Ya bu bazı Türk insanının görgüsüzlüğü rahatsız edici.
Oğlum bu domatesler Danimarka'ya muhtemelen ebesinin nikahından geliyor, ithal. Yolda besin değerinin bi tarafına kayılıyor.
Dünyada yaşanacak yer ürünün taze tüketilebildiği yerdir. Görgüsüzce bunu da övmezsin.
Danimarka’da bir manava giren Türk, gördüğü domates çeşitleri karşısında yaşadığı şaşkınlığı paylaştı:
“Jelibon seçer gibi domates seçtiğimiz o tezgaha götürüyorum şimdi sizi. Evet, bunların hepsi domates arkadaşlar. Bakın şimdi. Hadi yeşilin büyüğü bizde var, kırmızı var, şu şaka gibi. Sarıya bakar mısınız? Hiç böyle bir şey görmemiştim.”
ig | melisguvercin
Haiti konusu M. Graeber'in Borç kitabında da anlatılır.
Bu Haiti, savaşıp bağımsızlık alıyor, bunun üzerine Fransa bunlara bana şu kadar borcunuz var liman parası diyor.
Ödemeyince de uluslararsı ambargo ve Fransanın borcunu ödemek için faizli borç = hala süren fakirlik.
🇭🇹 🇵🇱 Haiti Milli Takımı, Dünya Kupası’nda giyeceği resmi formalarına Polonya bayrağını ekledi.
Bu bir tasarım hatası değil, iki halk arasında yüzyıllardır süren dostluğun sembolü.
1802 yılında Napolyon, Polonya Lejyonları’ndan binlerce askeri Haiti’deki köle ayaklanmasını bastırmak için adaya gönderdi. Ancak birçok Polonyalı asker, özgürlük mücadelesi veren Haitililere karşı savaşmayı reddederek onların safına geçti ve Fransız ordusuna karşı birlikte mücadele etti.
Haiti’nin 1804’te bağımsızlığını kazanmasının ardından ülkenin ilk lideri Jean-Jacques Dessalines, Polonyalılara vatandaşlık verdi ve onları anayasında “Avrupa’nın Siyahları” olarak tanımlayarak büyük bir onur gösterdi.
Aradan 200 yılı aşkın süre geçmesine rağmen Haiti, Polonyalıların dayanışmasını unutmadı. Bugün futbolcular formalarında taşıdıkları Polonya bayrağıyla, özgürlük uğruna verilen ortak mücadelenin hatırasını yaşatıyor.
Uyku bugünün iletişim ve ağlar çağında dünyadan disconnect olabildiğimiz belki de tek şey.
Bu akıllı saatler ve ağa bağlı her türlü cihazla uyuma hastalığını bu kadar okumuş etmiş adama nasıl çaktılar inanamıyorum.
İnsanı köleleştirme ve bilinci yönetmeye doğru son adım.
Sabah kalktın, Apple Watch’ına baktın… Uyku skoru 62 çıktı. İçinden “Bugün yorgun geçecek” dedin ve gerçekten de öyle oldu.
Peki bu sadece tesadüf mü?
2014’te Colorado College’da yapılan bir araştırma bunu net gösterdi:
164 kişiye sahte bir EEG cihazı taktılar. “Dün gece REM uykun %28.7’ydi (çok iyi)” dediler bir gruba… Diğer gruba da “%16.2’ydi (kötü)” dediler. Aslında hiçbir ölçüm yapılmıyordu, tamamen uydurmaydı.
Sonra hepsine dikkat ve zihin testleri yaptırdılar.
Yüksek skor söylenenler testlerde belirgin şekilde daha başarılı oldu! Gerçekten ne kadar uyudukları veya sabah kendilerini nasıl hissettikleri ise hiç fark yaratmadı.
Yani:
Gerçek uyku değil, “İyi uyuduğuma inanıp inanmaman” beyninin nasıl çalıştığını değiştiriyor.
Düşük skor görünce beyin “enerjimi idareli kullanayım” diyor ve çabuk vazgeçiyorsun. Yüksek skor görünce ise “rahatım, tam gaz gideyim” diyor.
Apple Watch, Oura, WHOOP… Sabah o skora bakmak, bazen tam da ihtiyacın olan mental enerjiyi baştan tüketiyor.
