Rakamları değiştirebilirsiniz ama pazar filesini değiştiremezsiniz!
4 Eylül’de Ankara’da TÜİK önünde HEPSEN ve KASK olarak haykırdık:
Maaş eriyor, hayat pahalanıyor, emek değersizleşiyor!
Artık TÜİK’in değil, sokağın gerçeği konuşulsun.
#HEPSEN#KASK#TÜİK#4Eylül#memur
TÜİK Rakamları Memuru Tüketti!
Pazarda, markette, kirada; enflasyon can yakıyor!
Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu (KASK) olarak, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) önünde basın açıklamamızı gerçekleştirdik.
Her ay yayımlanan ve gerçekle örtüşmeyen enflasyon verileri, milyonlarca emekçinin yaşamını doğrudan etkiliyor. Çarşıda, pazarda, markette ve kirada vatandaşın karşılaştığı gerçek hayat pahalılığı ile açıklanan resmi rakamlar arasındaki makas her geçen gün büyüyor.
TÜİK’in açıkladığı veriler üzerinden milyonlarca emekçinin alın terinin, ücretinin ve kazanılmış haklarının değersizleştirilmesine sessiz kalmayacağız!
KASK olarak bu sürecin takipçisi olacağımızı; hukuki mücadelemizi sürdüreceğimizi, demokratik ve meşru eylemlerimizden geri adım atmayacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.
Yetkilileri, milyonlarca emekçinin yaşadığı ekonomik gerçekliği görmeye, sorumluluklarını yerine getirmeye ve emekçinin hakkını koruyacak adımları derhal atmaya davet ediyoruz.
Gerçek enflasyon gizlenemez, emekçinin hakkı gasp edilemez!
KASK olarak susmayacağız, mücadeleden vazgeçmeyeceğiz!
@ynsmsek@hepsen_2020@unipersen@399Kamu@bizimsenorgtr@adaletsendikasi
#tüik #enflasyon #ankara #kaskkonf #kask #bağımsızkamusendikalarıkonfederasyonu
Elinde plaketle torpilli makamları gezenlerden sendikacı olmaz.
Torpili hak bilip bunu emekçilere karşı bir baskı aracına dönüştürenden sendikacı olmaz.
Bir sendikanın yöneticisi olup aynı zamanda hastanede idari bir görevde bulunanlardan, sendikal kimliği ile makamını birbirine karıştıranlardan sendikacı olmaz.
TikTok fenomenleri gibi kamera karşısında görünmeyi sendikacılık, birkaç video çekmeyi emek mücadelesi sananlardan sendikacı olmaz.
“Şu saati bekleyin, şu günü bekleyin; neler neler açıklayacağız” diyerek sürekli gündem yaratıp somut bir mücadele ortaya koymayanlardan sendikacı olmaz.
Makam koltuğunda oturup emekçinin sorunlarını dile getirdiğini sananlardan sendikacı olmaz.
Sürekli parti il başkanlıklarının kapısını aşındırıp siyasi ilişkilerini sendikal mücadelenin önüne koyanlardan sendikacı olmaz.
“Yetki bizde olsa şöyle yaparız, böyle yaparız” deyip bugün elindeki imkânlarla ne yaptığını sorgulamayanlardan sendikacı olmaz.
Sendikayı işverenle iş birliği yapmanın, makam ve güç devşirmenin aracı olarak görenlerden; sendikacılığı bir şirket yönetir gibi yapanlardan olsa olsa emek mücadelesinin ruhundan kopmuş, koltuk ve çıkar peşinde koşanlar çıkar.
Bir emekçi sendika üyelik formuna üç nüsha imza attığında yalnızca bir sendikaya üye olmaz. Emeğinin, alın terinin, hakkının ve geleceğinin savunulması için sendikasını vekil tayin eder.
O imzanın anlamını bilen, o güvenin sorumluluğunu taşıyan sendikacı olur.
O güvene ihanet eden ise yalnızca bir üyeye değil, emekçinin alın terine ihanet etmiş olur.
Çünkü sendikacılık bir koltuk değildir.
Bir makam değildir.
Bir kariyer basamağı hiç değildir.
Sendikacılık, emekçinin hakkını kendi hakkı bilmek; gerektiğinde bedel ödemeyi göze alarak mücadele etmektir.
Ve unutulmasın:
Emekçinin verdiği yetki, hiçbir makamın, hiçbir siyasi ilişkinin ve hiçbir kişisel çıkarın üzerinde değildir.
Günlerdir, aylarca maaşlarını alamadıkları için Ankara’da hakkını arayan madencilerden; meydanlarda hakkını arayan gazilere, Zonguldak’ta şiddete hedef olan mevsimlik çocuk işçilere kadar, işçilere ve emekçilere yönelik her alanda bir zulüm vardır.
