Deniz tüm sistemi gösterisinin bir parçası yaptı...
Başına gelebilecek muhtemel her şeyi bilmesine ve hatta gösterisinde açıkça söylemesine rağmen normalde dijital bir kanala satsa dünya kadar para kazandıracak işi Youtube'a reklam bile almadan koyduktan sonra bedelli parasını ödeyip tatile çık ve dönünce anında alacaklarını bilmene rağmen yine de dön...
Kamuoyunun Dikkatine!
Dünyanın en köklü aktif müzik grubu olarak yapılan bu saygısızlığa karşı avukatlarımız gerekli hukuksal süreçleri başlatmıştır.
Asdfghjkl 😂
Şaka şaka.
Son gösterine bayıldık, İyi ki varsın 🙏 @idgoktas
Neşemizi de çalamazlar ya 😜
Ananı avradınııııı…
Üzerine makale yazılır ama sadece ananı avradını demekle yetineceğim aklımdan birkaç distopik film ve bir düzine de roman geçti anlık… vay anasını avradını…
İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten’in savunması bitti.
Soru sormak için söz alan Ekrem İmamoğlu, yalnızca iddialara değil; yıllardır İstanbul’da süregelen imar uygulamalarına, rant tartışmalarına ve şehircilik anlayışına dair çok önemli açıklamalar yaptı…
Her cümlenin altı çizilerek, okunmalı….
👇
Ekrem İmamoğlu: İyi ki birlikte çalışmışız, iyi ki birlikte güzel ve millet lehine, kamu lehine işlere imza atmışız. Geçmişte bir şekilde sizinle bir tanışıklığımız ya da bir diyaloğumuz oldu mu?
Ramazan Gülten: Olmadı başkanım.
Ekrem İmamoğlu:Örgüt üyeliği konusu gerçekten can yakıcı ve Türkiye tarihinin utanç verici suçlamalarından birisidir. Çünkü Türkiye'nin en büyük kamu kurumlarından birisinin örgüt yapısına ya da teşkilat yapısına, bir örgüte dönüştürülmesi şekliyle tarifleniyor ve bu şekilde bir suçlama da size isnat edilmiş. Bu çerçevede; benden direkt veya dolaylı bir şekilde, imara yönelik herhangi bir talimat aldınız mı?Tek bir kelime dahi benden size bir diyalog oluşturuldu mu?
Ramazan Gülten: Kanunsuz olarak nitelendirilecek hiçbir şey olmadı.
Ekrem İmamoğlu: O görüntüleri görünce gerçekten utanç duydum, kamu adına utandım. Üsküdar'da, belki de biblo gibi İstanbul'un en güzel noktalarından biridir Kuşkonmaz Camii…O dönemin naifliğiyle ecdat oraya o kadar güzel bir cami yapmış ki; gayet naif, gayet minimal, doğaya ve ortama çok saygılı bir çerçeveyle oturtulmuş bir camidir. Biz, bu caminin etrafını sarmış olan illegal yapıların arındırılmasıyla ilgili bir süreç işletirken ve orada arkadaşlarımızın almış olduğu kararlarla
Oradaki arındırma sürecinde, 300’e yakın polis sadece bir tek büfenin yıkımını engellemek için orada barikat kurdu. Bakın, Türkiye tarihinde böyle bir şey yoktur. "Büfe" derken, aslında bir çay bahçesi; tabii daha farklı bir masrafla, büyük bir rantla yapılmış bir yer. O yapılar yüzünden cami görünmüyordu yani. İşte o kaçak yapının arındırılmasını engellemek için üç yüze yakın polis, üç gün boyunca orada nöbet tuttu. Üç gün, gece gündüz devletin polisi orada bekletildi. Dönemin valisi bana bu konuda cevap veremedi. "Niçin bunu yapıyorsunuz? Hangi kanuna göre yapıyorsunuz? Yedi sekiz otobüs çevik kuvvet, iki TOMA, belediyeye karşı bir büfeyi niçin korur?" Ve hangi bakanın talimatıyla korunduğu belli o dönem. Oranın yıkımında, bu genç kardeşimin yüzü gözü kan revan içinde bırakıldı. Saldırıya uğradı devletin kamu görevlisi ve zabıtalarımız. Kadın zabıra… O da buradaydı. Kadın zabıta daire başkanımız; o dahil. Burada tahliye edildi. Serbest bırakıldı. Ve bizim seninle tek görüşmemiz; o saldırıdan sonra kendisini telefonla arayıp , ne yapacağımızı sorduğumuz görüşmedir. Böyle bir süreçten geçti İstanbul ve İstanbul bu süreçte çok arınmıştır pisliklerinden ve salyalarından bu tür insanların. Bu anlamda da teşekkür ediyorum Ramazan Bey'e.
