Kötü haber şu ki, hayatının ne kadar iyi olduğuna inanamayacağın kadar çabuk alışıyorsun.
“Hayatımın neresi iyi ki?” diyorsan…
Mesela sıcak bir duşa giriyorsun.
Ve zamanla bunu sıradan zannediyorsun.
Oysa 100 yıl önce hayranlık duyduğun insanların hiçbiri böyle bir konfora sahip değildi.
Krallar bile değil.
Tarihte yaşamış yaklaşık 100 milyar insan var.
Ve sen, insanlık tarihinin en güvenli, en konforlu, en sağlıklı döneminde doğdun.
Yemeğini kalori hesabı yapmadan bulabiliyorsun.
Çocuğun ilk yıl hayatta kalacak mı diye korkuyla yaşamıyorsun.
Basit bir enfeksiyon yüzünden ölme ihtimalin yok denecek kadar az.
Dünyanın bilgisi, eğlencesi, bağlantısı cebinde.
Objektif olarak bakarsan, krallar gibi yaşıyoruz.
Ama işte paradoks burada başlıyor.
Hayat hiç bu kadar iyi olmamıştı ama insanlar da hiç bu kadar mutsuz olmamıştı.
Çünkü mesele şartlar değil.
Kıyas.
İnsanın arzuları bulaşıcıdır.
Başkasının standardı senin ihtiyacına dönüşür.
Arabanı komşuna göre ölçersin.
Başarını arkadaşına göre tartarsın.
Mutluluğunu sosyal medyaya göre değerlendirirsin.
Ve fark etmeden şu denklemi kurarsın:
Mutluluk = Hayat kalitesi – Kıyas
Kaliten yükselir.
Ama kıyas daha hızlı yükselirse, yine yetersiz hissedersin.
Sorun sahip olmadıkların değil.
Sahip olduklarını artık görmemendir.
Bir saniye dur.
Sıcak su omzundan akarken fark et.
Sevdiklerin yanındayken fark et.
Yemeğini yerken fark et.
Çünkü çoğu insanın hayal bile edemeyeceği bir hayatın içindesin.
Ama onu başkasının hayatıyla ölçtüğün sürece,
kendi hayatını kaçırırsın.
Gerçek soru şu:
Gerçekten eksik misin,
yoksa sadece fazlasıyla kıyas mı ediyorsun?
@PiCoreTeam In my pi network application I have a problem to continue with my phone number that I always used. I cannot reach the support desk, can you help me?
İlk defa sizden bir tweet'i yaymanızı rica ediyorum. Yunanistan depremi hakkında Türk basınında ve sosyal medyasında çıkan haberlerin çok çok büyük çoğunluğu yalandır. Doğru bilinen yanlışlar için yazıyorum:
1. Volkan patlayacak iddiası: İki Volkan da sürekli takip ediliyor ve gerçekleşen depremler volkanik değil tektonik kaynaklı şu an için volkan ile alakalı bir endişe yok.
2. Adalar tahliye ediliyor iddiası: adalarda tahliye işlemi yok. Tam tersi uzmanlar ve resmi yetkililer adalarda kalmanın güvenli olduğunu söylüyor. Ancak sürekli sallanan adada kalmaktan korkan turist, mevsimlik işçi ve bir kısım yerliler orayı terk etti. Terk etme işlemini kendi olanakları ile yani feribotlar ve uçakla yapıyorlar. Devlet herhangi bir tahliye yapmadı çünkü şu an için orası güvenli. Ancak acil bir durumda tahliye gerekirse hazır olmak için bölgeye ve uzal çevresine ek gemiler gönderildi.
3. Çok büyük bir deprem olacak: uzmanlar bölgeyi takip edip simülasyonlar yapıyor ve senaryolar hazırlıyorlar. Birinci senaryoya göre büyüklüğü 5,5'un altında olan sık depremler olmaya devam eder ve bu süreç birkaç hafta, birkaç ay ya da bir yıl bile sürebilir. Bir diğer senaryoya göre büyüklüğü 5,5 ile 6 arası bir deprem olur ki bu adada bir hasara yol açmaz ve arkasından artçı sarsıntılar ile yavaşça sönümlenerek normale döner. Düşük olan bir ihtimal ise 6 veya üzeri bir deprem olur ve bu durumda tsunami de oluşabilir.
Başından beri söylediğim gibi Türkiye'de sizin panik yapmanıza sebep olan şey medyanın buradaki önlemleri sanki bir felaket habercisiymiş gibi vermesi. Felaket senaryosuna göre hazırlık yapılıyor, durumda bile hazır olunmak isteniyor ancak o senaryonun düşük ihtimal olduğunu bilmeniz lazım.
Doğru, teyitli ve yerinden bilgileri, yerli uzmanların ve resmi yetkililerin açıklamalarını buradan size aktarmaya devam edeceğim.
Başbakanın söylediği gibi Yunan bilim insanına güvenin ve sakin olun.
“Zengin yaşamak diye bir şey var. Başka insanları tanımak, onların duygularını anlamak, başka durumları anlamak, empati, sempati… Bunların hepsi duyarlılıkla ilgili. Dünyaya, hayvana, güzelliğe duyarlı olmak.
Eğitimin amacı bu.”