Hakkını arayanların gözaltılarla, baskıyla ve şiddetle karşı karşıya bırakıldığı bu düzenin karşısında aynı gerçekle yüz yüzeyiz: Bu ülkede bir ezen, bir de ezilen vardır.
İşçilerin ve emekçilerin yaşadığı bu ızdırap yalnızca bugünün sorunu değildir; yıllardır süregelen bir adaletsizliğin sonucudur.
Bu acımasızlığa ve adaletsizliğe karşı toplum olarak birlikte mücadele etmek, dayanışmayı büyütmek ve emeğin hakkını savunmak zorundayız.
@hepsen_2020
30 yıllık sendikaların aklına gece nöbeti farkı, HEP-SEN kurulduktan sonra geldi.
Yıllardır çözemedikleri bir hak kaybını bugün "kazanım" diye anlatıyorlar.
Sonuç ne?
Gece boyunca verilen emeğin karşılığı olarak sadece %10'luk (14 TL) bir artış.
Üstelik birçok kurumda bu ödeme hala yapılmıyor.
Hem yetersiz bir düzenleme yapılıyor, hem de uygulaması takip edilmiyor.
Sonra da sağlık çalışanlarına bunu büyük bir başarı hikayesi olarak anlatıyorlar.
Sağlık çalışanları algı değil, gerçek çözüm istiyor.
#SağlıktaHakKaybıVar
Gece çalışmanın yıpratıcılığı ortada.
Uykusuzluk var.
Risk var.
Sorumluluk var.
Hayati kararlar var.
Karşılığı ne?
Saatlik 137 TL.
%10 artırımla sadece 151 TL.
Bir sağlık çalışanının gece boyunca verdiği emeğin karşılığı bu olmamalıdır.
Fazla mesai ve nöbet ücretlerinin günümüz ekonomik şartlarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz.
#SağlıktaHakKaybıVar
@saglikbakanligi@drmemisoglu@sagliklicozum
Gece boyunca uyumadan çalış.
Hayat kurtar.
Risk al.
Sorumluluk yüklen.
Sonra sana denilsin ki:
“Bir saatin 151 TL.”
Sorun sadece ücret değil.
Sorun, emeğin değersiz görülmesi.
#SağlıktaHakKaybıVar#hepsen#kpss#gecenöbeti
Gece çalışmanın yıpratıcılığı ortada.
Uykusuzluk var.
Risk var.
Sorumluluk var.
Hayati kararlar var.
Karşılığı ne?
Saatlik 137 TL.
%10 artırımla sadece 151 TL.
Bir sağlık çalışanının gece boyunca verdiği emeğin karşılığı bu olmamalıdır.
Fazla mesai ve nöbet ücretlerinin günümüz ekonomik şartlarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz.
#SağlıktaHakKaybıVar
@saglikbakanligi@drmemisoglu@sagliklicozum
Personel yok, yük çok. Atamalar yapılmıyor, maaşlar eriyor.
Sağlık sistemi fedakârlıkla değil, güçlü kadrolarla ayakta kalır. Alkış değil, hakkımızı istiyoruz.
Atama bekleyen sağlıkçılar Hizmet bekleyen hastalar Görmezden gelinen gerçekler var!
#KPSS2024AtamaBekliyor#hepsen
2024 KPSS puanıyla yetişmiş sağlık insan gücü hazır beklerken, sahada artan hasta yükü ve yeni açılan sağlık tesislerinin ihtiyaçları görmezden gelinemez. Sağlık hizmetinin niteliği, doğru zamanda yapılan planlı istihdamla güçlenir; belirsizlik ise hem çalışanı hem sistemi yıpratır.
HEP-SEN olarak; öngörülebilir, düzenli ve adil bir atama takviminin derhal açıklanmasını talep ediyoruz.
#KPSS2024AtamaBekliyor
@saglikbakanligi@drmemisoglu@sadeplatformm
Vatandaşlarımızın sağlık kurumlarımıza başvuru sayısı 1 milyarı aşmış durumda.
Son resmi verilere göre Türkiye’de her bir vatandaş yılda ortalama 12,2 kez sağlık kuruluşlarına başvuruyor.
Dünyada eşi benzeri olmayan bir tablo!
AB ülkelerinde 3 sağlık çalışanının yaptığı işi,
Türkiye’de 1 sağlık çalışanı yapmaya zorlanıyor.
Bu yük artık taşınamaz noktadadır.
Sağlık çalışanlarının fiziksel ve ruhsal gücü tükenmiştir.
Unutulmasın:
Binalar hasta bakmaz.
Çözüm nettir: ATAMA ŞART!
#SB3AlımZorunludur