Bu sebeple teknoloji gelişti dil bilmenin gereği yok falan diyenlerin hiçbir şey bilmeyen insanlar olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim.
Bir masa etrafında iletişim kurabilen insan her zaman daha fazla kazanır. Arada bir tool'un olmasıyla aynı şey değil.
Ticari görüşme yapan hemen herkesin deneyimlediği bir şeydir bu.
Fiziksel bir ortamda buluşmak, hatta bir yemek ortamında konuşmak daha etkili.
Fiziksel yakınlığın, el sıkışmanın ve aynı masada oturmanın bilimsel bir karşılığı var, tam hatırlamıyorum detayları ama bu ortamda güven daha yüksek oluyor ve aynı masadakiler birbirleriyle birlikte çalışmaya daha yakın görüyor.
Eğer taraflar uygunsa ben yemekten sonra bir eğlence ortamına da götürüyorum. Birlikte eğlence aradaki bağı bambaşka yere getiriyor. Artık o kişilerle bir anın oluşuyor.
@yasindediler Çernobil skandalı nasıl sovyetlerde bir çok şeyin ayyuka çıkmasını sağlayıp sovyetlerin dağılmasına giden yolu açtıysa bu Epstein meselesi de Siyonist düzenin çöküşüne giden yolu açacak. Umarım. Ve evet bu işe Trump gibi biri lazımdı.
Nearly 40 years ago Trump published a book on how he does negotiations. In it he carefully describes how he always asks for significantly more than what he wants so he can negotiate to what he wants.
Every 8 months he negotiates some deal in this exact same way and everyone freaks out when it happens.
@hakanozerol Bazı insanlar Avrupa'ya gitmek istiyor çünkü Avrupa bedava şeyler veriyor. O bedava şeyler Avrupalıların birikimlerinden emeklerinden.
Bir gün o birikimler tükendiğinde o sistem de çökecek. Avrupalılar bunu anlamıyor, her geçen gün kendi insanlarını fakirleştiriyorlar.
Devlet iki tane yancı ithalatçı korsanı memnun edecek diye kocaman ülkenin insan sermayesinin önündeki potansiyeli kesiyor. Bu köleliği layık görenin de, benimseyenin de...
Şirketiniz size swag tshirt çorap gönderiyor mesela. O da aynı bu şekil.
Hadi swagleri almayalım, ulan bilgisayar gönderecek, bir ssd gönderecek o da takılıyor. Alamıyorsun.
Şirketler de bunu biliyor, sonra diyor ki bu ülke korsan. Orada birini işe almayalım, uğraşamayız.
Mesela yurtdışında yaşayan halanız, teyzeniz, birisi bebeğize bir örgü yelek yapıp hediye yolladı. Ne oluyor biliyor musunuz bu garabet, bu ucubelerin öve öve bitiremediği yasa yüzünden:
Gümrük müşavirliği sizi arayıp faturasını istiyor. Diyorsunuz ki fatura yok, hediye o. Diyorlar ki biz fiyat biçeriz o zaman. Sonra diyorlar ki bu giyim eşyası bunun TAREKS belgesi gerekiyor. Tamam alalım belgeyi diyorsunuz, ama üründen parça alıp laboratuvara göndermemiz lazım diyorlar. Yahu saçmalamayın öyle şey mi olur niye kesiyorsunuz diyorsunuz. Kanun böyle bizim de elimiz kolumuz bağlı diyorlar. Tamam alalım rapor o zaman diyorsunuz. Diyorlar ki rapor ücreti 20bin TL, gümrük vergisi ve işlemleriyle 40bin TL’ye gelir bu ürünün ithalatı diyorlar.
Şaka sanıyorsunuz değil mi? Şaka değil. Böyle işliyor süreç.
Dünyayla birlikte Türkiye'de her geçen gün biraz daha komünistleşiyor.
Para kazanmayı, yatırım yapmayı da yasaklayın, akbil verin bize akbille yaşayalım. Her şeyimiz kayıt altında olsun.
