Çocuk İşçiliğine ve İş Cinayetlerine Karşı Mücadeleye…
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin verilerine göre, Eylül ayında 226, yılın ilk dokuz ayında en az 1736 işçi hayatını kaybetti.
Acımız büyük..
İstanbul İSİG Meclisi Temsilcisi arkadaşımız, dostumuz Ziraat Yüksek Mühendisi Gökhan Turan'ı bir süredir mücadele ettiği hastalık nedeniyle kaybettik..
Ailesine, dostlarımıza başsağlığı diliyoruz, başımız sağolsun..
10 bin yapay zeka ajanına karşı, etten kemikten 2 matematikçi!
Biliyorsunuz, OpenAI'da bir "Türk matematikçi" kaosu var. Bilimde yeni ve dikenlerle dolu bir döneme giriyoruz. Bugün ChatGPT'ye yüklediğiniz tezler, yarın sizin yıllarca süren çalışmalarınızın elinizden alınmasıyla sonuçlanabilir. Zira karşımızda sadece PR için milyon dolarlık hesaplama gücünü devreye alan şirketler var.
Kaosla ilgili bir özet geçip, neden bizi ilgilendirdiğini tartışmak istiyorum bu floodda. Bir haber de hazırladık, ayrıntılar için aşağı bırakacağım.
🚩 Her şey 1 milyon dolarlık matematik problemiyle başlıyor
Tartışmanın merkezinde 100 yıldır çözülemeyen "Navier-Stokes varlık ve düzgünlük problemi" var. İşin teknik kısmına girmeden çok kabaca özetleyelim:
Buckmaster ile Alpöge yaklaşık bir yıl boyunca Navier-Stokes problemine yakından bağlı denklemler üzerinde çalışıyor. Bunu yaparken hem Anthropic'in hem de OpenAI'ın modellerini kullanıyorlar. Sonunda Navier-Stokes denklemiyle ilişkili iki başka denklemde önemli sonuçlar elde ediyorlar.
İkili, matematikçiler Diego Córdoba ve Luis Martínez-Zoroa'nın 2024'te geliştirdiği yaklaşımı temel almış. Bu bilgi şokomelli.
🚩 Efendim bu mevzular sürerken, sektörde bir dedikodu yayılıyor. Bu çalışma, ikilinin bağımsız çalışması ama Alpöge'nin normalde Anthropic'te çalışması OpenAI'ı telaşa düşürüyor.
OpenAI, iki matematikçinin çözüme yaklaştığını duyunca, tüm gücünü ortaya koyuyor ve tam 10 bin yapay zeka ajanını bu problem üzerinde çalıştırmaya başlıyor. Bu hesaplama maliyetinin bedeli milyonlarca dolar. Yani iki matematikçinin, sizin veya benim kullanabileceğimiz bir güç değil.
Neyse efendim, tabii ki bu devasa güçle OpenAI, denklemi kendisinin çözdüğünü duyuruyor. Bu öyle bir denklem ki çözebilene 1 milyon dolar ödül veriyor matematik camiası.
🚩 Gelelim zurnanın daha da zırt dediği yere. İki matematikçiden biri olan Buckmaster, bir açıklama yayımladı. Açıklamada diyor ki, "Biz bu denklemi çözmeye çalışırken, yaygın kullanılan bir yola değil, niş bir yola başvurduk. Yani herkesin aklına gelecek ilk çözüme gitmedik. Ama bir baktık OpenAI da aynı yola başvurmuş."
Bu da tabii şu ihtimali gündeme getiriyor: İki matematikçi tezlerini, fikirlerini OpenAI sistemine yükledi. Sistem bu fikirleri öğrendi, daha da gelişti. Sonra gidip denklemi çözdü ve şirkete armağan etti.
Daha da kötüsü direkt araştırmacıların verilerini mi "çaldı"?
🚩 OpenAI diyor ki, "biz kimsenin verisini çalmadık ki o veriler zaten anonimleştiriliyor". İyi güzel ama burada "anonimleştirilme" kavramı kritik. Demek ki yüklediğimiz tezler, fikirlerimiz vs. kimlik bilgilerinden arındırılarak sistemin geliştirilmesi sürecine gerçekten dahil ediliyor. Şirket bu kısmı tamamen reddedemiyor.