İstanbul'un tek bir noktasında; bir parkında, bir meydanında, sahilinde, şurasında veya burasında, bir kişiye özel alan oluşturulması, tahsisi, ihalesi ya da imardan bir evrakının usulsüzce geçirilmesi gibi bir durum yaşandı mı? Koca 16 milyonluk şehirde bir büfe, bir çay bahçesi, milletin anlayacağı dille söylüyorum,tek bir yer size bizden gelerek talimat; kamu yararı dışında, kamu kurumunun kurallarının dışında herhangi bir talimat ya da uygulama baskısı yapıldı mı
Ramazan Gülten: Asla gelmedi. Şunu söyleyebilirim ama: Sizin adınızı kullanarak "Asker arkadaşıyım", "Bizim Ekrem”, “Liseden arkadaşıyım", "Çocukluk arkadaşıyım" diyen insanlar geldiler. Sizden gelmediğini bildiğimiz için onlara cevapları verdik.
6 yaşındaki H.K.G’yi, 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli ile evlendirdiler. Tarikat dışına çıkarılmayan çocuk 7 yaşından itibaren cinsel istimara maruz bırakıldı. Çocuğa yıllarca bunun oyun olduğunu söylediler. H.K.G. bunu bütün kız çocuklarının yaşadığını zannediyordu. 14 yaşında annesinin götürdüğü doktor istismarı fark etti, polise haber verdi. Tarikat kemik yaşı testine 22 yaşındaki kadını soktu. Sapıklar kurtarıldı. 17 yaşında götürüldüğü
psikiyatrist ‘Sana 7 yaşından beri tecavüz etmiş’ dedi. H.K.G. Kadir İstekli’yi konuşturup istismarı itiraf ettirdi ve konuşmayı kaydetti. Bu kayıtla savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki yıl dava açılmadı. Sapıklar medreselerde çocukların yanındaydı. H.K.G.’yi çok tehdit ettiler, şikayetini geri almaya zorladılar. Ama bir adım geri atmadı. Davasında direndi. Bizim haberimizden sonra kadın örgütlerinin, baroların mücadelesiyle davada baba Yusuf Ziya Gümüşel 19 yıl, Kadir İstekli 30 yıl hapis cezası aldı. Yeni Şafak, Akit, Cübbeli Ahmet bu sapıkları savunup H.K.G.’ye iftiralar attı. Suçlu bulunan Yusuf Ziya Gümüşel serbest bırakıldı.
Şimdi sapıklar ve onları savunanlar kutlama yapıyor. Yazıklar olsun.
Faik Öztrak son 19 yıldır milletvekilliği yapıyor. Babası Orhan Öztrak ise 8 yıl milletvekilliği yaptı. Faik Öztrak’ın dedesinin adı da Faik’ti. Dede Faik Öztrak, 30 yıl milletvekilliği yaptı ve Cumhuriyet’in ilk dönemlerinin İçişleri Bakanlarından biri olarak görev aldı. Yani Öztrak ailesi, üç nesildir toplam 58 yıl milletvekilliği yapmış durumda. Koltuğa yapışan biri aranıyorsa, o da Öztrak ailesidir.
2007–2026 arasında, yani 19 yıldır milletvekilliği yapan Faik Öztrak’ın basın açıklamasında ‘makamlarından bir türlü vazgeçmeyenler’ ifadesini kullanması ironinin sözlük tanımına aday.
Ferdi başkanın seçim kampanyasını ben yaptım.
Madem bu kadar para verilmiş;
Biz neden Seçim Koordinasyon Merkezi( Skm) dahi olmadan kampanya yaptık! Bütün toplantılarımızı Ferdi başkanın mimarlık ofisinde ya da Chp Manisa İl başkanlığında yaptık?
Bizim neden seçim otobüslerimiz, araçlarımız yoktu?
Biz neden medya satınalma yapamadık!
Ferdi Başkan kampanya giderlerini neden cebinden karşıladı?
Ferdi başkan bütün kampanyayı neden 2015 model bir araçla tamamladı?
Ben bütün kampanya süresince neden kendi aracımı kullandım, benzinimi dahi kendim karşıladım?
Neden, kampanya için çalışan gönüllüler dahil, herkes kendi yemek paralarını kendileri ödedi?
Sahaya çıktığımızda Milletvekilleri, İl Başkanı, yöneticiler kendi ceplerinden harcama yaptılar ?
Hayatını kaybetmiş, cevap veremeyecek bir insan üzerinden Genel Başkan Özgür Özel’e saldırmayı, karalamayı göze alacak kadar alçalmazsınız diye düşünüyorduk.
Kaybedecek ne çok şeyiniz var ki buna dahi tenezzül ediyorsunuz!
Seni anlıyorum aileni malını mülkünü dağıttılar. Ne derlerse yapacak kıvama getirdiler. Ama şunu bil ki bu devran öyle veya böyle dönecek. Sen bu dönüşü geciktiriyorsun. Zorlaştırıyorsun. Sana yapılanları geri alamazsın dediklerini yaparak ama cezalarını çekmelerini geciktirirsin
Timur Soykan: “Çok önemli bir belediye başkanını Kemal Kılıçdaroğlu ziyaret ediyor. Kılıçdaroğlu bu kişiye 'itirafçı ol, İBB davasını büyüt' diyor. O belediye başkanı ve yakınlarının onayını almadığım için ismini açıklayamıyorum."