Kuyumcularda nakit para ile altın satış dönemi sona eriyor:
Kayıt dışılıkla mücadele kapsamında Nisan ayından itibaren tüm altınlar 'bandrollü' şekilde satışa sunulacak ve altın alımları yalnızca kredi kartı ve IBAN ile gerçekleştirilecek. (Sözcü)
Tabii ki doğru çünkü varlıklı insanlar kıyma yemez. Kıyma alt sınıfın etidir.
Bu bütün dünyada eskiden böyleydi. Ama artık değişiyor. Mesela Amerika artık enflasyon hesaplarken steak değil kıyma fiyatını denklemde tutarak resmi enflasyon rakamlarını düşük tutuyor.
denilenler dogru, istanbulda lahmacun boyle sandikta satilirdi, mahallede gezerlerdi, pazara da ugrarlardi. mahallelerde pide lahmacun salonlari vardi ama musterisi alt sinifti. lahmacun varos fastfood'uydu. kabul gormesi yenidir hatta youtube'un katkisi da olabilir. eskiden orta-ust ve ust ekonomik segmentteki birine lahmacun teklif etmek kufur gibiydi.
ulkede bazi seyler beni sasirtiyor, mesela gullu'nun olumune yine a b segmenti insanlarin yas tutmasi, siz ne anlarsiniz be gullu ve temsil ettigi kulturden, benzer durumu muslum gurses'te de yasamis sasirmistim. bergen ayni sekilde. hic ummadigin ve varoslara ait degerler ve kultur ve yemek bi anda milli degere donusuyor. guzel tabi
@kayamerthasan_ Şu hikayeyi bile Türk'üz doğruyuza bağlayacak kadar ideolojik saplantılı.
Yetimlik falan kendileri yetimse dertleri. Cambazlığını yaptığı terör örgütü, Türkiye'de binlerce çocuğu haksız yere yetim bıraktı. Yetimlere üzülecek bir kalbe sahiptiyse, o yetimlere üzülseydi.
MacAgent has just been introduced - it's like Cursor, but for mechanical engineers! Its main priority is to handle low-value tasks so you can focus on real mechanical design.
Some of the features include:
1. Real-time collaboration;
2. Instant CAD generation from text or drawings;
3. Standards checker;
4. Cost estimator for parts;
5. AI CAD file searcher.
Dün İstanbul Libadiye’de mobilyacılar sitesine gittim. 20 yıl öncesine kadar bu bölgede küçük işletmelerde kaliteli mobilyalar imal edilir, esnaf ruhuyla satılırdı. Ailem de buradan çok alışveriş yapmış.
Bugünse durum farklı. Artık küçük imalathaneler yok olmaya yüz tutmuş.
Türkiye gibi ülkelerde bu ağaç bu sıcaklarda çiçek açıyor. Ama burada hava sıcak olsa da zaman kış mevsiminde olduğu için ağaç çevre şartlarından bağımsız kendi döngüsünü yaşıyor.
Kendi zamanını yaşıyor.
Miami’de hava ortalama 27-28 C gibi seyrediyor. Ama yine de kış mevsimindeyiz.
Ve ben bugün bir erik ağacı gördüm. Diğer bitkiler yeşiller içindeyken o yapraksız, adeta Türkiye’deki erik ağaçları gibi keldi.
Trump, ABD'nin ve dünyanın Filistin'de 3-5 senede bir aynı sorunu tekrar tekrar yaşamaktan yorulduğunu biliyor. Bir kaç yılda bir aynı filmi izlemeye gerek yok. Bunu gerekirse çılgın fikirleri de ortaya atarak "hadi çözelim." diyecek birileri lazım.
Yaptırım gücü olan, masada sözünün ağırlığı olan birilerinin ortaya çılgın fikirler atması masadaki diğer oyuncuların konuşmasını rahatlatır.
Bir şirkette yönetici olsam ve sorunların gerçekten çözülmesini istiyorsam, çözüm için masaya büyük çılgın fikirler atmaktan çekinmem.
Trump, ortadoğudaki İsrail sorunu için böyle bir şey yapıyor. Türk medyasının Trump'ı bu kadar yanlış okuyor olması beni çok şaşırtıyor. Bu adamın ABD'deki seçim kampanyasına bakarsanız ülkesini kısır döngü sorunlardan çıkarmak istediğini görebiliriz.