İmalı kelime ve vurgular içeren yazıyı dünden beri açıklamaya çalışıyorsunuz. “Aslında öyle demek istemedik” diyecekseniz, öyle dememelisiniz.
Açıklama iyi niyetliyse dahi ciddi bir üslup sorununun olduğu açıktır.
Şu açıklamanın özeti ise “çevir kazı yanmasın”dan ibarettir.
MESLEKTAŞLARIMIZA AÇIKLAMADIR
6 Mayıs 2025 tarihinde kamuoyuna yansıyan yorumlar ve ithamlar nedeniyle aşağıdaki açıklamayı yapma zarureti doğmuştur.
İzmir Avukat Hareketi olarak İzmir Barosu Başkanlığına yaptığımız bilgi edinme başvurusu, bazı mecralarda meslektaşlarımızın emeğini küçümseyen bir girişim gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Bu değerlendirmeler gerçeği yansıtmamakta, sorumluluk sahibi avukatların ifade ve sorgulama hakkını hedef alan tepkilerden ibarettir.
Bahse konu başvuru; İzmir Barosu’nun 19 Mart 2025 sonrası CMK atama sisteminde (OCAS) geçici olarak yaptığı değişikliklerin niteliğine, şeffaflık ilkesine uygun biçimde açıklık getirilmesi amacıyla yapılmıştır. Bilgi edinme hakkı çerçevesinde yöneltilen 11 sorunun temel amacı; farklı uygulamaların hangi hukuki veya idari dayanakla yürütüldüğünü öğrenmek, eşitlik, denetlenebilirlik ve aidiyet duygusunun korunmasını sağlamak olmuştur.
Manuel atamaların sorulmasındaki amaç, gözaltına alınan meslektaşlarımıza görevlendirilme yapılması değil; bu görevlendirmelerden sonra gönüllülük esasını zedeleyecek herhangi bir durumun gerçekleşip gerçekleşmediğinin öğrenilmesi amacıyla sorulmuştur.
Bu süreçte grubumuz dahil olmak üzere İzmir Barosu üyesi çok sayıda meslektaşımız gönüllü olarak sahada görev almış, gözaltı takibi yapmış, ifade ve sorgu aşamalarına katılmıştır. Bu çabayı küçümsemek bir yana, İzmir Barosu'nun bu alandaki refleksini daha da güçlendirecek şekilde CMK sisteminin etkinliğini sorgulamak bizim için bir sorumluluktur.
Altını çizerek belirtmek isteriz ki:
CMK ödenmesine dair hiçbir talebimiz ya da şikâyetimiz bulunmamaktadır. Aksine, bu sürecin gönüllülük ruhuna zarar verdiğini düşündüğümüz, gönüllü kisvesiyle gelerek özel müdafilik almak isteyen meslektaşlarımız, bizzat tarafımızca Baro’ya bildirilmiştir.
Manuel atama yapıldı ise bu süreçte hangi kıstaslarla görevlendirme yapıldığına dair sorular, bir itham değil, şeffaflık talebidir.
Baro Yönetiminde olmayan meslektaşlarımızın koordinasyon görevinde bulunup bulunmadıklarına ilişkin sorular ise İzmir Barosu’nun yetkesinde olan koordinasyon görevinin STK ya da dernekler tarafından Baronun önüne geçerek yapılıp yapılmadığı hususunda, meslektaşlarımızın Baro’ya olan güveninin pekiştirilmesi amacıyla sorulmuştur.
İfade özgürlüğünün, sorgulamanın ve hesap sorulabilirliğin mesleğimizin temel unsurlarından olduğunu hatırlatarak belirtmek isteriz ki:
Meslek örgütlerinin demokratik işleyişinde soru sorulmasının sadakatsizlik olarak gösterilmesi doğru değildir, tam aksine “soru sormak” bir sorumluluktur.
Bir meslek örgütünün demokratik işleyişi içerisinde, üyelerinin yönelttiği sorular sadakatsizlik değil; katılım, denetim ve sorumluluk bilincidir.
