Deniz Göktaş'ın Kur'an'ı kastederek söylediği sözler üzerine...
1- En favori kitap...
2- Benim de favorim diyor.
3- Çevirisi başarısız diyor. Her çeviren başka türlü çeviriyor ve herkes başka seyler anlıyor diyor...
4- Son kitap denilmesi çok iddialı zira o dönemde kitaplar daha yeni yeni yazılıyor diyor. (Kur'an'a inanmadığını belirtiyor aslında)
5- 1200'lü yıllarda yine böyle bir kitap yazılmalıydı diyor. (Zira insan yaşamı çok değişti demek istiyor.)
6- Ama kitabın yazarı (İslam'ın Allah'ı) Kur'an'a son kitap dediği için yenisini göndermiyor, diyor.
7- Domuz da yeneyiversinler derken de yeni kitap gelseydi bu yasağı kaldırırdı ve başka pek çok yeni düzenleme yapılırdı iddiasında bulunuyor.
Bir inançsız olarak Deniz Göktaş'ın bunları söylemesi doğal degil mi?
Biz de inananlar olarak, yanılıyorsun Deniz, bu sözlerine kesinlikle katılmıyoruz, demeliyiz. Konu işte bu denli basit. Bunda soruşturma açılacak ne var?
Bir de kimileri çıkıp dinî konularda şaka yapılmaz diyor.
İyi de Anadolu halk kültüründeki dinî konularla ilgili yüzlerce fıkrayı nereye koyacaksınız? O fıkralar hâlâ anlatılmaya devam ediyor.
Buluttan nem kapar gibi her şakadan inanç krizi çıkarmak pek sağlıklı bir tutum değil. Zira bu, inanç zayıflığına delalet eder.
@CumaliAtas0202@HilalCetak@erkmbltt 24 saat tek başıma yeşil kırmızı sarı 240 280 hasta baktığım oldu .. ayrıca öyle hayal ettiğiniz gibi maaşlar da yok malesef sekreterimle aramda 10-15k ya var ya yok.. çalışma şartları çalıştığımız yere göre değişiyor her hastane bir değil
Hayatı gereğinden fazla sevdiğinizi düşünüyor ve ondan nefret etmek istiyorsanız passiv perfekt k2 cümle yapısını öğrenebilirsiniz..
Bknz: Ich wünschte, dass der Tweet von mir nicht geschrieben worden wäre :’)
Almanya'da bir hastanenin acil servisinde çalışan bir doktor, hastaların acil serviste neden saatlerce beklediğine açıklık getirdi:
"Almanya'da acil servislerde Manchester Triyaj Sistemi kullanıyoruz.
Siz acile geldiğinizde, sizin hastalığınızın aciliyet miktarına göre bir renk kodu atanıyor.
Kırmızı: Hayati tehlike. Hastanın yaşamsal fonksiyonları risk altındadır. Derhal tıbbi müdahale gerektirir.
Turuncu: Ciddi durum. Hayati tehlike potansiyeli yüksektir. Maksimum 10 dakika içinde müdahale edilmelidir.
Sarı: Stabil olmayan, ancak hemen hayati tehlike yaratmayan durumlar. Maksimum 60 dakika içinde hekim değerlendirmesi gerekir.
Yeşil: Hafif dereceli, ayaktan tedavi edilebilecek sağlık sorunları. 2 saate kadar bekletilebilir.
Mavi: Poliklinik seviyesindeki basit şikayetler. Acil servis yoğunluğuna göre 240 dakikaya kadar bekleyebilir."
Palu Ailesi belgeselinde insanın kanını donduran şey sadece Tuncer’in şeytani manipülasyonları ya da bir ailenin adım adım yok oluşu değil. Asıl korkutucu olan, henüz 6 yaşındaki bir çocuğun gördüğü işkenceye dayanamayarak tam 3 kez evden kaçması ve her seferinde yeniden aynı eve gönderilmesi.
Bir çocuk defalarca kaçıyorsa, korkuyorsa, ‘beni kurtarın’ diyorsa; orada artık mesele sadece aile içi suç değil, sistemin alarm vermesidir. Pedagog, sosyal hizmet uzmanı, çocuk psikiyatristi gibi onlarca uzmanlık alanı varken bu çocuk neden korunamadı? Kardeşini ve annesini kurtarmak için yetkililere yalvaran bir çocuğun sesi nasıl duyulmadı?
Daha da ağır olanı; olayın failleri gidip ‘öldürdük, gömdük’ dedikleri halde bile serbest kalabiliyor. Demek ki bazen felaketleri büyüten şey yalnızca kötülük değil, ilk temas noktasındaki ihmaller zinciri.
Bir hekim olarak düşünüyorum: Ben hiçbir kusurum olmasa bile hastam zarar görse yıllarca hukuki süreçlerle uğraşabilirim. Peki burada bu kadar açık ihmal iddialarında kimsenin hiçbir sorumluluğu yok mu?”
Kadıköy’deki kira pazarlığında sözleşmeye çocuk ismi şartı eklendi.
- Moda’daki 2+1 daire için ev sahibi kirayı 40 bin TL’ye çıkarmak istedi.
- Bebek bekleyen çift, artan masrafları gerekçe gösterip indirim talep etti.
- 68 yaşındaki ev sahibi Hulusi K., doğacak erkek çocuğa kendi isminin verilmesini şart koştu.
- Teklifin sözleşmenin “Özel Hükümler” kısmına resmi madde olarak eklenmesi istendi.
- Ev sahibi, çocuk “Hulusi” adını taşırsa kirayı 20 bin TL’ye düşüreceğini söyledi.
- Ayrıca 3 yıl boyunca yasal sınırın üzerinde zam yapmayacağını taahhüt etti.
Hayatında hiç bahçeli bir evde oturmamış yazarın ‘mutlak güzelliği alımlayabilmek için yazdım’ desturuyla zihninde peyzajladığı o bahçede bir an bulunabilmek için neler vermezdim