"Üşüyorum, annemi istiyorum" diyen Filistinli çocuğun gözlerine bakabildik mi? Var mı bir cevabımız? Başka yöne baksak da olmuyor değil mi? Bakışlarımızı nereye kaydırsak cansız çocuklar var. İsimleri olmayan, artık bir ailenin göz bebeği, kız kardeş, ağabey olmayan, "cenaze" diye çağrılan yavrular.
Onlar büyüme ihtimallerinden korkulan çocuklar. Saçları bir daha asla taranmayacak canlar. Bir daha asla öpülüp koklanmayacak kuzular.
Verilecek bir cevabımız yoksa yok hükmündeyiz.
Hala İkinci Dünya Savaşı filmi izleyerek afyonlanan muktedirler var sadece. Yerin dibine batsın uygarlığınız diyemiyoruz. Çünkü orada çocuklara cevabı olmayan bizler varız.
Ne yapıp edip,
iyiliği düşüneceğiz,
iyiliği yükselteceğiz,
iyiliği konuşacağız,
iyiliği göstereceğiz,
iyiliği kolaylaştıracağız.
Kötülükle savaşmanın,
daha iyi olmanın,
hayatta kalmanın,
başka bir yolu yok...
"Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.." #03.06.1963 🙏🏻🖤🌹
"Soma sorumlusu müfettişler hakkında soruşturma izni vermeyen" bakanı
"Çok güzel öldüler" diyen bakanı
"Ölü sayısını 301 ile kapatırız" diyen bakanı
"İşçiyi tekmeleyen danışmanı"
"Oğlum yüzme bilmezdi" diyen anneyi unutmadık..
#soma
-Sanırım yaşamaya bile üşeniyorsun.
-Öyleyim sanırım.
-Peki özellikle sevmediğin şey ne?
-Her şey. Bu aralıksız koşuşturma, sıradan tutkular, açgözlülükler, birbirinden üstün olma arzusu, dedikoduculuk, insanı baştan aşağı süzmeler...
İvan Gonçarov
Freud'un kızına yazdığı mektup;
"Sevgili Anna en güvendiğin insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğun anlamına gelmez. Fizik kurallarına göre; sırtını dayadığın bir nesne birdenbire giderse sen de o yöne doğru devrilirsin. Yani bunun güçsüzlükle alakası yok".