Bu sorulara karşı gösterilen hedef alıcı tepkiler ise meslek etiği açısından kaygı vericidir.
İzmir Avukat Hareketi olarak bizler, hiçbir ayrım gözetmeden meslektaşlarımızla dayanışma içinde olmaya, hak mücadelesinin her alanında yer almaya ve Baromuzun güçlenmesi adına katkı sunmaya devam edeceğiz.
Meslektaşlarımıza saygıyla duyurulur.
İzmir Avukat Hareketi
Şu iddiaların asılsızlığı cevap veren birçok meslektaş tarafından ortaya konmuş zaten. Söylenecek pek bir şey bırakmamışlar.
Ama hakkını verelim, tweet sahibi meslektaşın haklı olduğu bir konu var: “Kimse kimseyi kandırmasın.”
Biz de günlerce sabahlara kadar sahadaydık. Görev almak istediğimizde liste doldu gerek yok denilerek geri çevrildik. Bir çok meslektaşımız gönüllü olarak listeye adını yazdırmak istediğinde "hangi gruptansın?" denilerek görev almalarının önüne geçildi. Kimse kimseyi kandırmasın.
Günlerce uykusuz kalıp hak ihlallerinin önüne geçmek için çabalayan meslektaşların emekleri ancak bu kadar değersizleştirilebilirdi herhalde.
Şu paylaşım en hafif tabirle ayıp ve saygısızlıktır. Yazık.
İzmir Avukat Hareketi adına Av. Rıdvan DURGUN tarafından, 19 Mart tarihinde yaşanan gelişmeler ( Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması, İstanbul Barosu davası, belediyelere kayyım atanması) sonrasında zaman zaman OCAS sisteminin kapatıldığı duyurulmuştur. OCAS sisteminin kapatılması ve manuel atama süreçleriyle ilgili şeffaflığın daha açık belirtilmesi adına İzmir Barosu’na bilgi edinme kapsamında başvuruda bulunulmuştur.
Günlerdir meslektaşlarımızla birlikte işimizden , evimizden , uykumuzdan feragat ederek hukuksuz bir düzende hak mücadelesi veriyoruz.
Bize yalnız olmadığımızı hissettiren bu ince davranış destek ve moral oldu.
Varolsun dayanışma 🫶🏼
#dayanışmayaşatır
Gözaltı sayısının oldukça fazla olması ve eş zamanlı olarak ifadelere başlanmış olması nedeniyle acil avukat desteğine ihtiyaç duymaktayız. Bugün ifade işlemlerinde görev almak isteyen meslektaşlarımızın 0 507 848 70 79 nolu telefondan iletişim kurmalarını rica ediyoruz.
Dün gece İzmir Nöbetçi Sulh Ceza Hakimi ve personeli, gözaltında bulunan meslektaşlarımız ve vatandaşlarımız için vermek istediğimiz itirazlarımızı almamak için adliyeyi terk etti.
Bu fotoğraf, hukuksuzluğun fotoğrafıdır. Yargının geldiği son nokta budur.
İzmir Barosu Başkanı ve Genel Sekreteri görevleri dolayısıyla ısrarlı bir şekilde aileleriyle tehdit ediliyor. Bu tehditler tüm avukatlara edilmiş tehditlerdir. Her geçen gün artarak devam eden avukata yönelik şiddet kabul edilemez. Daima yanınızdayız.
İzmir Barosu Başkanı ve Genel Sekreteri baro görevleri nedeniyle günlerdir ısrarlı bir şekilde çocukları da dahil edilerek tehdit ediliyor ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı zanlıyı adli kontrolle Mahkemeye sevk ediyor ve zanlı serbest bırakılıyor.
2022’deki resmî tatillerin birçoğu haftasonuna denk geliyor. Böyle bir yıldan mutluluk güzellik falan beklemek manasız maalesef.. tabi iyi yıllar herkese ama yine de fazla şeyapmayın derim ben