🚩 Bir diğer şokomelli nokta ise OpenAI'ın, Anthropic ile rekabette gözünün ne kadar döndüğü. İddiaya göre, OpenAI, matematikçi Buckmaster'ı aramış ve iki uzlaşma yolu sunmuş ona:
1. seçenekte Buckmaster ve Alpöge bağlantılı denklemlerle ilgili kendi öncül çalışmalarını yayımlayacak, OpenAI ise ertesi gün daha ileri Navier-Stokes sonucunu duyuracaktı.
2. seçenekte ise Buckmaster, OpenAI'ın Navier-Stokes sonucunu temel alan ayrı bir makale hazırlayacaktı ve makalede çözümün OpenAI'ın dahili modeli tarafından bulunduğu belirtilecekti.
Ama OpenAI'ın bu ikinci çalışmadan Alpöge'nin isminin çıkarılmasını istediği iddia ediliyor. Sırf matematikçi, Anthropic'te çalışıyor diye. Buckmaster kabul etmeyince de "kariyerini yakma" filan diye tehdit ettikleri öne sürülüyor.
🚩 Şimdi neden kritik bir ayrımdayız? Soru şu:
Bir yapay zeka şirketi kullanıcılarından öğrendiği şeylerle giderek daha güçlü hale geliyorsa, kullanıcılar yıllarca sürdürdükleri çalışmaların mükafatını yapay zekaya kaptırma riskiyle mi karşı karşıya? 10 bin ajana karşı etten kemikten birkaç insanız.
Ayrıca, matematikçiler bir problemi çözerken bazen hatalar yapar ve bu hatalar yeni matematik konuları, denklemleri, keşiflerine yol açar. 10 bin yapay zeka ajanı yüklenip bir problemi çözdüğünde bilimsel keşif süreci de baltalanıyor. Bilim böyle nasıl ilerleyecek?
Konunun ayrıntılarını içeren haberimizi ikinci tweete bırakıyorum.
Kampüslerde, sokaklarda, adliye koridorlarında savunmaya kendi haklarımızdan başlamak, mücadeleyi birlikte büyütmek için bizimle iletişime geç sıra arkadaşım!
#ykssonuç#Yks26#Hukuk
Ocak ayında 155 işçi,
Şubat ayında 129 işçi,
Mart ayında 150 işçi,
Nisan ayında 190 işçi,
Mayıs ayında 213 işçi,
Haziran ayında 228 işçi,
Temmuz ayında 214 işçi,
2026 yılının ilk yedi ayında en az 1279 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti..
Çocuk İşçiliğine ve İş Cinayetlerine Karşı Mücadeleye…
Temmuz ayında 214, yılın ilk yedi ayında en az 1279 işçi hayatını kaybetti
https://t.co/qELy4ZnwGf
Ekonomik ve fiziki saldırılarla öğretmenlerimize zulmetmelerini kabul etmiyoruz!
Özlük hakları için mücadele eden Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın yürüyüşüne izin vermeyerek öğretmenleri işkenceyle gözaltına alan devlet ve emniyet yetkilileri açıkça suç işlemektedir!
Anılarımızın ve yaşamımızın içine sızan o ince karanfile, umudun yeşerten sesine, hüznünden isyan doğurtan yüreğine, yürüdüğümüz yollardaki ışığına binbir selamla.
Güle güle sevgili Ahmet Telli.
Nevşin Mengü: “Ben NATO’cuyum kardeşim! Var mı! Ben emperyalist katillerin, binlerce çocuğu katledenlerin, pedofili sapıkların yönettiği ve dünya halklarına kan kusturmak ve emperyalist kapitalist merkezlerin güvenliği için yeniden dizayn ettiği gücün uşaklığını yapmaktan yanayım.
Yılların gazetecisiyim, aptal değilim, NATO’un ne olduğunu biliyorum. Daha açık ifade edeyim; ben Türkiye’nin, kanlı darbeler tezgahlayan, katliamlar yapan, ABD ve diğer batılı emperyalistlerin sömürgesi olmayı reddeden ülkelerin üstüne bombalar yağdıran, Türkiye’de olduğu gibi dünyanın pek çok yerinde devrimci ve bağımsızlıkçı güçleri ve işçi hareketlerini bastırmak için gladyo ve kontrgerilla tarzı faşist örgütlenmeleri bizzat eğitip yöneten ve daha kuruluşunda merkezinde ve başında bu işlerin ustası olan eski Nazi generallerinin olduğu NATO’nun ileri karakolu olmaktan yanayım. O kadar!”
