.
Just an email from Turkey's BTK (telecom authority) saying: "Block these accounts."
And these American companies are COMPLYING:
• @elonmusk's X
• @finkd's Meta (@Facebook@Instagram)
• @sundarpichai's Google (@YouTube)
• @shouchew's @tiktok_us
What did these accounts post?
❌ NOT terrorism
❌ NOT violence
❌ NOT hate speech
✅ "Protect Rojava"
✅ "Stop the war against Kurds"
✅ "Kurds deserve protection"
📌 LOOK AT THIS ACCOUNT: @araratmemm
This is Mem Ararat — one of the most famous Kurdish artists. Go check his account. There is NOTHING illegal. Just music, culture, and calls for peace.
Yet Turkey sent one email, and he was BLOCKED.
Just like him, THOUSANDS of Kurdish accounts have been shut down. ALL OF THEM. Without exception.
Kurds spend 5-10 YEARS building their accounts, reaching hundreds of thousands of followers - and then Turkey sends one request, and BOOM - everything is gone.
Senator, imagine this:
An American ally sends a simple email to American tech companies, and those companies immediately silence the voices of millions of Kurds — the same people who fought alongside US soldiers against ISIS, the same people who lost 11,000 lives defeating the caliphate.
This is not content moderation.
This is POLITICAL CENSORSHIP at the request of a foreign government.
This is SILENCING a minority that America called "our partners."
We respectfully call on you to:
1️⃣ Investigate how US social media companies handle foreign government takedown requests - especially from countries with poor human rights records
2️⃣ Demand transparency from @X@Meta@Facebook@Instagram@YouTube@tiktok_us on Turkish government requests targeting Kurdish content
3️⃣ Hold hearings in Congress on Big Tech's complicity in authoritarian censorship
4️⃣ Consider sanctions or regulatory action against platforms that silence minorities without due process
5️⃣ Include digital rights protections in any future legislation regarding Turkey
The Kurds stood with America.
Now America must stand with the Kurds — including their right to speak.
Senator, you once said: "We should not allow the Kurdish forces - who helped us destroy ISIS - to be threatened by Turkey."
Their voices are being destroyed right now.
On American platforms.
By American companies.
At Turkey's command.
Please act.
#SaveRojava #KurdishVoices #DigitalRights #FreeSpeech #ProtectKurds #StopCensorship
cc: @elonmusk@finkd@sundarpichai@shouchew @TomLantosHRC @hrw@EFF@amnesty@pressfreedom
@EsmaK4841775298@utkanozan@BilalSelimFiliz Sivas Yozgat Tokat bölgesindeki Karslıların çoğu kaçan Ermeniler. Daha önceden bizim köyde oturan bir ermeniyle tanıştım Sivas ve çevresine göç ettiklerini söyledi
@nocontextdigor @BilalSelimFiliz Selim'in karışık köylerinin çoğunda bu durum var. Türk olan ailelerin çoğu kavgadan vs kaçıp başka köye yerleşiyor orada da Kürtlüğünü onlar ediyor kendi kendini Türkleştiriyor. Kendi köyümden biliyorum