Bugün emperyalist savaş örgütü NATO’ya defol dedikleri için şube başkanımız Av. Ezgi Önalan ve üyemiz Av. Yunusemre Işık dahil olmak üzere 25 kişi tutuklandı ve 18 kişi adli kontrolle serbest bırakıldı. Basın açıklamamız için Çağlayan Adliyesi önündeydik.
ÇHD susmadı susmayacak!
📌 Özgür Özel anlattı: Deniz Göktaş "4-5 kez yürüttüler, gülümsediğim görünmesin diye arkadan çektiler" dedi
Özgür Özel, Deniz Göktaş'ın emniyetteki ters kelepçeli görüntülerine ilişkin, "4-5 yürüttüler. Önden çekimlerde hep gülümsedim. Gülümseyen görüntümü vermemek için arkadan çekilmişi vermişler. Film platosu gibiydi" dediğini söyledi.
https://t.co/t0ExP5cf1B
DEMOKRASİ VE HUKUKU KORUYACAĞIZ
7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’nin hemen öncesinde, sabaha karşı İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerde operasyonlar düzenlenmiş; aralarında Baromuz üyesi ve aynı zamanda Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şube Başkanı Av. Ezgi Önalan ile Av. Yunusemre Işık’ın da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmıştır. Yine birinci Meclis önünde Baromuz üyeleri Av. Pınar Akbina Karaman, Av. Doğan Zafer Çıngı ve Av. Fettah Ayhan Erkan ile Av. Tacettin Çolak, Av. İbrahim Kıvılcım Çolak ve Av. Sait Kıran’la birlikte birçok yurttaş bu gözaltılara eklenmiştir.
Son haftalarda ülke genelinde uygulamaya konulan yaygın yasaklar, gözaltı ve tutuklama işlemleri ile savaş halinde bile koruma altında olan temel hak ve özgürlüklerin keyfi biçimde ve kitlesel olarak yok edilme sürecine dönüşmüş bulunuyor.
Öyle ki; daha geçen hafta düzenlenen operasyonlar kapsamında, içlerinde meslektaşlarımız Av. Doğa İncesu, Av. Semra Demir ve Av. Kürşat Bafra’nın da bulunduğu onlarca kişi hukuka aykırı şekilde tutuklanmıştı.
Bu operasyonlar; Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri kullanılamaz kılmaya, muhalefeti sindirmeye ve demokratik toplumu cezalandırmaya yönelik açık bir gözdağıdır. Hukuk devletiyle bağdaşmayan bu uygulamalar, temel hak ve özgürlüklerin fiilen askıya alınması anlamına gelmekte ve hak özneleri üzerinde caydırıcı etki yaratılması amaçlanmaktadır.
Avukatların üstlendikleri davalar, mesleki faaliyetleri, düşünceleri veya üyesi oldukları meslek örgütleri ve dernekler nedeniyle hedef haline getirilmeleri; Avukatlık Kanunu’nun avukatlık mesleğinin bağımsızlığını güvence altına alan hükümleri göz ardı edilerek sabaha karşı ev baskınlarıyla gözaltına alınmaları, yalnızca meslektaşlarımızın değil, savunma makamının ve adil yargılanma hakkının da hedef alınması anlamına gelmektedir.
İstanbul Barosu olarak, gözaltındaki meslektaşlarımız ve yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyor; savunma makamının bağımsızlığına, hukuk devletine ve temel hak ve özgürlüklere yönelik her türlü müdahaleye karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ve meslektaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
Deniz Göktaş, Kılıçdaroğlu'nun kendisiyle emrivaki yaparak görüştüğünü açıkladı:
"Sabah, Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim.
Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. ‘Madem geldiniz, milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın’ dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti. 2023'te Cumhurbaşkanlığı için oy verdiğim insan, 2026'da yüz yüze nezaketsizlik yapmak zorunda kaldığım ilk insan oldu. Avukatımın söyledikleri doğrudur."
(Fatih Altaylı)